“Edebiyat üstadlarımızdan, ilham ve sünuhata mazharı olduğuna inandığım Sezai Karakoç Beyin “Gül Muştusu” kitabından müjdelerle dolu bazı mısralar.”
Hadis olarak rivayet edilmektedir ki: “Arşın altında Allah’ın nice hazineleri vardır ki, onların anahtarları şairlerin dilleridir.” Edebiyat üstadlarımızdan, ilham ve sünuhata mazharı olduğuna inandığım Sezai Karakoç Beyin “Gül Muştusu” kitabından müjdelerle dolu bazı mısraları aktarmak istiyorum:
Göğsünü aç GÜL habercisi bu doğuluya
Gözle görünmez doğulu sabah rüzgarında
* * *
Kabirleri yara yara
Ulaş toprağın ötesindeki
GÜL lâmbasına
Dedenin yaktığı lâmbalar ki,
Biriktirilmiş at terlerinden fitilleri
Hey bağrı at sağrısına yapışık doğan
At dediğin de ne?
Baharda bulut içinde lâcivert bir gölge mi?
* * *
Bahar gelmiş gülü zorlamada
Bulutun içinde gülün özü döğülmede
Sonra bir yağmurla
Ufak bir esintiyle
Dökülecek bahçelerin üstüne
* * *
Kerpiçte bir değişme var
Ölü tozunda bir doğrulma
Tüyleniyor mezar taşları
Sızıyor saçaklardan kiremit kanı
Oluklardan akıyor
Dökülmüş çiçek tozlarıyla bulanmış su
Arılar arılar içeceğiniz su, bu su
* * *
Yaratılışa dönmüşümdür baharla
İlk yaratılışa
Gül saçarım düşmanıma bile
Bağımsız Gazeteciliğe Destek Olun
Özgür basının yaşaması ve zulme uğrayanların sesinin duyulması için yayın hayatını sürdüren ZAMAN Avustralya'ya PATREON'dan yapacağınız destek çok kıymetli. Siz de bu sese güç katın!