DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, çerçeve yasanın eylül sonu ya da ekim başı gibi hayata geçirileceğini, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da siyasi hayata katılacağını söyledi.
Rûdaw’a konuşan Bakırhan, eylül sonu ya da ekim ayında süreçle ilgili resmi aşamaların tamamlanacağını, TBMM’de kabul edilen çerçeve yasanın yasanın hayata geçeceğini düşündüklerini söyledi.
“ÖZGÜR ÖZEL’İN DESTEĞİ ÖNEMLİ”
Geçen hafta TBMM’de kabul edilen 12 maddelik ‘çerçeve yasanın’ genel kuruldaki oylamasında YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘Evet’ oyu vermesini ancak YENİ Partili milletvekillerinin yaklaşık üçte ikisinin ‘Hayır’ oy vermesini de değerlendiren Bakırhan, şöyle konuştu:
“YENİ Parti’nin genel başkan düzeyinde yasa teklifine destek vermesi önemli ve altı çizilmesi gereken bir destektir. Fakat YENİ Parti milletvekillerinin hem hayır oyu sayısı hem de hayır demeyi meşrulaştırma biçimi bir siyasetsizliğe işaret etti. YENİ Parti’nin merkezi düzeydeki tutumu ve yasaya evet oyuna katkı sunması gelecek adına umut vericidir. Fakat Özgür Özel’in savunduğu çizgi kurumsal ve siyasal bir akla kavuşmadığı müddetçe savrulmalar olur. Türkiye’nin temel meselesinin çözümünde ortadan ikiye ayrılan bir muhalefet partisinin her şeyden önce ülkeyi yönetme iddiası da kanımca zarar gördü.”
“DEMİRTAŞ VE YÜKSEKDAĞ SİYASİ HAYATA KATILACAK”
Bakırhan, AİHM ve AYM kararlarına rağmen yaklaşık 10 yıldır cezaevinde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın ‘çerçeve yasanın’ uygulanmasıyla tahliye edileceğini belirten Bakırhan, “Öte yandan çerçeve yasanın uygulanmasıyla birlikte Demirtaş, Yüksekdağ ve binlerce arkadaşımız; sürgünden dönecek olanlar ve daha birçok mücadele alanından arkadaşımız siyasi hayata katılacak. Topluma karşı olan sorumluluğumuzu omuz omuza yürüyerek sürdüreceğiz” dedi.
“SÜRECİN EN KRİTİK EŞİĞİ, TOPLUMSAL PSİKOLOJİNİN DOĞRU YÖNETİLMESİ”
Bakırhan, ‘sürecin en kritik eşiğinin’ toplumsal piskolojinin doğru yönetilmesi olduğunu söyledi. Hiçbir acının küçümsenmemesi gerektiğini belirten Bakırhan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu sürecin en kritik eşiği, toplumsal psikolojinin doğru yönetilmesi. Türkiye’de bu meselenin kırk yılı aşkın bir acı tarihi var; bu tarih ülkenin iki yakasında da derin izler bıraktı. Bugün hâlâ evladını kaybetmiş bir asker ailesi de var, dağda evladını kaybeden ya da dağda, cezaevinde, sürgünde evladını bekleyen aileler var. Bu ülkede kimse öbürünün kaygısını hafife alma lüksüne sahip değil. Kürdün özgürlük talebi de Türkün güvenlik kaygısı da bu sürecin önemli gündemi. İkisini birden ciddiye almadan bu iş yürümez.”









