Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bugün açıkladığı “Korkmaz, Parun ve Ünal” kararlarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla mahkum edilen 947 KHK’lının haklarının ihlal edildiğine karar verdi.

Hakları ihlal edilenler arasında kendisi hapisteyken 16 yaşındaki oğlu intihar eden KHK’lı Türkçe öğretmeni Nurettin Odabaşı, Cumhurbaşkanlığı affıyla tahliye edilen KHK’lı gazi polis Bilal Konakçı, Afyon Emniyet Müdürlüğü’nde işkence gören Murat Boşçu ve cezaevi arabasında kalp krizi geçirerek ölen KHK’lı emniyet müdürü Necip Bulut da bulunuyor.

İNTİHAR ETTİĞİNDE ÜZERİNDE BABASININ TİŞÖRTÜ VARDI

AİHM bugün açıkladığı “Parun ve diğerleri” kararında, 6 yıl 9 gün hapis yatan KHK’lı öğretmen Nurettin Odabaşı’nın adil yargılanma hakkının (Madde 6) ve suçta ve cezada kanunilik ilkesinin (Madde 7) ihlal edildiğine karar verdi. Adil olmayan bu tutuklama, KHK’lı öğretmenin evladının canına mal oldu.

Babası tutuklandıktan sonra boşluğa düşen Bahadır, 13 Ocak 2022’de Diyarbakır’da annesi ve kardeşleriyle yaşadıkları apartmanın 10. katından atlayarak intihar etti. Onu ertesi sabah en küçük kardeşi yerde yatarken buldu. Vefat ettiğinde üzerinde babasının siyah çizgili tişörtü olan Bahadır henüz 16 yaşındaydı.

Bahadır’ın ölümünden sonra babası Nurettin Odabaşı cenazeye kelepçeli getirildi. Bu görüntü kamuoyunda büyük tepki çekti. Leman dergisi de Bahadır’ı kapağına taşıdı. Bank Asya hesabı, çocuğunu kapatılan kolejlere göndermek, Burdur Alpaslan Koleji’nin Spor Kulübüne üye olmak gibi gerekçelerle 9 yıl 4 ay ceza verilen Odabaşı’na, kendisine ait olmayan tweet nedeniyle de 1,5 yıl ceza verdiler. 6 yıl 9 gün hapis yatan Nurettin Odabaşı, 4 Eylül 2022’de tahliye edildi.

CUMHURBAŞKANLIĞI AFFIYLA TAHLİYE EDİLMİŞTİ

AİHM’in ihlal kararı verdiği bir diğer isim, 20 ay hapis yatan KHK’lı gazi polis Bilal Konakçı. İzmir’de Gülen cemaatine üyelik iddiasıyla yürütülen soruşturmalar kapsamında 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan ve cezası onaylandığı için 17 Şubat 2021’de tutuklanan KHK’lı polis memuru Bilal Konakçı, Cumhurbaşkanlığı affıyla 7 Ekim 2022’de tahliye edildi. AİHM bugün verdiği “Ünal ve diğerleri” kararında, Konakçı’nın adil yargılanma hakkının (AİHS, Madde 6) ihlal edildiğine hükmetti.

Yozgatlı Bilal Konakçı, 1977 yılında Ankara’da doğdu. Polislik sınavlarını kazandıktan sonra İzmir’e atandı. Göreve başladığında çevik kuvvette yer alan Konakçı 2006 yılında bomba imha uzmanı oldu. İzmir Aliağa İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde bomba imha uzmanı olarak görev yaparken 5 Şubat 2009’da elinde bomba patlaması sonucu ağır yaralandı.

Hastaneye kaldırılan Bilal Konakçı’ya 2 aylık tedavi sonucunda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yüzde 98 engelli raporu verdi. İyileşebilmek için 12 ayrı ameliyat geçiren Konakçı, patlama sonucunda yüzde 100 görme engelli oldu. Kulak zarları parçalandığı için ileri derecede görme kaybı oluştu. Yüz bölgesi ağır yara aldı, burnu tamamen tahrip oldu. Çene ve dişleri kırıldı.

Sağ eli bilekten itibaren koptu. Sol elinin tarak kemiği parçalandı. 3 parmağı koptu. İki tanesi sonradan dikilmesine rağmen elinin yüzde 70’ini kullanamayacak duruma geldi. Sağ bacağı dizinden ayak bileğine kadar parçalandı. Tamamen dağılan kaval kemiği ancak platin ve çivilerle bir araya getirilebildi ancak belirgin bir şekilde eğri kaldı.

Gazi unvanı verilen Bilal Konakçı, 2016 yılının Aralık ayında Hizmet Hareketi’ne üye olduğu iddiasıyla gözaltına alındı. Sağlık durumunu Emin Çölaşan Sözcü gazetesinde yazınca sosyal medyada gündeme gelen Konakçı, 23 gün gözaltı ve 14 gün cezaevi sürecinin ardından ev hapsine verilerek serbest bırakıldı. 9 ay boyunca ev hapsinde kaldı. Bu süreçte 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Konakçı, Yargıtay’ın cezayı onamasından sonra 17 Şubat 2021 tarihinde tekrar tutuklanıp önce Buca, daha sonra da Menemen R Tipi Cezaevine gönderildi. Hapisteyken tutukluluğuna sürekli itiraz eden Konakçı’ya İstanbul Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, 29 Nisan 2021’de ‘cezaevinde kalamaz’ raporu verdi. Ancak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı bu rapora rağmen Konakçı’yı “toplum için tehlikeli” gördüğü için tahliye etmedi.

CEZAEVİ ARACINDA ÖLMÜŞTÜ

Necip Bulut

AİHM’in ihlal kararı verdiği isimler arasında üç yıl önce vefat eden KHK’lı emniyet müdürü Necip Bulut da bulunuyor. AİHM, bugün açıkladığı “Ünal ve diğerleri” kararına göre, Bulut’un adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Ödemiş T Tipi Cezaevinde 17 Ocak 2023’te hayatını kaybeden KHK’lı emniyet müdürü Necip Bulut’un (50), bypass ameliyatı sonrasında iki ay hastanede kalmış ve yatağa kelepçelendiği için “Beni bir daha hastaneye götürmeyin” diye talepte bulunmuştu.

Vefat etmeden dört gün önce ailesiyle açık görüş yapan Bulut, aort damarında sorun olduğunu ve yeniden hastaneye götürüleceğini söylemiş, 17 Ocak 2013 akşamı saat 20.00 civarında hastaneye gitmek üzere yola çıkan Necip Bulut, yolda giderken kalp krizi geçirdi ve cezaevi aracının içinde hayatını kaybetti.

KHK’lı emniyet müdürünün 1,5 yıl önce kalbinden rahatsızlandığını, sürekli hastane ve cezaevi arasında götürülüp getirildiği için sağlığının daha da bozulduğu anlatan bir koğuş arkadaşı Bulut’un durumunu şöyle anlatmıştı: “Bir buçuk yıl içinde ağır bir açık bypass ameliyatı geçirdi, bilinciyle ilgili problemleri vardı. Ameliyattan sonra konuşmayı yeniden cezaevinde öğrendi diyebiliriz. Çocuk gibi sesler çıkarıyordu. Bahçede bir kere düşmüş bayılmış, uzun bir süre uyanmamış, bilinciyle alakalı sorunu vardı, son zamanlarda 15 kilo zayıflamıştı.” demişti.

AFYON EMNİYETİ’NDE İŞKENCE GÖRDÜ

AİHM, Afyonkarahisar’da kapatılan bir yurtta çalıştığı için 8 yıl 9 ay hapis cezası verilen Murat Boşçu‘nun da adil yargılanma hakkının (Madde 6) ve suçta ve cezada kanunilik ilkesinin (Madde 7) ihlal edildiğine karar verdi. Murat Boşçu’nun eşi Müberra Boşçu, eşinin Afyon Emniyet Müdürlüğü’nde işkence gördüğünü şu sözlerle anlatmıştı:

“Eşimi o gece yarısı acil girişinde gördüm. Perdenin diğer tarafında sesini duydum. Hemen yanına koştum. Bir sürü polis vardı. Eşime doktor ‘darp var mı?’ diye sordu. ‘Yok’ dedi. ‘Nasıl yok?’ dedim doktora. Eşimin gözüne baktım, kan çanağı olmuş. O kadar darp etmişler ki kendinde bile değildi. Başındaki devasa polis ‘Yok diyorsa yoktur’ diye bana çıkıştı. O polisi unutmam mümkün değil.”