‘Şişman kadın’ sahneye çıktığına göre operanın sonu yaklaşıyor demektir.
Eşim sadece evlilik cüzdanında benim ismim yazıyor diye tutuklandığında, cezaevinde aylarca herkesten farklı, negatif ayrımcılığa muhatap kılındığında neredeydi bu hazret? Medyayı tarayın binlerce ‘falancanın kızı/oğlu yakalandı’ haberi bulabilirsiniz.
Hayrettin Karaman, Norveç’ten dün geldi ve evine henüz internet bağlatmadı galiba…
Ortada en küçük ayrıntısına kadar planlanmış, organize bir soygun ve çete var. Bütün yollar, 15 Temmuz’u fırsat bilerek anayasaya aykırı biçimde kurulan ve Sayıştay denetimi dışında bırakılan Türkiye Varlık Fonu’na çıkıyor. Fonun çatısı altındaki Borsa İstanbul, vurgunun merkez üssü.
Yönetimindeki kamu kurumlarının kaynaklarıyla şişirilen hisseler üzerinden hem devlet hem toplum soyulmuş. Hangi taşı kaldırsanız altından bir AKP’li yetkili çıkıyor. Ve halk öfkesini kabarttıkça, söke söke bazı isimler hakkında işlem yapılmasını sağlıyor. He kanka suç ve cezada şahsilik bla bla…
Başta muhalefet olmak üzere bir kısım kötü niyetli kişiler “bütün sorumluluğu/suçu sayın Cumhurbaşkanımıza yüklemenin ve onu yıpratmanın peşinde” imiş. Suç aşikar olsa da belki ispat gerekir desek bile sorumluluğu tartışmaya açmak ancak kötü niyetli bir çarpıtmayla izah edilebilir.
Ülkeyi 24 yıldır tek başına yöneten yasama, yürütme ve yargı bütün erkleri iki dudağı arasına hapseden birine sorumluluk yüklemeyeceksek kime yükleyeceğiz! Hani Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı kuzunun hesabı Halife Ömer’den soruluyordu!
Hırsızların listesi, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde ve açıklamıyor. Bu bile tek başına onu sorumlu tutmamıza yeter. Soygunun merkezindeki her ismi bizzat atamış olması zincirleme yükümlülükleri kaçınılmaz kılıyor. Lakin ‘fetvacıbaşı’ Hayrettin Efendi’ye sorarsanız, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı işaret etmek doğru değilmiş. Cezai sorumluluk bir süreç fakat siyasi sorumluluk için bütün şartlar hazır. Bu hesabı hem muhalefet hem halk sormak zorunda.
Ha bir de yaşananlar istisnaymış ve kaideyi bozmazmış!
17-25 Aralık’ta yakalananlar; Kur Korumalı Mevduatla, Hazine’den götürülen milyar dolarlar; Merkez Bankası’ndan buharlaşan 128 milyar dolar… Ruhsar Pekcan’ın bakanlığı döneminde aile şirketinden fahiş fiyata bakanlığa dezenfektan satması… Kahramanmaraş depreminde millet enkaz altında, sokaklarda soğukta donarken Kızılay’ın Ahbap’a çadır satışı… Eski SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu ve kardeşi eski AKP Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu hakkındaki 12 milyon TL’lik rüşvet iddiaları… Hangi birisini sayalım?








