Sabah namazını kıldırmak üzere camiye geldim. Büyük salona girerken caminin arkasında bir köşede oturan iki genci gördüm. Bunlardan birinin saçı sakalı birbirine karışmıştı. Yanındaki arkadaşı da biraz telaşlıydı. 12 Eylül 1980 öncesi olduğu için, her tarafta ciddi karışıklıklar vardı. Sebepsiz yere insanlar öldürülüyor, önü alınamaz olaylar oluyordu. Bu manzaradan biraz tedirgin oldum. Biraz sonra cemaatten tanıdığım genç bir arkadaş da geldi. Onu bir köşeye çekip; “Bu iki kişiyi tanımıyorum, biz namaza durunca bir fenalık yapabilirler, onun için sen biz namaz kılarken onlara göz kulak ol“ dedim.
Sabah namazını kıldık. Tesbihat ve duadan sonra ben ayağa kalkınca, bu iki kişi benim olduğum tarafa yürümeye başladılar. Sabırla bekledim. Biraz daha düzgün giyimli genç, bana kendisini tanıttı, beni tanıdığını söyledi, hizmet hareketini de yeni yeni öğrenmeye başladığından bahsetti. Yanındaki diğer kişi de onun çok samimi arkadaşıymış. Ona da kendisine çekidüzen vermesini, namazlarını kılmasını, içki içmemesini söylemesine rağmen bir türlü o bu alışkanlıklarından vazgeçmemiş. Dün gece yine onunla görüşmek üzere evine gittiğinde, evdekiler onun meyhanede olduğunu söylemişler.
O da meyhaneye gitmiş, oradan çıkmaları için çok ısrar etmesine rağmen arkadaşı çıkmayınca birlikte sabaha kadar meyhanede oturmuşlar. Sabah olunca da ısrarla bu arkadaşını camiye getirmiş. Sonra bana döndü dedi ki; “Hocam, benim en yakın arkadaşlarımdan birisi bu. Ben buraya kadar getirebildim ancak. Ne olur ona bir şeyler anlatın, içkiyi bıraksın, meyhaneye gitmesin“ dedi. Ben her ikisine de ayrı ayrı sarıldım. Hoş geldiniz dedim. Benim evim de caminin hemen yanında olduğu için onları kahvaltıya davet ettim. Birlikte kahvaltı yaptık. Ben hiçbir şey anlatmadım. Onlar ayrılırken sadece onlara “tekrar görüşelim inşallah“ dedim.
Aradan iki veya üç ay geçti. Bir gün öğleyin namaz kıldırmak üzere camiye geldim. Namaz bittikten sonra iki genç yanıma yaklaştı. Bir tanesini tanıyordum, daha önce sarhoş arkadaşını getiren gençti. Ötekini tanıyamadım. Öteki bana; “Hocam beni herhalde tanıyamadınız. Üç ay önce ben meyhaneden buraya gelmiştim. Daha sonra sizin bize o çok güzel davranışınız, evde kahvaltı yaptırmanız, beni o kadar etkiledi ki, kendi kendimi sorgulamaya başladım. Her gün içki içmem, bana bir şey kazandırmıyordu, tam aksine kaybettiriyordu.
Paramı kaybediyordum, ailemi kaybediyordum, arkadaşlarımı kaybediyordum. Nasıl olduysa o size geldiğimiz günün akşamı karar verdim. O günden beri hiç içki içmiyorum. Saçlarımı da güzel kestirdim. Namazlarımı da düzenli kılıyorum. Beni ilk defa buraya getiren bu arkadaşımızla birlikte sohbetlere gitmeye başladık, her şeyim bereketlendi. Yani ben farklı bir boyuta, esas girilmesi gereken kulvara girdim.
Allaha şükürler olsun. Şimdi size teşekkür etmeye geldim“ dedi. Ben de çok duygulandım, ağladım, onlar da ağladı. Evime çay içmeye davet ettim, bir işleri varmış onun için izin istediler. Daha sonra da değişik vesilelerle bu arkadaşlarımız ve benzerleri ile görüşmelerimiz, istişarelerimiz, birlikte olmalarımız devam etti, halen de devam ediyor.
Yukardaki hadiseyi bana yıllar önce İzmir’de iken rahmetli Mehmet Ali Şengül abi anlatmıştı.
Allah’ın kendisine verdiği o güzel davranış, konuşma, insanlarla diyaloglarını,onu tanıyanlar iyi bilirler.
Tanıştığı, görüştüğü, ilgilendiği hemen herkesle çok güzel samimi arkadaşlıklar kurar ve bunları devam ettirirdi. Hal, hareket, tavır ve davranışları, daima onu tanıyan hepimize güzel örnekler olmuştur. Aslında onun gibi güzel insanlar, rol model insanlardır, örnek alınan ve alınması gereken şahsiyetlerdir.
Allah rahmet eylesin, vefatına kadar benim de kendisiyle irtibatım hiç kesilmedi, kendisinden hep istifade etmeye çalıştım, değişik konulardaki sorularıma cevaplar verdi. Şimdi de ötelerde Allah’ın kendisine verdiği bu güzel fıtratla kazandığı güzel neticelerin karşılığını görüyordur inşallah.
Yolda kalana yardım etmek, aslında bütün dinlerde takdir edilen davranışlardan sayılmıştır. Buradaki yol kelimesini geniş anlamıyla ele almak gerekir. Bir yandan yürünerek gidilen yol anlaşılırken,bir diğer yandan da, ”yoldan çıkmış” kelimeleri ile ifade edilen, vicdan, ahlak, genel geçer insani özellikler göz ardı edilerek, insanın tamamen kendi nefsinin esiri haline gelme durumu anlatılmak istenilmektedir. Her iki haldeki yoldan çıkan insanlara yardım, Allah katında insana sevap kazandıracak davranışlar grubundadır.


