• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Gündem

KHK’lı pilot: Karanlık odaya kapattılar, ‘Sana tecavüz etmek bize helal’ dediler

2026/09/26
in Gündem, Manşet, ZULÜM GÜNLÜĞÜ
109
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş

SEVİNÇ ÖZARSLAN – TR724

Kamuoyunda Levent Harp Akademileri Davası olarak bilinen davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan KHK’lı pilot üsteğmen Kerime Yıldırım, mahkemedeki savunması, hakkında yıllardır oluşturulan “darbeci pilot” görüntüsünün arkasında anlatılmayan bambaşka bir hikâye olduğunu ortaya koyuyor.

Yıldırım insanların hayatını kurtarmak için yetiştirilmiş bir arama-kurtarma helikopter pilotuydu. Meslek hayatı boyunca personel nakli ve arama-kurtarma görevlerinin yanı sıra dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal gibi üst düzey komutanların VIP uçuşlarında da görev yaptı. Nitekim 15 Temmuz gecesi İstanbul’da bulunmasının nedeni de ertesi sabah Abidin Ünal’ı Fenerbahçe Orduevi’nden almak üzere görevlendirilmiş olmasıydı.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Hizmet Hareketi’ne Yazıcıoğlu iftirası: Yanlış koordinatları AKP’li Ünal verdi, aramaya gidenler gözaltında

Üniversite öğrencileri aileleri üzerinden fişlenmiş

Avustralya’da eş vizelerinde yeni dönem: Yurt dışında bekleme süresi uzuyor

Ancak Yıldırım, 15 Temmuz gecesi verilen emirler doğrultusunda yaptığı uçuşlar nedeniyle daha sonra “darbecileri taşıyan pilot” olarak hedef gösterildi. Atatürk Havalimanı’ndan TRT bölgesine ve Vodafone Arena’ya askeri personel ve öğrencileri götürmesi, Nakkaştepe’de hayatlarının tehlikede olduğu söylenen dört askeri alması hakkındaki en önemli suçlamalara dönüştü.

Yıldırım ise savunmasında kendisine gece boyunca darbe yapıldığı değil, büyük bir terör saldırısı beklendiğinin söylendiğini; sıralı amirlerinden aldığı emirleri yerine getirdiğini anlattı. TRT’ye götürdüğü kişilerin nereye gideceğini dahi önceden bilmediğini, iniş sırasında TRT levhalarını görünce nerede olduğunu fark ettiğini söyledi. Nakkaştepe’ye ise “hayati tehlikesi bulunan askerler var” denilmesi üzerine, bir arama-kurtarma pilotu olarak gittiğini belirtti. Üstelik kullandığı UH-1H helikopteri silahlı değildi.

Yıldırım savunmasında dikkat çekici başka bir bilgi daha verdi. 15 Temmuz’dan önce, dönemin Hava Eğitim Komutanı Hasan Küçükakyüz’ün bir UH-1H helikopteriyle TRT’ye “rutin dışı” bir VIP uçuş gerçekleştirdiğini bildiğini anlattı. O tarihte üzerinde durmadığı bu uçuşun 15 Temmuz’dan sonra kendisi açısından “cevapsız kocaman bir soru işaretine” dönüştüğünü söyledi ve uçuş kayıtlarının araştırılmasını istedi. Ancak hiçbir soru işareti, 15 Temmuz mahkemeleri tarafından araştırılmadı.

Yıldırım’ın özel hayatı bile suçlamaların parçası haline getirildi. Eylül 2015’te gerçekleşen boşanması, bazı medya organlarında “darbeden haberdar olduğu için boşandı” iddiasıyla haberleştirildi. Yıldırım ise darbe girişiminden yaklaşık bir yıl önce boşandığını belirterek bu iddiayı kesin bir dille reddetti. O gece kimseyi kaçırmadığını, kendisinin de kaçmadığını; 16 Temmuz’da lojmandaki evine döndüğünü ve 18 Temmuz’da kendi isteğiyle ifade vermek üzere emniyete gittiğini anlattı.

Savunmasının belki de en sarsıcı bölümü ise gözaltında yaşadıklarına ilişkin anlatımıydı. Yıldırım, karanlık odalarda yüzü duvara döndürülerek ölüm ve tecavüzle tehdit edildiğini, ağır küfür ve sözlü tacize maruz bırakıldığını söyledi. Kendisine tecavüz etmeyi “helal” gördüklerini dile getiren kişilerle karşı karşıya kaldığını anlatan Yıldırım, ifade verirken korkudan “zangır zangır titrediğini” söyledi.

Yıldırım, bütün uçuşlarını kendisine emir vermeye yetkili komutanların talimatları doğrultusunda ve görev tanımı içinde gerçekleştirdiğini savundu. Sabah olduğunda yaşananların gerçekte bir darbe girişimi olduğunu öğrendiğini, eve gidip televizyondaki görüntüleri izlediğinde “dehşete düştüğünü” anlattı. Buna rağmen kamuoyuna, kendi ifadesiyle, “darbenin bir parçasıymış” gibi sunuldu. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Kerime Yıldırım bugün hâlâ Sincan Cezaevi’nde.

İşte Yıldırım’ın yıllardır hakkında anlatılanlara karşı mahkeme salonunda yaptığı savunma:

“DÖRT ÇOCUK BİR AİLEDE BÜYÜDÜM, DEVLET OKULLARINDA OKUDUM”

“1986 yılında Afyon’da doğdum, babam ev hanımı, babam işçi emeklisi, ailem 4 çocuğunu da dişlerinden, tırnaklarından artırdıkları ile okutan kendi ayakları üstünde duran ve vatana, millete hayırlı evlatlar olarak yetiştiren fedakar kendi hallerinde herkese karşı hoş görülü saygılı hiçbir şeyin fanatiği olmayan yeniliklere açık olmakla beraber geleneksel bir Türk ailesidir. Onların evladı olmaktan gurur duyuyorum. İlk orta ve lise eğitimimi Afyon’da devlet okullarında tamamladık, Afyon Kocatepe Anadolu Lisesi’nde 2004 yılında Hava Harp Okulu seçmelerine çağrıldım. Öncesinde de uzun yıllar voleybol oynadığım için sporla içli dışlı olmam sebebiyle askerlik mesleğin güçlüklerinden hiç endişe duymadım, nitekim seçim aşamalarında başarılı bir şekilde geçerek Hava Harp Okuluna girişte ve sonrasında da hiçbir şahsi veya kurumsal referansım ya da torpilim olmadı. Okul hayatım boyunca da herhangi bir sıkıntı yaşamadım, disiplinli, uyumlu, çalışkan ve gayretli bir öğrenci olarak dört üzerinden üç üstü bir kredi ile başarılı bir dereceyle 2008 yılında mezun oldum. Hemen arkasından İzmir Çiğli 2. Ana Jet Üst Komutanlığında uçuş eğitimine başladım. Yaklaşık iki yıl süren eğitimimi başarı ile tamamlayarak arama kurtarma ihtisaslı helikopter pilotu olarak 2009 yılı aralık ayında mezun oldum.

“ESKİ EŞİMLE AYNI ASKERİ OKULDA TANIŞTIK”

Her uçak tipi birbirinden farklı, karmaşık sistemleri ve uçuş karakteristiğine sahiptir. Bu sebeple pilotlar tek bir uçak tipinde uzmanlaşırlar, Hava Kuvvetlerindeki pilotlar da ‘helikopter, jet ve nakliye’ uçaklarını kullanan ulaştırma pilotları olarak ayrılıp uzmanlaşmaktadırlar. Uçuş okulundan mezuniyetimden hemen sonra Şubat 2010’da Ahmet Emre Kumaş ile evlendim. Kendisiyle Hava Harp Okulunda öğrenci iken tanışmıştım. Uçuş okulundan mezun olduktan sonra Konya’ya tayin oldum. Hava Kuvvetleri envanterinde helikopter olarak UH-1H ve cougar tipleri vardır. Bunlar genel maksat helikopteridir, taarruz helikopteri değildir, bu helikopterle personel malzeme nakli gibi ulaştırma faaliyetleri, paraşüt atlatma VIP nakilleri, en önemli ve ast olarakta arama kurtarma görevleri icra edilir. 

“ARAMA KURTARMA GÖREVLERİNDE BULUNDUM”

Konya’da yaklaşık 3 yıl görev yaptım. Bu zaman zarfında ulusal ve uluslararası tatbikatlarda ve gerçek arama kurtarma görevlerinde bulundum, 3 farklı filo komutanı ile çalıştım. Uçuş ve sicille ilgili herhangi bir olumsuzluk yaşamadım. 2012 yılı atamalarıyla tayinim Hava Harp Okulu 5. Filo Komutanlığına çıktı. Hava Harp Okulunda 5 filo vardır. Bunlardan ilk dördü öğrencilerin eğitim aldığı filolar, 5. Filo ise öğrenci uçuşlarının yapıldığı filodur. 5. Filo Komutanlığı okula girecek kadar öğrencilerin seçme uçuşlarıyla birlikte Harbiyeli uçuşlarının da Harbiyeli öğrencilerin de özendirici uçuşlarının T-41D uçağı ile yapılır.

2013 yılında UH-1H helikopterinde tecrübemin artması ile birlikte uçak komutanı olarak uçmaya başladım. 2013 yılı yaz aylarında da filodaki diğer tüm helikopter pilotları gibi eğitimini alarak T-41D uçağı ile de uçmaya başladım. Sonuç olarak Hava Harp Okulunda hem UH-1H helikopteri ile hem de T-41D uçağı ile uçuyordum. Helikopter pilotları 1. filo statüsü ile uçuş hayatlarına başlar ve tecrübelerinin artışını, uçuş emniyeti, disiplinli ve yeteneğine bağlı olarak filodaki kıdemli uçucu ve öğretmelerin de uygunluk kanaati ile sırasıyla uçak komutanı, öğretmenlik, standartlı pilotluğu, altındaki statülerle uçuşlarına devam ederler. 

“2016’DA HELİKOPTER ÖĞRETMENİ OLDUM”

Şayet yukarıda saydığım niteliklerde herhangi bir sıkıntı varsa ilerleme söz konusu olmaz, tüm bunlar ilgili yönergelerde belirtilmiş olup, bunlara uygun olarak yapılmaktadır. 2013 yılında uçak komutanı olmuştum. 2016 yılının başında da öğretmenlik statüsüne uygun görüldüm ve ilgili eğitimleri aldıktan sonra UH-1H helikopterinde öğretmen statüsünde uçmaya başladım. 

“MEDYADA ‘DARBEDEN HABERDAR OLDUĞU İÇİN BOŞANDI’ DİYE HABERLER YAPILDI, BU YALANDIR”

Bu arada 2015 yılı eylül ayında eski eşimden boşandım. Burayı özellikle vurgulamak istiyorum, çünkü medyada bununla ilgili yalan yanlış haberler yapıldı. Darbenin hemen öncesinde-sonrasında boşananlarla ilgili ‘darbeden haberdarlarmış’ gibi haberler yapıldı. Ben nerdeyse bir yıl öncesinde boşandım ve darbeden de haberdar değildim. Vatan, millet, devlet, Atatürk sevgisi, saygısı başta ailemde olmak üzere devamında Hava Harp Okulundaki eğitim öğretim hayatımda edindiğim ve pekiştirdiğim yüce, vazgeçilmez, uğrunda düşünmeden gözümü kırpmadan hayatımı vereceğim duygu ve değerlerdir. Meslek hayatım boyunca disiplinli, çalışkan, fedakar çevresi ile uyumlu kanun ve yönetmeliklerden şaşmayan itaatkar, cesaretli yetenekli bir uçucu subay oldum, sicil kayıtlarım ve aldığım onlarca takdir bu durumu teyit edecektir.”

“GÖZALTINDA ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİM”

“Gözaltı ve ifade sürecinde ölümle tehdit edildim ki, ölmekten zerre kadar korkmam, ayrı ayrı tüm aile fertlerimin sosyal ve ekonomik durumları ile ilgili tehdit edildim. Ekonomik anlamda işsiz güçsüz kalmalarını sağlayacakları, sosyal anlamda internet, medya aracılığı ile hakkımda yapılacak haberlerle özellikle de iffetimle, namusumla, kadınlığımla ilgili yapılacak haberlerle insan içine çıkamayacak hale gelmelerini sağlayacakları yönünde tehdit edildim. En acısı da ağza alınmayacak küfürlerle cümlelerle defalarca sözlü tacize maruz kalarak tecavüzle tehdit edildim.

“SANA TECAVÜZ ETMEK BİZE HELALDİR, DEDİLER”

Bu tacizleri ve tecavüz tehditlerini de karanlık odalarda yüzümü duvarlara döndürerek yapıyorlardı, maruz kaldıklarımı dile getirmeye benim terbiyem müsaade etmiyor, ayrıca tecavüz ve tehdit edilmemin yanı sıra bunu kendilerine helal olduğunu düşünen, dillendiren buna inanan sapık, iğrenç, insan aklına, vicdanına, ahlakına sığmayacak bir anlayışla karşı karşıya kaldım. Şimdi şu an olduğu gibi o zamanlarda vücudumu kontrol edemediğim, durduramadığım bir titreme sarıyordu, tam anlamıyla zangır zangır titriyordum. Döktüğüm gözyaşlarının saysam yok, işte bu şartlarda ifade verdim. Burada bu salonda birçok kadın var. Siz erkeklerin de elbette kızı, eşi, annesi vardır, şimdi kendinizi kızlarımızı, eşlerinizi annelerinizi benim yerime koyarak yaşadığım acıyı, travmayı düşünmeye davet ediyorum sizleri, yaşadıklarımın tarifi imkansız ve hala benzer korku-kaygıları taşıdığımı belirtmek isterim. Yaşadıklarımı düşmanımın bile yaşamasını istemem.”

“YAŞANANLARI AYNEN AKTARACAĞIM”

“14 Temmuz’dan itibaren 15 Temmuz ve sonrası yaşananları aktaracağım: Hava Harp Okulunda Yeşilyurt yerleşkesinde ilgili eğitim öğretim yılını tamamlayan öğrenciler ve personel yer yıl temmuz ortasında başlayıp ağustos ortasına kadar devam eden Yalova’daki tatbik eğitim kampına intikal eder. 5. Filo Komutanlığı ise orda öğrencileri seçme uçuşlarını yapmak üzere haziran ortasına kadar Yalova meydanına intikal eder. 5. Filo Komutanlığı, yıl içerisinde yaklaşık 1000 Harbiyeli’nin özendirici uçuşlarının yapıldığı, okula öğrenci alımlarınında da her yıl hemen hemen 700-1000 arasında değişen sayıdaki aday öğrencinin seçme uçuşlarının yapıldığı uçuş anlamında çok yoğun bir filodur. Filonun uçucu personeli 8-10 arasında değiştiğinden bahsettim. Bu uçuşların 8-10 kişilik filo personelinin bitirilmesi mümkün olmadığı için her yıl özellikle de aday öğrencilerin seçme uçuşlarının yapıldığı Temmuz-Ağustos aylarında Hava Kuvvetlerinin tüm birliklerinden uçuş öğretmenleri, 5 Filo’ya takviye uçuş öğretmeni olarak görevlendirilir. Bunlar her sene yapılan rutin faaliyetlerdir. Bu takviye uçuş öğretmeni kısmı önemli, çünkü olaylar içinde bu şekilde tanıdığım insanlar var.

“O GÜN ABİDİN ÜNAL’IN VİP UÇUŞLARININ PLANLAMASINI YAPTIK”

Abidin Ünal

14 Temmuz 2016 günü okula alınacak aday öğrencilerin seçme uçuşlarını yapmak üzere haziran ayında intikal ettiğimiz Yalova Hava Meydanı’ndaydım. 14 Temmuz 2016 günü ise 15 Temmuz 2016 gününde İstanbul Atatürk Havalimanı, Yalova Hava Meydanı ve Fenerbahçe Orduevi arasında gidip gelecek olan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’ın VİP uçuş planlamaları yapıldı. Bunun dışında Yalova’daki rutin aday öğrencilerin seçme uçuşları icra edildi. Ekstre başka herhangi bir faaliyet olmadı.

15 Temmuz 2016 günü sabah saat 08.00 sıralarında Murat Yayla yüzbaşı ile helikopterle Yalova’dan kalkarak 08.30’da İstanbul Atatürk Havaalanına askeri aprona iniş yaptık. Tekrar Yalova’ya dönüş yapacağımızdan uçuş öncesi rutin hazırlıklarımızı tamamladık. Yaklaşık 10.00 sıralarında heyette bulunan VİP personeli dışındaki personel olan koruma ve emir subayları astsubaylarını alarak kalkış yaptık. Yalova meydanına indik. Hava Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki VİP heyeti bizden sonra iniş yapmıştır.

“ABİDİN ÜNAL, ÖĞRENCİLERİN KALDIĞI 5. FİLO BİNASINA GELDİ”

Sonrasında 5. Filo binasına geçtik. Hava Kuvvetleri Komutanı meydanda bulunan birimleri ziyaret edeceği için hazırlık yapıldı. Her VİP geldiğinde yapılan hazırlıklardı, öğleden önce komutan orada öğrencilerin kaldığı yer olan Yalova meydanı içindeki çadırlar bölgesine gittim. Saat 14.00 sıralarında da 5. Filo binasına geldiler. Burada Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Hasan Küçükakyüz, Hava Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Fethi Alpay, Tuğgeneral Kemal Akçınar denetleme VIP heyeti içindeydi. Öğrenci Alay Komutanı Albay Hüseyin Ergezen, Hava Harp Okulu Kurbay Başkanı Barbaros Akça ve 5. Filo Komutanı Binbaşı Yusuf Yenihayat ve aday öğrencilerin uçuşlarını yapan tüm takviye öğretmen pilotlar sayıları yaklaşık 15-20 civarındaydı ve komutanların emir subayı astsubayları vardı. Filo gazinosunda oturuldu, Harbiyeli aday uçuşları ve benzeri filo faaliyetleri ile ilgili bilgilendirme yapıldı, ikramlarda bulunuldu. Bunlar da her VİP geldiğinde yapılan sıradan uygulamalardı, filoya yapılan ziyaret tamamlandıktan sonra Hava Kuvvetleri Komutanı (Abidin Ünal) ve ayrıntılı olarak isimlerini bilmediğim VİP personelini, yüzbaşı Murat Gergin ve üsteğmen Tuncay Yıldırım helikopterle Fenerbahçe Orduevi’ne götürdüler. Yaklaşık bir saat sonra heyeti bırakıp tekrar Yalova’ya döndüler.

“16 TEMMUZ SABAHI ABİDİN ÜNAL’I FENERBAHÇE ORDUEVİ’NDE ALMAM EMREDİLDİ”

Daha sonra filo komutanı binbaşı Yusuf Yenihayat filodaki üç helikopter pilotuna yüzbaşı Murat Gergin, ben ve üsteğmen Tuncay Yıldırım’a 16 Temmuz 2016 günü yine VİP görevi olduğunu, iki helikopterin üç pilotla İstanbul’a gideceğini bildirdi, biraz sonrasında da iki helikopterden vazgeçildiğini, tek helikopterin gideceğini, bu helikopteri de benim kullanacağımı emir vermek sureti ile bildirdi. İlgili görev için 15 Temmuz 2016 günü Yalova’dan İstanbul Atatürk Havalimanına giderek istirahate ayrılacağımı, 16 Temmuz 2016 günü Hava Kuvvetleri Komutanı’nın sabah saat 07.30’da Fenerbahçe Orduevi’nden alınıp Atatürk Havalimanı’na götürüleceği, Hava Kuvvetleri Komutanı’nın burada alınan uçakla İzmir’e gidip, geri dönüş yapacağını, sonrasında Atatürk Havalimanı’ndan alınıp tekrar Fenerbahçe Orduevine götürüleceği söylendi.

“KOMUTANLARIN VİP UÇUŞLARINI HER ZAMAN YAPIYORDUK”

Daha önce de defalarca farklı komutanlarımızın VİP uçuşlarını icra ettim. Hava Kuvvetleri’ndeki tüm uçuşlarını ayrıntılı olarak kayıt altına alındığı, muhabere yönetimi sisteminden teyit edilecektir. Hava Harp Okulunda üç helikopter pilotu olarak görev yapmaktaydık, bunlardan biri uçak komutanıydı ki kendisi yönergeler gereği tek başına VIP görevi icra edemez, diğer ikisi ise ben de dahil olmak üzere öğretmen pilottu, diğer öğretmen pilot benden çok daha kıdemliydi. Ben ise yaklaşık 4 aydır öğretmen pilottum. Benim öğretmen statüsü ile olan tecrübe mi artırmak istemeleri sebebi ile çoğu görevi ağırlıklı olarak beni göndermekteydiler. Bu da tüm uçuş filolarında tecrübenin artırılması aktarılması adına yapılan rutin bir uygulamadır.

Ayrıca hava kuvvetlerinde racon denilen bazı adetler vardır, yeni bir yere tayin olduğunuzda ilk gün mesai arkadaşlarınıza tatlı götürürsünüz pilotlar ilk yalnız uçuşlarından başlayarak eğitimini bitirdikleri her uçaktan sonra yine tecrübelerin artmasına bağlı olarak eğitimini alarak elde ettikleri kolik ideallikleri, uçak komutanlığı, öğretmenlik vb.statülerin verildiği uçuşlardan sora ıslatılırlar, yine özellikle öğretmen olan pilotlar birliğin en kıdemli komutanı yani üst komutanı okul komutanı vb. takdim edilir ve onlarla uçarlar, ben de yeni öğretmen olmuştum ve racon itibarı ile de hava kuvvetleri komutanına taktim edildim ve VIP uçuşuna görevlendirildim. Tüm bunlarda neden diğer öğretmen pilotun değil de benim görevlendirildiğimi açıklamaktadır…

Filodaki helikopter pilotları daha önce bahsettim. Aynı zamanda aday seçme uçuşlarının yapıldığı tek 1 D uçaklarıyla da uçuyordu ve o tarihlerde yoğun aday uçuşları devam etmekteydi ve bunlar belli bir tarihe kadar tamamlanması gereken uçuşlardı, ben de filoda öğretmen pilot olan diğer helikopter pilotu Murat Gergin yüzbaşı da daha önce tek öğretmen pilot olarak VİP uçuşları icra ettik. Hava Kuvvetlerindeki tüm uçuşların ayrıntılı olarak kayıt altına alındığı, muhabere yönetimi sisteminden bu durum teyit edilecektir. VIP planlaması doğrultusunda saat 19.00 civarından Yalova’dan kalktım ve 19.30 civarında Atatürk Havaalanına askeri aprona indim… VİP uçacak Hava Kuvvetleri Komutanın emir subayını ya da özel sekreterini aradım.. Daha önce filo komutanı Yusuf Yenihayat binbaşınında belirttiği gibi 16 Temmuz sabah saat 07.30 da Fenerbahçe Orduevinde hazır olmamı söyledi.

Sabah 07.30’da Fenerbahçe Orduevi’nde hazır olmam için geriye doğru gidersek en geç 07.00’de Atatürk Havaalanından kalkmam gerekecekti, helikopterin uçuşa hazır hale getirilmesi, son kontroller, motor çalıştırma vb. için 06.30’da uçak başı yapmam gerekecekti. VİP heyetinin uçuş teçhizatını da filodan biz ayarlamaktaydık. Bu hazırlıklar için en geç 06.00’da filoda olmam gerekecekti. Kalkıp hazırlanıp kahvaltı yapıp filoya geçmem için en az 40 dakikaya ihtiyacım olacaktı. Tüm bu zamanları toplayınca 05.00 en geç 05.20 gibi kalkmam yani evden normal uyanıp kahvaltıya oturmam gerekecekti. Dolayısıyla tam olarak dinlenip zinde bir şekilde uyanabilmek içinde en geç 22.00 gibi uyumayı planlıyordum.

“HERKES GİBİ TELEVİZYONU AÇTIĞIMDA KÖPRÜNÜN KAPATILDIĞINI, TERÖR SALDIRISI OLDUĞUNU ÖĞRENDİM”

Eve geldikten sonra biraz uzanıp dinlendim, yemek yedim, bir ara televizyonu açtığımı hatırlıyorum, televizyonda Boğaziçi Köprüsü’nün askerler ve polisler tarafından kamyonet tipli araçlarla tek yönlü ulaşıma kapatıldığını, büyük çaplı terör eylemleri olabileceği yönündeki haberleri gördüm. Bu esnada saat kaçtı hatırlamıyorum. 15 Temmuz’a kadar İstanbul, Ankara, Diyarbakır gibi büyükşehirlerde daha iki hafta önce Atatürk Havaalanına bombalı saldırı düzenlenmişti, televizyonda izlediğim bu haberlere de benzer saldırılardan olabileceği şeklinde yorumladım. Daha sonra telefonum şarj aletini Yalova’da unuttuğumu fark ettim. Yalova’ya intikaldeydik çünkü o esnada, evden çıkarak tanıdıklarımdan ve komşularımdan telefonuma uygun şarj aleti arayıp sormaya başladım. Yalova intikalinden dolayı evde olan vardı, olmayan vardı, bu da beni uğraştırdı, sonunda şarj aleti buldum.

“NE OLUYOR KOMUTANIM DİYE SORDUM”

Levent Harp Akademileri Davası’nı dikkat çekici kılan noktalardan biri de aynı süreçte yargılanan üst düzey komutanlarla genç subayların karşı karşıya kaldığı farklı sonuçlar. Akademide eğitim gören kurmay öğrenciler ve Yıldırım gibi genç subaylarla birlikte yargılanan Harp Akademileri Kurmay Başkanı Tümgeneral Hasan Nevzat Taşdeler, Kara Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Selim Mert ve Hava Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Recep Yüksel önce tahliye edildi, sonra beraat ettiler. Onlar bugün özgürken Yıldırım ve çok sayıda kurmay öğrenci yıllardır cezaevinde.
Bu tablo, 15 Temmuz yargılamalarının en temel sorularından birini yeniden gündeme getiriyor: Emir-komuta zincirinin üst kademelerindeki isimler hangi gerekçelerle beraat ederken, verilen emirleri yerine getirdiğini söyleyen genç subaylar neden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarıyla karşı karşıya kaldı? Bu sorunun cevabı, Levent Harp Akademileri Davası’nda gerçekte ne yaşandığının anlaşılması açısından da önem taşıyor.

Tekrar eve döndükten biraz sonra Yusuf Yeniyahat binbaşı aradı, hazırlan, üniformanı giy, aşağıya in, ben seni alacağım dedi kapattı, ben de giyindim aşağıya indim, biraz sonrasında yani burada biraz bekleme olabilir ama hatırlamıyorum ne kadar olduğunu, binbaşı Yusuf Yenihayat aracıyla geldi, bindim, yolda araç içindeyken kendisine Boğaziçi Köprüsünün polisler ve askerler tarafından tek yönlü trafiğe kapatıldığını, büyük çaplı terör saldırıları olabileceği yönünde izlediğim haberlerden bahsettim. ‘Ne oluyor komutanım’ diye sordum. ‘O da ben de ayrıntıları bilmiyorum, sıralı amirlerin haricinde kimseden emir alma’ dedi, kastettiği sıralı amirlerim de kendisi, alay komutanı albay Hüseyin Ergezen, Hava Harp Okulu komutanı tümgeneral Fethi Alpay’dı. Ne yapacağını söyleriz dedi başka herhangi bir açıklanmada bulunmadı. Bahsettiği bu kişiler emir komuta zinciri dahilinde bana emir vermeye yetkili olan sıralı amirlerimdi.

“ATATÜRK HAVAALANINDAKİ ASKERİ BÖLGEYE GİTTİK”

Birlikte Atatürk Havaalanına askeri aprona gittik, saatin yaklaşık 22.00-23.00 civarı olduğunu düşünüyorum, yine saat bilgilerinden emin değilim, askeri apronda helikopterin olduğu hangar bölgesine gittik. Filo komutanı Yusuf yenihayat binbaşı helikopteri hangardan çıkaralım dedi, UH-1H heliktopteri ‘uçakçeker’ denen küçük bir araçla ya da fiziki güç kullanılarak hangara koyulur ya da çıkartılır, Hava Harp Okulunda 25 adet uçak ve iki adet UH-1H helikopteri olmasına rağmen sadece bir tane uçakçeker vardır, uçuş yoğunluğu sebebiyle de her zaman uçak çeker bulamayabilirsiniz, helikopter skitlerinin altına tekerlek takılır ve bu şekilde yoğunluktan her zaman bulanamadığımızdan bahsetmiştim yine bu rutin bir uygulama, bu sebeple helikopteri hangarlara fiziki güçle de koyup çıkardığımız çok olur, nitekim fiziki güçle helikopteri hangardan çıkarmaya çalıştık ancak çıkaramadık.

“TERÖR EYLEMLERİNİN BEKLENDİĞİ İÇİN UÇACAĞIM SÖYLENDİ”

Daha sonra filo komutanı binbaşı Yusuf Yenihayat’ın aracı ile destek VİP bölgesi yani VİP apron diyoruz biz buraya gittik, destek VİP apron bölgesine gittikten sonra binbaşı Yusuf Yenihayat’ı bir daha görmedim. Nereye gittiğini bilmiyordum. VİP apron destek VİP nizamiyenin arkasında kalan kısım dediğim gibi, bu bölgede farklı rütbelerde okul personeli olduğunu bildiğim personel vardı, isimlerini hatırlayamadım, hatırlayamadığım ancak üst subay diye tanımlanan binbaşı üst rütbedeki bazı personel tarafından genel olarak bölgede bulunanlara terörist saldırılar olduğuna ya da olacağına yönelik konuşmalar yapıldığını hatırlıyorum, Hava Harp Okulu tahkikat raporundan da bu durum teyit edilecektir. Daha sonra tekrar hangar bölgesine gittim. Hangara geri döndüğümde üsteğmen Oğuzhan Günaydın, Harbiyelileri gördüm, hep birlikte helikopteri hangardan çıkardık, bu sırada öğrenci alay komutanı Hüseyin Ergezen albay da yanımıza geldi. Bana helikopteri çalıştırmamı emretti. Terör eylemlerinin beklendiğini, bu kapsamda uçacağımı söyledi…

“BENİM KULLANDIĞIM HELİKOPTERE 8-10 KİŞİ BİNDİ”

Helikoptere binenler albay Hüseyin Ergezen, yüzbaşı Metin Mustafa Ateşoğlu, üsteğmen Oğuzhan Günaydın ve harbiyeli öğrencilerden oluşan yaklaşık 8-10 kişilik guruptu tam net sayıyı bilmiyorum hatırlamıyorum, yaklaşık olarak 23.30 civarında helikopteri çalıştırıp kalkış yaptım. Rutin olarak tüm uçaklar iniş ve kalkıştan önce kule ile konuşup izin ister kulenin müsaadesi ile iniş kalkış yapılır, kule izin vermezse iniz kalkış yapılmaz, ben de her zaman olduğu gibi önceki diğer uçuşlarımda yaptığım gibi rutin olarak Atatürk kule ile konuştum. Sivil, asker tüm uçakların çağrı adı vardır, uçaklar kule ile bu çağrı diliyle konuşur, Hava Harp Okulundaki helikopterlerin çağrı adı da Umut’tu, bu çağrı adı Atatürk havaalanı ile yapılan protokollerde yer almaktadır, dolayısıyle konuşmalarımı umut 01 çağrı adıyla yaptım. Kalkış izni istedim. Kuledeki bayan operatör izin verdi ve havalandım herhangiolumsuz bir söylemde bulunmadı, uçuş kulelerindeki tüm konuşmalar 7 gün 24 saat kesintisiz olarak kayıt altına alınır. Dolayısıyla kule kayıtlarından ilgili konuşmalar teyit edilecektir.

“DARBEDEN HABERDAR OLAN BİRİ BÖYLE DAVRANIR MI?”

Darbeden haberdar olan biri öyle davranır mı? Taktirlerinize sunuyorum sayın heyet. Kalkışı takiben kuledeki bayan operatör uçuş rotamı sordu. Bende albay Hüseyin Ergezen’e sordum. O da Kadıköy bölgesi olduğunu söyledi. Ben de kuledeki bayana rotamın Kadıköy’e olduğunu söyledim. Yine burada konuşmalardan teyit edilecektir kule kayıtlarından daha doğrusu Kadıköy üzerine geldim, burada birkaç tur attıktan sonra helikopterin rotası değiştirildi. Albay Hüseyin Ergezen beni Boğaz Köprüsü’nün ayağına doğru yönlendirdi. İneceğim yeri tarif etti.

“İNİŞ YAPARKEN TRT LEVHALARINI FARK ETTİM”

İnişin son yaklaşması sırasında TRT levhalarını fark ettim. TRT binasına yakın bir bölgeyi iniş yaptığımı fark ettim. İnişi takiben helikopterdekilerin hepsi indi. Ben de beklemeden kalkış yaptım.

“HASAN KÜÇÜKAKYÜZ, TRT’YE RUTİN DIŞI İLGİNÇ BİR VİP UÇUŞ YAPMIŞTI”

Bu arada tarihini tam hatırlamamakla beraber 15 Temmuz’dan önceki bir tarihte şu an halen Hava Kuvvetlerinde görev yapmakta olan o zaman rütbesi yüzbaşıydı şu an binbaşı, binbaşı Murat Gergin’in kullandığı bir UH-1H helikopteri ile o zaman için hava eğitim komutanı olup, halihazırda şu an Hava Kuvvetleri komutanı olan orgeneral Hasan Küçükakyüz’ün TRT’ye uçuş yaptıklarına şahit oldum. 15 Temmuz dan önceki bir tarihte bu uçuşta ben uçmadım. Ama Murat Ergin binbaşı ile aynı filoda çalışan biri olarak böyle bir uçuş yapıldığını biliyorum.

“BU BİLGİ SON DERECE ÖNEMLİ, 15 TEMMUZ’DAN ÖNCE NEDEN TRT’YE GİTTİLER”

Hava Kuvvetlerindeki tüm uçuşların kayıt altına alındığı muharebe yönetimi sisteminden bu uçuşun kayıtlarına ulaşılacaktır. Generallerin İstanbul’da gittiği yerler aşağı yukarı bellidir ve aynıdır. Bu uçuş rutin dışı, ilginç bir VİP uçuşuydu. O zamanlar üzerinde durmadığım bu uçuş şu an kafamda cevapsız kocaman bir soru işareti. Maddi gerçeğin açığa çıkması adına mutlaka araştırılması ve cevaplanması gereken bir soru işareti. Bu son derece önemli bilgiden sonra olaylara kaldığım yerden devam ediyorum.

“ALDIĞIM EMİRLER KANUNA UYGUNDU”

Atatürk Havaalanı askeri aprona geri döndüm. Dönüşte yine kule ile konuşarak askeri aprona iniş izni istedim, kuledeki bayan operatörde yine izin verdi. Herhangi olumsuz bir söylemde bulunmadı, gördüğünüz gibi binbaşı Yusuf Yenihayat ve albay Hüseyin Ergezen’in emirleriyle hareet ettim. Yusuf Yenihayat filo komutanımdı ve birinci sicil amirimdi, albay Hüseyin Ergezen’de ikinci sicil amirimdi, ikisi de emir komuta zinciri dahilinde bana emir vermeye yetkili kişilerdir. Aldığım emirlerinde konusu, suç teşkil etmemekteydi. Kanunlara uygundu.

“ERLERE, BÖLGENİN GÜVENLİĞİNİ ALMALARINI EMREDENLER VARDI”

Personel malzeme nakli gece uçuşu ve benzeri görevlerde yönergelerde belirtilmiş görev tanımlarında yer alan uçuşlardı. Ben askeri aprona iniş yaptıran biraz sonra aynı yere Hava Harp Okuluna ait diğer UH-1H helikopteri geldi. İçinden üsteğmen Tuncay Yıldırım ve Hasan Kaya’nın indiğini gördüm. Üsteğmen Tuncay Yıldırım bana binbaşı Yusuf Yenihayat’ın kendisini arayıp güvenlik önlemleri kapsamında acil olarak Yalova’dan İstanbul’a gelmesini emrettiğini söyledi. Sonrasında tekrar VİP apron tarafına gittim. Yine Hava Harp Okulu personeli olduğunu tahmin ettiğim üniformalı kişiler vardı. Kendilerini simaen tanıyordum. İsimlerini bilmiyordum. Yani şu anda hatırlamıyorum. Erlere, tel örgülerin civarında aralıklı durarak bölgenin güvenliğini almaları yönünde emir verenler vardı.

“SAAT 01.30’DA VODAFONE ARENA’YA PERSONEL GÖTÜRMEK İÇİN İKİNCİ KALKIŞI YAPTIK”

Bu bölgede bulunan Fatih Aksoy yüzbaşı yanıma gelerek Hüseyin Ergezen albayın Vodafone Arena statına personel götürülmesi emrini verdiğini söyleyerek beni helikoptere yönlendirdi, Hüseyin Ergezen albay benim de Fatih Aksoy yüzbaşının da ikinci sicil amiriydi. Yani ikimize de direk emir vermeye yetkili kişilerden biriydi… Daha sonra Tuncay Yıldırım üsteğmene de bilgi verildi, iki helikopteri de çalıştırdık. Benim kullandığım helikopterde bir astsubay ve Harbiyeliler vardı. Kendilerini simaen tanıyıp Hava Harp Okulu personeli olduklarını bilmekle birlikte isimlerini bilmiyorum. Yine Atatürk kule kanalında konuştuk kalkış için hazır olunduğu yönünde karşılıklı teyitleşince arka arkaya kalkış yaptık. Saat yaklaşık 01.30-02.00 gibiydi… 

Yüzbaşı Fatih Aksoy, Tuncay Yıldırım’ın kullandığı helikopterdeydi. Tuncay üsteğmende zaman zaman Fatih yüzbaşının kendisine söylediklerini bana aktardı. Bizden önce güvenliği sağlamak izin başka bir helikopterin ineceğini, sonra bizim ineceğimizi, bu yüzden Sarayburnu açıklarında biraz beklememizi söylemiş, Tuncay üsteğmende bana aktardı, az önce amirlerin emirleri her asta söylemediğini kıdemliye söylediğini kıdemlininde diğerlerine emirleri aktardığını söyledim. Bunu da aynı şekilde değerlendirdim. Nitekim önce Sarayburnu üzerinde daha sora Vodafone üzerinde bekleme turlarına başladık.

“YAKIT AZALDIĞI İÇİN VODAFONE ARENA’YA İNİŞ YAPTIK”

Daha sonra Tuncay üsteğmenin kullandığı helikopterin yakıtı azaldığı için önce o, sonra ben Vodafone Arena’ya iniş yaptık. İçerdeki tüm personeli bırakarak tekrar askeri aprona geri döndük. Bu uçuş inişi yaptıktan sonra çok yorulmuştum. Bu uçuşlardan sonra, VIP nizamiyeye yakın bir binada sandalye üzerinde bir masaya kafamı koyup uyudum. Etraftaki insanlar da aynı şekilde uyuyordu, uyukluyordu.

“BOĞAZ KÖPRÜSÜ’NDE HAYATİ TEHLİKESİ OLAN ASKER VAR DEDİLER”

Daha sonra üsteğmen Hasan Kaya beni uyandırarak bana bir telefon uzattı. Telefonda arayan şahıs Özcan Korhan albay olduğunu söyledi. Albay Özcan Korhan 5. Filo Komutanlığına uçuş yoğunluğu sebebiyle takviye olarak görevlendirilen öğretmen pilotlardan biriydi. İlk başta ben bahsetmiştim bu takviye öğretmenlerden, kendisini buradan tanıyordum. ‘Boğaz Köprüsü’nün Anadolu yakasına askeri personel var, hayati tehlikeleri var, öldürülecekler gidebilir misin’ dedi, ben de tamam dedim. Burada ne yapmak istediğime dair bir girdi var.

“KİMSEYLE KOORDİNE HALİNDE DEĞİLDİM, UYUYORDUM, UYANDIRDILAR”

Ertesi gün gün doğumundan sonra Hasan Kaya üsteğmen ile bu konu hakkında konuştuğumuzda ben binanın içirde uyurken dışarda VİP nizamiye bölgesinde bulunan bir personel tarafından helikopter pilotu kim var, hayati tehlikeleri olan personel varmış acil bir durum var diye sorduğumda Hasan Kaya üsteğmen de Kerime üsteğmen var içerde uyuyor demiş ve o personelin telefonunu bana getirmiş, personelin kim olduğunu bilmiyorum. Hasan Kaya üsteğmenin bilgisi dahilindedir dediğim gibi uyuyordum, o esnada demek istediğim arama direk şahsıma yapılan bir arama değildir, az önce de bahsettim. Helikopter pilotu kim var diye sorulmuş ve o bölgeye en yakın olan benim içerde uyumakta olduğum söylenmiştir, kaldı ki şayet iddia edildiği gibi Özcan Korhan albay ya da akademiden herhangi birisiyle koordine halinde olsaydım direk şahsımı ararlardı, daha önce 5. Filo’da uçmaları sebebiyle de telefon numaramı elde etmeleri hiç sorun olmazdı. Ancak o gece o gecenin öncesinde, sonrasında değil başka farklı bir kuvvetin personeliyle görüşmeyi, Hava Harp Akademisi gibi kendi mensup olduğum hava kuvvetlerinin başka birliğinden herhangi bir personelle dahi görüşmedim HTS kayıtlarından da teyit edilecektir bu şartlar halinde nasıl koordine halinde olabilirim heyetin takdirlerine sunuyorum.

“KÖPRÜNÜN ORADA ALÇAK İRTİFADA UÇMAYA BAŞLAYINCA VURULDUK”

Olaylara kaldığım yerden devam ediyorum. Ölüm tehlikesi olan personeli kurtarmak üzere helikopter başına gittim. Daha sonra Hasan Kaya üsteğmen ‘Yalnız nasıl gideceksiniz bende geleyim, kim varsa onlarla temas kurarım size yardımcı olurum’ dedi ve birlikte helikoptere binip kalkış yaptık. Muhtemel saat 04.00 civarıydı. Havada iken öldürülme ihtimali olan personelle üsteğmen Hasan Kaya cep telefonuyla konuştu.

Boğaz Köprüsü’nün Anadolu yakasında, Anadolu yakasına yaklaştığımda telefon zaman zaman çekmediği için Boğaziçi Köprüsü’nde daha doğrusu zaman zaman çekmediği için ve daha net çekmesi için alçak irtifada uçmaya başladım. Nerede olduklarını bilmediğimiz için onlar tarif etmeye çalışıyordu, biz de gözle arama yapıyorduk. Bu sebeple bölgede daire çiziyordum sonra mermi sesleri gelmeye başladı iki tanesinin belirgin sesini duydum. Ben vurulduk galiba diye üsteğmen Hasan Kaya’ya söylerken motor gücü de azalmaya başladı. Motor devri düştü ve ilgili ikaz lambası yandı, artık helikopterin düşme riski olduğu için inebileceğimiz bir yer aramaya başladım.

Diğer taraftan gaz kolunu iyice sıkıştırdım, sonramotor devri yükseldi, üsteğmen Hasan Kaya’da karşı tarafa vurulduğumuzu helikopterin isabet aldığını söyledi, ben personeli alıp almamayı düşünmeye başlamıştım sonrasında motor saatlerinin normali göstermeyle başlamış ikaz lambasıda sönmüştü. Bu sebeple de personeli almak için tekrar bölgeye yöneldik. Aşağıdaki personel bulundukları yeri üsteğmen Hasan Kaya’ya tarif etti, Hasan da bana aktardı. Üçü o kavşak gibi bir yerde sokak lambasının altında dört kişiyi farkettik.

Bölgeye iniş yaptım. Bu dört kişinin içinden sadece binbaşı Ahmet Kaya’yı tanıyordum. O da daha önce 5. Filo Komutanlığı uçuş yoğunluğu sebebiyle takviye öğretmen olarak görevlendirilen öğretmen pilotlardan biriydi, kendisini buradan tanıyorum, diğer üç kişiyi simaen asker olduklarını bilmekle birlikte ismen tanımıyordum. Bu 4 kişiyi aldıktan sonra kalkış yaptım ve askeri aprona döndüm.

“İNİŞ YAPTIKTAN SONRA HELİKOPTERİN İÇİNDE UYUYAKALDIM”

İndikten sonra normal usullerle motor durduğum halde helikopter çalışmaya devam ediyordu, vurulma ile ilgili olabileceğini düşündüm ve ana ekran anahtarını kapattım ve böylece helikopter yakıtsızlıktan durdu. Yaşadıklarımın ve yorgunluğun etkisiyle helikopterin içinde uyudum kaldım. Gün ağarınca helikopteri kontrol ettiğimde kuyruk tarafından iki tane mermi isabeti aldığını gördüm.

“BEN ARAMA KURTARMA PİLOTUYUM”

2009 yılında uçuş okuluna arama kurtarmacı olarak mezun olduğumdan bu yana bende beraber çalıştığım helikopter pilotları da gerçek arama kurtarma faaliyetlerinde bulunduk, tüm meslek hayatım boyunca ben arama kurtarmaya gitmem, uçmam diyen, işini savsaklayan ağırdan alan bir arama kurtarmacı görmedim.

Nitekim son uçuşumda da ölme ihtimalleri olduğunu öğrendiğim tehlike safhasındaki askeri personelle ilgili olarak kanunlara göre düzenlenmiş TSK ve Hava Kuvvetleri arama kurtarma yönergeleri ile arama kurtarma ihtisası olarak eğitilmiş her helikopter pilotuna verilen yetki ve üzerlerine yüklenen sorumlulukla hareket ettim. Amirlerim dışında kimsenin emir komutasında hareket etmedim. Kanunlara göre düzenlenmiş yönergelerin tarafıma verildiği yetki ve sorumluluk dışında hareket etmedim.

“BEN KİMSEYİ KAÇIRMADIM, KENDİM DE KAÇMADIM”

Ölme ihtimali olan kurtardığım askeri personeli güvenli olduğunu bildiğim kendi birliğim olan Hava Harp Okuluna getirdim. Bu kişileri kaçırmaya kalkmadım. Onların da benden böyle bir talepleri olmadı, onlar da bende işte burada adaletin önünde karşınızdayız, gerçekte terörist saldırı olmadığını, darbe ya da kalkışma olduğunu sabah uyandığımda etrafımdaki personellerin konuşmasından duydum ve anladım.

Bölgede bulunan kurtardığım personelden binbaşı Ahmet Kaya, ülke genelinde terörist eylemi yapılacağı yönünde harekat yıldırım öncelikli mesaj geldiğini ve o yüzden dışarı çıktıklarını, ne olup bittiğini anlamadıklarını anlatıyor ve elindeki mesaj formunu gösteriyordu, gösterdiği mesaj formunda askeri mesaj özelliklerini taşıyordu.

“EVE GİDİNCE DEHŞETE DÜŞTÜM”

Sonrasında Hava Harp Okulu lojmanlarındaki evime gittim. Eve gidip televizyon izledikten sora ise tam anlamı ile dehşete kapıldım, gece boyunca etrafımdaki kimseden darbe yapıyoruz, darbe ya da kalkışma oluyor vb. Bir cümle duymadım. En önemlisi de uçuşlarım esnasında bomba atan bir uçak ateş açan bir helikopter en ufak bir arbede, çatışma vb. sorgulama yapmamı sağlayacak bir manzara görmedim. Üstelik Atatürk kuleyle konuşmama rağmen kuledeki bayan operatörden herhangi olumsuz bir ikaz almadım.

Evet o gece benim gibi terör saldırısı olacak diye vatanını, milletini korumak düşüncesiyle zorlu gece şartlarında uçmayan ellerindeki telefonlarla ya da evlerinde televizyon izleyen insanlar yaşananların aslını değişen erken saatlerde kavramış olabilirler, ama benim onca koşuşturmacılığım gündüze göre çok daha zor olan gece şartlarında terör saldırısı olduğu algısı ile yaptığım fiziksel ve zihinsel olarak oldukça yorucu uçuşların arasında sosyal medya, televizyon ve benzeri takip etmem mümkün değildi.

Meslek hayatımda daha önce yaşamadığım tarzda zor, yorucu, büyük terör saldırıları olacak düşüncesi ile canla başta uçtuğum ölümle burun buruna geldiğim üzerimde değişik psikolojik etkileri olan bir gece geçirmiştim, daha önce yaşanan onlarca terör olaylarının o gece de terör saldırıları olduğunu, olacağını söyleyen personelin, amirlerimin ve evden çıkmadan önce televizyonda da benzer yönde yapılan haberlerin etkisi ile bana emir vermeye yetkili amirlerimden aldığım ve kanunlara göre düzenlenmiş ilgili yönergelerin tarafıma verdiği yetki ve sorumlulukla görev tanımlarıma uygun konusu ya da sonucu suç teşkil etmeyen hukuki emirlerle hareket ettim. O esnada içinde bulunduğum şartlar itibariyle altını çizerek söylüyorum içinde bulunduğum şartlar itibariyle üsteğmen olan rütbem itibarı ile yaşananların aslını anlamam, analiz etmem, anlamlandırmam mümkün değildi.

“NEDEN SORGULAMADIN, NEDEN UÇTUN DEMEK KOLAY”

Üstelik devletin tüm istihbarat güvenlik medya ve benzeri imkanları elinin altında emri altında olan üst düzey makam sahipleri kendilerine gelen ihbar neticesinde saatler öncesinde darbe girişimini sözde fark edememiş, anlayamamışken gerekli önlemleri saatler öncesinden alabilecekken; almamışken bir üsteğmenin anlamasını ve önlem almasını beklemek ne kadar akla mantığa uygundur, o gecenin sonunda ya da şimdi neden anlamadığın, neden sorgulamadığın neden sorgulamadın neden uçtun demek çok kolay, herkes asker olmayan kişilerce, peki sonuç böyle olmasaydı da gerçekten terör saldırıları olsaydı o zaman ne olacaktı, umarım beni bunlarla suçlayanlar bunu da düşünüyordur…

Dediğim gibi o gecenin sabahında lojmanlardaki evime gitmiştim. 16 Temmuz 2016 Cumartesi günü 5. Filo’nun idari işler astsubayı yoklama için aradığını söyledi. Neredesiniz dedi, bende lojmanlarda ikametimde olduğumu söyledim. O günü tamamen lojmanda geçirdim. 17 Temmuz 2016 Pazar günü saat 16.00-17.00 civarı olduğunu düşünüyorum albay Hüseyin Ergezen beni cep telefonundan aradı, Yalova meydanındaki her zamanki görevime devam etmemi orada ki arkadaşlara yardımcı olmamı, onlarla da konuştuğunu söyledi.

“KOMUTANIM KANDIRILDIK, TUZAĞA DÜŞÜRÜLDÜK, KUMPAS KURMUŞLAR DEDİ”

Neredesiniz diye sorduğumda Hava Harp Okulunda görevimin başındayım dedi, bende gerçekte ne olup bittiğini ondan duymak için okula giderek yüz yüze görüşmek istedim. Tahmini saat 18.00 sıralarında okula gittim ve okul önünde bekleyen polislere, askerlere kimliğimi göstererek içeri girdim. Kendisi makamındaydı, içeride kimse yoktu, daha ben sormadan bana kandırıldık, kocaman bir oyun kurulmuş, tuzağa düşürüldük, bu vatanın, bu milletin vatansever evlatlarını yakacaklar, kumpas kurmuşlar dedi, oldukça da üzgün görünüyordu, bu sırada telefonu çaldı, gitmem lazım dedi, o çıkınca benden okuldan ayrıldım nereye gittiğini bilmiyorum, bir daha da kendisini görmedim. Pazar gününü de az önce anlattığım görüşme dışında lojmanda geçirdim.

“BURADAYIM, KARŞINIZDAYIM, GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKACAĞINA İNANIYORUM”

18 Temmuz 2016 Pazartesi sabahta Yalova meydanındaki görevime geri döndüm. Yalova meydanına geldikten sonra diğer tüm personel gibi kendi rızamla ifade vermek üzere Yalova emniyet müdürlüğüne gittim. Gördüğünüz gibi olay sonrasında iki gün boyunca Hava Harp Okulu lojmanlarındaki evimde kaldım. Pazar günü okula gittiğimde de nizamiyede bekleyen polislere kimliğimi göstermekten çekinmedim. Şayet suçlu olduğum düşünseydim, şayet kaçacak olsaydım iki gün boyunca lojmanda beklemezdim, daha o gece vurulmayan diğer helikopterle kaçabilirdim, yine şayet örgütsel bir bağım olsaydı tek başıma da kaçmaz taşıyabileceğim kadar çok kişiyle kaçardım, bunu yapmak benim uçuş tecrübemdeki bir pilot için çok kolaydır, ancak bir an olsun aklımdan dahi böyle bir şey geçirmedim. İşte buradayım, karşınızda ve er ya da geç tüm gerçeklerin ve masumiyetimin açığa çıkacağına tüm kalbimle inanıyorum.

“KULLANDIĞIM HELİKOPTER SİLAHLI DEĞİLDİR”

Kullandığım helikopter silahlı değildir silahım o gece ve öncesinde yıllar yani okulda göreve başladığım 4 yıl olmuştu, 4 yıldır ikmal deposundaydım. 15 Temmuz günü ve sonrasında herhangi bir silah kullanmadım. Sivil ya da asker hiç kimseye zarar vermedim. Uçuşlarımı icra ettikten sonra sabah saatlerinde gerçekte yaşananların bir darbe girişimi olduğunu ve şahsımın kullanılmış olduğunu anladım. Şayet bir darbe girişiminin içine çekildiğimi anlasaydım hiçbir şekilde böyle bir şeyin parçası olmazdım. Ancak olaylar esnasında terör saldırıları olacağı düşüncesi ile canla başka hareket eden bir uçucu subayın içinde bulunduğu şartlar itibarıyle ve oluşturulan algıyla ne yazık ki gerçeği bilmem ve anlamam mümkün değildi, bugüne kadar TSK nin hiyerarşik yapısını, Türkiye Cumhuriyetinin üniter devlet yapısını sarsabileceken küçük birgirişimim olmamış, böyle bir düşünce aklımdan bile geçmemiştir. 

“DARBENİN BİR PARÇASIYMIŞIM GİBİ ALGI OLUŞTURULDU”

15 Temmuz 2016 gecesi disiplinli, yetenekli, itaatkar, cesaretli, vatanı milleti, devleti için gözünü kırpmadan ölebilecek olan benim bu temiz duygularım kim ya da kimler olduğunu bilmediğim kişiler ya da güçler tarafından büyük bir terör saldırısı olacağı algısı ve yanılgısı içinde emir komuta zinciri dahilinde istismar edilerek kullanılmıştır… İçine düşürüldüğüm bu son derece vahim ve hain darbe girişiminin sonrasında kadın olmamın magazinsel etkisiyle medyada hakkımda yer alan asılsız ve doğrudan kişiliğime yönelik karalama haberleriyle darbenin bir parçasıyımmışım gibi bir kamuoyu algı oluşturulmuş ve daha şahsım dahi ne olduğunu anlayamamışken adeta darbenin aktörlerinden ilan edilmiş durumdayım. Yargılamayı olumsuz etkileyebilecek bu durumum bertaraf edilmesini önemle arz ederim. Masumiyetimin açığa çıkmasıyla birlikte hepsinden tek tek şikayetçi olacağımı belirtmek isterim. Bu alçak olayın en ince detayına kadar aydınlatılması, benim gibi askeri bilgi ve yetenekleri kalleşçe kullanılmış kişilerinde mağduriyetinin ve masumiyetinin anlaşılmasını sağlayacaktır.

Hakkımdaki suçlamaların asılsız olduğuna ayrıntılı ve samimi bir şekilde dile getirdim. Kanunlara uygun olarak konusu sonucu suç teşkil etmeyen emirler doğrultusunda yaptığım uçuşların kanunlara uyun olduğu somut olarak ortadadır. TCK’nın ve Anayasa’nın ilgili maddelerine göre söz konusu emirlere itaat etmekten sorumlu tutulamayacağım sizlerinde malumudur. Dolayısıyla üzerime atılan suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. İfade ettiğim açıklamalar ve gerekçeler doğrultusunda tutuksuz olarak yargılanmak üzere tahliyemi, takiben beraatimi talep ediyorum, mahkeme aksi görüşte ise adli kontrol şartıyla tahliyemi talep ediyorum, arz ederim, saygılarımla.”

Tags: 15 temmuzAKPCezaevierdoganErdoğan rejimiHelalKaranlık odaKerime YıldırımKHK’lı pilotSana tecavüzTRTTürkiyeÜsteğmenzulüm
PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

Avustralya’da eş vizelerinde yeni dönem: Yurt dışında bekleme süresi uzuyor

SONRAKİ HABER

Üniversite öğrencileri aileleri üzerinden fişlenmiş

BENZER HABERLER

Hizmet Hareketi’ne Yazıcıoğlu iftirası: Yanlış koordinatları AKP’li Ünal verdi, aramaya gidenler gözaltında
Manşet

Hizmet Hareketi’ne Yazıcıoğlu iftirası: Yanlış koordinatları AKP’li Ünal verdi, aramaya gidenler gözaltında

Eylül 26, 2026
Üniversite öğrencileri aileleri üzerinden fişlenmiş
Manşet

Üniversite öğrencileri aileleri üzerinden fişlenmiş

Eylül 26, 2026
Avustralya’da eş vizelerinde yeni dönem: Yurt dışında bekleme süresi uzuyor
Avustralya

Avustralya’da eş vizelerinde yeni dönem: Yurt dışında bekleme süresi uzuyor

Eylül 26, 2026
Rejim medyası, Ankara’da intihar eden emeklinin dramına kör ve sağır
Manşet

Rejim medyası, Ankara’da intihar eden emeklinin dramına kör ve sağır

Eylül 26, 2026
Queensland’de ürküten tablo: Koruma altındaki 91 çocuk hayatını kaybetti
AİLEM

Queensland’de ürküten tablo: Koruma altındaki 91 çocuk hayatını kaybetti

Eylül 26, 2026
Gülen’in avukatı: Yazıcıoğlu soruşturmasına takipsizlik verenler halen görevde
Gündem

Muhsin Yazıcıoğlu dosyasını yıllardır takip eden aile avukatı da gözaltına alındı

Eylül 26, 2026
  • All
  • Manşet
Hizmet Hareketi’ne Yazıcıoğlu iftirası: Yanlış koordinatları AKP’li Ünal verdi, aramaya gidenler gözaltında
Manşet

Hizmet Hareketi’ne Yazıcıoğlu iftirası: Yanlış koordinatları AKP’li Ünal verdi, aramaya gidenler gözaltında

by adminzaman
Eylül 26, 2026
0

Havuz medyasının yıllardır Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü üzerinden Hizmet Hareketi’ne yönelik sürdürdüğü iftira ve karalama kampanyası devam ederken, yanlış koordinatları veren...

Üniversite öğrencileri aileleri üzerinden fişlenmiş

Üniversite öğrencileri aileleri üzerinden fişlenmiş

Eylül 26, 2026
KHK’lı pilot: Karanlık odaya kapattılar, ‘Sana tecavüz etmek bize helal’ dediler

KHK’lı pilot: Karanlık odaya kapattılar, ‘Sana tecavüz etmek bize helal’ dediler

Eylül 26, 2026
Avustralya’da eş vizelerinde yeni dönem: Yurt dışında bekleme süresi uzuyor

Avustralya’da eş vizelerinde yeni dönem: Yurt dışında bekleme süresi uzuyor

Eylül 26, 2026
Rejim medyası, Ankara’da intihar eden emeklinin dramına kör ve sağır

Rejim medyası, Ankara’da intihar eden emeklinin dramına kör ve sağır

Eylül 26, 2026
Queensland’de ürküten tablo: Koruma altındaki 91 çocuk hayatını kaybetti

Queensland’de ürküten tablo: Koruma altındaki 91 çocuk hayatını kaybetti

Eylül 26, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM