• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Manşet

Rahim kanseri bayana devlet eliyle cinsel şiddet: Rahim içi arama, doğumhanede taciz, tehdit

Ocak 15, 2026
in Manşet, ZULÜM GÜNLÜĞÜ
12
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

SEVİNÇ ÖZARSLAN-TR724.COM

Bugüne kadar çıplak aramaya maruz kalan birçok kadını dinledim. Ev hanımı Filiz Turun’un yaşadıklarını duyunca şok geçirdim. Yapılanlar çok ağır.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Korkunç tabloyu tanıklar anlatıyor: İran’da yaralılar hastanelerde katlediliyor

ABD, 75 ülke vatandaşına vize işlemlerini durdurdu

Başbakan Albanese:1800 Medicare ülke genelinde vatandaşlara ücretsiz

Rahim kanseri tedavisi gören Filiz Turun, 2019’da Gaziantep’te gözaltına alındıktan sonra Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nde her yeri açık camlı bir odada çırılçıplak soyularak iki kez arandı. Daha sonra tutuklandı ve Gaziantep L Tipi Cezaevine götürüldü. Burada yaşadıkları ise daha korkunç.

2011 yılında rahim kanseri teşhisi konulan Filiz Turun, cezaevi girişinde de orta yaşlı kadın bir memur tarafından çıplak arandı. Kadın memur daha sonra Turun’a ‘Rahim muayenesi de yapacağım’ dedi ve hasta kadını yere yatırarak insanlık dışı bir şekilde aramaya tabi tuttu.

Maalesef Filiz Turun’un yaşadıkları bununla da bitmedi. Rahim içi aramadan sonra rahatsızlanan Turun, operasyon için hastaneye erkek bir görevli ile götürüldü. Operasyon sırasında doktorun uyarılarına rağmen ısrarla doğumhaneden çıkmayan erkek görevli Filiz Turun’u ameliyat boyunca izledi, ameliyattan sonra ise psikolojik ve sözlü tacizde bulundu.

Hasta kadın ayrıca hastaneye götürülürken cezaevi arabasına adli bir tutukluyla birlikte konuldu ve o tutuklunun tacizine, tecavüz tehditlerine maruz bırakıldı.

“GAZİANTEP L TİPİ CEZAEVİNDE NELER OLDUĞUNU KİMSE BİLMİYOR”

Atatürk Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra İzmir’de kapatılan Ürkmez Yardımlaşma ve Eğitim Derneği bünyesinde görev yapan Turun, Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dini sohbet yapmak, Kuran okumak ve ByLock gerekçeleriyle 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bir daha aynı şeyleri yaşamak istemeyen Turun bir yıl önce eşi ve oğluyla birlikte Türkiye’den ayrıldı.

Geçtiğimiz haziran ayında Gaziantep’te KHK’lı ailelerin çocuklarının gözaltına alınmasından sonra yaşadıkları tetiklenen Filiz Turun, “Orada neler olup bittiğini kimse bilmiyor. O yüzden yapılanları anlatmak istedim.” diyerek TR724’e ulaştı.

Turun’un kendi anlatımıyla devlet eliyle yapılan hukuksuzluklar…

“BİR GÜNDE ÜÇ KEZ ÇIPLAK ARANDIM”

“Gaziantep’te Ağustos 2019’da gözaltına alındım. O süreç biraz zordu. Çünkü nezaret denilen yer, bir oda gibi değil de herkesin gelip geçerken baktığı kafes gibi bir yerdi. Hemen çıplak arama yapmak istediler. Bir oda, kabin yok mu? Neden böyle koridor gibi bir yerde aranıyorum diye sordum. ‘Şu an hiçbir yer müsait değil, burada aranacaksın’ dediler. Sırtımı verdiğim yer, dönüp baktım ki cam. Diğer binayla birbirine bakıyor. Ortada boş bir alan var. ‘Burası açık, bakın oradan geçenler de izleyecek.’ dedim. Israrla ‘Burada aranacaksın’ dediler.

“O KORİDORDA ÜSTÜNÜZÜ ÇIKARTTIRIYOLAR, HERKES SİZİ GÖRÜYOR”

Genç bir kadın polisi arıyor beni ama koridorda olduğu için herkes aktif bir şekilde hareket halinde ve erkekler de geçiyor. Üstünüzü çıkartıyorlar o koridorda, sizi herkes görüyor. ‘Bakın tamam bu aramanın olması gerekiyor. Haberlerde de duydum, sosyal medyada da duydum. Ama bir oda ya da bir kabin olmalı’ diye söylüyorum. Kesinlikle kabul etmiyorlar, ‘Seni burada arayacağız’ diyorlar.

“YAPMAZSAN ZORLA GELİP ÇIKARTIRLAR”

Ben üst kısmını çıkarttım ama alt kısmını camlar açık olduğu için çıkartamıyorum. Kadın polis, ‘Şimdi sen bunu yapmazsan bunlar geri zorla yaparlar. Hızlıca yapalım bitirelim’ dedi. Yumuşak bir ses tonuyla beni ikna etti. Kaçar yol yok. Birilerinin zorla yapmasınsa mecburen üzerimi çıkardım. Otur kalk yaptırdılar.

“ÇIPLAK ARAMA YAPILAN ODANIN CAMINDA PERDE YOK”

Sonra ‘Bir de elle muayene etmem lazım ama şimdi burada ortam yok. Müsait bir yer olunca yaparız’ dedi. Elle muayene ne demek istiyorsunuz diye sordum. ‘Size dokunmam lazım’ dedi. Yani çırılçıplak vücuduma dokunmak istiyor. Vücudun çukur yerlerine bakacak. Akşam bir daha arama oldu. Bu sefer bir odaya aldılar ama odanın camında perde yoktu. Her yer açık, kapı açık.

Bulunduğumuz binayı U şeklinde düşünebilirsiniz. Binanın diğer kısımları görünüyor. Yine aynı şekilde çıplak arama yaptılar. Bazı yerlerde önlük giydiriyor ama burada öyle değil. Yine çırılçıplak aradılar. Daha sonra mahkemeye çıkarıldık. Mahkeme zaten çok hızlı oldu. Ne olduğunu bile anlamadım. SEGBİS üzerinden. Dosyam İzmir’den açılmış. Tutuklandım. Cezaevine girişte de çıplak arama yaptılar. Bir günde üç kere çıplak aramaya maruz kaldım.

“YATACAKSIN, İÇİNE BAKACAĞIM”

X-raydan geçer geçmez beni küçük bir odaya aldılar. Orta yaşlı iki kadın memur vardı. Hemen soyun dediler. Biri dedi ki ‘Yatacaksın, seni muayene edeceğim.’ ‘Nasıl bir muayenede bahsediyorsunuz’ dedim. Ben yine çukur bölgelere dokunacaklar sandım. ‘Hayır, içine bakacağım’ dedi. ‘Ben hastayım. Rahim kanseri tedavisi görüyorum. Tedavi tamamlanmadı. Siz müdahale ederseniz belki bir şey olur ‘ dedim. ‘O bizi ilgilendirmez, bizi bağlamaz’ dediler. Yere yatırdılar ve iki parmağıyla beni muayene etti. Öyle bir sedye, sandalye, masa, yatak hiçbir şey yok. Yere uzanmak zorunda kaldım, doğum yapar gibi.

“SİNİRİM BOZULDU, ODADAN ÇIKTIK”

Artık sinirim bozuldu. Giyindim. Odadan çıktık. Bir koridordan geçiyoruz. X-ray cihazlarının olduğu yere geldik. Yine bir kadın beni arayacak. Sinirim bozuldu, tekrar soyunacağım zannettim. Eliyle kıyafetlerimin üstünden kontrol edecekmiş. ‘Aramalardan tatmin olamıyorsunuz şu cihazın içine gireyim. O radyasyonu almaya razıyım. Yeter ki artık bana dokunmayın artık.’ diye bir tür tepki gösterdim. Memur bir kız, ‘Seni gerçekten oraya sokarlar, böyle konuşma’ dedi.

“HAPİSTEKİ İLK ON GÜNÜ ÇOK HATIRLAMIYORUM, ŞUURUM YERİNDE DEĞİLDİ”

Sonunda koğuşa vardım. O gün koğuşa varmak çok tatlı bir şey gidi geldi bana, elhamdülillah dedim. Koğuştaki ilk 10 günü çok hatırlayamıyorum. Şuurum yerinde değildi. Oğlumdan haber alamadığım için çok kötüydüm. Koğuşta bebekler, çocuklar vardı. Yirmi küsur insandık. İki hafta sonra oğlumdan haber alınca biraz kendime geldim. Oğlum anneannesinin yanındaymış. Ben Gaziantep L Tipi Cezaevinde yatıyorum. Eşim de Adana Ceyhan’da tutuklu. Telefon görüşünde o bana söyledi. Bu arada üç yıl sonra eşimle de ilk kez telefonda görüştük, ilk kez sesimizi duyuyoruz. Gaybubetteyken onu arayamamıştım.

“RAHİM İÇİ ARAMADAN SONRA HASTALANDIM”

Son çıplak aramadan sonra ben rahatsızlandım. Zaten 2011’de rahim kanseri teşhisi konulan bir insandım. 15 Temmuz’dan sonra stres, üzüntü derken hastalık ilerledi. Kanamalar başladı ama gaybubette olduğum için tedaviye gidemiyordum. Bu halde tutuklanmış oldum. Bir de tedavi stresi, çocuktan ayrı kalma derken iyice ilerledi.

“KANAMADAN DOLAYI BAYGINLIK GEÇİRMİŞİM”

Bir gün kanamadan dolayı baygınlık geçirmişim. Revire götürdüler. Doktor erkekti. Doktora hastalık sürecini anlatmaya başladım; ilaçlar kullanıyordum, tedaviler oluyordum. Her yıl parça alınıyordu. Polipler kansere dönüştü. Ama üç yıldır hiçbir şekilde takip ettiremedim. Vücuda yayılıyor mu yayılmıyor mu, bakılmasını istedim. Doktor ‘Senin istemenle olmuyor’ dedi.

“RAHAT BİR ŞEKİLDE KENDİMİ İFADE ETMEM HERKESİ RAHATSIZ ETTİ”

Benim kendimi net bir şekilde ifade etmem cezaevinde yöneticisinden doktoruna kadar herkesi rahatsız etti. Devamlı bana ettikleri sistem şu; ‘Sen nasıl kendini böyle rahat ifade edebiliyorsun? Ya da sen ne hakla bize akıl veriyorsun? Aslında ben bir hasta olarak geçmişimi, hikayemi anlatıyorum. Tedavi talebinde bulunuyorum. Doktor beni göndermedi hastaneye, sevk etmedi. Ben öyle kanamalı bir şekilde koğuşa geri döndüm. Dilekçeler yazmaya başladım.

“KOĞUŞTAKİ HİÇ KİMSE DOKTORA GİTMEK İSTEMİYORDU”

Bu arada bir şey dikkatimi çekiyor. Koğuşumdaki hiçbir kadın… İşte dört yıllık olan var, üç yıllık olan var, iki yıllık olan var. Hiçbiri bugüne kadar doktora gitmemiş. Neden gitmediklerini de bana söylemiyorlar. Sanırım benim gitmem gerekiyor. Söylerlerse ben korkarım, vazgeçerim gibi söylemiyorlar.

DOKTORLARLA JANDARMALAR ARASINDA KELEPÇE KAVGASI

Tabi kanamam durmadı. Ben de ard arda dilekçeler yazdım. Sonunda beni Gaziantep Devlet Hastanesi’ne sevk ettiler. Ama çok ilginç. Yanımda hiç kadın memur yok. Jandarmalar ve erkek infaz memurları eşliğinde götürüldüm hastaneye. Doktor kelepçelerin çıkarılmasını istedi. Jandarmalar asla çıkartamayız diyorlar. Doktor da böyle muayene edemem diyor. Jandarmalar, doktorla inatlaştılar. Doktor ‘Benim de hastanın hakkı’ diye tepki gösterince sonunda bir kelepçeyi çözdüler. Öteki elimde takılı kaldı.

“AMELİYAT GÜNÜ VERDİLER”

Doktor beni muayene etti. Şu an yapabileceği bir şey olmadığını, rahim duvarının acilen inceltilmesi gerektiğini, gün vereceğini ve ameliyata alacağını söyledi. Alınan parçalardan da patoloji talep edeceğini belirtti. Kan durdurucu ilaçlar yazdı ve beni gönderdi.

Elimde artık ameliyat tarihi vardı. O gün geldi ama beni hastaneye götürmüyorlar. Mazgala vuruyorum, vuruyorum, çağırıyorum. Kimse gelmedi. Söylemlerim onları kızdırdı. ‘Sen kendini ne sanıyorsun, sen kimsin, sen burada teröristsin. Biz seni istesek götürmeyiz’ diyorlar. Başgardiyana çıktım. Sanki doktormuş da anlayacakmışçasına hastalığımı ona anlatıyorum.

“SEN BAHSETTİKLERİ KADAR VARMIŞSIN”

‘Sen bahsettikleri kadar varmışsın, sendeki bu cesaret nereden geliyor. Sen kendini ne sanıyorsun. Sen doktor musun. Nasıl böyle benimle konuşuyorsun. Sen önce şurada sessizce benim sana konuş dememi beklemem lazım’ dedi. Nasıl aşağılıyor.

Bu arada koğuşta çok fazla mağduriyet var. Günde birkaç saat su akıyor. Devamlı 5 litrelik bidonlara su dolduruyoruz. Su biterse bekliyoruz. Sürekli dilekçe yazıyoruz. Susuzluktan temizlik yapılamadığı için bir bebek dizanteriye yakalandı.

“BU KADAR ZALİMLEŞECEKLERİNİ HİÇ TAHAYYÜL EDEMEDİM”

Kendimi ifade ettiğim için memurlar bana ciddi manada tavır aldı. Koğuşta da ‘çok ses çıkarma, hepimizi zor durumda bırakıyorsun’ diye korkanlar oldu. Ama ben tabi susamıyorum. Daha ne olacak. Zaten olan olmuş. Ailemden, kocamdan, cocuğumdan kaç yıldır ayrıyım. Susmuyorum. Susmuyorum derken de ortalığı karıştırmıyorum. Sadece hakkımı arıyorum. Su istemek, tedavi hakkı bunlar temel haklar.

Başgardiyana, ‘Sizinle ilgili bir problemim yok. Ölmek istemiyorum. Hakkımı arıyorum, tedavi istiyorum.’ dedim Korkumun ne olduğunu anlatmaya çalıştım. Birkaç gün sonra bana tekrar randevu alındı. O gün beni götürdüler ama ben bu kadar zalimleşeceklerini hiç tahayyül edemedim. Yanımda yine kadın yok. Erkek bir memur var ama sürekli benimle temas halinde. Devamlı elimde, kolumda, sırtımda… Benimle yapışık gidiyor geliyor. Önce anlamadım. Sıkı sıkı tutuyor gibi düşünüyorum.

“ERKEK MEMUR BENİMLE DOĞUMHANEYE GİRDİ, ÇIKMADI”

Hastaneye gittik. Ameliyatın yapılacağı doğumhaneye girdik. Ben ameliyat masasına uzandım. Bölgesel uyuşturma yaptılar, beni bayıltmadılar. Doktor üzerimdeki örtüyü açacak, işleme başlayacak ama görevli memur çıkmıyor. İki jandarma da kapıda duruyor. Doktor ‘Çık, hemşireler var’ diyor. Bir yaşlı ebe de vardı. ‘Tamam artık yatırdınız kadını. Buraya kelepçelediniz. Çık da işimizi yapalım. Nasıl kaçacak buradan? Biz buradayız. Burası zemin kat. Kapısı, penceresi yok.’ diyor. Adam diyor ki çıkmam. Bilincim yerinde olduğu için ben dinliyorum onları. Doktorla polemik halindeler. En sonunda doktor bana ‘Kabul ediyorsanız bu şekilde yapacağım, benim vaktim yok’ dedi. Allahım diyorum, olmam lazım çünkü kanama durmuyor. Kalksam inatlaşsam bunlar bir daha beni buraya getirmez. Adam inat etti, arkamda öyle duruyor.

“KENDİME GELDİĞİMDE ADAM BACAKLARIMIN YANINDA DURUYORDU, ‘SEN BUNLARI HAK ETTİN’ DEDİ”

‘Doktor bey siz işinizi yapın’ dedim. Uyuşturulmadığıma mı, çektiğim acıya mı yoksa kafamın dibinde duran adama mı… Hangisine odaklanayım? Neyse olaya odaklandım. Ama bu arada doktor bana canım çok yanmasın diye iğne yapıyor. Artık Allah mı uyuttu beni bilmiyorum. Yarım saat, kırk dakika geçti, geçmedi işlem bitti. Gözümü açtığımda adam kafamın arkasında değildi. Bacaklarımın orada olduğunu gördüm. Başka kimse yok odada. Bana bir şey yaptı mı? O durumda birine bir şey yapılır mı? Bunları bilmiyorum. Bana bakarak ‘Sen bunları hakettin’ dedi. Hadi bundan sonra konuş bakalım. Diklen bakalım. Hadi bundan sonra hakkını ara bakalım.

Yaşlı bir kadın vardı. Hasta bakıcı ya da orayı temizleyen biri bilmiyorum. Üzerime örtü örtüp kaldıran birisiydi. Ona ne oldu diye sordum. Bitti dedi korkma, hiçbir şey olmadı. Kendini iyi hissediyorsan giyin dedi. Öyle kalktım oradan… O memur, beni o halde izlemek istedi, bir erkek olarak bana her şeyi yapabileceğine dair bir izlenim oluşturmak istedi, artık bilemiyorum.

“KADIN MEMUR İLE HASTANEYE GİTMEM YASAL HAKKIMMIŞ AMA GEÇ ÖĞRENDİM”

Sonrası daha fena. Cezaevine vardım. Normalde kadın infaz memuru ile gidip gelmem gerektiğini öğrendim. Bu yasal hakkımmış. Müdüre çıktım. Olayı hem avukatıma hem müdüre anlatıyorum. Müdür hiç umursamadan dinledi. ‘Hakkımı arayacağım, ilk size bildirmek istedim’ dedim. Müdür, ‘Beni hiç bağlamaz bunlar. Bana da hiçbir şey olmaz. Şikayetçi olmak istiyorsan ol. O memur da işinden atılır. Bana hiç dokunmaz’ dedi. Sanki müdürle derdim varmış da adamı tehdit ediyormuşum gibi algılanmıştım.

“ŞİKAYET EDECEĞİMİ SÖYLEYİNCE TUTUŞTULAR, BENİ TEHDİT ETTİLER”

Tekrar koğuşa gittim. Gardiyanlar sanırım kendi aralarında konuşmuşlar, tutuşmuşlar. Geldiler. Beni küçük kulübe gibi bir odaları var. Oraya götürdüler. Çay verdiler. Muhabbet ediyormuş gibi konuşmaya başladılar. Eğer şikayet edersem işinden olacağını, bir terörist tarafından işinden olan ya da soruşturma geçiren bir memurun sonuçlarının koğuşuma yansıyacağını söylediler. Tehdit ettiler. ‘Her şeyinizi kısıtlarız. Koğuşundakiler de seni rahat bırakmaz’ diyorlar. Ben çok yorum yapmadım.

“ADLİ BİR SUÇLUYLA AYNI ARABADAYIM…”

Bir hafta sonra tekrar doktora gitmem gerekiyordu. Hem kontrol edecekler hem de patoloji sonucunu söyleyecekler. Tabut tipi o arabaya bindik. Ama bu sefer kapıyı kilitlemediler. Diğer tabutun içindeki kişiyi görüyorsun. Şaşırdım. Niye böyle bir şey yaptılar diye anlamadım. Bir baktım aracın içinde bir erkek var. Adli suçlu birisiyle aynı araçtayım. Zaten o tabutun içine binince tuhaflaşıyorum, panik atak geçiriyorum.

“BİR KADINA ZORLA NE YAPILIRSA HEPSİNİ ANLATTI VE YAŞADI”

Ön tarafta jandarma var ama onlarla aramızda kapı bulunuyor. Ortada ikimiziz. Birinin benimle konuştuğunu duymaya başladım. Ve bu adli tutuklu, yol boyunca bir kadına zorla ne yapılırsa onları anlattı. Bana sözlü tacizlerde bulundu. Anlattığı her şeyi de o arabanın içinde yaşadı. O ruh haline girmişti. Tabii ben adamı duymamak için okumaya başladım, bir yandan ağlıyorum. Allah’a yalvarıyorum. Kapısı açık mı, yanıma gelir mi diye korkuyorum. Kameraya el sallıyorum. O kamera çalışıyor mu çalışmıyor mu bilmiyorum.

Hastaneye gittik. İner inmez jandarmaya söyledim. Hiç duymadılar, umursamadılar. Gardiyanlara söyledim, o da hiç umursamadı. Bu adamlarla böyle gittim, böyle döndüm.

“ARABADAN İNER İNMEZ HAYKIRMAYA BAŞLADIM…”

Cezaevine girer girmez oradaki bütün memurlara bağırarak olayı anlatmaya başladım. Ben tabii çok haykırıp bunu herkese duyurmaya başlayınca bunlar panik oldular. Zaten araçtan inince bayılmışım. ‘Yanlışlık olmuş, bir kaza olmuş, araç bir taneymiş. Onun da acil hastaneye gitmesi gerekiyormuş. Biz onu öldüresiye dövdük, on beş gün çıkamaz yataktan. Biz onu hücreye kapattık.’ Bana gelip böyle şeyler söylüyorlar. Sanki onun dövülmesi, hücreye kapatılması beni mutlu edecek.

“SUSMAZSAN BAK SANA DAHA NELER YAPARIZ”

Bana şunu demek istiyorlar aslında. Sen susmadıkça, şikayette bulundukça biz daha neler yaparız neler… Beni hastaneye o adli suçluyla bilerek gönderdiler. Koğuştaki arkadaşlara anlattım olayı. Onlar da aynı kanaatteydi. Sen susmadığın, hakkını aradığın için, şikayette bulunma ihtimali olduğu için, müdüre gittiğin için korkuyorlar. Seni susturmaya, bastırmaya çalışıp, seni bunlarla muhatap ederiz demek istiyorlar.

“O ADAMLA BENİ AYNI YERE KAPATIRLAR DİYE ÇOK KORKTUM”

Tabii bu arada ben artık insanların neden doktora, hastaneye gitmediğini fark ediyorum. Bu sapıklar, bu pislikler bunu hep yapmışlar. Bu olaydan sonra korktum. Beni gardiyanlar, jandarmalar korkutamadı. Ameliyat esnasındaki adamın o tavrı bile beni korkutamamıştı ama adli tutuklu çok korkuttu. Beni onunla bir yere koyarlar korkusu beni aşırı tedirgin etti. Ondan sonra zaten koğuşta kalmaya devam ettim.

Bir de bana şöyle diyorlar; kocan da içeride, kendini düşünmüyorsun, kocanı da mı düşünmüyorsun? Her şeyle tehdit ediyorlar. Zaten ziyaretçim hiç yok. Ailem yurt dışında. Gelenim gidenim yok, orada yalnız bir kadınım. Avukatıma olayı anlatabildiğim kadarıyla anlattım ama ondan da çekinmediler.

“REVİRE BİLE GİTMEDİM”

Ondan sonra talepte bulunmamaya, dışarıya çıkmamaya çalıştım. Yani dışarı çıkmamaya derken revire bile gitme isteğinde bulunmuyordum. Arada bir basketbol sahasına çıkartıyorlardı. Ayda bir ya da bir film izleme gibi bir şey oluyordu. Hatta bizimkiler ısrarla talepte bulunuyorlardı. Onlara bile çıkmıyordum.

Mesela görüş günü koğuş boşalıyor. Bazen ben yalnız kalıyorum. O zaman bile korktum. Ödüm koptu. Kamerayı kapatırlar. 2-3 kişi gelir, istediğini yapar. Kimse görmez. Kimse müdahale edemez. Bomboş koğuş. Herkes ailesiyle görüşüyor. Çünkü görüşe gidip gelmek yarım saat, 40 dakika sürüyor.

“5,5 AY SONRA TAHLİYE OLDUM”

5,5 ay sonra tahliye oldum. Şubat ayında ilk kez eşimi ziyaret etme şansım oldu. Ceyhan’a gittim. Eşim de mayısta tahliye oldu. O tahliye olunca İzmir’e döndük. İzmir’den ev tuttuk. Eşim iş aradı. Çorap sattı. Bu arada benim mahkemeler devam ediyordu. Bana zaten 6 yıl 3 ay vermişlerdi. Dosyam Yargıtay’daydı. Onanırsa ben tekrar hapse gireceğim.

“TEKRAR AYNI ŞEYLERİ YAŞAMAK İSTEMEDİM”

Tabi ödüm kopuyor. Bir daha aynı şeyleri yaşamak istemiyorum. Eşim zaten altı yıl yattı. 6 yıl ayrı kalmışız. Çocuk zaten babasını tanımıyor. Tekrardan ben gireceğim. Çocuk iyice mahvolacak. Tanımadığı bir babayla yaşama devam edecek. Bu yüzden Türkiye’den ayrılmaya karar verdik. 1 Mart 2024’te Meriç’ten geçtik.

“MERİÇ’TE BOTUMUZ PATLADI, BOĞULMA TEHLİKESİ GEÇİRDİK”

Geçtik ama orası da kolay olmadı. Bindiğimiz bot patladı ve battı. Eşim beni kurtarmak için suya atladı. Oğlum 17 yaşındaydı. O kendini kurtardı. Ölüme ramak kalmıştı. Eşimle oğlum tuttular, çektiler beni. Hem hava soğuk hem suya batmışız. Bataklık balçık. Çıktığımız yer öyle düz bir yer değildi. Böyle dikenli çalıların, ağaçların olduğu bir yer. Her yerimiz yırtıla yırtıla kurtulduk oradan.

“AKLIM GAZİANTEP’TE TUTUKLU OLAN ÖĞRENCİLERDE…”

Şu an 7 aylık hamileyim. İkinci çocuğumuzu bekliyoruz. Yaşadıklarımı eşime birkaç ay önce anlatabildim. Tabi şok oldu. Ben aslında bunları Gaziantep’te öğrencileri tutukladıklarında anlatmaya karar verdim. O çocukların alındığını duyunca bütün yaşadıklarım gözümün önünde geldi, tetiklendi. Orada ne oluyor kimsenin haberi yok. Şu anda hala orada çocuklar var. Aklımdan çıkmıyorlar.”

Tags: 15 temmuzAKPAramaCezaeviCinsel şiddetDoğumhaneErdoğan rejimiGaziantep L TipiHİZMET HAREKETİİşkenceRahim içiRahim kanseritaciztehditTürkiyezulüm
PAYLAŞTweet
ÖNCEKİ HABER

Korkunç tabloyu tanıklar anlatıyor: İran’da yaralılar hastanelerde katlediliyor

BENZER HABERLER

Korkunç tabloyu tanıklar anlatıyor: İran’da yaralılar hastanelerde katlediliyor
Dış Haberler

Korkunç tabloyu tanıklar anlatıyor: İran’da yaralılar hastanelerde katlediliyor

Ocak 15, 2026
ABD, 75 ülke vatandaşına vize işlemlerini durdurdu
AMERİKA

ABD, 75 ülke vatandaşına vize işlemlerini durdurdu

Ocak 15, 2026
Başbakan Albanese:1800 Medicare ülke genelinde vatandaşlara ücretsiz
Avustralya

Başbakan Albanese:1800 Medicare ülke genelinde vatandaşlara ücretsiz

Ocak 15, 2026
Prof. Dr. Doğu Ergil: Yerli ve milli söylemi topluma söylenmiş bir yalandır
Manşet

Prof. Dr. Doğu Ergil: Yerli ve milli söylemi topluma söylenmiş bir yalandır

Ocak 15, 2026
BM ifşa etti: Ticari yasağa rağmenTürkiye’den, İsrail’e 3 milyar dolarlık sevkiyat
Dış Haberler

BM ifşa etti: Ticari yasağa rağmenTürkiye’den, İsrail’e 3 milyar dolarlık sevkiyat

Ocak 14, 2026
Adrese teslim kadro: DİB eski Başkanı Ali Erbaş, 29 Mayıs Üniversitesinde kadrosunda
Gündem

Adrese teslim kadro: DİB eski Başkanı Ali Erbaş, 29 Mayıs Üniversitesinde kadrosunda

Ocak 14, 2026
  • All
  • Manşet
Rahim kanseri bayana devlet eliyle cinsel şiddet: Rahim içi arama, doğumhanede taciz, tehdit
Manşet

Rahim kanseri bayana devlet eliyle cinsel şiddet: Rahim içi arama, doğumhanede taciz, tehdit

by zmnaus
Ocak 15, 2026
0

SEVİNÇ ÖZARSLAN-TR724.COM Bugüne kadar çıplak aramaya maruz kalan birçok kadını dinledim. Ev hanımı Filiz Turun’un yaşadıklarını duyunca şok geçirdim. Yapılanlar...

Korkunç tabloyu tanıklar anlatıyor: İran’da yaralılar hastanelerde katlediliyor

Korkunç tabloyu tanıklar anlatıyor: İran’da yaralılar hastanelerde katlediliyor

Ocak 15, 2026
ABD, 75 ülke vatandaşına vize işlemlerini durdurdu

ABD, 75 ülke vatandaşına vize işlemlerini durdurdu

Ocak 15, 2026
Başbakan Albanese:1800 Medicare ülke genelinde vatandaşlara ücretsiz

Başbakan Albanese:1800 Medicare ülke genelinde vatandaşlara ücretsiz

Ocak 15, 2026
Prof. Dr. Doğu Ergil: Yerli ve milli söylemi topluma söylenmiş bir yalandır

Prof. Dr. Doğu Ergil: Yerli ve milli söylemi topluma söylenmiş bir yalandır

Ocak 15, 2026
BM ifşa etti: Ticari yasağa rağmenTürkiye’den, İsrail’e 3 milyar dolarlık sevkiyat

BM ifşa etti: Ticari yasağa rağmenTürkiye’den, İsrail’e 3 milyar dolarlık sevkiyat

Ocak 14, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM