Bu sayının başyazısı “İÇ ÇÜRÜME VE ONARIM YOLLARI-1”
Muhterem M. Fethullah Gülen Hocaefendi yazıya şöyle başlıyor:
“Bugün bütün insanlık, farklı derecelerde bir bekleyiş içinde bir NUR bir ZİYA ümidiyle sabahlayıp akşamlıyor. Öyle ki, pek çok göz, sürekli ufuklara bakıyor ve bir ‘fecr-i sâdık’ hecelemesi hülyalarına dalıyor; dalıyor da maşrıkta çakan her şimşekte yeni bir şafak hissine kapılıyor. Beklediğini göremeyince de iç içe inkisarla inlemeye duruyor; duruyor ve ümit beklediği ufuklara yönelerek ‘Sabah ne zaman?’ niyaz edâlı inkisar nağmeleriyle başını önüne eğip kırık bir intizar heyecanına yelken açıyor. Bir taraftan geçmişin muhteşem günlerini resim resim temaşa ederken, diğer yandan da günümüzün ürperten tablolarıyla ümit-yeis arası gel-gitlere kendini salıyor ve hafakan türküleri mırıldanmaya koyuluyorlar. (…) Allah, insana, neyin ne olduğunu ve varlık hakikatinin iç yüzünü keşif ve tesbit etmek üzere akıl ve kalb vermiştir. Şayet o bu dinamiklerle çevresinde olup bitenlerin ne olduklarını, ne ifade ettiklerini bilmez, bilip değerlendirmezse, bilerek-bilmeyerek ‘Ahsen-i Takvim’ çizgisini koruyamamış ve sürçmeler, sapmalar fasit dairesi içinde ömür tüketmiş olur; akı-karayı birbirine karıştırır… çiçekleri diken görmeye başlar… güllerin güzelliklerini anlayamaz… ve bülbül nağmelerini saksağan hırıltıları gibi değerlendirir.”
Prof. Dr. Muvaffak Ayvaz, “İslamî Açıdan Çevreye Bakış, yazısında, çevreyle ilgili İslamî Vakıflardan söz ediyor.
Engin Tenekeci’nin “Zatın Esere Yansıyan Güzelliği” başlıklı yazısı, Risale-i Nurların ifade tarzına uygun şekilde Cenab-ı Hakkın kainattaki hârika sanat eserlerindeki güzelliğin kaynağına inerek güzel bir iman dersi veriyor.
Prof. Dr. Sinem Akbulut “Günde Kaç Öğün?” başlıklı yazısında en uygun olanın Efendimizin (S.A.S.) sünnetine uygun olarak ili öğün olduğunu söylüyor.
M. Fethullah Gülen Hocaefendi, “Destigir Ol” başlıklı Münâcat ve “Bülbül Nağmesi” başlıklı Naat ile şiir güzelliklerini de Çağlayan’a ilave etmiştir.
Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan “Duruş” yazısında, Duruş’un herhangi bir hadise karşısında gösterilen hareket tarzı, söylem ve eylemler olduğunu ifade ediyor. Evet “Duruş” çok mühimdir. Hele dik duruş!.’ Şu Hizmet’in hakkaniyetinin delillerinden birisi de şöyle bir süreçte bile herşeye rağmen diklenmeden dik duruşlarıdır.
Prof. Dr. Atıf Yorulmaz “Oruç Ve İki Yeni Keşif” başlıklı yazısında “İçinde atıklar birikmiş bir hücre rahat çalışamaz. Bu birikimlerin temizlenerek hücre içinde rahat bir ortam oluşturulması işini oruç harika bir şekilde yerine getirmektedir.” diyerek, oruçla ilgili keşfedilen güzelliklerden birisine işaret ediyor.


