Sizi bilmem ama şike olaylarında benim midemi en çok rakip takımdan satın alınanlar bulandırır. Boş kaleye yuvarlayacağı topu dışarı vurup sonra kendini yerden yere atan üç kağıtçılardan söz ediyorum. Bazı muhalif görünümlü siyasetçi ve gazetecilere baktığımda aynı sahne gözümde canlanıyor. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel bunların başında geliyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kurduğu faşizan dikta rejimine katkıları, Bekir Bozdağ ya da Efkan Ala’dan az değildir.
Özgür Özel ve benzerlerini tanımlayan diğer kelime de ‘tantanacı’. Bildiğiniz anlamda yani şamatacıyı kastetmiyorum. Daha çok polis adliye jargonunda kullanılan kelime bu. Tantanacılık diye bir hırsızlık türü var. İki kişi muvazaalı ve yüksek sesli biçimde kavgaya tutuşuyor. Bütün mahalleyi başlarına topladıktan sonra kavgayı ayırmaya çalışanlar ve seyircilerin cepleri boşaltılıyor. Medya içinde de tantanacılar az değil. İsmail Saymaz ve Nedim Şener aynı minvalde sayabiliriz. Gerçi Şener, bağlılığını gizlemediği için erketeliğe terfi etti.
İster şikeci ister tantanacı deyin Özel’in payanda olduğu asıl hırsızlık ülkenin kaynaklarının talan edilmesinden çok daha büyük. Onun şahsında simgeleşen şikeci muhalefet sayesinde demokrasi, özgürlük ve insanlık onuru çalındı. Hukuk ayaklar altında. Ve o gollük pası dışarı vurmuş şikeci, kendini paralayarak rol kesiyor, dikkat dağıtıyor. Aynı zamanda demokrasi oyunun sürdüğü yanılgısını güçlendiriyor. Salağa yatmaya dünden razı uluslararası denetleme kurullarına malzeme veriyor.
Medyadaki bir iki çığırtkan gibi Özel de Erdoğan’ın düşürdüğü her kaleden önce çıkıyor: ‘Bak fena yaparım ha’ ya da ‘bu defa yaktım çıranı’ diye efeleniyor. Bir kaç tantanacı daha destek veriyor. Filmin sonunda kalabalık soyulduğu ile kalıyor. İnanmıyorsanız İş Bankası’na el koyma girişimine dair açıklamasına bakın: “Bir gözü dönmüşlükle karşı karşıyayız. CHP hiç öngöremediğiniz mücadeleyi verir, pişman olursunuz”. Erdoğan, İş Bankası’nı hazmettikten sonra yeni kurbanına yöneldiğinde Özel tekrar sahne alır ve benzer kuru sıkıları sıralar. Döngü böylece devam eder.Kanun hükmünde kararname (KHK) ile mağdur edilmiş 200 bine yakın insana artık AKP’liler bile duyarsız kalamazken onun yaptığını hatırlıyor musunuz? Partisinin yerel yöneticilerinin talebiyle KHK Platformu temsilcilerini Meclis’te kerhen kabul etmiş ve “Devletin arınmaya ihtiyacı var, ceza evindeki kadınlar örgüt talimatıyla hamile kalıyor, insanlar işkence var diyor, kimse bana işkence yapılıyor demiyor.” Şeklinde konuşmuştu. Platform temsilcileri şaşkınlık ve üzüntülerini basın açıklamasıyla paylaştığında kemküm etmekle yetinmiş özür bile dilememişti.


