Uludere faciasına ilişkin 15 Temmuz davalarında ifade veren eski askerler, Hulusi Akar’ın adının soruşturma evraklarından çıkarıldığını ve emir sürecinin örtüldüğünü iddia etti.
Uludere’de 34 sivilin hayatını kaybettiği hava saldırısına ilişkin dosya, yıllar sonra 15 Temmuz davalarında yargılanan eski askerlerin beyanlarıyla yeniden gündeme geldi.Mahkeme tutanaklarına yansıyan ifadelerde, operasyon karar süreci, istihbarat kaynakları ve sonradan yapılan evrak düzenlemelerine dair çarpıcı iddialar yer aldı.Eski bir yarbayın iddiasına göre, savcılığa gönderilen resmi belgelerden dönemin üst düzey komutanlarının isimleri emirle temizlendi.
Uludere sınırında 28 Aralık 2011’de gerçekleşen ve 34 kişinin hayatını kaybettiği hava operasyonu, aradan geçen 14 yıla rağmen hukuk ve siyaset dünyasının en tartışmalı konularından biri olmaya devam ediyor.Gazeteci Müyesser Yıldız, son duruşma kayıtlarına dayanarak, facianın sorumluluk zincirine dair bugüne kadar duyulmamış iddiaları köşesine taşıdı.
Uludere’de 34 sivilin hayatını kaybettiği hava saldırısına ilişkin dosya, yıllar sonra 15 Temmuz davalarında yargılanan eski askerlerin beyanlarıyla yeniden gündeme geldi.Mahkeme tutanaklarına yansıyan ifadelerde, operasyon karar süreci, istihbarat kaynakları ve sonradan yapılan evrak düzenlemelerine dair çarpıcı iddialar yer aldı.
15 TEMMUZ DAVALARINDA ULUDERE İDDİALARI
15 Temmuz darbe davalarında yargılanan bazı eski askerler, Uludere (Roboski) faciasına ilişkin bugüne kadar kamuoyuna yansımayan bilgiler paylaştı.Genelkurmay Çatı Davası sanıklarından, eski kurmay albay Mustafa Barış Avıalan, TSK’da uzun yıllardır uygulanan “Komutan, birliğinin yaptığı ve yapmadığı her şeyden sorumludur” ilkesinin Uludere olayından sonra kaldırıldığını öne sürdü. Avıalan, bu değişikliğin dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hulusi Akar’ın talimatıyla yapıldığını iddia etti.
Aynı davada yargılanan ve darbe girişiminin “1 numarası” olduğu belirtilen eski orgeneral Akın Öztürk ise savunmasında, Uludere bombardımanına ilişkin “emri kimin verdiğini bildiğini”, ancak bunu “zamanı geldiğinde açıklayacağını” söyledi. Öztürk, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan operasyona itiraz eden isimler olduğunu da ileri sürdü.
“HULUSİ AKAR İSMİ EMİRLE DOSYADAN SİLİNDİ”
En kapsamlı iddia ise eski yarbay Savaş Kabaklı’dan geldi. Kabaklı, 15 Temmuz davasındaki savunmasında, Uludere operasyonunun öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) gelen ve “A1 seviyesinde” yani yüzde yüz güvenli olduğunu söylediği bir istihbarat raporunun bulunduğunu öne sürdü.Kabaklı’nın iddiasına göre, raporda PKK’nın Suriye kolunun yöneticilerinden Bahoz Erdal’ın kaçakçı kılığında sınırdan geçeceği bilgisi yer aldı.
Bu bilginin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Yaşar Güler’e iletildiği, ardından Hulusi Akar ve Necdet Özel’in bilgilendirilmesiyle “vur” emrinin verildiği savunuldu.Kabaklı ayrıca, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere hazırlanan soruşturma evraklarından Hulusi Akar’ın isminin “emirle çıkarıldığını” iddia ederek, “Üç klasörlük dosyayı ben hazırladım. İsim çıkarılması talimatı geldi, ben de uyguladım” dedi.
MAHKEME BAŞKANI MÜDAHALE ETTİ
Savaş Kabaklı’nın savunması sırasında Mahkeme Başkanı, bu beyanların görülen dava ile doğrudan bağlantılı olmadığını belirterek müdahalede bulundu. Başkan, Uludere olayının ayrı bir yargı sürecinin konusu olduğunu vurguladı ve savunmanın sınırlandırılmasını istedi. Bu müdahale duruşmada tartışmalara neden oldu.
ULUDERE’DE SORUŞTURMA SÜRECİ NASIL SONUÇLANMIŞTI?
Uludere faciası sonrası Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı dosya hakkında görevsizlik kararı vererek evrakları Genelkurmay Askeri Savcılığı’na göndermişti. Askeri savcılık, 2014 yılında verdiği kararla sorumlu birlik komutanları hakkında takipsizlik kararı aldı.Kararda, hava harekâtı emrinin TBMM’nin verdiği sınır ötesi operasyon yetkisi kapsamında alındığı belirtilmiş, dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Genelkurmay 2. Başkanı Hulusi Akar ve İstihbarat Başkanı Yaşar Güler’in isimleri kararda yer almıştı. Ancak dosya yargılamaya taşınmadı.
GEÇMİŞTE NE OLMUŞTU?
14 yıllık süreçte Uludere faciası hem siyasi hem de hukuki olarak defalarca gündeme geldi. Bölgenin teröristlerce sık kullanıldığı ve gece saatlerinde sınıra doğru bir hareket tespit edildiği için Hava Kuvvetleri tarafından ateş altına alındığı bildirilmişti.Dönemin Başbakanı Erdoğan, operasyon sonrası komuta kademesine teşekkür etmiş, ancak daha sonra “Bir hata olduğunu ifade etmemize rağmen hâlâ konuşuyorlar” diyerek konunun kapatılmasını istemişti. Erdoğan ayrıca gerekirse özür dileyebileceğini de belirtmişti.
MHP Lideri Devlet Bahçeli o dönem, olayın aydınlatılması gerektiğini vurgulayarak hükümete, “Hangi istihbaratla bu karar alındı? Başbakan’ın ayaküstü beyanatları tatmin edici değildir” sorularını yöneltmişti.Diyarbakır Başsavcılığı’nın görevsizlik kararı sonrası dosya askeri savcılığa devredilmiş, 2014 yılında ise 5 birlik komutanı hakkında “takipsizlik” kararı verilmişti. Anayasa Mahkemesi ve AİHM süreçleri ise usul eksiklikleri gerekçesiyle sonuçsuz kalmıştı.
Bugün gelinen noktada, 15 Temmuz sanıklarının bu iddiaları mahkeme başkanları tarafından “dava dışı ve siyasi savunma” olarak nitelendirilse de, Uludere dosyası Türkiye’nin yakın tarihindeki en sancılı başlıklarından biri olmaya devam ediyor