Silivri ziyareti sonrası konuşan Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Türkiye’de gerçek anlamda toplumsal barışa giden yol açılacaksa eğer başlayalım. AYM, AİHM kararlarının uygulamasından başlayalım” dedi.
Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Silivri’deki Marmara Cezaevi ziyareti sonrasında açıklama yaptı. Gezi davasından tutuklu Tayfun Kahraman’la ilgili Anayasa Mahkemesi kararının 4,5 aydır yazılmadığını belirten Tanrıkulu, “Bakın eğer Türkiye’de gerçek anlamda toplumsal barışa giden yol açılacaksa eğer başlayalım. AYM, AİHM kararlarının uygulamasından başlayalım” dedi. Bu konuda yolu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kapattığını anımsatan Tanrıkulu, “Şimdi bunun yolunu kendisinin açması lazım. ‘Türkiye’de bizim barışa ihtiyacımız var. Bir yasa parlamentodan geçti, büyük bir çoğunlukla geçti. Şimdi bunun zamanı’ demesi lazım ki yargı yol alabilsin” ifadesini kullandı.
Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Gezi davasından tutuklu seçilmiş TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, şehir plancısı Tayfun Kahraman, Osman Kavala, Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya başta olmak üzere bir dizi ziyaret gerçekleştiren Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’nin demokratikleşmesi, hukuk devleti, savunma hakkı ve adil yargılama üzerine sohbet ettiklerini söyledi.
‘ÖZEL YAŞAMLARIYLA, MAALESEF YAKINLARIYLA TEHDİT EDİLİYORLAR’
Tanrıkulu, ziyaretlerinin ardından ANKA’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Yargıya güven meselesi olması lazım. Tüm bunu sohbet ettik. Ben tecrübeli bir avukat, hukukçu, bir siyasetçi olarak… Yargıya güvenin bu kadar çok dip yaptığı, insanların neredeyse yargısız infaz edildiği, siyasetin kişiselleştirilerek bir öç alma makinesine, mekanizmasına dönüştüğü başka bir döneme tanık olmadım. Milletvekili arkadaşlarımız, siyasetçiler, belediye başkanları özel yaşamlarıyla, yakınlarıyla maalesef tehdit ediliyorlar ve yargı bunun aracısı oluyor.
‘BÖYLESİ 12 EYLÜL DARBESİNDE BİLE OLMAMIŞTI’
En yakınları, kardeşleri, çocukları, danışmanları, şoförleri, abileri, bütün yakın çevreleri gerçekten hukuk denmeyecek bir mekanizmayla maalesef rehin alınıp cezaevlerine atılıyorlar. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Bu ağır dönemi atlatacağız ama siyasetin bu kadar çok kişiselleştiği, kişisel düşmanlığa dönüştüğü ve yargının da bu kadar pervasız bir hale geldiği başka bir dönem 12 Eylül askeri darbesinde dahi olmamıştı. O darbe döneminde bile olmamıştı.
Bir dokunulmaz alan vardı, özel alan, yakınlar, çocuklar falan. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun yargısı maalesef siyasetteki bu teammülleri de yerle bir etti, askıya aldı ve hukuksuz bir biçimde tamamen bir öç alma mekanizmasına ve bir düşmanlığa dönüştürdü bu meseleyi. Bunların not edilmesi lazım. Bunlara bizim itirazımızın dışında diğer siyasi partilerin, kanaat önderlerinin ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nde vicdan sahibi olduğuna inandığımız hukukçuların ve siyasetçilerin ses çıkartması ve itiraz etmesi lazım. Özellikle bunu belirtmek istiyorum”
‘Çerçeve Yasa’ya ilişkin değerlendirmede de bulunan Tanrıkulu, “Bu yasal düzenleme, silahsızlanma, çatışmanın sona ermesine ilişkin ama asıl mesele Türkiye’de hem Türkiye’nin Kürt meselesi bakımından hem de Türkiye bakımından hukuk devleti meselesidir, demokratikleşmedir” dedi. Tanrıkulu şöyle devam etti:
‘TAYFUN KAHRAMAN’LA İLGİLİ AYM KARARI 4,5 AYDIR YAZILMADI’
“Bu kapsamda da 10 yıldır cezaevinde olan dostlarımız var. Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var lehine, Türkiye’nin aleyhine ve uygulanmayan. İşte 25 Ağustos’ta bir karar daha açıklanacak Büyük Daire’de. Ama mevcut kararlar uygulanmıyor. Can Atalay, Anayasa Mahkemesi kararı var. Demokratikleşmenin öncüsü olması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi maalesef Anayasa’ya aykırı bir biçimde Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen milletvekilliğini düşürdü ve o durum halen duruyor.









