Türkiye’de son dönemde artan hukuksuzluk, baskı, gözaltı ve tutuklamalara dikkat çeken İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Saray rejimini desteklemeyen ve eleştirenlere kolayca ‘terörist’ yaftası vurulduğunu söyledi.
Kaboğlu, ”Kim ki saray rejimini, kim ki Cumhur İttifakı’nı, kim ki Cumhur İttifakı görüntüsü altında parti başkanlığı yoluyla devlet başkanlığını ve yürütmeyi desteklemiyorsa ‘o teröristtir’ denebilecek bir eşiğe geldik.” dedi.
İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 23 Şubat’ta yapılacak olağanüstü genel kurul ve son dönemde artan soruşturma, gözaltı ve tutuklamalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Ekim 2024’ten bu yana tanık olduğumuz son 4-5 aylık uygulamalar, aslında anayasal çerçeveye, anayasal kurallara, anayasanın emredici ve yasaklayıcı hükümlerine aykırı yol ve yöntem izlenerek yapılan tutuklamalardır” diyen Kaboğlu, “Bu açıdan tabii ki usul yanlıştır. Usul yanlış olunca hemen şöyle bir kuşku doğuyor. Acaba esasa ilişkin gerçek belge ve bilgi olmadığı için mi usul karartması yapılıyor diye” dedi.
ANKA’nın sorularını cevaplayan Kaboğlu şunları söyledi:
”GÖZALTINA ALMANIN KURALLARI VARDIR”
”Son aylarda özellikle yoğunlaşan aramalar, evlere baskınlar, gözaltılar, tutuklamalar aslında ölçü olarak baktığımız zaman anayasal hükümlerin birçok maddesinin sistematik ve sürekli ihlalini göstermektedir. Bir kişi suç işlemiş, şüpheli, kuşku yaratmış olabilir ama o kişi hangi işlemle kendi işlediği varsayılan suçun ortaya çıkarılacağı konusu anayasada, ceza kanununda, ceza muhakemeleri kanunda yazılıdır. İfadeye çağırma böyledir. Arama aynı çerçevede yer alır. Gözaltına almanın kuralları var. Hele hele tutuklama, çok istisnai bir durumdur, yaptırımdır. Özellikle adli kontrol seçeneği geldikten sonra artık tutuklama tamamen istisnai bir duruma, tamamen ağır cezalı suç üstü hâliyle sınırlı kalması gereken bir uygulamadır.
“SON UYGULAMALAR, ANAYASANIN HÜKÜMLERİNE AYKIRI TUTUKLAMALARDIR”
Son aylarda, özellikle Ekim 2024’ten bu yana tanık olduğumuz son 4-5 aylık uygulamalar, aslında anayasal çerçeveye, anayasal kurallara, anayasanın emredici ve yasaklayıcı hükümlerine aykırı yol ve yöntem izlenerek yapılan tutuklamalardır. Bu açıdan tabii ki usul yanlıştır. Usul yanlış olunca hemen şöyle bir kuşku doğuyor. Acaba esasa ilişkin gerçek belge ve bilgi olmadığı için mi usul karartması yapılıyor diye.
”SON 50- 55 YILDA İLKTİR”
Hapse konulan birçok seçilmiş siyasi şahsiyet, belediye başkanları, avukat; önce arama yapılıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, daha sonra iddianame, haftalar ve aylar sürüyor. Özgürlüğünden alıkonuluyor. Bu açıdan bakıldığı zaman bu tablo aslında 12 Eylül, 12 Mart gibi geçmişe gittiğimiz zaman, son 50-55 yıllık bir döneme gittiğimiz zaman ilktir böyle bir uygulama. Uygulamalar dizisi ilk kez karşımıza çıkıyor. Hedef aldığı kitlelerin genişliği, yapılan işlemlerin keyfiliği ve sürekliliği açısından bunlar ilktir. Bu açıdan aslında hukuk devleti ya da demokratik hukuk devleti olma özelliğimizin sürekli sorgulanması anlamına gelmektedir. Çünkü anayasamızın ikinci maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, demokratik ve laik, sosyal bir hukuk devletidir.
”KİM DESTEKLEMİYORSA ‘TERÖRİSTTİR’ DENEBİLECEK EŞİĞE GELDİK”
Terör yaftası o kadar kolay vuruluyor ki, kim teröristtir dediğimiz zaman, kim ki Saray rejimini, kim ki Cumhur İttifakı’nı, kim ki Cumhur İttifakı görüntüsü altında parti başkanlığı yoluyla devlet başkanlığını ve yürütmeyi desteklemiyorsa ‘o teröristtir’ denebilecek bir eşiğe geldik. O nedenle çok dikkatli olmamız gerekiyor. Dayanışma halkalarını çok genişletmemiz gerekiyor. Artık daha önceleri olduğu gibi şu kişi şu dünya görüşünden, o kişi öbür dünya görüşündendir, ona oh olsun, buna olmasın diye değil. Biz İstanbul Barosu olarak özellikle ben İbrahim Kabaoğlu, İstanbul Barosu Başkanlığı’na adaylığımı koyduğum 9 Ağustos 2024’ten bu yana dillendirdiğim üzere hukuk ortak paydasında birleşmek durumundayız. Bu durumda gözaltına alınan gazeteciler, belediye başkanları; kayyum uygulaması, siyasetçiler, baroya yönelik operasyon, hepsinin ortak paydası anayasaya ve hukuka saygı duymamaktır. Bunların ihlalidir. Bu bakımdan ortak fayda oluşturmak çok önemlidir.









