Enes Cansever- SYDNEY
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHM)’nin tek seferde verdiği 2.420 ihlal kararı, Türkiye’de KHK’lılar üzerinden yürütülen yargı pratiğini uluslararası hukuk önünde mahkûm etti.
Kampana News YouTube kanalında yayımlanan röportajda Dr. Levent Mazılıgüney, Av. Hatice Yıldız ile birlikte AİHM’in rekor kararını ve Türkiye hukuk sistemine yansımalarını değerlendirdi.Türkiye’de KHK süreçleriyle derinleşen mağduriyet zinciri, bu kez Avusturya bağlantılı iki önemli dosya üzerinden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tarihe geçen rekor kararıyla yeniden gündeme oturdu. AİHM, tek seferde 2.420 kişi hakkında verdiği kararla Türkiye’ye “adil yargılama yok, kanunsuz ceza var” dedi; üstelik bu, AİHM’in 66 yıllık tarihinde eşi görülmemiş bir tablo olarak kayda geçti.
![]()
Bu çarpıcı gelişme, Kampana News YouTube kanalında yayımlanan programda Dr. Levent Mazılıgüney tarafından, Av. Hatice Yıldız ile ele alındı. Röportajın soru akışında öne çıkan başlıkları Mazılıgüney değerlendirdi. İşte Mazılıgüney’in verdiği cevaplar:
AİHM’DEN REKOR KARAR, TÜRKİYE’YE “HUKUK KARNESİ”
Türkiye’de KHK süreçleriyle derinleşen mağduriyet zinciri, bu kez Avusturya bağlantılı iki önemli dosya üzerinden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tarihe geçen rekor kararıyla yeniden gündeme oturdu. AİHM, tek seferde 2.420 kişi hakkında verdiği kararla Türkiye’ye “adil yargılama yok, kanunsuz ceza var” dedi; üstelik bu, AİHM’in 66 yıllık tarihinde eşi görülmemiş bir tablo olarak kayda geçti.Bu çarpıcı gelişmeyi Levent Mazılıgüney ile Hatice Yıldız ele aldı. Röportajın soru akışında öne çıkan başlıkları Mazılıgüney değerlendirirken, sorular Mazılıgüney tarafından cevaplandırıldı.
“BU KARARLAR BİZİ SEVİNDİRMİYOR; ACININ RAPORU BU…”
Memleketten her karar haberi geldiğinde insanlar “sevindik” demeyi bekliyor. Siz ise “buruk” diyorsunuz. Neden?
Cevap: Çünkü karar dediğiniz şey, arkasında mağduriyet bırakan bir sürecin sonucu. Biz sevinemiyoruz. Çünkü bu kararlar, “ne yaşandığını” ilan ediyor. Sevinç değil, üzüntü baskın geliyor.
Bugünkü tabloyu nasıl tarif edersiniz?
Mazılıgüney: Bu, Türkiye’nin “faaliyet raporu” gibi. Hani ülkeler yıl sonu raporu hazırlar ya… AİHM de adeta Türk yargısının yıl sonu raporunu önümüze koydu.
2420 KARARI, AİHM TARİHİNDE REKOR UTANÇ VERİCİ”
AİHM’in açıkladığı 2.420 kararı neden “rekor” diye nitelendiriyorsunuz?
Mazılıgüney: Çünkü AİHM’in 66 yıllık tarihinde bir ülke hakkında bu çapta toplu ihlal yok. “Hukuk devletiyim” diyen bir ülke için bu rakam korkunç.
AİHM bu dosyalarda ne dedi, öz olarak?
Mazılıgüney: “Bu insanları adil yargılamıyorsunuz. Suç olmayan eylemlerden suç üretip ceza veriyorsunuz. Ortada ceza var ama suç yok. Üstelik kanunlarınızda da bu şekilde düzenlenmiş değil.”
Bu kararlar daha önceki Yalçınkaya/Demirhan çizgisinin devamı mı?
Mazılıgüney: Evet. Bunlar o kararların devamı mahiyetinde. Ve bitmeyecek; bu 2.420 ile de kalmayacak.
“BAYLOCK DEĞİL: ‘UÇTAN UCA’ KRİTER ÜRETİMİ VAR”
Mazılıgüney: Yetkililer sık sık “Bu Baylock’la ilgili” demeye çalışıyor. Gerçekten sadece Baylock mu?
Mazılıgüney: Hayır. Yalçınkaya’da Baylock yanında başka unsurlar vardı. Demirhan ve diğerlerinde de bambaşka kriterler vardı. Burada da çok sayıda farklı isnat var. Zaten “kriterle” ceza yargılaması olmaz. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ihlal edilmiş.
Bu dosyalarda dikkatinizi çeken “kriter” örnekleri neler?
Mazılıgüney: Aklınıza gelebilecek her şey…
- Yurt dışı gezilerine katılmak,
- Çocuğunu okula göndermek,
- Bir üniversitede eğitim almak,
- Bir araya gelmek, sosyal çevre…
Kısacası suç olmayan hayat parçaları “suç şüphesi” gibi paketleniyor.
Aynı fiil iddiasında “bazı siyasetçiler” korunuyor, sıradan insanlar yargılanıyor iddiası çok konuşuluyor. Siz ne gördünüz?
Mazılıgüney: Benim de davalarımda oldu. Mahkeme tutanaklarına girecek kadar ismi zikredilen kişiler var; ama onlara işlem yok. Buna rağmen binlerce insanla ilgili işlem yapıldı. İnsan sormadan edemiyor: Bundan nasıl utanç duymuyorlar?
“TÜRKİYE’DE İHLAL VERMEYEN MAHKEME KALMAMIŞ”
2.420 dosya Türkiye’nin her yerine mi yayılıyor?
Mazılıgüney: Evet. Artık “hangi il, hangi mahkeme” saymaya gerek yok. Bu, ülke çapında bir tablo. Kürsüdeki meslektaşlar da bilsin: Tarihe geçtiniz.
Bu noktada “detayları” tartışmak yerine neyi konuşmak gerekir?
Mazılıgüney: Neticelerini. Çünkü artık mesele “hangi kriter” değil. Mesele, hukukun çöküşü.
“CMK 311 NET: YENİDEN YARGILAMA HAKKI VAR”
Peki hukuki sonuç? Bu kararlar içerideki dosyaları nasıl etkiler?
Mazılıgüney: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi açık. AİHM’in hak ihlali tespit etmesi, yeniden yargılama sebebidir.
Başvuru nasıl yapılacak?
Mazılıgüney: Bu ihlal kararlarında adı olan kişiler, 1 yıl içinde kendilerini yargılayan mahkemeye başvuracak. “Kararda ben varım; hakkımda ihlal tespit edildi. CMK 311 kapsamında yeniden yargılanmak istiyorum” diyecek.
Hemen başvurulabilir mi, yoksa beklemek mi gerekir?
Mazılıgüney: Hemen başvurulabilir. Komite kararı kesin; üst merci yok. Ama pratikte bazı mahkemeler Adalet Bakanlığı’nın resmi çevirisini bekliyor. Buna rağmen ben yine de derhal başvuru yapılmasını öneriyorum.
“UYGULANMAYAN KARARLAR: YARGIÇ ‘BANA EMİR VERDİLER’ DİYEMEZ”
Toplumda büyük tereddüt var: “Bu kararlar uygulanacak mı?”
Mazılıgüney: Tereddüdü anlıyorum ama şunu söyleyeyim: Yargıç, “Bana A hükümeti böyle dedi” diye kendini kurtaramaz. Yemin etti; anayasaya ve hukuka göre karar vermek zorunda.
Sizce bu kadar toplu hukuksuzluğun izahı ne?
Mazılıgüney: Tek izahı, hukuka uygun karar vermemeleri yönünde kendilerine emredileni yapmalarıdır. Ama bu, ileride savunma olmaz.
Devam eden soruşturmalar ve AYM’nin bazı ihraç dosyalarındaki yaklaşımı için ne diyorsunuz?
Mazılıgüney: Hatalar devam ediyor. Bu da “bilmiyorduk” bahanesini ortadan kaldırıyor. Çünkü AİHM kararları ortada.
“%90 UYGULUYORUZ” SÖZÜNE TEPKİ: “SEÇME VERİYLE ALGI YÖNETİMİ”
Cumhurbaşkanı “AİHM kararlarını uygulama oranımız %90” dedi. Bu doğru mu?
Mazılıgüney: Bürokrasi yukarıya doğru doğru bilgi taşımıyor olabilir. Ama “%90” söylemi, seçme veri ile oluşturulmuş bir algı.
Siz hangi istatistiğe bakılması gerektiğini söylüyorsunuz?
Mazılıgüney: Asıl bakılması gereken “leading case / öncü dosyalar”. Çünkü dünya oraya bakıyor. Türkiye’nin öncü dosyalarda durumu çok problemli.
Türkiye’nin ihlal karnesi, genel tabloda nerede?
Mazılıgüney: İhlal sayısında üst sıralardayız; öncü dosyalarda da birinciliğe oturmuş durumdayız. Üstelik bu tablo yeni kararlarla daha da ağırlaşacak.
“TAZMİNATTA DA AÇIK ARA: BEDELİ VATANDAŞ ÖDÜYOR”
AİHM tazminatlarında Türkiye’nin yeri ne?
Mazılıgüney: Çok ağır. 2014-2025 aralığında Türkiye’nin ödediği toplam tazminat, birçok ülkeyle kıyaslanamayacak ölçüde yüksek. Bu para vatandaşın cebinden çıkıyor.
Bu tabloda sorumluluk kimde?
Mazılıgüney: Siyasetçiler “talimat verdim” demez. “Yargı bağımsız” der. Ama kararların altında imza var. Bu nedenle sorumluluk, kürsüdeki imzayı atanlara da aittir.
“RED GELİRSE SESSİZ KALMAYIN: HSK VE SAVCILIĞA ŞİKÂYET”
Yeniden yargılama talepleri hukuksuzca reddedilirse ne yapılmalı?
Mazılıgüney: Sessiz kalınmamalı. CMK 311 açıkken keyfi red, bilerek yapılan bir kötülüktür. Böyle bir durumda:
- HSK’ya şikâyet,
- Savcılığa suç duyurusu yapılmalı.
Bu, artık “yanlış değerlendirme” değil; bile isteye yapılan bir şey olur.
“BM’DEN 8 RAPORTÖR MEKTUBU: ‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇ’A GİDİYOR UYARISI”
Birleşmiş Milletler’in 8 özel raportörü neden Türkiye’ye mektup yazdı?
Mazılıgüney: İki dosya üzerinden ama aslında genel pratiği hedef alarak, 9,5 yıllık terör yargılaması pratiğini sert şekilde eleştirdiler. Mektup Dışişleri’ne hitaben gitti; 60 gün yanıt gelmeyince kamuoyuyla paylaşıldı.
Mektupta en çarpıcı uyarı neydi?
Mazılıgüney: “Toplu tutuklama kampanyası” ifadesi ve “insanlığa karşı suç” uyarısı çok ağır. Uluslararası yazışma dilinde bu, kolay kullanılan bir ifade değildir.
Bu iki dosyada ortak nokta ne?
Mazılıgüney: Şiddet yok, silah yok. Ağırlıklı olarak aileleri işlem görmüş gençler; üniversite okuyorlar, hayat kurmaya çalışıyorlar. Buna rağmen “terör” etiketiyle yargılanıyorlar.
Kız çocukları davasında yaşanan ölümden de söz edildi. Neden bu kadar sarsıcı?
Mazılıgüney: Çünkü süreç, nesiller arası bir yıkıma dönüştü. Bir babanın cezaevinde 51 yaşında vefat etmesi, meselenin “istatistik” olmadığını; hayat olduğunu gösteriyor.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” TARTIŞMASINA SERT ÇIKIŞ: “ÇOK İLGİSİ VAR!”
“Terörsüz Türkiye” söylemiyle bu dosyalar kıyaslanınca mahkeme başkanları “Ne ilgisi var?” diyormuş. Siz ne diyorsunuz?
Mazılıgüney: Çok ilgisi var. İkisi de terör yargılaması. Kanun A kişisine başka, B kişisine başka mı yazıyor? Aynı hukuk fakültelerinde okuduk. Kıyas yapacağız, her yerde yüzlerine vuracağız.
SON SÖZ: BU VEBALİ TAŞIMAYIN
Soru: Bu tablo karşısında son mesajınız ne?
Mazılıgüney: Bu işin rasyonel tarafı kalmadı. AİHM’e, BM’ye geçti; insanlar ölüyor, mağduriyet büyüyor. Sokakta suçlu mu yok? Var. Uyuşturucu, aranan dosyalar… İş yapmak istiyorsanız onları görün. Çoluk çocukla uğraşmayın.