Türkiye’de akademisyenken bir gecede her şeyini kaybeden Doç. Dr. Seyitali Ekinci, sürgün, yoksulluk ve silahlı gasp gibi ağır sınavlara rağmen inancıyla hayata tutundu; Amerika’da sıfırdan kurduğu yeni yaşamı, zulüm karşısında umudun ve direncin mümkün olduğunu gösteriyor.

Burak Akif CAN- Sydney
Tutunanlar YouTube kanalında Ahmet Daştan’ın sorularını cevaplayan Doç. Dr. Seyitali Ekinci, Türkiye’de akademisyenlikten Amerika’da sıfırdan kurulan bir hayata uzanan zorlu ama umut dolu yolculuğunu tüm açıklığıyla anlatıyor.
Ekinci’nin, Turgut Özal Üniversitesi’ndeki akademik kariyerinden, Uber şoförlüğüne; silahlı gasp tehdidinden, mucizevi yardımlara; göçün öğrettiklerinden, memlekete duyulan derin özleme uzanan bu hikâye, hayata tutunmaktan vazgeçmeyenlerin sesi oluyor.


Ekici’nin sorulara verdiği cevaplar şöyle:
Sizi biraz daha yakından tanımak istiyoruz. Seyitali Ekinci kimdir?
1976’da Konya’nın Beyşehir ilçesinde doğdum. 1987’de Yamanlar Lisesi’ne, o zamanki adıyla Akyazılı Lisesi’ne kaydoldum. Yedi sene orada okudum. Üniversite için Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nü kazandım. Sonrasında öğretmenlik ve eğitim faaliyetleriyle mesleğe başladım, en sonunda akademisyenlikle devam ettim.
Yamanlar Lisesi tamamen yatılı bir okuldu. Gençliğimiz, ergenlik çağımız hep aynı arkadaşlarla geçti. Eğitim bana çok şey kattı. Büyüklerimiz bizi çok yönlü yetiştirmişti; yemek yapmayı, kişisel bakımı, el aletleri kullanmayı… Amerika’ya gelince anladım ki bunların hepsi bizi hayata hazırlamak içinmiş.

TARİHTE BİR İLK: TUĞGENERALDAN TAKDİRNAME ALAN ASTEĞMENİM
Akademisyenlik süreciniz nasıl devam etti?
İlk görev yerim mezun olduğum Yamanlar Lisesi oldu. Askerlik nedeniyle ara verdim, Ankara Jandarma Lisan Okulu’nda İngilizce öğretmeni olarak görev yaptım. Tarihte ilk ve tek Tümgeneralden takdirname alan asteğmen oldum. Sonra tekrar Yamanlar’a döndüm, Aydın, Uşak derken en son Ankara’da Turgut Özal Üniversitesi’nde çalışmaya başladım. Eşim de Samanyolu Koleji’nde görev yaptı.
Yüksek lisansımı uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi alanında yaptım. Ardından Gazi Üniversitesi’nden ve Polis Akademisi’nden iki ayrı doktora kabulü aldım. İkisini birden yürüttüm, tez aşamasına geldiğimizde Türkiye’deki 15 Temmuz malum süreç başladı. Ve maalesef ikisinden de atıldım.
O süreçte neler yaşadınız?
12 Mayıs 2016’da kızımız doğmuştu. Henüz bir aylıkken, ertesi gün üniversiteye gittiğimde uzun namlulu silahlarla özel harekât polisleri geldi. Abluka altına alındık. Maddi olarak her şeye el konuldu. Beş-altı saat sonra serbest bırakıldık ama ortada kalmıştık.
Bir kafe işletmesi fikriyle Ankara’da “Seyit Usta’nın Yeri” diye bilinen bir mekân kurduk. Milletvekilleri, sporcular, sanatçılar gelmeye başladı. Yaklaşık iki yıl diken üstünde yaşadık. “Bize de bir şey olur mu?” korkusuyla yaşıyorduk.
Ülkeden çıma ve Amerika’ya gidiş süreciniz nasıl oldu?
Bir arkadaşım San Antonio’dan “Neden gelmiyorsun?” diye ısrar etti. Paramız yoktu, vize yoktu. O ise; “Allah isterse her şey olur” dedi. Amerikalı meslektaşlarımızdan davet aldık. On yıllık vizeler verildi. Bilet parasını dahi arkadaşlarımız topladı.
Çıkarken havaalanında eşim gözaltına alındı, tutuklandı. Bir haftalık yurt dışı yasağı sonrası pasaportlar alındı. İzmir, Kuzey Irak derken büyük zorluklarla nihayet Amerika’ya ulaştık. Dört kişi, üç bavul ve cebimizde sadece 500 dolar vardı.
ARKADAŞLARIMIZ UÇAK BİLETLERİMİZİ ALDILAR, HAVALANINDAN ENGELLENDİK

Amerika’daki ilk günlerde neler yaşadınız, devam etti süreç?
Bir depoda 41 gün hamallık yaptım. Yemek dağıtım işine girdim. Sonra Lyft, ardından Uber… 18 saate yakın çalışıyordum. Arabada uyuduğumuz zamanlar oldu.
Uber yaparken silahlı saldırıya ve gaspa uğradığınız. Nasıl oldu? mısınız?
Austin’de Uber’e yeni başlamıştım. Bir kadın “Telefonum bozuk, parasını versem götürür müsün?” dedi. Sonra bir adam bindi. Tenha bir mahallede durduğum anda kadın el frenini çekti, anahtarı aldı. Adam boğazıma sarıldı. Silah gösterdi. Arabayı ve eşyaları alıp kaçtılar. Sekiz gün sonra araba bulundu. O süreçte hiçbir gelirimiz yoktu.
Buna rağmen neden vazgeçmediniz?
Vazgeçmek bir seçenek değildi. Daha sonra COVID döneminde verilen destek kredisiyle işler büyüdü. Yaklaşık 100 bin dolarlık destek aldık. Ev sahibi olduk.
“Mucize” dediğiniz anlar nelerdi?
Kurban Bayramı öncesi ihtiyaç sahipleri için niyetlendim. Param yoktu. O gece Uber’de 500 dolardan fazla bahşiş geldi. Yarım saat içinde… Dedim ki: “Bu para bizim değil diyerek hemen Türkiye’deki mağdur arkadaşlara gönderdim.

ALLAH VA GAM YOK: KAN BAĞINDAN ÇOK CAN BAĞI ÖNEMLİ
Hocam Türkiye’de akademisyendiniz. Şimdi Amerika’dasınız. Neyle meşgulsünüz ve ne iş yapıyorsunuz?
Bir Charter School’da koordinatör olarak çalışmaktayım. Tabii ilk geldiğimizde başka işlerle başladık ama son beş yıldır bir okul için çalışıyorum. 2023’te Bosna’daki Burç Üniversitesi’nden doktoramı tamamladım. Eşim IT alanında iş bulunca Uber’i bıraktım. Şimdi araba alım-satımı yapıyorum. 250–300 araç oldu. Dürüstlükle kazandık.
Göç ve mecburi sürgün hayatı neler öğretti?
Yeryüzünün Allah’a ait olduğunu… Nerede olursak olalım O’nun bizimle olduğunu öğretti.
Türkiye’ye karşı kırgın mısınız?
Hayır. Biz Türkiye’yi, vatanımızı, halkımızı çok seviyoruz. Ama zulüm yapanlar ülkeyi yakıyor. Binlerce masum insan hapiste. Hukuk yerle bir edildi.
Taksinizin üstüne bir cümle yazacak olsanız ne yazardınız?
“Allah var, gam yok.”
Önemli olan nerede durduğumuzdur. Biz hak bildiğimiz yolda durmaya devam edeceğiz. Kan bağından çok can bağı önemli. Şimdi değilse ne zaman?













