Manşet

“Bireyleşmek, Yerelleşmek” derken “Dağılmak”

Yangın yeridir yüreğim.

Üzüntü, elem bitmiyor.

Balyozun biri inerken başıma,

Yeni gelene gücüm yetmiyor.

Neredeyse şirazeden çıktık, ip koptu, tesbih taneleri gibi dağıldık.

Her birimiz bir diyarda ben derdine düştük.

Nerede birleşip biri bin eden birler.

Nerede ayrılıp-dağılıp bini bir eden birler.

Omuz omuza verip 1111 (binyüzonbir) olmak varken, illâ “ferdim-bireyim” diye avâz avâz bağırıp, 1-1-1-1 (bir-bir-sâdece bir) olmak neden ?

Dünyâ birlikte yaşayıp “Kollektif Şuur” derken, kazanırken, bu ısrâr neden ?

Cemaât bizden ferdiyyetimizi, şahsiyetimizi, kabiliyetlerimizi, fikirlerimizi fedâ etmemizi istemedi.

İsteyen fertler varsa hatâ etmişler, boyun eğdi isek biz hatâ ettik.

Biz kolaycılığa kaçıp, güce dayanıp her şeyimizi bırakıverdik.

Öyle ya, her işimizi çözen bir yapı vardı.

Bütün kapıları açan sihirli bir anahtar.

Sâde kardeşlik hisleri ile birbirlerini omuzlayan insanlar vardı.

Şahsî menfaât yada içine girdikleri işin önünü ardını hesap etmeden, samîmâne kardeşlik için birbirlerini omuzlayan insanlar vardı.

Sonra “yıkılası abilik” menfaât hissi geldi.

Sen-ben kavgası başladı.

Derken birisi “bende açmaya namzet bir çiçeğim” dedi.

Güller zakkuma kalboldu.

Zehir-zıkkım yudumlamaya başladık.

Her birimiz el-ele verip bin-binler-onbinler olmak istiyorduk.

Ben, ben diyerek benliğin kara deliğine düştük.

Şahsi kemâlât ararken, yekvücut hasâret yollarına girdik.

Güyâ hakkâniyet adına, Hakk-hak derken, Hakk-hak adına yürürken birbirimizi katlettik ve hâlâ katlediyoruz.

“Ben” deyip söylenen, söyleyen, eleştirenler bas bas bağırıyor.

Çok acı, ama çok acıdır ki, “biz” biz diye eseflenenler “ötekileştirerek” ayrıştırıyor.

Her iki tarafta “sağır” birbirini dinlemiyor.

“Kör” birbirini görmüyor.

Ve “lâl” olmuşlar konuşmuyorlar

Sâde bağırıyorlar.

Fert-birey bu hayatın gerçeğidir. Şahsiyetsizleşmesi, kabiliyetlerini terk etmesi, kendini geliştirmemesi istenilmez ve beklenilmez.

Kaliteli fertlerden kaliteli topluluklar oluşur.

Ama fert şahsiyetini, kabiliyetini umûma karşı bir silah olarak kullanırsa ne kendine ne topluma faydası olur.

“En bahtiyar odur ki, şahsi benliğini cemaât havzına atar, erir orada kaybolur” derken, Üstadımız “birer robot olun” değil, bir olun, birlik olun, güçlü olun diyor.

Târihte tek başına târihin akışını değiştiren kaç insan vardır acaba ?

Ben-ben diyenler sâdece yıkım hamlesi gerçekleştirirler.

Ve onların ihtiyâcına cevap vermeyen biz-bizciler ise sadece yıkımı hızlandırırlar.

Kardeş kardeşe üstâd olmaz, kardeş kardeşe peder olmaz, biz biriz ve hepimiz birbirimiz gibiyiz.

“Akik” taştan yapılmış bir tesbihe sahibim.

Şekil, boyut aynı ama hiçbir taş birbirinin eşi değil hepsi ayrı ayrı güzel.

Hepsi tek başına bir cevher.

Ama neticede taş-taşlar.

Ne zamanki enelerinin, benliklerinin böğrü delinip, esâsat ipi ile bir sıraya dizildi, başlarına bir imâme geçirildi, işte o zaman bir varlık ortaya koyup, tesbih oldular.

Farkında mısınız ? Esasâtımızı terk ederek, bizi birbirimize bağlayan ipi, rabıtalarımızı kopardık.

Farkında mısınız ? Ben ben diyerek tek başınıza ortada kaldık.

Farkında mısınız duymayanlar, biz-bizciler ? Bu tesbihin “aded-i zikri” tamamlamak için her ferde ihtiyâcı var.

Birey önemli derken, kaliteli birey derken bireyselleşip kopmayı, parçalanmayı değil güçlenmeyi istiyoruz.

“Birleşelim” derken bireyi yok etmeyi değil, onunla güçlenmeyi diliyoruz.

Efendimiz (sav) “Allahım iki Ömer’den biriyle bu dîni güçlendir” demiyor muydu ?

Gücünü insanlığa adayan ferd insanlığa güçverir.

“Ben” deyip topluluğa sırt çeviren tek başına kalır.

Ne olur, ne kaybolalım, ne kaybedelim, nede kimsenin kaybetmesine ve kaybolmasına müsâde etmeyelim.

“Yerelleşme” derken işi yerlilere teslim etme ve yerinden merkezi güçlendirmeyi bekliyoruz, bekliyorduk.

Bizi birbirimize bağlayan fikriyâtımızı, esasâtımızı nazar-ı itibâre almadan “keyfemâyeşâ” hareket edersek sadece birliğimizi dağıtırız.

Şirazeden çıkarız, tesbihin ipi kopar ve dağılırız.

Zâten zâlimin istediği bu değil mi ?

Halbuki kenetlenmeliyiz.

Ne olur kardeşlerim, ne olur büyüklerim bir araya gelelim, birbirimizi dinleyelim, fikirlerimizi değersiz görmeyelim “Ben bilirim” havasına girmeyelim.

Ya “ben” olduk
Ya “biz”

Bir türlü “bir” olmayı beceremedik

“Bir” olabilseydik O’na (cc) çok ama çok daha iyi hizmet edecektik.

Beceremedik….

Bir olalım, birlik olalım.

Yoksa çok geç olacak.

Dağılacağız…

mansurturgutk@gmail.com

Reklam

Döviz - Borsa - TL

Avustralya Doları
4,6157
Amerikan Doları
0,72925
Euro
7,6109
İngiliz Sterlini
8,4787
BIST
107015
Altın
6,833
Son Güncelleme: 01.06.2020 07:44