Küskün ve kırgın bir şekilde aramızdan ayrılan gazeteci-yazar Ahmet Turan Alkan, bazı yayınevlerinin kitaplarını yayımlamaması nedeniyle derin bir kırgınlık yaşadı. Bu vefasızlığa tepki gösteren yakın dostu, gazeteci-yazar Mümta’zer Türköne, “Ahmet Turan Alkan’a yapılanları protesto etmek için ben de yazmayı ve çizmeyi bırakmayı düşünüyorum” dedi.
![]()
Gazeteci-yazar ve akademisyen Ahmet Turan Alkan (72), Bursa Fatih Sultan Mehmet Camii’nde öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Fethiye Mezarlığı’nda toprağa verildi.Alkan’ın cenazesine ailesi ve yakınlarının yanı sıra, İstanbul eski Valisi Hüseyin Avni Mutlu, yazarlar Mümtazer Türköne, Ali Bulaç, Mustafa Ünal, ve çok sayıda okuru katıldı.Marmara (Silivri) Cezaevi’nde 22 ay hapis yatan Alkan’ın, cezaevi sürecinin ardından kalp rahatsızlığı nedeniyle kısa süre önce 10 gün yoğun bakımda tedavi gördüğü öğrenildi.
![]()
TÜRKÖNE: AHMET TURAN ALKAN’A YAPILANLARI PROTESTO İÇİN YAZI YAZMAYI BIRAKMAYI DÜNŞÜNÜYORUM:
Cenaze töreni sırasında KHK TV’ye konuşan Türköne ve Bulaç, Ahmet Turan Alkan’ı hem yazarlığı, hem insanlığı, hem de cezaevi yıllarıyla şekillenen hayatı üzerinden anlattı.Uzun yıllar dostluk yapan ve Zaman Gazetesi’nde birlikte köşe yazarlığı yapan yazar Mümtazer Türköne, bazı yayınevlerinin Ahmet Turan Alkan’ın kitaplarını yayımlamamasının Alkan’ı derinden kırdığını, bu küskünlükle hayattan çekildiğini söyledi. Türköne, yaşananlara duyduğu tepki nedeniyle kendisinin de yazmayı ve çizmeyi bırakmayı düşündüğünü açıkladı.Türköne, “Ahmet Turan Alkan’a yapılanları protesto etmek için ben de yazmayı ve çizmeyi bırakmayı düşünüyorum” dedi.
![]()
Ahmet Erkan’n Yazar Ahmet Turan Alkan’la ilgili sorulara verilen cevaplar şöyle;
“Onu (Ahmet Turan Alkan) diğer yazarlardan ayıran en temel özellik neydi?”
Ali Bulaç:
“Ahmet Turan Alkan, kamusal kimliğiyle üslup sahibi bir yazardı. Kişi olarak ise son derece efendi, çelebi ve kibardı. Memleketimizin yetiştirdiği önemli bir münevver, mütefekkir ve kıymetli bir akademisyendi.”
Ali Bulaç:
“Türkçeyi çok derinlikli ve bilinçli kullanırdı. Dil onun için sadece bir anlatım aracı değil, bir ahlak meselesiydi. Yazılarında bu hassasiyeti her zaman hissederdiniz.”
“Son yıllarında yazmaktan uzaklaşması sizi nasıl etkiledi?”
Ali Bulaç:
“Keşke küsmeseydi… Kitaplarının basılmaması onu çok incitti. Kimseyle pek görüşmek istemiyordu. Yazmayı bırakmıştı. Hayatın gürültüsünden çekilmişti.”
“Ahmet Turan Alkan nasıl bir insandı?”
Ali Bulaç:
“Güzel bir insandı. Bugün burada ona karşı son vazifelerimizden birini yerine getirmek için toplandık. Bir mümin ve bir muvahhit olduğuna şehadet ederiz.”
“Özel hayatındaki tavırları nasıldı?”
Ali Bulaç:
“Son derece mütevazıydı. Tanınmamak için şapkasını yüzüne kadar indirerek girerdi bir yere. Tanındığında ‘rahatsız olacaksanız çıkayım’ diyecek kadar inceydi. Bu bana çok dokunurdu. Ev satışında bile ‘isterseniz hanımın üzerine yapalım’ diyecek kadar hassas biriydi.”
“Cezaevi sürecini nasıl hatırlıyorsunuz?”
Ali Bulaç:
“Birlikte gözaltına alındık, birlikte Silivri’ye geldik. Yaklaşık iki buçuk yıl kaldık. Koğuşlarımız ayrıydı ama ara sıra görüşürdük. Gazeteden ayrılırken çekilen bir fotoğraf vardır; o fotoğraf bir dönemi anlatır.”
“İnancı ve ibadet hayatı nasıldı?”
Ali Bulaç:
“Namazını büyük bir huşu ve haşyetle kılardı. Namazına hayrandım. Bir mümin olarak vefat ettiğine inanıyorum. Rabbim gani gani rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.”
ALTINCI ŞEHİR ESERİYLE TANINDI
1954 yılında Sivas’ta doğan Ahmet Turan Alkan, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladı. 1978 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Akademik kariyerini Cumhuriyet Üniversitesi’nde sürdürdü. “İkinci Meşrutiyet Devrinde Ordu ve Siyaset” adlı çalışmasıyla doktor unvanını aldı.Özellikle “Altıncı Şehir” adlı eseriyle geniş yankı uyandıran Alkan, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’ine nazire niteliğindeki bu çalışmasında Sivas’ı edebi bir hafıza mekânı olarak anlattı. ZAMAN Avustralya