SEVİNÇ ÖZARSLAN – TR724
Anayasa Mahkemesinin (AYM), etkili soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle ihlal kararı verdiği ve yeniden soruşturulmasını istediği Zabit Kişi dosyasında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir kez daha kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği ortaya çıktı.
Karara itiraz eden Kişi’yi, Ankara 11. Sulh Ceza Hâkimliği haklı buldu ve etkili soruşturma yürütülmesi gerektiğini belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararını kaldırdı.

Kocaeli 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Zabit Kişi, 2017 yılında MİT tarafından Kazakistan’dan kaçırılarak Türkiye’ye getirildiğini, 30 Eylül 2017 ile 18 Ocak 2018 tarihleri arasında yaklaşık 110 gün boyunca sivil uçuşlara kapalı olan askeri havalimanı Etimesgut Havalimanı bölgesinde kayıt dışı şekilde tutulduğunu ve bu süreçte ağır işkenceye maruz bırakıldığını belirtti.
Kişi, 18 Ocak 2018’de Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesine teslim edildiğini, gözaltı sürecinin ardından adliyeye ve cezaevine sevk edildiğini ifade etti. İşkence iddialarıyla ilgili suç duyurusu üzerine etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirten Kişi, iç hukuk yollarından sonuç alamayınca Anayasa Mahkemesine başvurdu.
AYM: KÖTÜ MUAMELE YASAĞININ USUL BOYUTU İHLAL EDİLDİ
Anayasa Mahkemesi, 25 Mart 2025 tarihli kararında, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetti.
Yüksek Mahkeme, Zabit Kişi’ye 190 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verirken, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden soruşturma yapılması için kararın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine hükmetti.
AYM kararının ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden açtı. Ancak savcılık, 14 Ocak 2026 tarihinde yeniden kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
HÂKİMLİK, TAKİPSİZLİK KARARINI KALDIRDI
Zabit Kişi, savcılığın ikinci kez verdiği takipsizlik kararına 2 Şubat 2026’da itiraz etti. İtirazı değerlendiren Ankara 11. Sulh Ceza Hâkimliği, 17 Nisan 2026 tarihli kararıyla Kişi’nin itirazını kabul etti.
Hâkimlik kararında, “maddi gerçeğe ulaşmak ve şüpheye yer bırakmamak açısından” Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160 ve 161. maddeleri gereğince etkili bir soruşturma yürütülmesi gerektiği belirtildi.
Kararda, AYM’nin 25 Mart 2025 tarihli ihlal kararı doğrultusunda etkili soruşturma yapılmasının ardından Kişi’nin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırılarak dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.
- Cezaevinde olmasına rağmen hukuki sürecini büyük bir titizlikle takip eden ve hem milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na hem de TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na mektup yazan Zabit Kişi, örnek bir mücadele sergiliyor.
ŞÜPHELİLERİN VE TANIKLARIN TESPİTİ İSTENDİ
Takipsizlik kararının kaldırılmasının ardından dosya, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosuna yeniden gönderildi.
Başsavcılığın 21 Nisan 2026 tarihli yazısında soruşturmanın ayrıntılı yürütülmesi istendi. Yazıda; şüphelilerin bütün kayıtlardan hareketle tespit edilmesi, ifadelerinin alınması, olay yerini gösteren kamera kayıtlarının araştırılması, tanıkların belirlenerek dinlenmesi ve ilgili kurumlardan gerekli bilgi ve belgelerin toplanması talep edildi.
Başsavcılığın Kocaeli 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna gönderdiği 16 Haziran 2026 tarihli yazıda ise soruşturmanın hâlen devam ettiği bildirildi.
“ELEKTRİK VERİLDİ, TECAVÜZ GİRİŞİMİNDE BULUNULDU, KABURGA KEMİĞİM ÇATLADI, PARMAKLARIM EZİLDİ”

Yeniden açılan soruşturma dosyasına girmesini istediği hususları bildirmek ve ifadesinin alınmasını talep etmek amacıyla “8 Haziran 2026’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na dilekçe yazan Zabit Kişi, işkence gördüğü süreci şöyle özetledi:
“30 Eylül 2017–18 Ocak 2018 tarihleri (110 gün boyunca) 3 m³’lük konteyner hücresinde, insan onuru ile bağdaşmayan, insanlık dışı zaman aşımı olmayan kötü muamele/işkenceye maruz kaldım (Ayak parmaklarım ezilmiş, vücudumun farklı bölgelerine elektrik verilmiş, sert cisimle tecavüz teşebbüsünde bulunulmuş, kaburga kemiğim çatlamış, ellerim ters kelepçeli vaziyette olduğu halde kelepçe üzerine çıkılmış, parmaklarımda his kaybı oluşmuştur, İstiklal Marşı, Mehter Marşı ve vatan türküleri eşliğinde işkence yapılmış, aşırı ışığa maruz bırakılarak uykusuz, bitkin bırakılmam yapılan kötü muamelenin sadece birkaç tanesidir.)
Yurda giriş kaydımın olmadığını gösteren belgelerin bazıları EK-1, 2, 3 ve 4’tedir. 18 Ocak 2018 tarihi saat 20⁰⁰ civarı ellerim ters kelepçeli, gözlerim bağlı, kafamdan çuval olduğu vaziyette Ankara Emniyet TEM Şube görevlilerine teslim edildim. Teslim edildiğim yerde kafamdan çuval çıkartılıp göz bağım açıldığında Ankara Adalet Sarayı Bahçesi/otoparkında olduğumu anladım. Teslim alan görevliler tarafından Nöbetçi CS’na çıkartıldım. Nöbetçi CS tarafından şahsıma baskı yapılmış, kabul görmeyince ifademin alınması talimatıyla emniyet binasına götürülme talimatı verilmiştir.”
Zabit Kişi, dilekçesinde ayrıca işkence iddialarının aydınlatılması için Türkiye’ye getirildiği andan itibaren adliye ve emniyete sevk sürecine ait kamera ve MOBESE görüntüleri ile HTS kayıtlarının dosyaya alınmasını istedi.
Dilekçesinde, kendisini teslim alan ve gözaltı sürecinde görev yapan bazı emniyet personeli ile muayeneleri gerçekleştiren sağlık görevlilerinin isimlerine ve sicil numaralarına da yer veren Kişi, bu kişilerin tespit edilerek ifadelerinin alınmasını talep etti.
Kişi ayrıca usule aykırı düzenlendiğini belirttiği adli muayene raporlarının incelenmesini, kötü muameleye katıldığını öne sürdüğü MİT personelinin kimliklerinin belirlenmesini, kendi ifadesinin alınmasını ve işkence nedeniyle oluşan sağlık sorunlarının tedavi edilmesini istedi.













