Metris Cezaevi’nde üç yılı aşkın süredir olan 73 yaşındaki Abdullah Tırpan’ın sağlık durumunun kritik olduğu, kangren nedeniyle sol bacağının kesilme ihtimalinin bulunduğu belirtildi. Milletvekili ve hukukçu Mustafa Yeneroğlu, cezaevinde ziyaret ettiği Tırpan’ın durumunu 8 Ekim Perşembe günü Serbestiyet’te yayımlanan köşe yazısında anlattı.

Yeneroğlu, ağır sağlık sorunlarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam edilen Tırpan’ın derhal hastaneye kaldırılmasını ve infazının ertelenmesini istedi.

Tekerlekli sandalyede, ayağa kalkamıyor
Yeneroğlu, Tekirdağ’da 55 yıl kasaplık yapan ve bazı yıllarda vergi rekortmenleri arasına giren beş çocuk babası Abdullah Tırpan’ı cezaevinde ziyaret ettiğini belirtti.
Tırpan’ın görüş odasına tekerlekli sandalyeyle getirildiğini anlatan Yeneroğlu, sol bacağında ileri derecede kangren bulunduğunu, ayağında büyük açık yaralar oluştuğunu ve ağır bir koku yayıldığını aktardı.

Şeker hastalığı, tromboz, venöz yetmezlik, hipertansiyon ve ciddi dolaşım bozukluğu bulunan Tırpan’ın ayağının kesilmesi ihtimalinin konuşulduğunu belirten Yeneroğlu, cezaevi personelinin imkânları ölçüsünde yardımcı olduğunu ancak asıl sorunun bu durumdaki bir insanın cezaevinde tutulması olduğunu vurguladı.
Sağlık raporları cezaevinde kalabilir diyor
Yeneroğlu’nun aktardığına göre Adli Tıp Kurumu, Aralık 2025’te; Tekirdağ Şehir Hastanesi sağlık kurulu ise Mayıs ve Haziran 2026’da Tırpan’ın cezaevinde kalmasında tıbbi sakınca bulunmadığı yönünde rapor verdi.

Son muayenede de aynı değerlendirme yapıldı. Raporlardan birinde Tırpan’ın günlük ihtiyaçlarını yardımsız karşılayabildiği belirtildi.

Yeneroğlu ise ziyaretinde karşılaştığı tablonun bu raporlarla bağdaşmadığını savundu. Tırpan’ın ayağa kalkamadığını, ayağını dahi kaldıramadığını ve temel ihtiyaçlarını başkalarının desteği olmadan karşılayamadığını ifade etti.

Okul hissedarlığı, gazete aboneliği, banka hesabı…

Abdullah Tırpan, Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 8 Ağustos 2019’da silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Karar, Yargıtay tarafından 7 Mart 2022’de oybirliğiyle onandı.

Yeneroğlu’nun aktardığı mahkeme kararına göre mahkûmiyete dayanak yapılan faaliyetler arasında Milli Eğitim Bakanlığı ruhsatlı bir özel okulu işleten şirkette hissedar olmak, kendisine ait binayı pansiyon olarak bu şirkete devretmek, sohbet toplantılarına katılmak, burs ve kurban bağışlarında bulunmak yer aldı.
Zaman gazetesine abone olmak, evinde ve işyerinde bazı yayınları bulundurmak, çocuklarını ve torunlarını özel okula göndermek ve Bank Asya’da hesap açmak da mahkûmiyet gerekçeleri arasında sayıldı.

Yeneroğlu, Tırpan hakkında ByLock kullanımı iddiası bulunmadığını, dijital materyallerinde yapılan incelemede de suç olabileceği değerlendirilen herhangi bir veriye rastlanmadığını belirtti.

Mahkeme kararındaki çelişkilere dikkat çekti

Yeneroğlu, mahkeme kararında ciddi çelişkiler bulunduğunu savundu.
Kararın değerlendirme bölümünde Bank Asya hesaplarında talimat sonrasında şüpheli herhangi bir hareket bulunmadığının belirtildiğini, buna karşılık hüküm bölümünde bankada hesap açılması ve para yatırılmasının mahkûmiyet gerekçesi yapıldığını ifade etti.

Mahkûmiyetin önemli dayanaklarından biri olan mütevelli heyeti üyeliği iddiasının duruşmada dinlenmeyen bir gizli tanığın beyanına dayandığını da aktardı.
Bir başka tanığın mahkeme huzurunda önceki ifadesini düzelttiğini belirten Yeneroğlu, buna rağmen kollukta alınan ilk beyanın esas alındığını kaydetti.

“Aynı faaliyetleri yapanlar bugün AK Parti’de görevde”

Yeneroğlu’nun yazısındaki en dikkat çekici bölümlerden biri, Abdullah Tırpan’ın geçmişte aynı faaliyetleri yürüttüğünü söylediği kişilerle ilgili değerlendirmesi oldu.

Tırpan’ın, kendisinin yaptığı faaliyetlerin aynısını, hatta daha fazlasını gerçekleştiren bazı kişilerin bugün AK Parti’de milletvekili veya yönetici olarak görev yaptığını anlattığını aktaran Yeneroğlu, yaşlı mahkûmun buna rağmen kimseyi suçlamadığını belirtti.

Tırpan’ın bu kişiler için kullandığı ifade ise şöyle oldu:
“Yadırgamıyorum, yargılamıyorum.”
Yeneroğlu, geçmişte aynı okulların açılışlarına katılan, aynı derneklerin etkinliklerinde konuşan ve aynı gazetelere demeç veren siyasetçilerin durumunun da sorgulanması gerektiğini savundu.

“Devletin izin verdiği faaliyetler nasıl suç oldu?”

Yeneroğlu, yazısında suçta ve cezada kanunilik ilkesine dikkat çekerek devletin ruhsat verdiği okullara çocuk göndermenin, lisanslı bankalarda hesap açmanın veya yasal olarak yayımlanan gazetelere abone olmanın sonradan örgüt üyeliği delili sayılmasını eleştirdi.

Tırpan’ın Gülen cemaatiyle geçmişte ilişkisi bulunduğunu inkâr etmediğini belirten Yeneroğlu, asıl meselenin bu ilişkinin varlığı değil, mahkûmiyete dayanak yapılan fiillerin işlendiği tarihte suç oluşturup oluşturmadığı olduğunu vurguladı.
Yeneroğlu, yargılamada Tırpan’ın örgütsel amaçları bilerek gerçekleştirdiği somut eylemlerin bireyselleştirilmiş biçimde ortaya konulmadığını kaydetti.

AİHM kararlarını hatırlattı: Meclis düzenleme yapmalı

Yeneroğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin benzer yargılamalarda verdiği ihlal kararlarına da dikkat çekti.
Mayıs 2026’da açıklanan Yasak/Türkiye kararında örgüt üyeliği mahkûmiyetleri için kişiye özgü kast değerlendirmesinin öneminin vurgulandığını belirten Yeneroğlu, eylül ayında tek günde 947 kişi hakkında daha ihlal kararı verildiğini hatırlattı.

Yargılamanın yenilenmesi imkânının yalnızca AİHM’den bireysel karar alabilenlere değil, aynı hukuki gerekçelerle mahkûm edilen herkese tanınması gerektiğini savundu.

TBMM’nin bu konuda kapsamlı bir yasal düzenleme yapmasını istedi.

“Bir sabah cezaevinden ölüm haberi gelirse…”

Yeneroğlu, Abdullah Tırpan’ın sağlık durumunun daha fazla beklemeye tahammülü olmadığını belirterek İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi kapsamında cezanın infazının ertelenmesi çağrısında bulundu.

Mahkûmiyeti kesinleşmeden önce tahliye edilen Tırpan’ın yıllarca dışarıda yaşadığını hatırlatan Yeneroğlu, toplum güvenliği bakımından somut bir tehlike oluşturduğuna ilişkin gerekçe bulunmadığını belirtti.

Ziyaretin sonunda Tırpan’ın kendisine teşekkür ettiğini anlatan Yeneroğlu, ağır hasta bir mahkûmdan böyle bir teşekkür almanın kendisi için büyük bir yük olduğunu ifade etti.