AİHM yerel mahkemelerin etkili bir yargısal denetim yapmadığını tespit etti. Şüphenin başvurucunun şahsına dayanmadığı kararda vurgulandı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kandemir/Türkiye kararında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Karar, 15 Temmuz sonrası OHAL döneminde TÜBİTAK’ta çalışan bir muhasebecinin işten çıkarılmasına ilişkin süreci kapsıyor.Başvurucu, TÜBİTAK bünyesindeki BİLGEM’de muhasebeci olarak görev yaparken OHAL sürecinde işten çıkarıldı. İşveren, fesih gerekçesi olarak olağanüstü koşulları ve güven ilişkisinin zedelendiğine dair şüpheleri gösterdi.Başvurucu, işe iade talebiyle dava açtı. Yerel mahkemeler, feshin haklı nedene dayanmadığını kabul etti. Ancak feshin geçerli nedenle yapıldığına karar vererek işe iade talebini reddetti.Başvurucu, hakkında somut bir suçlama bulunmadığını savundu. Savunmasının alınmadığını ileri sürdü. Feshin tamamen soyut şüphelere dayandığını belirtti. Adil yargılanma ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini dile getirdi.
HÜKÜMETİN SAVUNMASI
Hükümet, TÜBİTAK’ın milli güvenlik açısından stratejik bir kurum olduğunu bildirdi. Başvurucuyu işe alan yöneticilerin terör örgütü üyeliğinden mahkûm edildiğini hatırlattı. Bu durumun objektif bir güven kaybı yarattığını savundu.AİHM, yerel mahkemelerin etkili bir yargısal denetim yapmadığı sonucuna vardı. Şüphenin başvurucunun şahsına ve somut eylemlerine dayanmadığı tespit edildi. Dışsal faktörlerle yapılan değerlendirmenin bireysel sorumluluk ilkesine aykırı olduğu vurgulandı.
SOYUT ŞÜPHE ELEŞTİRİSİ
Mahkeme, “milli güvenlik” ve “OHAL” kavramlarının denetimsiz şekilde kullanılamayacağını belirtti. Güven kaybının hangi somut verilere dayandığının açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edildi.Başvurucuya, kendisi hakkındaki şüpheleri öğrenme ve itiraz etme imkânı tanınmadığı kaydedildi. AİHM, yargının keyfiliğe karşı güvence oluşturması gerektiğini vurguladı.AİHM, stratejik kurumlarda makul şüpheyle fesih yapılabileceğini kabul etti. Ancak bu şüphenin varsayımsal olamayacağı belirtildi. Mahkemelerin şüphe ile fesih arasındaki bağı somut şekilde açıklaması gerektiği ifade edildi.
DİĞER TALEPLER
Özel hayata saygı hakkına ilişkin şikayetler, iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle reddedildi. Tazminat talepleri de kabul edilmedi. Mahkeme, ihlal kararının tek başına yeterli tatmin sağladığına hükmetti.













