“Bu toplumda ‘dindar olan insan iyidir’ yargısını güçlendirmek zorundayız.”
Bu cümle dahi Bilal’e ait.
Şu tek adam rejimine veliahtı olmaya soyunan, babasıyla birlikte ayakkabı kutularını “sıfırlayan” oğlan…
Artık bu ülkede din, dindar, ahlak ve vicdan üzerine konuşurken kelimelerin arkasına saklanma devri çoktan bitti.
Şimdi sözlerle değil, sonuçlarla yüzleşme zamanı.
Yirmi üç yıl önce “dindar nesil” söylemiyle yola çıkanlar, bugün gelinen noktada; dindarlığı ahlaktan, dini adaletten, imanı kul hakkından, Müslümanlığı insanlıktan koparan ve bütün değerleri İslam ahlakından ayıran bir düzen inşa ettiler.
Kısacası, dinin içi boşaltıldı; geriye yalnızca sloganlar, süslü ama içi boş cümleler ve siyasî aparatlar kaldı.
17–25 Aralık’ta “dindar olan insan iyidir” anlayışının ve algısının altına dinamit konuldu.
Ayakkabı kutularından fışkıran dolarlar, eurolar, kor gibi düşüp tüm değerleri cayır cayır yaktı.
Milletin alın teri, kamuya ait paralar…
Ve sonra olanlar…
Hırsızlığı ortaya çıkaran polisler ve savcılar, on iki yıldır özgürlüklerinden edildi; aile fertleriyle birlikte adeta bir soykırım yaşıyorlar.
Hırsızlığa değil, hırsızı yakalamaya ceza kesildi.
Adalet ters yüz edildi; suç değil, gerçeğin kendisi cezalandırıldı.
Gerçekten “dindar insan iyidir” yargısını güçlendirmek istiyorsanız, yolu belli:
- Ayakkabı kutularında “sıfırladığınız” paranın hesabını önce millete vereceksiniz.
Sonra da o kutu kutu dolarları Hazine’ye iade edeceksiniz.
O günden beri beytülmale uzanan el(ler)i kesmeseniz sadece kırmanız da kabulümüzdür. - Tam on yıldır, hamile anneden doksan yaşındaki yaşlıya kadar on binlerce insana 160’tan fazla zulüm çeşidini yaşattığınız, bu zalimliklerden vazgeçerek başlayacaksınız.
Mesela hercümerç hâline getirdiğiniz emniyeti, öğrenciye burs vermek için kermeste için mantı pişiren Fatma ve Betül teyzelere nefret operasyonları yaptırmaktan vazgeçeceksiniz.Polisi, ülkeyi baronların limanı, uyuşturucu bataklığına çevirdiğiniz uyuşturucu şebeklerine yönlendireceksiniz.
İşte o zaman “dindar insan iyidir” algısını inşa etmekten söz edebilirsiniz.
Sokaklar baronlara, limanlar, gemiler, jetler uyuşturucu tacirlerine teslim, gençlik göz göre göre yok oluyor…
Tam da bu yüzden, bu ülkede artık kimsenin sizin gibi dindarlara güveni de ümidi de kalmadı.
Oluşturduğunuz gelir adaletsizliği yüzünden“dindar nesil” dediğiniz gençler ülkeyi bir bir terk ediyor.
Amerika, Avrupa ve Avustralya’ya gelip iltica eder duruma mahkûm ettiniz.
Cezaevlerini tıka basa dolduran gazeteciler, doktorlar, öğretmenler, iş insanları…
Valiler, Kaymakamlar, Yargıçlara yapılanlara susarken, bu ülke vicdanını çoktan kaybetti.
Bir avuç yandaşınız, sizin sayenizde servetine servet katarken, milyonlar yoksulluğun dibinde.
Emeklinin belini kırdınız, orta direk dediğimiz kesimin damını yıktınız.
Hakikat susturuldu, yalan ve palavra manşetleri süslediği için artık kimse “dindar insan iyidir” sözüne itibar etmiyor.
Hangisini sayalım?
Kadın cinayetlerini mi?
İşçi cinayetlerini mi?
Tacize uğrayan çocukları mı?
İşte tüm bu olumsuzlukları ortadan kaldırıp, medeni ülkelerin seviyesine ulaştığınızda, ancak o zaman “dindar olan insan iyidir” algısı vücut bulur.
Babanızın çiftliği gibi yönettiğiniz bu ülkede, hangi Müslüman, hangi dindar, kime ve neye güvenecek?
Saymakla daha bitmedi.
Liste o kadar uzun ki…
Gazze için meydanlarda nutuk atıp, arka kapıdan İsrail’le ticareti sürdürdünüz.
“Herkes kardeşimiz” dediniz; mezhepler üzerinden öldürülen insanların acısını politik ajandaya dönüştürdünüz.
Bir gün sustunuz, ertesi gün “Aleviler öldürülüyor” diye ortalığı ayağa kaldırdınız.
Sonra da aynı sözlerin sahibi, bir Alevi dergâhında Hz. Ali portresiyle poz verme münafıklığını göstermede beis görmüyorsunuz.
Demokrasi dediniz…
Milyonların oyuyla seçilen Selahattin Demirtaş’ı tam on yıldır cezaevinde tuttunuz.
Yetmedi…
On altı milyon insanın oylarıyla seçilen Ekrem İmamoğlu’nu mahkeme koridorlarında süründürüyor, cezaevinde çürütüyorsunuz.
Farklı partilerden seçilmiş siyasetçileritürlü entrikalarla kendi saflarınıza katarak, sahtekârlığı bu ülkede “ahlak” hâline getirdiniz.
Economist’in Küresel Demokrasi Endeksi’nde Türkiye, 167 ülke arasında 103. sırada.
World Justice Project’e göre hukuk endeksinde, 142 ülke arasında 117. sıradayız.
Önümüzde Ruanda var, Birleşik Arap Emirlikleri var, Kuveyt var, Güney Afrika var.
Bütün bu tabloya bakıp mı “dindar olan insan iyidir” kanaatine vardınız Bilal?
Din dediniz,
Diyanet dediniz, ama bu kurumları babanızın çiftliğine çevirdiniz.
Kutsal topraklara gidebilmek için yıllarca sıra bekleyen insanlar varken,
başında bulunduğunuz vakfın mensuplarına, milletin parasıyla, beş yıldızlı otellerde, milyonluk harcamalarla umre turları yaptırdınız.
Avrupa’ya “gavur” dediniz; ama AB fonlarını çakma yandaşlarınıza aktardınız.
Camilerde Kur’an okudunuz; ama evlerde, kütüphanelerde bulunan Kur’an’ları “terör delili” diye suç unsuru olarak teşhir ediyorsunuz.
Bir elinizde Kur’an vardı ama dilinizden yalan eksik olmadı.
İlim Yayma Cemiyeti’niz var; ama nefreti yayma rejmine dönüştünüz.
Yirmi üç yılda, topluma örnek olacak, dünyada adı duyulan tek bir ilim insanınızı kimse görmedi.
Çünkü derdiniz ilim değildi, her türlü flim-fırıldağı karakter haline getirdiniz.
Derdiniz ihaleydi, yüzdelikti, gemi filolarıydı, helal mallara çökmekti.
Bir zamanlar babanız “bir yüzüğüm var” demişti; bugün gemicikler, filolar, trilyonluk servetlerle dünyanın milyarder lideri oldu.
Millete fakirliği övdünüz, paylarına fukaralık, kendinizse bolluk içinde yaşadınız.
Bir zamanlar cuma günleri camiler dolardı.
Avlular taşardı.
Bugünbirçok yerde iki–üç saf bile zor bulunuyor.
Çünkü insanlar Allah’tan değil, sizin vıcık vıcık akan “dindar” duruşunuzdan soğudu.
Bu ülkeyi dinden uzaklaştıran sekülerler olmadı.
Bu ülkeyi dinden soğutanlar, dini siyasetin, rantın ve yalanın aparatı hâline getirenler oldu.
Evet Bilal Oğlan!
Dindar insan iyidir.
Ama adilse,
Hukuka uyuyorsa,
Liyakatten yanaysa,
Kul hakkına el uzatmıyorsa,
Milletin malını mülkünü gasp etmiyorsa,
Beytülmale el uzatmıyor, dedesinden kalma mirası gibi harcamıyorsa…
İşte o zaman herkes “Dindar insan iyidir” görüşünde ittifak eder.
Sizi bilemem ama bizim inancımızda ahlak, dinden önce gelir Bilal!
Hasılı,hırsıza hırsız olduğunu hatırlatmazsan, bir gün gelir, senin yaptığın gibi ahlak dersi vermeye kalkar.
Son söz: sizin ayakkabı kutularında “sıfırladığınız” paralarla birlikte, bu ülkede dindarlara ve dine bakış da sıfırlandı Bilal.