Suç örgütü lideri Sedat Peker, mafya-siyaset-güvenlik bürokrasisi ve iş dünyasına ilişkin iddialarda bulunduğu videoların yedincisini yayınladı.
Sedat Peker’in Kürt iş insanları, Mumcu ve Adalı suikastlarına dair sözleri dikkat çekti. Eren Keskin: Bizim yıllardır söyleyip hiçbir savcıyı harekete geçiremediğimiz gerçekleri açıklamaya başladı.Sedat Peker, 7. videosunda gazeteci Uğur Mumcu ve Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı suikastleri ile 1990’lı yıllarda Kürt işadamlarına yapılan suikastlarda Mehmet Ağar ve Korkut Eken’i işaret etti. 1990’lı yıllarda dilden dile dolaşan öldürülecek Kürt işadamları listesi, yıllar sonra ortaya çıkmış ancak cinayetler etkili soruşturmalar yapılmadığı için aydınlatılmamıştı.Eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür, faili meçhul cinayetler davasının 9 Nisan 2015 tarihinde Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında listeyi açıklamıştı. Listedeki birçok ismin öldürüldüğü ortaya çıkmıştı.1990’lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayete ilişkin arasında Mehmet Ağar’ın bulunduğu 19 kişiye açılan davada, 13 Aralık 1019 tarihinde, 17 cinayet yönünden Mehmet Ağar’ın arasında bulunduğu 17 kişinin beraatine karar verilmişti.
PEKER, ‘KUTLU ADALI CİNAYETİNİ KONUŞACAĞIZ’ DEMİŞTİ
Peker önceki videolarında, 1990’lı yıllarda katledilen Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı’yla ilgili, “Sonraki videolarda sayın derin devletimizin başı ile 1996’da Kıbrıs’ta faili meçhul bir şekilde öldürülen Kutlu Adalı’yı konuşacağız ama Korkut Eken’i de alıp üçümüz konuşacağız” ifadelerini kullanmıştı.Peker 7. videosunda da konuya değinirken şöyle konuştu:
“Biz o zaman Mehmet Ağar, Korkut Eken hep beraberiz… Genciz, vatansevriz.. Bana genelde işadamlarını yönlendiriyorlar, faili meçhullerden ziyade. Onları da anlatacağım. Bana dedi ki, “Kıbrıs’ta bir adam var, Kıbrıs’ı Rumlara satmak istiyor.” İki profesyonel dedi… Dedim sana öz kardeşimi vereceğim, Atilla Peker’i. Uzmandır, sokaklarda yetişmiştir. Yüce Allah o insanın kanını bize nasip etmedi. Adam namuslu adam, bu günleri görmüş, namuslu adam. Rumlara Kıbrıs’ı satacağı yok. Aradan zaman geçti, döndüler üç dört gün sonra.Denk gelinemedi. Korkut abiyle konuştuk. Dedi sonra gideceğiz. Onlara bağlı başka bir ekip öldürmüş. Karşılaştık Korkut abiyle, “Halloldu o iş” dedi. Öldürsek öldürdük derdim. Zamanaşımına girdi. Eşinin mücadelesini hep uzaktan izledim.”
TÜRKİYE MAHKUM EDİLMİŞTİ
Kıbrıslı gazeteci Adalı, 1996 yılında Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan, Ortodoks dünyası için büyük önem arz eden Aziz Barnabas Kilisesi’ne silahlı baskın düzenlenmesi sonrasında paha biçilemez ikonaların çalınması olayı üzerinde durmuş ve birçok sorunun yanıtsız kaldığına işaret etmişti. 1970’li yılların başında Kıbrıslı Türk lider Rauf Denktaş’a yakın duran, sonraki dönemdeyse muhalif yazılarıyla tanınan Yenidüzen gazetesi yazarı Adalı, Kıbrıs gündemine damgasını vuran yazısı sonrasında evinin önünde suikasta uğradı. Dönemin KKTC başbakanı Hakkı Atun, cinayetle ilgili ‘askeri operasyon’ açıklamasında bulundu. Suikast ile ilgili olarak Kıbrıs basını ‘derin devlet’ konusu üzerinde durdu. 2000’li yıllarda Adalı’nın cinayeti, eşi İlkay Adalı tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmış ve dava sonucunda Türkiye suçlu bulunmuştu.









