ABDÜLHAMİT BİLİCİ-TR724.COM
Hukuksuzlukları sona erdirmek için her türlü çaba değerlidir; yeter ki bu arayış adalet, makuliyet ve hakkaniyet temelinde olsun.
- Eline silah almış, terörü yöntem olarak yıllarca benimseyip yıllarca kullanmış, dünyada hukukun geçerli olduğu tüm ülkelerce de ‘terör örgütü’ kabul edilen PKK ile anlaşıp, dağdaki veya hapisteki üyelerini serbest bırakırken; şiddeti kökten reddeden, soykırıma varan baskılara rağmen asla şiddete tevessül etmeyen, dünyada hukukun geçerli olduğu tüm ülkelerce sivil, barışçıl bir grup olarak kabul edilen, terör bir yana en küçük sabıkası bile olmayan öğretmenleri, ev hanımlarını, avukatları, iş insanlarını terörden hapiste tutmayı sürdürmek, öncelikle yüzlerce yıllık devlet geleneğine sahip Türkiye’yi bugün yönetenlerin yüzleşmesi gereken büyük bir akıl tutulması, utanç verici bir çelişki, hem ulusal hem uluslararası düzeyde bir skandal olur.
- Hizmet Hareketi bir ‘terör örgütü’ olsaydı, kendini feshetmesi karşılığında devletin affını elde etmek bir kazanç olarak görülebilirdi. Oysa Hizmet’le ilgili ‘terör’ iddiası, Gezicileri, 17-25 Aralık soruşturmasını yapan polisleri ‘darbeci’ sayan, 16 milyonluk İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ‘suç örgütü lideri’ diyerek hapse atan, milletvekili seçilmiş Can Atalay’ı Anayasa hükmü ve AYM kararına rağmen hapiste tutan, hukuktan, akıldan kopmuş bir rejimin ürettiği bir yaftalamadan ibaret.
- Sırf Erdoğan rejimi tarafından yaftalanmak Hizmet’i ‘suçlu’ yapıyorsa, bu mantıkla Ekrem İmamoğlu da, Can Atalay da, Selahattin Demirtaş da, Osman Kavala da, binlerce muhalif de suçlu! Oysa bir rejimin hukuku askıya alarak siyaseten mahkûm ettiği herkes suçlu değil ancak mağdurdur, kurbandır.
- Hizmet Hareketi ve önde gelen isimler, Türkiye’de devam eden ağır mağduriyetler sayesinde varlığını sürdürüyor ve mağdurları kalkan yapıyorsa, Erdoğan rejimi, Hizmet gönüllülerine yaptığı hukuksuzluklara son vererek bu gerekçeyi boşa çıkarabilir ve Hizmet Hareketi’ni bitirebilir. Böyle düşünüyorlarsa, hemen harekete geçmeleri için ellerini tutan kimse yok.
- Hizmet gönüllülerinin mağdur olmasına sebep olan mahkûmiyet kararlarının çoğu ByLock, Bank Asya, sendika üyeliği, gazete aboneliği gibi delillere dayanıyor. Oysa AİHM’in ‘Yalçınkaya’ kararı; ByLock, Bank Asya, sendika üyeliği, gazete aboneliği gibi gerekçelerle verilen mahkûmiyet kararlarının hukuk dışı olduğuna hükmetti. Suç ve cezalarda kanunilik ilkesini hatırladan AİHM, tamamen yasal eylemlerin ‘terör’ suçuna delil olarak gösterilemeyeceği gerçeğini altını çizerek kayda geçirdi.




