Manşet, Yazarlar

“Ben” değil  “Biz” diyebilmek…

Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür. ” demiş yüzyıllar öncesinden Mevlana hazretleri.

Kendimizi muhatap olduğumuz kişilere doğru bir şekilde ifade edebilmek,

dünyayı ve etrafımızda olan biteni daha doğru algılayabilmek için

sağlıklı iletişim kurabilme becerilerimizi geliştirmeliyiz.

İletişim Asrında, olmazsa olmazlarından biri de ” dinlemenin ” önemini

kavramak ve gereklerini yerine getirmek için çaba sarf etmektir.

Nerdeyse  hepimizin ” anlaşılmadığımızı ” düşündüğümüz bu

zamanda – dinlemek – eyleminin önemini vurgulamak gerekiyor.

Geliştirilmesi gereken iletişim becerilerinden belki de en önemlisi

dinleme becerisidir.

En küçük daire olan ailemizden başlayarak yani çocuklarımız ile,

eşinizle ve daireyi genişleterek arkadaşınızla veya yabancılar ile

konuşurken sizi ” can kulağı ” ile dinledikleri duygu ve düşüncesi

mutlu olmanızı sağlayacaktır.

“ Etkileme, başkalarının bizim görüşümüzü ya da görüşlerimizi

hoşnutlukla kabul edip bu görüşleri aynı hoşnutlukla diğer

insanları etkileyebilmek için kullanmaları sürecidir. ”

Bu tanımı yapan “ Karşındakini Anında Etkile ” kitabının yazarı

Eckhart Handler, etkilemenin zorlama ya da yönetme süreçleriyle

bir tutulmaması gerektiğini ortaya koyar.

Etkilenen kişinin başarısının temel göstergesi, onun diğer insanları olumlu bir biçimde etkileyebilmesidir. ​

Eyleme geçmeye hazırlıklı değilseniz, olaylar üzerinde etkide

bulunmanız ve amaçlarınıza ulaşmanız pek mümkün olmaz.

Çevremizde diğer insanların yapmasını istediği şeyi yapmalarını

sağlamayı kesinlikle başaramayan birçok insan var.

Daha da kötüsü, bunlar tam tersi tepkiyi kışkırtmaya eğilimlidir.

Bu insanlar, fikirleri ne kadar iyi olursa olsun, başkalarını etkilemede

etkin olmak bir yana, onları kendilerine muhalefet etmeye yöneltirler. ​

Kullandığınız etkileme stilinin somut duruma ve karşınızdaki topluluğun

özelliklerine uygun olması gerekir.

Bir başka kişiyi etkilemeyi planladığınızda da geçerli olan bazı genel ilkeler vardır:

Empati yapın yani kendinizi karşınızdaki kişilerin yerine koyun:

Onlar açısından iyi bir sonuç ne anlama geliyor?

Düşündükleri ve hissettikleri neler?

Onların niyet ve endişelerini ne kadar iyi anlarsanız, onlarla o kadar daha iyi uyum kurar ve onları etkileme olasılığınız o kadar artar. ​

Karşınızdaki kişiye odaklanın, göz teması kurun, karşılıklı bakışın ve bir ittifak oluşturmaya çalışın. ​

Ortak amaç ve karşılıklı anlayışa işaret edin.

“Ben”den çok “biz” diye konuşursanız, o konuda birlikte olduğunuzu daha baştan hissettirmiş olursunuz.

Dil kullanımındaki bu özen vurguyu, anlaşmazlıkla sonuçlanması

muhtemel bir tartışmadan problem çözmeye yönelik bir

karşılıklı konuşmaya döndürebilir. ​

Sözel olmayan mesajlarınıza –jestlerinize, duruşunuza, el kol hareketlerinize, sesinizin tonuna- dikkat edin.

Bunlar karşınızdaki insana ağzınızdan çıkan sözlerin içerdiğinden

çok daha fazla enformasyon iletir.

O nedenle sözel olmayan davranışlarınızın bir bütün olarak şu mesajı vermesini sağlayın:

Ben güvenilir biriyim ve sizinle işbirliği yapmak istiyorum.”

Bunu sağlamanın en kolay yolu yapmacık değil sahici davranmaktır. ​

Ne elde etmek istediğinizi ve bunun nedenini en baştan dile getirin.​

Talep ettiğiniz şey konusunda rahat olun​.

Açık ve dürüst olun, aynı zamanda öteki kişinin ihtiyaç, istek ve duygularına açık olun.​

Kendinizi gerçekten her iki tarafın da kazançlı çıkmasına adayın. ​

Dinleyin!​

Karşınızdakine düşüncelerinizi anlatırken ya da onu ikna etmeye çalışırken zorlanıyorsanız doğru yöntemleri kullanmıyorsunuz demektir.

Aslında ihtiyacınız olan tek şey:

Doğru kelimeyi kullanmak.

Peki bu kelimeyi nasıl seçeceksiniz?​

Öncelikle alışılmış sözcükleri doğru ve uygun anlamda kullanmaya dikkat edin.

Sözlüğün ücra köşelerinde zaten var ve kabul görmüş bir kelimenin eşanlamlısını kullanmak sizi ilginç yapmaz, anlaşılmaz yaptığı gibi komik görünmenizi de sağlar. ​

* Argo kullanmamaya özen gösterin.

Özellikle teknik terimlere ve mesleki dile günlük konuşmanızda kesinlikle yer vermeyin.

Bunlar karşınızdakine:

Ben anlatıyorum, anlayamamak senin problemin ” demek anlamına gelir.​

* Konuşurken negatif önermelere yer vermeyin.

Pozitif olun.

Hani şu bardağın yarısının dolu ya da boş olması gibi.

Doluyu kullanın.​

* Belirsizliklere yer vermeyin.

Kesin konuşun ki anlattığınızdan emin olduğunuz anlaşılsın.

Böylece karşınızdakinin sizi can kulağıyla dinlemesini sağlarsınız. ​

* Karmaşaya yer vermeyin.

Anlattığınız şeyi en az sayıda sözcük kullanarak ve yalın anlatın.

Boş yere kafa karıştırmayın.​

* Cümlelerinizi uzun tutmayın.

Bu anlatmaya çalıştığınız noktadan karşınızdakinin uzaklaşmasını sağlar.​

Düşük cümle kurmayın.

İmla kurallarına uyduğunuz sürece düzgün anlatım yaparsınız. ​

* Bir şey anlatırken karşınızdakini de konuya ortak etmek istiyorsanız onu da anlattıklarınıza katın.

Arada sırada onaylama alın ki, tepkisine göre konuşmanıza yön verebilin.​

“Bir insanla bağ oluşturmanın en temel ve güçlü yolu dinlemektir.

Sadece dinleyin …

Belki de birbirimize verdiğimiz en önemli ve değerli şey dikkatimizdir

Sevgi dolu bir sessizlik en iyi niyetli sözlerden bile daha güçlü bir iyileştirici ve bağlayıcıdır” …diyor Rachel Naomi Remen.

İnsan ilişkilerinde bizi diğerlerine önemli hissettiren unsur danışmak ve dinlemektir.

Sadece dinledikleri değil, konuştukları kişiler insanlara daha yakın gelir.

İnsanın karşısındakini ikna etmesi konuşarak değil, dinleyerek gerçekleşir.

Devam edeceğiz.

burhancicek@zamanaustralia.com

 

Reklam

Döviz - Borsa - TL

Avustralya Doları
4,6045
Amerikan Doları
0,72845
Euro
7,6128
İngiliz Sterlini
8,4834
BIST
106699
Altın
6,839
Son Güncelleme: 01.06.2020 08:29