• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Gündem

Demirtaş: Erdoğan Gülen’i devlet için değil, iktidarı için tehlikeli görmüştür

Mart 4, 2020
in Gündem, KONUK YORUM
0
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

‘En çok küfür eden şehirler’ belirlendi: Birinci sıra hayli şaşırttı

Pezeşkiyan İsrail’e:Ellerimiz tetikte Lübnanlı kardeşlerini asla terk etmeyecek

‘Saç Ayağı’ Avrupa turnesine: Cumartesi Brüksel’de sahne alıyor

Selahattin Demirtaş, Yeni Yaşam gazetesinde bir süredir yazarlığa başladı.“Erdoğan’ın kendisi Gülen’den ve cemaatinden hiçbir zaman hazzetmemiştir” diyen Demirtaş hatta Erdoğan’ın Gülen’den içten içe nefret ettiğini yazdı.

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,  devleti ele geçirme tarihiyle ilgili yazısında, devletin daha kuruluşunda küçük bir grubun hakimiyetine girdiğini, dolayısıyla Türkiye’de devletin daha kuruluşta ele geçirilmiş bir devlet olduğunu belirtti. Demirtaş, Recep Tayyip Erdoğan’ın Fethullah Gülen’e bakışıyla ilgili de bir değerlendirme yaptı. Demirtaş, Erdoğan’ın Gülen’den ve cemaatinden hiçbir zaman hazzetmediğini hatta içten içe nefret ettiğini yazdı.
Demirtaş şöyle yazdı:
“Konuyu çok dağıtmadan bir gözlemimi araya sıkıştırmak istiyorum. Kanımca, Erdoğan’ın kendisi Fethullah Gülen’den ve cemaatinden hiçbir zaman hazzetmemiştir. Hatta iktidarını Gülen Cemaati ile paylaşmak zorunda kalmış olmaktan dolayı içten içe onlardan nefret ettiğini söylersem abartmış olmam. Bir noktadan sonra Cemaatçilerin de Erdoğan’a benzer duygular beslediği bir sır değil tabii ki. Cemaatin Türkçe Olimpiyatları adlı bir etkinliğinde Erdoğan’ın Gülen’e hitaben “bitsin artık bu hasret” diyerek yaptığı Türkiye’ye dön çağrısı, aslında samimi bir çağrı değildir. Erdoğan, Gülen’in niyetini çok önceden sezip onu Türkiye’ye getirerek kontrol altına almaya çalışmış, söz konusu çağrıyı da bu amaçla yapmıştır. Ben Erdoğan’ın o sözlerini Meclis’teki odamda televizyondan duyduğumda da böyle düşünmüştüm, halen de böyle düşünüyorum. Gülenciler konusunda Erdoğan bir aşamadan sonra AKP kurmaylarını ikna edemediğinden yalnız kalmıştır. Bunu Erdoğan’ın siyasi sorumluluğunu hafifletmek için söylemiyorum tabii. Bununla birlikte, yorumum budur. Bir cümleyle özetlemem gerekirse Erdoğan, Gülen’i devlet için değil, kendi iktidarı için tehlikeli görmüştür.
Selahattin Demirtaş’ın Yeni Yaşam Gazetesi’ndeki “Ele Geçirmelik Devlet” başlıklı yazısı:
Biliyorsunuzdur, ceza kanununda “devleti yıkmaya teşebbüs” diye bir suç var. Cumhuriyet tarihi boyunca, Kürtler başta olmak üzere muhalifler ve özellikle de devrimciler için bu yasa maddesi çokça işletildi. Söz konusu suç, özelliği itibariyle sadece teşebbüs suçu, yani girişimi olarak işlenebilir. Eğer suç, girişim aşamasını geçer ve tamamlanırsa ortada bu suçu yargılayacak bir devlet kalmayacağından suç da oluşmamış olur. Ceza hukuku açısından durum böyledir. Peki söz konusu devlet içeriden, tüm kurum ve kuruluşlarıyla yıkılırsa siyaset bilimi ve sosyolojisi açısından durum ne olur?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1921 Anayasası’nın inkarı ve tasfiye edilmesi üzerine yapılan 1924 Anayasası ile birlikte, katı merkezi yönetim şekli olan bir ulus devlet olarak ilan edilmiştir. Buradaki merkezilik sadece idari açıdan değil; siyasi, kültürel, sosyal ve ekonomik açıdan da tam bir katı merkeziliktir. Bu, Cumhuriyet’in kurucu elitleri tarafından jakobenizm ve toplumsal mühendislik mekanizmasına dönüştürülen acımasız bir merkeziliktir. Parlamento, yargı, bürokrasi, akademi, yerel yönetimler, ordu, sanat ve edebiyat, ekonomi, dahil olmak üzere devletin müdahil olduğu tüm alanlarda koşulsuz ve istisnasız olarak bu küçük grubun hakimiyeti vardır. Dolayısıyla Türkiye’de devlet, daha kuruluşta ele geçilirmiş bir devlettir. Yani “devlet önceden halkındı, Cemaat ve AKP sırayla devleti ele geçirdi” demek eksik ve yanılgılı bir yaklaşımdır.
Devlet elden ele geçti
Cumhuriyet’in ilk 25 yılında “devleti ele geçirme hakkını” Kemalist elit kullanırken, 1946 sonrasında bu “hakkı” Demokrat Partililer kullanmıştır. Yassıada faciası sonrasında “bu hak” tekrar Kemalist elitlere geçmiş, zaman zaman gevşemeler olsa da 2000’li yıllara kadar devlet onların kontrolünde olmuştur. Bir ara Milli Görüşçüler devleti ele geçirmeye kalkınca müesses nizamın temsilcilerinin postmodern 28 Şubat darbesiyle bu “tehlike” bertaraf edilmiştir.
AKP 2002’de iktidarı devralınca geçmişten çıkardığı derslerle, devleti ele geçirme icraatına daha özenli ve temkinli girişmiştir. Ancak kendini devletin asıl sahibi olarak görenler, bu sinsice(!) yaklaşımı fark eder etmez AKP’ye kapatma davası açılmıştır. AKP yönetimi ve devlet arasında yapılan görüşmeler sonucunda, AKP’nin devleti ele geçirmeye çalışmaması ve İslamcılıktan vazgeçmesi şartıyla kapatma kararından vazgeçilmiştir. Ancak AKP hükümeti bu Kemalist elite karşı devlet içinden hamle yapacak güce ve onların yerine yerleştireceği nitelikli bir kadroya sahip olmadığından, imdada Gülenciler yetişmiştir. Tamamı “iyi eğitim” almış Gülenci kadrolar, Milli Görüşçülere kıyasla devlet yönetmeye daha yatkındı. Zaten “Hocaefendi”nin tüm sağ partilerle ve devletle arası iyi olduğundan bu yerleştirme süreci başlangıçta tehdit olarak algılanmamıştır. Ve Cemaat, bir dizi ustaca müdahale sonucunda devleti ele geçirmeyi başarmıştır.
Sonrası malumunuz. Cemaat, ele geçirdiği devleti Recep Tayyip Erdoğan’a yar etmemeye karar verip de Erdoğan bunu fark edince ortaklık bozulmuş, 15 Temmuz darbe girişimine kadar giden bir dizi olay tetiklenmiştir. Sonrasında ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında Erdoğan ve ekibi (Devlet Bahçeli, Mehmet Ağar, Doğu Perinçek) devleti ele geçirmeyi başarmıştır.
Konuyu çok dağıtmadan bir gözlemimi araya sıkıştırmak istiyorum. Kanımca, Erdoğan’ın kendisi Fethullah Gülen’den ve cemaatinden hiçbir zaman hazzetmemiştir. Hatta iktidarını Gülen Cemaati ile paylaşmak zorunda kalmış olmaktan dolayı içten içe onlardan nefret ettiğini söylersem abartmış olmam. Bir noktadan sonra Cemaatçilerin de Erdoğan’a benzer duygular beslediği bir sır değil tabii ki. Cemaatin Türkçe Olimpiyatları adlı bir etkinliğinde Erdoğan’ın Gülen’e hitaben “bitsin artık bu hasret” diyerek yaptığı Türkiye’ye dön çağrısı, aslında samimi bir çağrı değildir. Erdoğan, Gülen’in niyetini çok önceden sezip onu Türkiye’ye getirerek kontrol altına almaya çalışmış, söz konusu çağrıyı da bu amaçla yapmıştır. Ben Erdoğan’ın o sözlerini Meclis’teki odamda televizyondan duyduğumda da böyle düşünmüştüm, halen de böyle düşünüyorum. Gülenciler konusunda Erdoğan bir aşamadan sonra AKP kurmaylarını ikna edemediğinden yalnız kalmıştır. Bunu Erdoğan’ın siyasi sorumluluğunu hafifletmek için söylemiyorum tabii. Bununla birlikte, yorumum budur. Bir cümleyle özetlemem gerekirse Erdoğan, Gülen’i devlet için değil, kendi iktidarı için tehlikeli görmüştür.
Devlet kağıttan kaplanmış
Velhasıl Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni en son ele geçirmeyi başaran AKP ve ortakları olmuştur. Fakat bu defaki ele geçirmenin öncekilerden temel bir farkı vardı, tek adam rejimi şeklinde olması. Yani 90 yıl boyunca elit bir grubun yaptığını bu defa tek bir kişi yapmaya kalkışıyordu. Halk değil ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kemalist elitin halka rağmen yönetme tarzına zorlamayla da olsa kısmen uyum sağlamaya başarmıştı. Ama devlet, 2000’li yıllarda tek bir kişinin bütün devleti ele geçirmesine uygun bir devlet de değildi. Zaten hiçbir zaman demokratik, halkçı, katılımcı olmayan devlet, birdenbire tek adamın kontrolüne geçince çöküverdi. Ve hepimiz gördük ki, meğerse Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiç kurulamamış. Adeta kağıttan kaplanmış. Tek bir adam onu ele geçirip tüm kurumları kendine bağlayarak işlemez hale getirebiliyor, çökertebiliyormuş. Ne yargı varmış memlekette ne hakim. Ne yasama varmış ne de bilim. Bürokrasi veya medya, halk için olduğu söylenen güvenlik kurumları… Hepsi boşmuş, içleri kofmuş meğerse.
Tamam, böyle olduğu ortaya çıkmış da bütün bunları Erdoğan mı bu hale getirmiş? Bu soruya verilecek özlü, samimi ve doğru bir yanıt, geleceğin Türkiye’sini kurmada yol gösterici, umut verici olacaktır. Devlet daha en başından yanlış kodlarla, yanılgılı yaklaşımlarla inşa edilmiştir. Halkın katılımının olmadığı, elitlerin, grupların, sermaye sahiplerinin devleti olmuştur ama ne Türk’ün ne Kürt’ün ne de diğer halkların devleti olabilmiştir. Şimdi, hazır Erdoğan millete bir iyilik (!) yapıp bu devleti çökertmişken geçmişle cesurca yüzleşip devleti yeniden ama demokratik ilkelere uygun bir şekilde kurmak ve herkesin devleti yapmak için ortaya bir fırsat çıkmıştır.
İşte demokrasi bloku özellikle bunun için şarttır ve içinde mutlaka HDP’nin de olacağı bir ittifak hükümetine doğru gitmek elzemdir. Artık devlet, ele geçirilecek bir mekanizma olmaktan çıkarılmalı, tüm kurum ve kurallarıyla işleyen ve iktidara, partiye, lidere göre değişmeyen bir demokrasiye kavuşturulmalıdır.
PAYLAŞTweet
ÖNCEKİ HABER

Rusya: Türkiye, Suriye’de Kürtlerin topraklarına Türkmenleri yerleştirdi

SONRAKİ HABER

Vampir gibi: Maarif Vakfı’na 684 milyon TL daha aktarılıyor!

BENZER HABERLER

‘En çok küfür eden şehirler’ belirlendi: Birinci sıra hayli şaşırttı
Gündem

‘En çok küfür eden şehirler’ belirlendi: Birinci sıra hayli şaşırttı

Nisan 11, 2026
İran Cumhurbaşkanı: Bize saldırmayan komşu ülkelere füze fırlatmama kararı aldık
Gündem

Pezeşkiyan İsrail’e:Ellerimiz tetikte Lübnanlı kardeşlerini asla terk etmeyecek

Nisan 10, 2026
‘Saç Ayağı’ Avrupa turnesine: Cumartesi Brüksel’de sahne alıyor
Gündem

‘Saç Ayağı’ Avrupa turnesine: Cumartesi Brüksel’de sahne alıyor

Nisan 10, 2026
Diyanet’te israf tam gaz: Medine’de 5 yıldızlı otelde 5 milyon TL’lik toplantı!
Gündem

Takva anlatıp skandala karıştılar: Diyanet’te çok sayıda görevli geri çekildi

Nisan 9, 2026
10 yıl sonra tahliye olan Av.Turan Canpolat:  Özgürlüğün karşılığında “terörist” olduğumu kabul etmemi istediler
Gündem

10 yıl sonra tahliye olan Av.Turan Canpolat: Özgürlüğün karşılığında “terörist” olduğumu kabul etmemi istediler

Nisan 6, 2026
Van’da Kürtçe eğitim veren derneğe 400 bin TL para cezası kesildi
Gündem

Van’da Kürtçe eğitim veren derneğe 400 bin TL para cezası kesildi

Nisan 4, 2026

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • All
  • Manşet
‘En çok küfür eden şehirler’ belirlendi: Birinci sıra hayli şaşırttı
Gündem

‘En çok küfür eden şehirler’ belirlendi: Birinci sıra hayli şaşırttı

by adminzaman
Nisan 11, 2026
0

Türkiye’de günlük konuşma alışkanlıklarına dair dikkat çeken bir araştırma, 'en çok küfür eden' şehirleri ortaya koydu. Çalışmaya 15 bin kişi...

Yakıt krizi Sydney yollarını boşalttı: Araç kullanımı düştü, toplu taşımaya yöneliş arttı

Yakıt krizi Sydney yollarını boşalttı: Araç kullanımı düştü, toplu taşımaya yöneliş arttı

Nisan 11, 2026
Çokkültürlü medyaya 31,5 milyon dolarlık dev destek: İMMA’dan üyelerine önemli hatırlatma

Çokkültürlü medyaya 31,5 milyon dolarlık dev destek: İMMA’dan üyelerine önemli hatırlatma

Nisan 11, 2026
İşte 2024’ün ‘en iyi’ ilk 100 Üniversitesi: Avustralya 9 eğitim kurumuyla ilk üç ülke arasında

Üniversiteler dolu, kiralar uçuşta: Avustralya göç ve yabancı öğrenci politikasında yol ayrımında

Nisan 10, 2026
İran Cumhurbaşkanı: Bize saldırmayan komşu ülkelere füze fırlatmama kararı aldık

Pezeşkiyan İsrail’e:Ellerimiz tetikte Lübnanlı kardeşlerini asla terk etmeyecek

Nisan 10, 2026
CHP’li Belediye Başkanı Cemil Tugay:“Mülkiyeti 100 yıldır belediyedeki binayı olmayan bir vakfın üzerine geçirdiler!”

CHP’li Belediye Başkanı Cemil Tugay:“Mülkiyeti 100 yıldır belediyedeki binayı olmayan bir vakfın üzerine geçirdiler!”

Nisan 10, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM