Daha önce “Allah Rızası, Hizmet’in Barışçıl Bir Dünya Adına Kollektif Hedefidir” başlığı altında bir tanıtım yazısı yazmıştım. Şöyle başlıyordum yazıya:
Bugüne kadar Hizmet Hareketi ve Hocaefendi’yle ilgili birçok eser kaleme alındı ve Türkçeyle birlikte onlarca yabancı dilde yayımlandı. Bu eserlerin Hizmet’e tuttukları ayna elbette ki yazarlarının Hizmet’le aşinalıkları, yaptıkları saha çalışmalarının kapsamı ve süresi, vicdan, akıl ve dünya görüşlerinin Hizmet’in değerleriyle örtüştüğü veya örtüşmediği oranda hakikati aksettirebildi veya edemedi. Bu zaviyeden bakıldığında, uluslararası ilişkiler profesörü Hintli yazar Anwar Alam’ın İngilizce yayımlanan son kitabı For the Sake of Allah Hizmet’e dair akademik araştırmalar içerisinde çok muteber bir yeri hak ediyor. Kitap, sosyal bilimcilerin daha çok aşina olduğu bir dille yazılmış olmakla birlikte, Hizmet’i tanımak ve başkalarına anlatmak isteyenler için önemli bir başucu eser.
Bu kitabı diğerlerinden ayıran önemli bir hususiyeti Anwar Alam’in 2010 yılında Türkiye’ye gelip yerleşmesi ve 15 Temmuz’a kadar yaklaşık altı yılını bu projeye ayırması. Yazar, bu süre zarfında Fatih Üniversitesi ve Zirve Üniversitesi gibi kurumlarda çalıştı ve bu Hareket’e gönül vermiş insanlarla aynı ortamları paylaştı, aynı havayı soludu. Ayrıca, yazarın Türkiye’de yaşadığı yıllar, ülkenin olumlu-olumsuz çok hızlı dönüşümlere sahne olduğu, demokraside, hukukta ve ekonomide korkunç iniş-çıkışlar yaşadığı, uluslararası itibarının zirveye çıkıp dibe indiği, belki 1970-1980’lerden beri görülmemiş ölçüde çalkantılarla sarsıldığı bir dönem oldu. Bu süre içerisinde Hizmet kitlesel olarak benzersiz bir sosyal soykırıma maruz kalırken yazar da bu zulme bizzat şahit oldu ve öğretim üyesi olduğu kurumlardan dolayı kendisi de mağdur oldu. Kitabın ana başlığında yazarın şuurlu bir tercihi var ve bunu önsözünde izah ediyor: “Allah Rızası İçin” başlığı iki düşünce çizgisini aksettiriyor: Birincisi, Gülen Hareketi gönüllülerinin başkalarından hiçbir beklentileri olmaksızın barışçıl ve şiddetsiz bir dünyayı hedefleyen samimi kolektif hedefleri olarak “Allah rızası”. İkincisi ise, “Müslüman aktörler” tarafından sahnelenen terör barbarlıklarını meşrulaştırmak için sıklıkla gasp edilen bir tabir olarak “Allah rızası”. Bu kitapta bu tabirin asıl anlamı olan barış, adalet, özgürlük, hizmet ahlakı ve Gülen Hareketinin günlük pratiğine yansıyan bütün diğer değerler aktarılmak istenmektedir.” Kitap sırf bu başlığıyla bile Hizmet’e dışarıdan bakanlara bir başlangıç noktası ve nihayetsiz bir ufuk çizerken, günümüzde ciddi badirelerden geçen Hizmet gönüllülerine de asıl mefkurelerini yeniden hatırlatıyor aslında. Çünkü inşa edilen her okulda, temeli atılan her hazırlık kursunda, pansiyonda, evde, açılan her müessesede, yayınlanan her mecmua ve kitapta, her diyalog programında ve ziyarette Hizmet’in asıl maksadı hep Allah rızası idi. Hizmet’in ortaya koyduğu projelerin maksadına ulaşıp ulaşmadığı ve atılan adımların doğruluğu elbette ki objektif kriterlerle değerlendirilmelidir. Ancak, bir kefesinde salt dünyevi kriterler ya da misallerin, diğer kefesinde ise “Allah rızası” gibi aşkın bir mefkurenin bulunduğu terazilerde mizanın pek de isabetli olmayacağı da aşikardır.


