Zaman Avustralya
Manşet

50 yaşında 6. hicret ülkesi İsveç’te: Sürgünü başarıya dönüştüren İrfan Öğretmenin hikayesi

adminzaman19 Ekim 20267 dk okuma
Paylaş
50 yaşında 6. hicret ülkesi İsveç’te: Sürgünü başarıya dönüştüren İrfan Öğretmenin hikayesi
Yazı Boyutu

Yıllarca farklı ülkelerde eğitim hizmetlerinde bulunan eğitim gönüllülerinden İrfan Uzundemir, Hindistan’da yaşadığı zorlu sürecin ardından İsveç’te yeni bir hayata başladı. 50 yaşından sonra İsveççe öğrenip yeniden öğretmenlik yapmayı başaran Uzundemir, anlattığı hayat hikâyesinde, “Evrensel bir dil sevgi.” sözleriyle öğrencileriyle kurduğu bağın sırrını açıkladı.

Denizli’de başlayan eğitim yolculuğunu Erzurum’dan Tataristan’a, Çuvaşistan’dan Azerbaycan’a, Hindistan’dan İsveç’e taşıyan fen bilgisi öğretmeni İrfan Uzundemir, farklı ülkelerde yaşadığı tecrübeleri ve yeniden hayata tutunma mücadelesini anlattı. Tutunanlar Kanalı’nda Ahmet Daştan’ın sorularını cevaplandıran Uzundemir, Hindistan’da eğitim faaliyetlerine yönelik desteğin kesilmesinin ardından geçimini sağlamak için bir müddet ticaret yaptığını, ancak ülkedeki şartlar nedeniyle Birleşmiş Milletler aracılığıyla İsveç’e iltica ettiğini söyledi. 50 yaşından sonra yeni bir dil öğrenerek yeniden öğretmenliğe başlayan Uzundemir, yaşadığı zorluklara rağmen mesleğinden vazgeçmediğini ifade ederek, “Sevgi dilinin, muhabbetin, karşılıksız sevmenin dünyanın her yerinde geçerli olduğunu anladım. Evrensel bir dil sevgi.” dedi.

 

Burak Akif CAN-ZAMAN Avustralya

DENİZLİ’DEN ERZURUM’A UZANAN EĞİTİM YOLCULUĞU

– İrfan Hocam, Türkiye’de öğretmendiniz, şimdi İsveç’te yine bir sınıftasınız. Öncelikle sizi tanıyalım.

1969 doğumluyum. Denizli doğumluyum. Babam esnaftı. Benim abim lise ikiden terk etti. Okumadı yani, devam etmedi. Ben de ailenin en küçük çocuğuyum. Tabii babam da istiyor ki aileden birisi okusun. Ben de istiyorum. Hakikaten okumak istiyorum ama yol yordam çok bilmiyoruz yani. Baktık ki bu olmayacak, mahallemizde Demirci Mustafa Ağabey vardı. Babam beni Mustafa Ağabey’e götürdü. O benim velim oldu. Yurda gittik. Sınav yaptılar. Yurtta kalmaya başladım. Babam arkadaşlarına, “Benim 15 yılda yapamadığımı yurtta 15 günde yaptılar.” demişti. Bu sözün çok müspet tesiri oldu bende. Motive oldum. Üniversite hazırlık dershanesine gittik. İlk yılda Erzurum’da kimya öğretmenliğini kazandım.

– Erzurum’daki öğrencilik yıllarınız nasıl geçti? En çok neleri hatırlıyorsunuz?

Erzurum’u çok sevdim. Erzurumlular çok misafirperverdiler. Ramazan’da çok nadirdir evde iftar yaptığımız. Yani mutlaka bir yere iftara davet ederler.

Hatta akşam namazından sonra insanlar caminin dışında beklerler. Hani boşta bir öğrenci varsa evine götürür. Yani sokakta insanlar iftara götürecek öğrenciler ararlardı.

Ramazan bir ay dolu dolu yaşanırdı Erzurum’da. Ramazanları unutmak mümkün değil yani. Hele bir de öğrenciyseniz.

– Üniversiteyi bitirdikten sonra yurt dışına çıkışınız nasıl oldu?

Mezun olduktan sonra yine Erzurum’da ve Bayburt’ta çalıştım. Kimya öğretmeni olarak üniversite hazırlık dershanelerinde görev yaptım.

Daha sonra da yurt dışına çıktım. Yurt dışında kimya öğretmenliğine devam ettim. Sırasıyla Rusya Federasyonu’nda Tataristan’da, Çuvaşistan’da; daha sonra Azerbaycan’a geçtim.

2014’te Hindistan’a gittim. Hindistan’da altı yıl çalıştım. Daha sonra da 2020’de İsveç’e gelmiş oldum.

TATARİSTAN VE ÇUVAŞİSTAN’DA DÖRT DİLDE EĞİTİM

– Rusya’ya gidip orada eğitim vermek oldukça dikkat çekici.

Çok güzel yıllarımız geçti. Rusya Federasyonu’nda çalıştığımız okullarda bir yıl çocuklar İngilizce öğreniyorlardı. Daha sonra da bütün dersler, aşağı yukarı sosyal fenlerin dışındakiler İngilizce olarak anlatılıyordu. Öyle bir farkı vardı yani. Mesela Çuvaşistan’da Çuvaş öğrenciler vardı ama genelde benim çalıştığım yerlerde yüzde 50 Rus, yüzde 50 aşağı yukarı Tatar ve diğer milletlerdendi. Öğrencilerimiz dört dil öğreniyorlardı orada: Rusça, Tatarca, İngilizce ve Türkçe.

– İlk gittiğinizde dil konusunda nasıl anlaşıyordunuz?

Tabii Rusça bilmiyoruz. Yerel halk arasında genelde Rusça konuşuluyor. Biz dedik Çuvaşça öğrenelim. Başladık Çuvaşça öğrenmeye ama biz Çuvaşça söylüyoruz, onlar Rusça cevap veriyorlar. Hani öyle bir çekingenlik de var kendi yerel dillerini kullanmakta. Sonra baktık çok zor olacak yani. Sonra Rusçaya başladık biz de. Rusça öğrendik orada. Dokuz yıl orada kaldım. Hem öğretmenlik hem idarecilik yaptım. Daha sonra Azerbaycan’a geçtim. Bakü’de 11 yıl kaldım. Oradaki kolejlerde ve üniversite hazırlık dershanelerinde çalıştım.

AZERBAYCAN’DAN HİNDİSTAN’A: YENİ BİR EĞİTİM YOLCULUĞU

– Azerbaycan’da 11 yıl geçirdikten sonra Hindistan’a gitmeye nasıl karar verdiniz?

Hindistan’a 2014 yılında geçtim. Öğretmen olarak gidemiyorsunuz oraya. İş adamı olarak, yani hem bir firmada çalışıyorsunuz, gönüllü olarak da okullarda destek oluyorsunuz eğitime, öğretmenliğe. Ben de o şekilde orada çalışmaya başladım. Türkiye’den giden iş adamları orada bir eğitim vakfı açmışlar. İngilizce eğitim veren değişik şehirlerde okullarımız vardı: Delhi’de, Bangalore’da, Haydarabad’da ve Chennai’de.

Oralardaki okullarda görev yaptım. 2016’da Hindistan’da dil olimpiyatı IFLC düzenledik. Oradaki okullar, yurtlar, dershaneler Türkiye’deki insanların, iş adamlarının, eğitime gönül vermiş insanların destekleriyle devam ediyordu. Malum hadise olunca Türkiye’den bu okullara, eğitim kurumlarına destek kesilmiş oldu.

– Destekler kesildikten sonra Hindistan’dan ayrılmayı düşündünüz mü? Neden kalmayı tercih ettiniz?

Her şeyi bırakıp demokrasiyle idare edilen buralara gelmek belki en kolayı ama biz ne yapabiliriz?

“Hem burada bu eğitim hizmetlerine devam edelim. Çünkü yılların emeği var. Bir noktaya kadar gelmiş.”

O emeği göz ardı edemedik ve kaldık orada.

ÖĞRETMENLİKTEN TİCARETE: 14 ÜLKEYE KİTAP İHRAÇ ETTİ

– Eğitim faaliyetlerinin şartları değişince hayatınızı nasıl devam ettirmeye başladınız, neler yaptınız?

Biz de zaten oraya iş adamı olarak gitmişiz. Kısmi olarak ilgilendiğimiz işi gerçekten yapmaya başladık. İş adamlığına geçtik.

Herkes bir yerden başladı. Kimisi baklava yapmaya başladı. Bir arkadaşımız kafe açtı. Bir arkadaşımız Türkiye’den malzeme getirmeye ve satmaya başladı.

Birkaç sene önce bazı ülkelerden arkadaşlar biraz daha ucuz diye İngilizce kitaplar istiyorlardı. Baktım hâlâ devam ediyor, kitap satmaya başladık. Hikâye kitapları olsun, klasikler olsun vesaire…

13 veya 14 ülkeye İngilizce kitapları sattım. Yani o şekilde yaklaşık üç yıl devam ettik.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER DEVREYE GİRDİ: 13 AİLENİN YENİ HAYATI

– Hindistan’da ticaret yaparken Birleşmiş Milletlerle görüşmeleriniz de devam ediyordu. Bu süreç nasıl ilerledi?

Bu arada BM ile de görüşmelerimiz devam ediyordu.

Onlar da dediler ki: “Buradaki yetkililerin sizinle ilgili çok pozitif düşünceleri var. Kalabildiğiniz kadar kalın ama en son artık burası da bir şey derse bizim sizi gönderebileceğimiz yerler var.”

– Hindistan’da sizin durumunuzda kaç aile vardı?

13 aile burada kalmıştık. Bazı arkadaşlarımız Avustralya’ya, Kanada’ya, bazıları da İskandinav bölgesine gelmiş oldular.

Ben de Birleşmiş Milletlerin vasıtasıyla İsveç’e gelmiş oldum.

50 YAŞINDAN SONRA YENİ BİR DİL ÖĞRENİP ÖĞRETMENLİĞE DÖNDÜ

– İsveç’e geldikten sonra yeniden öğretmenlik yapabilmek için nasıl bir süreçten geçtiniz?

Birleşmiş Milletlerle gelmenin burada avantajı var. Süresiz oturumla geliyorsunuz.

Dolayısıyla bizi de bu Alingsås şehrinin yakınındaki bir belediyeye yerleştirdiler.

Dil öğrenme süreci yani… Çok güzel bir sistem kurmuşlar. Her bir insanla tek tek mülakat yapıp kim ne yapabilir, nasıl değerlendirilebilir…

Ben de her zaman onlara öğretmenlik yapmak istediğimi söylüyordum. Onlar da beni yönlendirdiler.

– İsveç’te yeniden öğretmen olabilmek için ne kadar eğitim aldınız?

İki yıl dil öğrenme sürecinden sonra bir yıllık da bir mesleki eğitime girmiş oldum. Bir buçuk yıl kadar yedek öğretmenlik yaptım.

Daha sonra bir arkadaşım burada öğretmenlik yapmaya başlamıştı.

Dedi ki: “Hocam, bir öğretmenimiz başka bir yere geçiyor. Çalışmak ister misiniz? Dilekçe, CV’yi gönderin.”

O şekilde ben de başvuruda bulundum, kabul ettiler. Şu anda ikinci yılım burada. 7, 8, 9. sınıflara fen bilgisi öğretmenliği yapıyorum.

Fen bilgisi içinde fizik, kimya, biyoloji ve teknik blok olarak anlatılıyor.

– 50 yaşından sonra yeni bir dil öğrenmek ve o dilde öğretmenlik yapmak zor olmadı mı?

57 yaşındayım. 50 yaşından sonra hakikaten yeni bir dil öğrenmek çok zor.

“Öğrenciler acaba soru soracaklar mı? Biraz şöyle kenardan geçeyim falan.” derdim geçen sene ama şükür aştık.

Üstüne üstüne gittim eksik olduğum tarafın.

1991’den itibaren, belki 90’dan itibaren öğretmenlik yapıyorum. Pedagojik formasyon çok yardımcı oldu bana.

Yani önceki yıllardaki çocuklarla olan ilişkilerimiz, tecrübe, dil engelini aşmamızda, çocuklarla aramızda bir bağ kurmamızda çok faydalı oldu.

Dilden ziyade onlar, öğrenciler kendilerine nasıl yaklaşıldığını hissediyorlar.

Gözlerinizden anlıyorlar sevdiğinizi, onlara yardım etmek istediğinizi.

Çok iyi bir ilişki kurduk öğrencilerle.

Çocukların sevgisi masumdur ve samimidir.

İSVEÇLİ MESLEKTAŞLARININ DESTEĞİYLE ZORLUKLARI AŞTI

– Yeni bir ülkede, yeni bir dilde öğretmenliğe başlamak kolay değil. Okul yöneticileri ve meslektaşlarınız size nasıl yaklaştı?

Çok iyi bir çalışma grubum var. Çok iyi idarecilerimiz var burada.

Çok yardımcı oldular.

Sizin o konudaki gayretinizi görünce hem mutlu oluyorlar.

Yani sizin samimiyetiniz, sizin o konudaki duruşunuz onları da size karşı etkiliyor.

İSVEÇ’TE BİR HAKAN ŞÜKÜR HAYRANI

– İsveçli meslektaşlarınız Türkiye’yi tanıyor mu?

Türkiye’yi bilenler var. Bir arkadaşımız var burada, Galatasaray hayranı.

Hakan Şükür’den fotoğraf istiyor, İsveçli bir hayranı.

Evet Hakan Bey, burada İsveçli hayranınız sizden imzalı bir fotoğraf istiyor. Artık biz de buradan duyurmuş olduk.

Yani doğum gününde Hakan Şükür’den imzalı bir resim veya bir telefon görüşmesi de olabilir.

Veya bir forma onu çok mutlu edecektir.

“SEVGİ HER ŞEYİN MAYASI”

Sevgi her şeyin mayası. Biz de öyle gördük.

Özellikle öğretmenlikte öğrenciler ve diğer beraber olduğunuz insanlar o sevgiyi hissediyorlar.

Onlara olan sevginizin kurgu veya gerçek olup olmadığını anlıyorlar.

Yıllarca beraber olduğumuz arkadaşlardan öğrendiğimiz sevgi dilinin, muhabbetin, karşılıksız sevmenin dünyanın her yerinde geçerli olduğunu anladım.

Hangi milletten olursa olsun, hangi coğrafyadan olursa olsun, seviyorsanız gerçekten içten, bu karşılık buluyor.

Evrensel bir dil sevgi; bunu öğrendim.

“YAŞADIKLARIMI BİR MAĞDURİYET OLARAK GÖRMÜYORUM”

– Hayatınız boyunca farklı ülkelere gittiniz. Tüm bu zorluklara rağmen hayatınıza ve yaşadığınız göçlere nasıl bakıyorsunuz?

Hayata tutunmak… Yeni bir yer, yeni bir dil, yeni bir pasaport.

Zorluklar yaşadık ama kader bizi buralara sevk etti. Bunu bir mağduriyet olarak görmüyorum.

Orta Asya’ya giderken güle oynaya gittik. Hindistan’a yine o şekilde.

Bu dönemde de belki hicretin farklı bir yönü bu şekilde olacakmış demek ki.

– Son olarak sizin gibi ülkesinden ayrılmak zorunda kalan, yeni bir ülkede hayata tutunmaya çalışan, zorluklarla mücadele eden insanlara ne söylemek istersiniz?

Bizim gibi olan, yurt dışına çıkan, yeni bir döneme başlayan, başlamak üzere olan bütün arkadaşlarımıza kolaylıklar diliyorum.

Zorluk yaşayanlar var, zor durumda olanlar var. Onların da bir an önce bulundukları durumdan kurtulmalarını, feraha ermelerini Rabbimden niyaz ediyorum.

Bağımsız Gazeteciliğe Destek Olun

Özgür basının yaşaması ve zulme uğrayanların sesinin duyulması için yayın hayatını sürdüren ZAMAN Avustralya'ya PATREON'dan yapacağınız destek çok kıymetli. Siz de bu sese güç katın!

Patreon'da Destek Ol

 

Bağımsız gazeteciliği desteklemek için bizlere Patreon ile destek olabilirsiniz
Süleyman Efendi Cemaatine cadı avı sürüyor: Operasyonla 22 gözaltı dahaSıradaki HaberSüleyman Efendi Cemaatine cadı avı sürüyor: Operasyonla 22 gözaltı daha19 Ekim 2026