Burak Akif CAN- Sydney
15 Temmuz Kurgu Darbesinin ardından binlerce askerî öğrenci gibi; İlhan Buğra Sönmez’in de hayatı bir gecede altüst oldu. Henüz 14 yaşında üniforma giyen ve pilot olma hayaliyle büyüyen Hava Harp Okulu öğrencisi Sönmezin, o karanlık geceyle birlikte eğitim hakkı elinden alındı. 6 yıl demir parlaklıkların arkasında geçirdikten sonra, özgürlüğünü geri almak amacıyla çok sevdiği ailesini, ülkesini ve meslektaşlarını cezaevinde bırakarak, Avrupa’ya geçti.

Alesta YouTube Kanalı’nda sevilerek izlenen ‘Yeni Rota’ Programına konuşan Harbiyeli İlhan Buğra Sönmez, askerî okullarda şekillenen hayatını, Silivri Cezaevi’nde geçen 6 yılı, içerideyken Türkiye derecesi yaparak Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanmasını, tahliye sonrası aldığı en zor kararı ve Birleşik Krallık’ta sıfırdan kurduğu yeni hayatı tüm açıklığıyla anlattı.
İşte Sönmezin sorulara verdiği cevaplar:
Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? İlhan buğra sönmez kimdir?
1996 Ankara doğumluyum. Orta sınıf, milliyetçi diyebileceğim bir Anadolu ailesinde büyüdüm. Üç erkek kardeşiz, en büyüğüyüm. İlkokulu Elazığ’da, ortaokulu Kayseri’de okudum. Ortaokuldan sonra Işıklar Askerî Hava Lisesi’ne girdim. Beş yıl orada eğitim aldım. Ardından Hava Harp Okulu’na geçtim. Bir yıllık eğitimin ardından, 15 Temmuz gecesi tutuklanan harp okulu öğrencilerinden biri oldum.
15 Temmuz’dan sonra hayatınızda neler yaşandı?
Silivri Cezaevi’nde yaklaşık altı yıl on ay tutuklu kaldım. Tahliyem Yargıtay kararıyla oldu. Tahliyeden sonra üç ay Türkiye’de kaldım, ardından yurt dışına çıktım. Şu an Birleşik Krallık’ta yaşıyorum ve üniversite eğitimime devam ediyorum.
Hayatınızın tamamen değiştiğini ilk ne zaman fark ettiniz?
Üniformayı ilk giydiğim gün fark ettim. On dört yaşındaydım. Postallar benden ağırdı. İntibak eğitiminde yaşadıklarım sonrası annem “Bu çocuğu bu okuldan alıyoruz” dedi ama ben kalmak istedim. O an hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlamıştım.
Bir kararnameyle okulunuz kapatıldı ve kendinizi bir gecede karakolda buldunuz. O an ne hissettiniz?
O geceyi hiç unutmuyorum. Kamp çok ağır geçmişti. Pijamalarımı giymiş, yatmaya hazırlanıyordum. İçtima dediler. Numara okundu, otobüslere bindik. Nereye gittiğimizi bile söylemediler. İki gün önce alkışlarla uğurlandığımız kamp alanından, iki gün sonra bir karakolda diz çöktürülüp rütbelerimiz söküldü. Nezarette üç hücrede yaklaşık 120 asker öğrenciydik. Şoktaydık, ağladığımı hatırlıyorum. Hayatınız bir gecede altüst oluyor ama hâlâ “biz bir şey yapmadık, kurtuluruz” diyorsunuz.
Alkışlarla uğurlandığınız kamptan cezaevine uzanan bu süreç size ne hissettirdi?
Çok büyük bir hayal kırıklığıydı. O şok hâlini unutamıyorum. Kendinizi hâlâ oraya konumlandıramıyorsunuz. Oynanan oyun çok büyüktü ve elinizden hiçbir şey gelmiyordu.
Cezaevinde geçen yıllar nasıldı?
Askerî okul arkadaşlarımla birlikte olmam süreci biraz daha katlanabilir kıldı. İçeride bir rutin kuruyorsunuz. Kendinizi geliştirmeye çalışıyorsunuz. Ama insan sürekli aynı frekansta kalamıyor. Asıl stresi dışarıda ailelerimiz yaşadı.
Cezaevindeyken üniversite sınavına hazırlandınız. Bu süreç nasıl geçti?
İçeride üniversite sınavına hazırlandım. Türkiye 13’üncüsü oldum ve Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandım. Ancak içerideyken örgün eğitim hakkı verilmedi.
Cezaevinde Türkiye 13’üncüsü olduğunuzu öğrendiğinizde ne hissettiniz?
Bir Türk filmi sahnesi gibiydi. Sınav sonuçlarını getiren gardiyan “Burada da mı soruları çaldınız?” diye sormuştu. Mutluluk sadece derece yapmak değildi. Kendimizi suçlu hissettirilmiş bir yerde, haklılığımızı göstermekti.

Tahliye olduktan sonra neden Boğaziçi üniversitesinde devam etmediniz?
Aslında yurt dışına çıkma niyetim yoktu. Tahliyeden bir ay sonra annem “Burada okuma, git” dedi. Askerî okula girerken annemi dinlememiştim, bu sefer dinledim. Yurt dışında hedeflediğim kariyer için daha sağlıklı bir yol olduğunu düşündüm.
Birleşik Krallık’a ilk geldiğinizde sizi en çok etkileyen şey ne oldu?
“Tamam geldin, peki şimdi ne yapacaksın?” sorusu. Cebimde çok az para vardı. Gündelik işlerde çalıştım, temizlik yaptım. Bir yandan da üniversitelere mail attım. Çoğu reddetti ama Leicester Üniversitesi’nden burs aldım.
İngiltere’de çalıştığınız işler nelerdi?
İlk başta Airbnb evlerinde temizlik yaptım. Daha sonra bir startup’ta satış tarafında çalıştım. Orada kalmamı istediler ama ben okumakta kararlıydım. Kısa vadeli kazançtan çok uzun vadeli hedefleri seçtim.
Sivil hayatta asker kökenli olmak bir dezavantaj oluşturdu mu?
Yaş farkı hissediliyor ama askerî disiplinin çok faydasını gördüm. Pozitif yönleri daha ağır bastı.
Bu süreç sizi nasıl bir insana dönüştürdü?
Artık eski ben değilim. İçimde kalıcı bir acı var. Ama hayattayım. Bu süreçte hayatını kaybeden silah arkadaşlarım oldu. Onlara karşı bir sorumluluk hissediyorum.
Bugünkü siz, geçmişteki buğra’ya ne söylemek isterdi?
Geçecek. Belki delip geçecek ama geçecek.
Eğer askeriyede kalsaydınız bugün nerede olurdunuz?
Muhtemelen havacı bir üsteğmen olurdum. Jet pilotu olmak istiyordum. Hâlâ jet videoları karşıma çıkınca durup bakıyorum ama artık düşünmüyorum.

Göç etmek size ne kazandırdı?
İnsana insan olduğu için değer vermeyi öğrendim. Yargılamamayı öğrendim. Burada kimse beni tanımıyordu, kimse geçmişimi sorgulamıyordu.
Türkiye’ye dönseniz ilk neyi değiştirmek isterdiniz?
En temelde adaletin tesis edilmesini isterdim. Liyakat ve hukuk olmadan hiçbir şey düzelmez.
Göç etmeyi tek bir cümleyle anlatır mısınız?
Hayata reset atmak gibi. İnsan tazeleniyor.
Bu röportajı izleyen silah arkadaşlarınıza ne söylemek istersiniz?
Belki geçecek. Belki delip geçecek ama geçecek. Çoğu gitti, az kaldı.













