Hava Harp Okulu 1. sınıf öğrencisiyken tutuklanan ve yaklaşık 6 yıl 10 ay cezaevinde kaldıktan sonra Yargıtay kararıyla tahliye edilen eski askeri öğrenci İlhan Buğra Sönmez, yaşadıklarını YouTube’daki Alesta kanalına anlattı.
Silivri Cezaevi’nde kaldığı süre boyunca üniversite sınavlarına hazırlanan Sönmez, Türkiye 13’üncüsü olarak Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandığını, ancak eğitimine başlamasına izin verilmediğini söyledi.“Türkiye 13’üncüsü olarak Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandım ama okumamıza izin vermediler. O sınavda iki Harbiyeli arkadaşım daha derece yapmıştı. Sınav sonuçlarını getiren gardiyanın ‘İçeride de mi sınav sorularını çaldınız’ dediğini hatırlıyorum. Artık daha ne anlatalım? Daha ne yapabiliriz?”
“O SINAV, HAKLILIĞIMIZI GÖSTERME BİÇİMİYDİ”
Sönmez, sınav sonucunun kendisi için yalnızca bir akademik başarı değil, yaşadıkları haksızlığa karşı bir cevap olduğunu vurguladı:
“Gerçekten mutlu olduğumu hatırlıyorum. O sınav, sonucun iyi olmasından ziyade haklılığımızı gösterme biçimiydi bizim için. Derler ya, ‘Daha ne yapsın bu adam?’ Işıklar Askeri Lisesi, askeri okullar içinde kazanması en zor olanlardan biri. Ardından Hava Harp Okulu… Hepsini başarıyla bitiriyorsunuz. Cezaevindeyken Boğaziçi Üniversitesi’ni Türkiye 13’üncüsü olarak kazanıyorsunuz. Ardından yurt dışına geliyorsunuz, orada da üniversitede birinci oluyorsunuz. Bundan daha fazla söylenecek söz bulamıyorum.”
14 YAŞINDA GİYİLEN ÜNİFORMA, 15 TEMMUZ GECESİ VE CEZAEVİ

1996 yılında Ankara’da doğduğunu anlatan Sönmez, orta sınıf, milliyetçi bir Anadolu ailesinde büyüdüğünü; ortaokuldan sonra Işıklar Askeri Lisesi, ardından Hava Harp Okulu’na girdiğini söyledi. Henüz birinci sınıf öğrencisiyken 15 Temmuz gecesi tutuklandığını ve Silivri Cezaevi’nde yaklaşık 6 yıl 10 ay kaldığını belirtti.
“14 yaşında üniformayı giydim. Postallar benden ağırdı. Çok disiplinli, çok sert bir ortam. Her şeye rağmen ‘Yine de giyer miydin?’ diye sorsanız hayır diyemiyorum. Hayata bakışım, dostluklarım hep askeri okulda şekillendi.”
15 Temmuz gecesini unutamadığını söyleyen Sönmez, Yalova kampından alınıp nereye götürüldüklerini bilmeden otobüslere bindirildiklerini, iki gün önce kendilerini alkışlayan insanların yaşadığı şehirde bu kez bir karakolda rütbelerinin söküldüğünü anlattı.
“Ben artık pijamalarımı giymiş, yatış hazırlığına geçmiştim ki ‘İçtima var’ dediler. Kalktık. Sonra numaralar okundu ve otobüse bindik. Nereye gittiğimiz bile söylenmedi bize. Yalova halkı, iki gün önce o kamp alanına bizi alkışlarla uğurlamışlardı. İki gün sonra İstanbul’da bir karakolda polis yerlere diz çöktürüp rütbelerimizi söküyordu. Çok acı bir tabloydu. O şoku unutamıyorum. Üç nezarette 120 askeri öğrenciydik. O şokla devre arkadaşımla birbirimize sarılıp ağladığımı hatırlıyorum. Hayatınız bir gecede alt üst oluyor. Hala kendinizi oraya konumlandıramıyorsunuz. ‘Kurtulacağız’ bir bir şey yapmadık diye düşünüyorsunuz ama oynanan oyun çok büyük olduğu için elinizden bir şey gelmiyor.”
TAHLİYE, YURT DIŞI VE YENİ BİR HAYAT
Tahliyesinin ardından Türkiye’de kalıp Boğaziçi Üniversitesi’nde okumayı planladığını ancak şartlar nedeniyle bu hayalin gerçekleşmediğini anlatan Sönmez, annesinin tavsiyesiyle yurt dışına çıkma kararı aldığını söyledi.Üç ay sonra Birleşik Krallık’a giden Sönmez, oturum beklerken burs kazanarak University of Leicester’da üniversite eğitimine başladı.
“İlk seneyi burslu okudum ve bölüm birincisi olarak tamamladım. Şu an ikinci sınıftayım. Londra’ya ilk geldiğimde cebimde 100 euro vardı. Airbnb evlerinde temizlik yaptım, gündelik işlerde çalıştım. Sonra bir start-up’ta işe girdim. Okumaya kararlıydım.”
“İÇİMDE KALICI BİR YARA VAR AMA AYAKTAYIM”


Cezaevi yıllarının CV’de açıklanması zor bir boşluk bıraktığını söyleyen Sönmez, bunun hayatı boyunca taşıyacağı bir yara olduğunu ifade etti:
“Bazen ‘3-4 sene boşluk neden?’ diye sorduklarında cevap bulamıyorsunuz. İçimde bir delik gibi. Mutlu olsam da kendini hatırlatıyor. . sınıfta da ben staj başvuruları yapıyordum ama çoğu yerden red alıyordum. Ama hep kendime şunu söylerdim. 7 sene cezaevinde kaldın. Böyle şeylere çok canın sıkmaya hakkın yok. Hala içeride olan arkadaşlarım var. İki gün önce bir mülakata girdim yüz yüze. Gayet iyi geçti. Bir şeyler yavaş yavaş oturmaya başlıyor. Çünkü çoğu zaman hayatta bardağın dolduğunu değil, taştığını hissedebiliyorsunuz. Şu an her şey yolunda diyebilirim.”
Sönmez, hâlâ cezaevinde olan arkadaşları olduğunu, şehit düşen silah arkadaşlarını unutmadığını ve kendisini onlara borçlu hissettiğini de sözlerine ekledi.
“Artık eski ben değilim. Bunu çok net bir şekilde söyleyebiliyorum. Bir acı var içimde. Kendini hatırlatıyor ama sağlığım hala yerinde. Bu süreçte ailesini kaybeden, hayatını kaybeden silah arkadaşlarım oldu. O gece şehit olan arkadaşlarım oldu. Kendimi onlara borçlu hissediyorum. İleride bir noktaya geldiğimde ‘İşte bu onların arkadaşıydı., bu da eski askeri öğrencilerdendi’ denilmesi beni mutlu eder. Her şey geçecek biliyorum ama belki delip geçecek.”
“HAYATTA ROTAYI YENİDEN ÇİZMEK ZORUNDASINIZ”
Bu süreç yaşanmasaydı bugün muhtemelen pilot bir subay olacağını söyleyen Sönmez, yine de hayata tutunmanın ve yeni bir rota çizmenin önemini vurguladı.“Türkiye şu an yani doğru olur mu bunu söylemek bilmiyorum ama bir simülasyon gibi, gittikçe daha da kötüye gidiyor. Nereden tutsanız elinizde kalıyor ama en temelde adaletin tesis edilmesi lazım. Düşmana saldırmanın bile bir raconu vardır, bir adabı olur. Maruz kaldığımız kötülük o kadar organize ve ahlaksızca yapılan bir kötülük. O yüzden liyakate ve adalete dayalı bir yönetimin tesis edilmesi ilk talebim olurdu.
Göç etmek hayata reset atmak gibi bir şey. İnsan tazeleniyor bir noktada. Türkiye’de duyduğum yılgınlık, o bıkkınlık Londra’ya ilk adımımı attığım gün yerini yepyeni bir hevese bırakmıştı. Aslında yeniden bir hayat kuruyorsunuz. Çünkü Türkiye’de sokağa çıktığında insanları her gördüğümde benim aklıma şu geliyordu: Sen yaklaşık 7 sene cezaevinde kaldın. Hala arkadaşların içeride. Ve bu insanların umurunda olmadı. Yaşadılar, gezdiler, tozdular. Belki desteklediler, ses çıkarmadılar. Bir şekilde o ateşe odun attılar yani. Ne zaman sokağa çıksam bir yabancı gibiydim. Bir insan görünce aklıma hep bu geliyordu ve kendimi artık ait hissedemiyordum. Boğuluyordum. Ama yurt dışına göç ettiğimde kimse beni bilmiyordu. Kimse beni yargılamıyordu. O yüzden biraz daha tazelendiğimi hissettim. Çoğu gitti az kaldı diyorum inşallah.”













