İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, İmralı Süreci için düzenlenen yasayı değerlendirdi. Tüm tarafların PKK’nın terör örgütü olduğu konusunda ‘mutabakat’ sağladığını belirterek, “PKK terör örgütü mü değil mi? Bu yasayla tescil edilmiş oldu” dedi.
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, TBMM Genel Kurulunda oy çokluğuyla kabul edilen Çerçeve Yasa olarak bilinen İmralı Süreci için hazırlanan düzenlemeyi değerlendirdi.
Kaboğlu, metinde PKK için “terör örgütü” ifadesinin kullanılmasıyla bu tanım üzerinde siyasi mutabakat sağlandığını ve örgütün terör örgütü olduğunun yasayla tescil edildiğini savundu.bianet’e konuşan Kaboğlu, düzenlemenin adı konulmamış ve belirli gruplarla sınırlandırılmış bir af olduğunu savundu:
“Bu yapılan yasa bir aftır. Genel af değil ama belli kategoriye yönelik olarak, teknik anlamda bir aftır. Dolayısıyla zaten teknik olarak af ama ayrımcı bir af. Suçluluk kategorisi açısından ayrımcı bir af, zaman açısından ayrımcı bir af. Adı konulmamış örtülü aftır”
YASA OLARAK NİTELEMEM MÜMKÜN DEĞİL
Kaboğlu, kabul edilen metnin hukuki anlamda bir yasa olarak nitelendirilemeyeceğini öne sürdü. Sürecin arkasındaki geniş siyasi uzlaşmayı göz ardı etmek istemediğini belirten Kaboğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bunu bir yasa olarak nitelemem mümkün değil. Siyasal niyetin yasa ürününe büründürülmüş hali var. Büyük bir uzlaşmanın ortaya çıkardığı iradeyi de itibarsızlaştırmamak, elimin tersiyle itmemek için itidalli bir dil kullanmaya çalışıyorum.”
TERÖR ÖRGÜTÜ TARTIŞMASI BİTTİ
Düzenlemedeki kavram tercihine dikkati çeken Kaboğlu, “PKK terör örgütü mü değil mi? Bu yasayla tescil edilmiş oldu” dedi.Kaboğlu, bundan sonra örgüt için farklı tanımlamalar kullanılmasının mümkün olmayacağını savundu:
“PKK terör örgütü mü, değil mi? Bu yasayla tescil edilmiş oldu. Kimse artık bundan böyle farklı kavramlar kullanamaz. Gerilla mıydı, milis miydi, militan mıydı? Buna gerek yok çünkü bütün taraflar terör kavramında, sözcüğünde mutabakat sağlamış bulunuyor ve bunu da bir yasaya bağlamış bulunuyor”.”
MGK’YA ANAYASA ELEŞTİRİSİ
Kaboğlu, teyit mekanizmasının Milli Güvenlik Kuruluna bağlanmasını da eleştirdi. Anayasaya göre MGK’nin karar alan değil, Cumhurbaşkanına tavsiyede bulunan bir organ olduğunu hatırlattı:
“Milli Güvenlik Kurulu’na sahip olduğu anayasal konumdan daha ileri bir paye tanınıyor, karar alma diyor. Oysa Milli Güvenlik Kurulu karar almaz, Milli Güvenlik Kurulu tavsiye eder Cumhurbaşkanı’na. Dün hükümete tavsiye ederdi, bugün Cumhurbaşkanı’na tavsiye eder. Bu tür teknik sorunlar var, ciddi sorunlar var.”
TERÖRSÜZ TÜRKİYE HUKUKLU BİR TÜRKİYE İLE BAŞARIYA ULAŞIR
Çerçeve düzenlemenin Barış Bildirisi’ne destek veren akademisyenleri kapsamamasına tepki gösteren Kaboğlu, sürecin yalnızca “terörsüz Türkiye” söylemi üzerinden yürütüldüğünü söyledi. Hukukun güçlendirilmediği bir süreçten kalıcı sonuç alınamayacağını savundu:
“Çünkü Barış Akademisyenleri’nin konusu çok net, çok açık, çok basit. Yani bir öğretim üyesi hazırlanmış olan bir bildiriye, barış bildirisine rıza gösteriyor. 10 yıl önce. İmza da yok bir yerde, sırf bir rıza. Onun sadece üniversiteden atılmasıyla sonuçlanmıyor. Bütün aile yaşamı, bütün ömrü boyunca hayatı karartılıyor. Geçen yıl meclise çağrıldık, gitmedim. ‘Terörsüz Türkiye’ dediler ama ‘Türkiye hukuklu olsun’ demediler. Eğer terörsüz bir ülke olmayı isteyen politikacılar hukuklu bir Türkiye istiyorlarsa ancak o zaman terörsüz Türkiye başarıya ulaşır. Ama onlar hiçbir zaman hukuku telaffuz etmediler.”
DEMİRTAŞ, KAVALA VE ATALAY KARARLARINI
Selahattin Demirtaş’ın durumunu da değerlendiren Kaboğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmış olsaydı Demirtaş’ın cezaevinde olmayacağını belirtti. Osman Kavala, Can Atalay ve Tayfun Kahraman hakkındaki yargı kararlarını da hatırlatan Kaboğlu, yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığını savundu:
“Dolayısıyla Demirtaş’ı kapsıyor mu kapsamıyor mu sorusu Demirtaş’ın haklılığı için soru işareti yaratabilir. Yani Demirtaş’ı aynı torbaya koymak gibi bizi yanılgıya götürebilir. Bir sonraki sorunuz peki Osman Kavala ne olacaktır? Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman kararları çok tipiktir. Zira hem Anayasa Mahkemesi kararları var. Hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var. Bunlar için herhangi bir biçimde yasa ya da anayasa değişikliği gerekmediği gibi yalnızca var olan yasaların ve anayasanın uygulanması yeterliydi. İşte o yönde bir irade ortaya çıkmadı. Bu yüzden terörsüz Türkiye diyorsunuz ama hukuklu Türkiye diyemiyorsunuz.” Kronosnews













