DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşarak çözüm süreci, CHP’ye yapılan operasyonlar, Abdullah Öcalan’la ilgili tartışmalar hakkında dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Buldan, barış süreci için PKK’lıların durumu için hazırlanacak yasa tasarısı için ‘kaygısını’ “Yasa taslağının Öcalan ile görüşülmeden genel kurula getirilmesi sıkıntı olur. Öcalan kendi örgütüyle istişare etmeden karar vermez. Kendi örgütüyle yasa taslağını görüşmesinin önü açılmalı” ifadeleriyle dile getirdi.
Buldan, Selahattin Demirtaş’la ilgili soruya ise “Yasalar çıkınca zaten Selahattin Demirtaş da çıkacak Figen Yüksekdağ da. Öcalan hepsinin katkısını istiyor. Çıktıklarında siyasete önemli katkı sunacaklar. Bu konuda şüphe yok” yanını verdi.Röportajda Pervin Buldan’a yöneltilen bazı sorular ve cevapları şöyle…
‘ÖCALAN VE PKK SOMUT ADIM BEKLİYOR’
-Bir karşılıklı görüş alışverişine sizin heyetinizin hazır bulunduğu bir ortamda gerek duyulmasının sebebi tam olarak nedir? Mutlaka ki karşılıklı beklentiler hep var, bu işin doğasının gereği. Ama bugüne kadar olmayan şey bugün oluyor. Acaba iş kritik bir eşiğe geldiği için ya da işin başka yöne evrilebileceğine yönelik kaygılar olduğu için mi buna gerek duyuldu?
İşin başka yöne gideceğine dair bir emare yok. Bu iş kendi mecrasında ilerliyor ve ilerleyecek. Ama karşılıklı bazı beklentiler var. Sadece devletin değil aslında PKK’nin de beklediği ya da Sayın Öcalan’ın da beklediği bazı somut adımlar var. Beklentiyi her iki taraf açısından söylüyorum. Bu konular üzerinde biraz konuşuldu. Örneğin devlet heyetinin PKK’nin biraz daha somut adım atmasına dair beklentileri var. Çünkü diyor ki devlet “Silah yakma merasiminden sonra biz somut bir adım görmedik.”
‘BAZEN DIŞARIYA YANSIMAYAN GÖRÜŞMELER DE YAPIYORUZ’
-Bunu kamuoyuna da söylüyorlar zaten.
Bunu kamuoyuna da söylüyor devlet evet. Diğer taraf da “Biz de demokratikleşme adına somut adımlar görmüyoruz” diyor. Kayyımların geri alınmasına dair toplumun yüksek beklentisi konusundan başlayarak hiçbir alanda beklenti karşılanmış değil. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ gibi isimler hâlâ” cezaevinde. CHP’ye baskı var, her gün operasyon ve tutuklamalar oluyor. Sonuçta muhalefet de bu işin bir parçası ve hâlâ kayyım atamalarına devam ediliyor. Bunlar elbette ki konuşuluyor ve konuşuldu. Bazen kapalı, bazen açık, görünen ya da görünmeyen, bilinen ya da bilinmeyen birçok şey var aslında. Bunların bir kısmı açık yapılıyor, bir kısmı kamuya yansıtılıyor, bir kısmı da yansıtılmıyor. Mesela biz de heyet olarak bazen kapalı görüşmeler de yapıyoruz. Bunu hiç kimseye söylemiyoruz.
-Öcalan ile kamuoyundan habersiz görüşmeler yapıyorsunuz?
Hayır, devlet yetkilileriyle. Siyasi partilerle, devlet yetkilileriyle, sürecin parçası olan kesimlerle bazen kamuoyuna yansımayan görüşmeler yapıyoruz. Dolayısıyla bu görüşmelerin de önemli olduğunu düşünüyorum ama toplum somut adım istiyor. Somut adımı her iki taraf açısından da söylüyorum. Çünkü iki tarafın da beklentisi var ve iki taraf da somut adım atılması gerektiğini hem düşünüyor hem söylüyor. Şimdi bunların artık hayata geçmesi lazım. Sürecin de güven verebilmesi açısından bunu söylüyorum. Çünkü süreç bazen güvensiz bir şeye dönüşebiliyor. Yani güvence vermeyebiliyor. Toplum şunu soruyor; “Olacak mı?” Kafalarda soru işaretleri var, kaygılar var. Bu kaygıları giderecek adımlar atılmalı.
‘MECLİS KAPANMADAN SOMUT ADIM BEKLİYORUZ’
Siz geçen hafta Med TV’de bu ay sonuna kadar (nisan sonu) kadar infaz yasasıyla ilgili gelişme beklediğinizi söylemiştiniz.
Görüşmenin ana çerçevesi belirlediğinde ve karşılıklı beklentilerin ifade edildiği bir zeminde, nisan ayı bir takvim olarak belirlendi evet. Bu anlamıyla nisan ya da mayıs başı diyebileceğimiz bir aralıkta somut kime adımların atılmasını bekliyoruz. Bizlerde bu sürecin takipçisiyiz. Ama mevcut gidişata bakınca nisan ayı bitmeden olması zor görünüyor. Mayıs da olabilir, haziran da olabilir ama Meclis kapanmadan illa ki olmalı. Meclis temmuzda kapanmadan somut yasal düzenlemenin çıkması gerek.
‘DEVLETİN DE KAVRAMASI LAZIM, SİLAHLI DÖNEM BİTTİ’
-Türkiye’de devlet tarafında böyle soru işaretleri var mıdır mesela?
Olabilir. Devletin böyle bir yaklaşımı olabilir. Ama PKK’nin ya da YPG’nin ne düşündüğüne dair benim bir bilgim yok. Önümüzdeki dönemlerde ne olur ne biter, bunun hesabını yapıyorlar mı? Ben bu soruların yanıtlarını bilemem. Ama bildiğim tek şey var; bir daha silahlı mücadeleye geri dönüş olmayacak. Ben bunu adada yaptığım görüşmelerden biliyorum. Sayın Öcalan’ın kendi ağzından ifade ettiği şey bu; “Silahlı mücadele devri bitti, kapandı. PKK bitti, PKK kapandı. Şimdi başka bir dönem. Yeni bir dönem başladı, yeni bir süreç başladı.” Siyasetle her şeyin çözüleceğine olan inanç ve bu konuda atılacak olan adımlarla birlikte yeni bir mücadele süreci bu. Hiçbir şey kolay olmayacak, olmuyor da zaten. Mücadele etmeden hiçbir şey elde edilmiyor. Biz bunu yıllardır zaten yaşıyoruz, görüyoruz, tanıyoruz. Bunun mağduruyuz. Ama önümüzdeki dönem açısından yeni bir mücadele alanı var bizim için. Ama Kürtlerin bu dönemde zihinsel olarak artık bunu kavraması lazım. Sadece Kürtlerin değil devletin de kavraması lazım. Silahlı mücadele dönemi bitti.
‘ÖCALAN’IN EVET DEMEDİĞİ YASAYA PKK NASIL EVET DİYECEK’
-Komisyon raporunu da tüm partiler başta kendilerine göre hazırladı, sonra ortak bir metin oluştu.
Komisyon raporu bence eksikliklerine rağmen iyi. Keşke o rapor baz alınarak yasa hazırlansa. Fakat bu yasa taslağının Sayın Öcalan’la görüşülmeden çıkması sıkıntı olur.
-Öyle bir endişeniz mi var? AKP’nin baskın biçimde yasa tasarısını genel kurula indireceğini mi düşünüyorsunuz?
Öyle bir endişem yok. Ben bir mutabakat sağlanır diye düşünüyorum. Çünkü onlar da şunun farkında; Sayın Öcalan’ın “evet” demediği bir yasaya PKK nasıl “evet” diyecek?
-Ya da soru şu; Abdullah Öcalan Kandil’in uymayacağını bildiği bir talimatı verir mi? Bu soruyu soruyorum çünkü genelde Öcalan’ın oradan gelecek reaksiyonu bilerek ve onu hesap ederek bir strateji kurmaya çalıştığını izliyoruz.
Evet doğru.
‘ÖCALAN ÖRGÜTÜYLE İSTİŞARE ETMEDEN KARAR VERMEZ’
-O halde Türkiye’ye gelip siyaset yapmak isteyen kadronun içine sinmeyeceği ve dolayısıyla da uygulamayacağı bir talimatı Abdullah Öcalan verebilir mi?
Sayın Öcalan yöntem olarak kendi örgütüyle istişare etmeden ve ortaklaşmadan somut kararlar vermemeye özen gösteren bir lider. Farklı yollarla elbette ki örgütüyle iletişim kurulabilir, kurmalıdır. Kongre öncesinde yapıldı. Buna benzer bir yöntemle Öcalan’ın kendi örgütüyle bu meseleyi konuşması lazım, tartışması lazım, onayını alması lazım. Bir mutabakat sağlaması lazım ki bu yasa o haliyle genel kurula gelsin ve tartışmasız geçsin en azından. Ben bunun olabileceğini düşünüyorum. Devlet heyetinden iktidar mensuplarına muhalefet mensuplarına kime sorsam, herkes olması gerekenin bu olduğunu ifade ediyor. Çünkü herkes Öcalan’ın kendi örgütüne direkt kabul ettirmediği bir şeyi örgütün çok fazla dinlemeyeceği ve kabul etmeyeceği gerçekliğini biliyor. Bir şeyi ancak Sayın Öcalan onlara kabul ettirebilir. Herkes bu noktada aynı görüşte.
‘ÖCALAN CHP’YE YAPILANLARDAN RAHATSIZ’
-CHP’lilerin de bu konuda sizinle hemfikir olduğunu söylediniz. Biraz burada CHP’nin tüm bu süreçteki konumunu kendi zaviyenizden anlatın isterim. Elbette Öcalan’ın bu konudaki görüşlerini de kamuoyu merak ediyor. Zira iktidar eliyle CHP’ye yönelik olarak yürütülen bu topyekûn operasyonu Öcalan neredeyse görmezlikten geliyor gibi bir görüntü var. En azından sızan görüşme notlarında bu konuda fazla değerlendirmesini görmedik. Oysa kendisinin tarihi çağrısı 27 Şubat 2025’te gelmişti. 20 gün sonra ise İmamoğlu operasyonuyla birlikte CHP’ye dönük tazyik başladı. Tam çözüm sürecinde bir aşamaya gelinmişken iktidarın bir yandan da toplumu gerecek biçimde CHP’yi ablukaya almış olması Öcalan ile görüşmelerinizde konuştuğunuz bir şey mi?
Bu meseleyi bizim Sayın Öcalan’a anlatmamıza gerek yok, zaten takip ediyor. Sürekli izliyor. CHP’ye yapılanlardan oldukça rahatsız. Zaman zaman ifade ediyor. Çünkü bu süreç sadece Kürtleri ilgilendiren bir süreç değil. Ya da sadece Kürtlerin geleceğini garanti altına alacak bir süreç değil. Türkiye toplumunun tamamını gelecek zaman içerisinde ilgilendirecek olan bir süreç. Tamam CHP sürece sahip çıkıyor, komisyona üye verdi, komisyondaki üyeleri gerçekten çok büyük katkılar sundular raporun çıkmasına. Sayın Özgür Özel’in açıklamaları ve desteği çok kıymetli bizim açımızdan. Fakat Sayın Öcalan sürece biraz daha sahip çıkmaları gerektiğini düşünüyor. Bazen bunu ifade ediyor. CHP’nin biraz daha cesur adımlar atması gerektiği yönünde sözü var. Ama şimdi bunun yanında tabii ki CHP’nin zorlandığını biliyoruz. Tabanından, kendi seçmeninden baskı altında olduğunu biliyoruz. Kendi PM’si, MYK’sı büyük bir baskı kurdu CHP yönetimi üzerinde. “Bir taraftan bize bunlar yapılıyor, diğer demokratikleşme adı altında bir süreç yürütülüyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diyenler var.
‘CHP ÜZERİNDEKİ BASKI DURMALI DİYORUZ, ERDOĞAN CEVAP VERMİYOR’
-CHP seçmeni bir de şunu soruyor partisine: “Cumhurbaşkanı Erdoğan bu süreci bir kere daha seçilmek için ve Kürtlerin oyunu almak için girdi. Bunun farkında mısınız?”
Sayın Özgür Özel’in sürece dair yaklaşımı pozitif. Bunda gerçekten bir sıkıntı yok. Ama hükümetin, AKP-MHP ittifakının CHP’ye dair yaptıkları yanlış. Bunu çok net söylüyorum. Yani bir taraftan demokratikleşme adımları atılırken, diğer taraftan antidemokratik uygulamaları yapmak birbiriyle çelişkili. Fakat bizim açımızdan bir seçim hesabı yok bu işin içinde, onu da net olarak söylemek isterim.
-İki lider açısından da bunu söyleyebilir misiniz? Çünkü Devlet Bahçeli’nin bir seçim hesabı içinde olmadığı net de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pozisyonu açısından da bu kadar net konuşabiliyor musunuz?
Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Bahçeli ile yaptığımız görüşmelerde hiçbir zaman seçim gündeme gelmedi.
-Şunu söylüyorsunuz; “Cumhurbaşkanı Erdoğan ne İmralı heyeti olarak bize ne DEM Parti yönetimine ‘Gelin birlikte anayasayı değiştirelim. Ben Kürtleri rahatlatacak ifadeleri anayasaya koydurayım, siz de benim Cumhurbaşkanı kalmamın önünü açacak düzenlemelere destek verin’ gibi bir mesaj verdi. “Böyle bir konuşma geçmedi” diyerek bunu söylemek istiyorsunuz herhalde değil mi?
Hayır, hiç olmadı. Bizim gündemimizde asla böyle bir şey olmadı şimdiye kadar. Ama biz kendisiyle görüşmelerde CHP konusunu gündem yapıyoruz. “CHP üzerindeki baskı durmalı” diyoruz.
-Bir cevap veriyor mu Sayın Cumhurbaşkanı buna?
CHP üzerindeki baskı durmalı. Yok cevap vermiyor. Şöyle söyleyeyim; Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmelerde genel olarak aslında biz konuşuyoruz. Orada işte devlet yetkilileri de var biliyorsunuz. Onlar da konuşuyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı dinleyen bir pozisyonda ama sonuçta da temennisini de ifade eden bir yerde duruyor. Fakat bu tür konuların konuşulmadığını özellikle ifade etmek isterim.
-Sizin DEM parti olarak kaygınız şu; eğer bir ara seçim olacak olursa “eve dönüş yasası” rafa kalkar. Doğru mu anlıyorum?
Bizim için önemli olan şey yasa. Ve bu yasa aslında ilk adım olacak. Bütüncül bir yasa olsun istiyoruz ki her türlü sorunun, haksızlık ve hukuksuzluğun ortadan kalkacağı bir zemin yaratsın. PKK’ye özgü bir seferlik ve geçici bir yasa ilk adım olsun. Onun ardından hemen demokratikleşme paketleri gelsin.
‘İMAMOĞLU’NA HAKSIZLIK YAPILDI’
-Tabii CHP açısından bakıldığında bu bahsettiğiniz muğlak bir süreç. İnfaz yasası İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının en azından tutuksuz yargılanmalarının önünü açacak bir şey değil. O yasa geçtikten sonra AKP iktidarı neden bir de demokratikleşme paketini gündemine alsın? Bu da meşru bir soru herhalde.













