• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home YAZARLAR

Dünya mü’minin zindanı mıdır?

Nisan 12, 2020
in YAZARLAR
1
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

 

Allah Resulü (sav) Sevr mağarasından yola çıkmadan önce dönüp Kabe’ye son bir defa bakıyor ve yaşlı gözlerle “senden çıkmaya mecbur edilmiş olmasaydım, seni asla terk etmezdim” diyor.

Aradan 14 asır geçmiş ve Kabe bugün yapayalnız. Adeta, “sizler akın akın gelip benim etrafımda pervaneler gibi dönüyordunuz ama bana olan sevginizde samimi değildiniz” dermiş gibi.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İnanç krizi mi, travma çığlığı mı?

Meriç’ten Sydney boğazına akan “Sessiz çığlık”!

Gelin, Ramazan bizi anlatsın!

Allah’ın evleri bütün dünyada toplu ibadete kapanmış durumda. Camiler sanki “sizler fiziki anlamda omuza omuza dizilip safları sık tutuyordunuz ama manevi alemde birliğiniz yoktu, işte Rabbim de sizin aranıza böyle mesafeler koydu” dermiş gibi.

Aslında yeryüzü olduğu gibi Allah’ın mescididir, dolayısıyla inananlar için evler de birer ibadethanedir ama bu bizim meseleyi hafife almamız için bir neden olamaz. Belki de kapatılan mescitlerimiz için bizim de “mecbur bırakılmasaydım seni asla terk etmezdim” dememiz gerekiyor.

Dünya çok enteresan bir süreç yaşıyor. Tarihte Müslümanların baskı altında kaldığı ve zulüm gördüğü dönemler olmuş, fakat Allah’ın evlerinin toplu halde ibadete kapandığı bir dönem yaşanmamıştır. Yoksa dünya bizler için bir zindana mı dönüşüyor? Bu benzetme bana Allah Resulün ’ün bir hadis-i şerifini hatırlattı.

Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Efendimiz (sav) “dünya mü ‘minin zindanıdır…”, buyuruyor. Bu rivayet, gerçekten dünyanın Müslümanlar için hiçbir kıymeti olmadığını, geçici bir zindan hükmünde olduğunu, dolayısıyla dünyaya hiçbir değer verilmemesi gerektiğini mi ifade ediyor?

Hadis-i şerifin kastettiği asıl mananın bu olmadığını, Medine’de gayri Müslim bir adam ile zengin bir sahabe arasında geçen ilginç diyalogdan anlıyoruz. Rivayette bahsi geçen adam, sahabe-i kiram efendimize “sizin peygamberiniz bu dünyanın sizin için bir zindan, bizim için de bir cennet hükmünde olduğunu söylüyor, halbuki sen zengin bir adamsın, ben ise yokluk içinde yaşayan bir fakirim”, diyor. Sahabe, bu hadisin bir kıyas olduğunu ve mü’minler için bu dünyanın gidecekleri yere nispeten bir zindan olduğunu, inanmayanlar için de, gidecekleri yere kıyasen bir cennet olduğunu anlatıyor.

Yani, burada esas mesele dünyada yaşanan fakirlik ve zenginlik, zindan ve cennet hayatı değil, insan oğlunun son olarak varacağı ahiret yurdudur.

Evet, insanlar uzay boşluğunda yüzüp giden şu dünya gemisine, belirli bir süre seyahat etmeleri için, sırayla bindiriliyor ve süreleri dolduğunda da, amellerine göre layık oldukları limanda indiriliyorlar. Dolayısıyla, varılacak olan o son durağın ehemmiyetine binaen, bu gemide yapılan yolculuk büyük önem taşıyor.

Meseleye bu zaviyeden bakıldığında, dünya hayatı ml’minler için ebedi bir hayatın kazanılacağı kısa ama önemli bir yolculuktan ibarettir. Dolayısıyla dünya hayatı bazı yönleriyle çok değerlidir. Bediüzzaman hazretleri bu konuyu enfes bir yorumla anlatır.
Der ki, dünyanın üç yüzü vardır, biri yaratıcısına, biri ahirete, biri de kendine bakar.

Yaratıcısına bakan yüzü şudur ki, kainat, Sani-i zül Celal’in isim ve sıfatlarını tecelli ettirerek, sanatını akıl sahiplerine sergilediği muazzam bir galeridir. Burada akıl sahipleri sözcüğü kasıtlı olarak kullanılıyor, çünkü sanatın değerini ancak akıl sahipleri bilir. Örneğin, dünyanın her hangi bir yerinde açılan bir resim sergisinin duvarlarında asılı olan muhteşem tabloları hayranlıkla inceleyen sanat sever insanlardan başka bir canlı türüne rastlamanız mümkün değildir. Veya yeryüzünde yaşayan sekiz milyon canlı türünden, insan hariç, hiçbir canlının bulutsuz bir yaz gecesinde Samanyolu galaksisini seyrederek şiir yazdığını göremezsiniz.

Dolayısıyla, Kitab-ı Kainat-ı Kebir dediğimiz bu muazzam sergi, akıl sahipleri için açılmış. Onlardan beklenen, bu muhteşem sanat eserinde Esma-i İlahin’in tecellilerini seyretmek, sanat sahibini tanımak ve muhatap alınmanın önemini idrak etmektir. Evet, insan fıtrat itibariyle tanımadığı birini sevemez. Bu nedenle, “ben Rabbimi seviyorum” diyen birinin, marifetullah vadilerinde dolaşarak, muhabbetullah’a ulaşmış olması gerekir…

Ggerekir ki ifadesinde samimi olsun.

Dünyanın diğer bir yüzü ise ahirete bakar. Dünya, ahirette gerçekleşecek büyük hasadın tohumlarının ekildiği tarladır. Evet, insan ektiğini biçer, dolayısıyla burada Tuba çekirdeği ekenler, ötelerde onun leziz meyvelerini toplarken, zakkum ekenlerin de tek gıdası onun meyveleri olacaktır.

Yukarıda bahsedilen misalden, dünyanın ahirete bakan yüzünün manevi bir tarla olduğu malumdur, fakat insan ve kainatı sadece madde açısından değerlendirenler, bu misali anlamakta zorlanabilirler.

Ah keşke biraz düşünselerdi, belki de insanın sadece amino asit ve proteinlerden oluşan molekül yığını olmadığını anlayacaklardı…

Evet insan bir organik madde yığını değildir, onun özü bilimsel yöntemlerle tespit edilemeyen ulvi değerler, duygular ve latifelerle donatılmıştır. Ve bu latifeler sayesinde, insan fıtrat-ı asliyesine rucü eder ve ahsen-i takvim mertebesine ulaşır.

Tabi yaratılış itibariyle, mertebesi melekler gibi sabit olmayan insan, bu manevi değerleri kin, nefret, haset, kibir, bencillik gibi menfi duygularla törpüleyip, körelttiğinde veya tamamen yok ettiğinde, maazallah esfle sefilin çukuruna da yuvarlanıp gidebilir.

İşte bu vahim akıbetten kurtulmanın yolu dünyayı yukarıda bahsi geçen ilk iki yüzüyle değerlendirmektir. Aksi halde dünya, üçüncü yüzü olan, yani sadece nefsi tatmin etme yeri olarak telakki edilecektir. Bu hataya düşenler ziyadesiyle kendi nefislerine zulmetmiş olacaklardır çünkü ebediyet için yaratılmış olan insan ruhunun, fani şeylerle tatmin olması mümkün değildir.

Konuya bir latifeyle açıklık getirelim, dünyayı sadece üçüncü yüzüyle değerlendiren bir insana yeryüzünün tapusu verilse ve dünyadaki herşey sana ait denilseydi, bu insan 3-5 yıl sonra dünyadan bıkacak ve acaba Mars veya Jüpiter benim olsaydı, nasıl olurdu, mülahazalarına dalacaktır. Dolaysıyla, dünya sofrasında insan nefsini tatmin edip doyuracak hiç birşey yoktur. O, her ne kadar bir yönüyle diğer fani mahlukata benzese de, bir başka yönüyle, Allah’ın ebediyete namzet olarak yarattığı bir cevherdir.

Bu nedenle, insan dünyayı ilk iki yüzüyle değerlendirmeyi başarabilirse, belki cennet hayatının çekirdeği hükmünde olan bir hayatı bu fani alemde yaşayabilir.  Sonuç olarak dünya, her ne kadar cennete kıyasen bir zindan hükmünde olsa da, Esma-i İlahinin tecelligahı ve ahiretin tarlası olarak değerlendirilirse, cennet bahçelerinden bir bahçeye dönüştürülebilir. omeratillaergi@yepyeni.zamanaustralia.com

 

PAYLAŞTweet
ÖNCEKİ HABER

Fırsat ve Mültezem!

SONRAKİ HABER

AKP ve MHP’liler el kaldırdı: Cinsel saldırı ve uyuşturucu suçluları artık açık cezaevinde!

BENZER HABERLER

Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

İnanç krizi mi, travma çığlığı mı?

Şubat 22, 2026
3S rejimi: Sömüren, Semiren ve Söven rejimi!
Manşet

Meriç’ten Sydney boğazına akan “Sessiz çığlık”!

Şubat 22, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

Gelin, Ramazan bizi anlatsın!

Şubat 13, 2026
Sınırsız kontenjan
Uncategorized

Üç vicdan tek ideal

Şubat 2, 2026
3S rejimi: Sömüren, Semiren ve Söven rejimi!
Manşet

Ahmet Turan Alkan’ın mektupları, Hizmet mensuplarının duruşu!

Şubat 4, 2026
Bahçeli; rest mi çekiyor, blöf mü yapıyor?
Manşet

“Anne, babam şehit mi terörist mi!”

Ocak 20, 2026

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • All
  • Manşet
AKP’li Ali Yerlikaya’dan soykırım bilançosu: 46 ilde her meslekten 82 kişiyi daha tutukladık!
Manşet

Kayseri’de 70 gözaltı: KHK’lı baba ve oğlu dahil 54 kişi tutuklandı

by adminzaman
Şubat 22, 2026
0

Kayseri merkezli dört ilde Hizmet Hareketi cemaatine yönelik soruşturmalar kapsamında 17 Şubat’ta gözaltına alınan 70 kişiden 54’ü dün tutuklandı. TR724’ün edindiği...

AKP’li Bakan’dan Erdoğan afişi ve reklamlı iftar sofrası

AKP’li Bakan’dan Erdoğan afişi ve reklamlı iftar sofrası

Şubat 22, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!

İnanç krizi mi, travma çığlığı mı?

Şubat 22, 2026
Galatasaray deplasmanda yıkıldı, zirve yolunda büyük yara aldı

Galatasaray deplasmanda yıkıldı, zirve yolunda büyük yara aldı

Şubat 22, 2026
89 yaşındaki tutuklu hayırsever Erol Şengök: “Beni burada öldürecekler”

89 yaşındaki tutuklu hayırsever Erol Şengök: “Beni burada öldürecekler”

Şubat 21, 2026
Cezaevlerini incelemek için Türkiye’ye gelen 6 Avrupalı gözaltına alındı

Cezaevlerini incelemek için Türkiye’ye gelen 6 Avrupalı gözaltına alındı

Şubat 21, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM