Anayasa Mahkemesi, Sincan Cezaevi’nde saçları zorla kesilmek istenirken fiziksel müdahaleye maruz kalan eski savcı Hasan Dursun’un başvurusunda hak ihlali kararı verdi. Yüksek Mahkeme, Dursun’a karşı kullanılan gücün gerekli olduğunun ortaya konulamadığına, kötü muamele iddialarına ilişkin soruşturmanın da etkili yürütülmediğine hükmetti. AYM, Dursun’a 100 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 15 Temmuz sonrasında tutuklanan eski savcı Hasan Dursun’un Sincan Cezaevi’nde saçlarının zorla kesilmek istenmesi sırasında maruz kaldığı müdahaleye ilişkin bireysel başvurusunu karara bağladı.

Resmî Gazete’nin 6 Ekim 2026 tarihli sayısında yayımlanan karara göre AYM Genel Kurulu, 19 Şubat 2026’da yaptığı toplantıda, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının” hem maddi hem de usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti. 20261006-8

SAÇLARININ ZORLA KESİLMESİNE İTİRAZ ETTİ

Kararda yer alan bilgilere göre, Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı sırada 15 Temmuz sonrasında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Hasan Dursun, farklı cezaevlerinde kaldıktan sonra Mayıs 2018’de duruşması için Sincan 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakledildi.

Dursun, daha önce Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda da saçlarının kesilmesi yönünde baskıyla karşılaştığını, bu nedenle verilen disiplin cezasının yaptığı itiraz üzerine kaldırıldığını belirtti. Sincan Cezaevi’ne götürüldüğünde de saçlarını kestirmesi istendi.
Başvurucu, saçlarını kestirmeyi kabul etmemesi üzerine 24 Mayıs 2018’de cezaevi görevlilerinin fiziksel müdahalesine maruz kaldığını, olay sırasında yaralandığını ileri sürdü. Adli muayene raporunda vücudunun çeşitli bölgelerinde yaralanmalar bulunduğu kayda geçti.

GÖREVLİLER HAKKINDA TAKİPSİZLİK, DURSUN HAKKINDA DAVA

Dursun, yaşananların ardından cezaevi görevlileri hakkında şikâyette bulundu. Ancak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, 28 Kasım 2019’da görevliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Dursun’un bu karara yaptığı itiraz da reddedildi.
Aynı olay nedeniyle bu kez Dursun hakkında, görevli memurlara direnmek suçlamasıyla dava açıldı.İç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından Dursun, 9 Mart 2020’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

AYM: ZOR KULLANMANIN GEREKLİLİĞİ ORTAYA KONULAMADI

AYM değerlendirmesinde, cezaevi görevlilerinin saç uzunluğunun kurum güvenliği veya sağlık açısından neden somut bir risk oluşturduğunu ortaya koyamadığına dikkat çekti.Mahkeme, başvurucunun saçını zorla kestirmek amacıyla güç kullanılmasının gerekli olduğunun gösterilemediği sonucuna vardı. Kararda, başvurucuya karşı kullanılan gücün kesin olarak gerekli olmadığı değerlendirmesi yapılarak uygulanan fiziksel müdahalenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele düzeyine ulaştığı belirtildi. 20261006-8

SORUŞTURMA DA ETKİLİ YÜRÜTÜLMEDİ

Yüksek Mahkeme yalnızca olay sırasındaki müdahaleyi değil, Dursun’un şikâyeti üzerine yürütülen soruşturmayı da inceledi.
AYM, başsavcılığın soruşturmada Dursun’un olayın tanıklarının dinlenmesi ve kamera kayıtlarının incelenmesi yönündeki taleplerini yeterince değerlendirmediğini, zor kullanmanın gerekliliğine ilişkin araştırmanın da eksik kaldığını belirledi.
Bu nedenle kötü muamele yasağının usul boyutunun da ihlal edildiğine karar verildi.

YENİDEN SORUŞTURMA YAPILACAK

AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine hükmetti.Yüksek Mahkeme ayrıca Hasan Dursun’a 100 bin TL manevi tazminat ödenmesine, maddi tazminat talebinin ise reddedilmesine karar verdi.

DURSUN: BEN SANIK OLDUM, ŞİKÂYET ETTİĞİM GÖREVLİLER HAKKINDA TAKİPSİZLİK VERİLDİ

Kararı değerlendiren Dursun, AYM’nin özellikle soruşturmanın etkili yürütülmediği yönündeki tespitine dikkat çekti.
Dursun, kötü muameleye maruz kaldığını söyleyen kişi olarak kendisinin sanık hâline getirildiğini, şikâyet ettiği cezaevi görevlileri hakkında ise takipsizlik kararı verildiğini belirtti.

Kararın 15 Temmuz sonrasında cezaevlerindeki kötü muamele iddiaları açısından önem taşıdığını savunan Dursun, yeniden soruşturma yolunun açılmasının sorumluların belirlenmesi bakımından önemli olduğunu ifade etti.
Dursun ayrıca, dönemin soruşturmasında cezaevi personeli hakkında takipsizlik kararı veren savcı Serkan Köse hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun işlem yapıp yapmayacağını da gündeme getirdi.