Avrasya, Avustralya, Yazarlar

Siyasal İslam, Trump’ın yenilgisi için neden yasta?

 

HAFTANIN YORUMU

Ümitsizliğe yer yok.

Karanlığın zirvesi, aydınlığın başlangıcıdır.

Tünelin zifiriliği, bitimdeki ışığı haber verir bizlere.

ABD Başkanlık seçimi, çok şeyler anlatıyor bize.

Çok esaslı dersler var, olan bitende.

Heyecan dolu bir seçim vetiresi oldu.

Ondandır ki dünyanın her bucağında soluk soluğa izlendi bu seçim.

Birkaç gün gecikmeli de olsa nihayet sonuçlandı.

ABD’nin yeni Başkanı Biden, rakibi Trump başkanlığının fişini, Pennsylvania’da çekti.

Aslında 4 yıl önce dünya şoka girmişti, bu narsist politikacının Amerika’nın başına gelmesi karşısında.

Dört yıl şok dalgalarıyla geçirildi. Amerikalılar ve bu politikacıyı yakından izleyenler şaşkınlıktan şaşkınlığa salındı.

Karabasan gibiydi Trump, her icraatı bu kadar da olmaz hayretleriyle karşılandı.

Yalanlar, kirli ilişkiler gırla gitti.

Tarihte, Berlin duvarı gibi, ‘Trump’ın yalanlar duvarı’ diye bir ayıp literatürümüze girdi.

New York meydanında bu yalanlar sergilendi.

Kötü politikacının yalanlarla örülü dünyası ve gerçek yüzü aslında bir kez daha ortaya çıktı.

Dile kolay 20 bin yalan yazıldı ve oluşturulan duvara asılarak duyuruldu.

Yılda 365 gün olduğuna göre.

4 yıl 1460 gün ediyor.

20 bin yalanı güne bölüğümüzde, Trump her gün 13 yalan söylemiş halkına.

Parantez açarak şunu itiraf etmeliyiz ki Trump, bu kulvarda, şu an yas halindeki yandaşların yani Kabataş yalancılarının eline su bile dökemez.

Şampiyonluk elbet bizim coğrafyada.

Politikacının yalan rüzgârlarıyla nerelere savrulabileceğini, dünya 3 Kasım’dan bu yana ibretle izliyor.

Demokrasinin beşiğindeki Amerikalı hayretle takip ediyor yalan dolan çarkını.

Çark dönüşünü sürdürüyor, bakalım ayineyidevran ne suret gösterecek.

Şöyle ki, Trump dört yıldan bu yana sadece yalan söylenmedi.

Müslümanları aşağıladı.

Irkçılığı tetikledi.

Nefreti körükledi.

Toplumu kamplara böldü.

Fanatizmi Mescid-i Aksa’ya, Kudüs’e kadar taşıdı.

Sadece kendi ülkesini karpuz gibi ikiye bölmedi.

Yıllardan beri ülkeyi vatandaşına zindana çeviren diktatörlere de adeta can simidi oldu.

Bilhassa Türkiye gibi Müslüman ülkeleri yöneten ‘tek adam’ rejimleri’ için can suyu oldu Trump.

Global bir köy haline gelen dünyayı, ‘kendinden olmayanlara’ zindana dönüştürdü.

Ama tüm bu negatif yaklaşımlar karşısında, demokrasi kazandı, Amerikalı derin bir nefes aldı.

Politikacının yaydığı tüm olumsuzluklar sandığa gömüldü.

Hile ve hurda düzeni tokat yedi.

Kin ve nefret dumura uğradı.

Kötü politikacıları ortaya çıkaranlar, oy vermeyen iyi yurttaşlardır.” sözü bir kez bu yarışla ortaya çıktı.

Yani iyilerin suskunluğu, suskunluk sarmalı…

Duyarlı seçmen, sandıkta gerekli dersi verdi.

Biden ve ona oy verenler, trafoları kedilere kapadı, elektrik şalterleri inmedi, karanlıkta film fırıldağa geçit verilmedi.

Sadece Berlin’de yargıçlar yoktu.

Sayımı durdurun’ dedi, DonaldTrump.

İlk kırmızı kart seçmenden geldi.

Sonra da Pensilvanya’nın yürekli Başsavcı’ndan itiraz yükseldi.

Savcı Josh Shapiro; “Kimsenin sayım sürecini durdurmasına izin vermeyeceğim. Bunlar yasal oylar. Sayılacaklar” dedi.

İyi ki bir yerlerde hâlâ Adalet var.

Sonra halkın sesi medya ve duyarlılığı çok anlamlı.

Sadece birkaç dakika Trump’ın yalanlarına tahammül edebildi kamuoyu.

MSNBC, ABC, CBS gibi haber kanalları üst üste yayını keserek:

Başkan seçim hakkında yalanlar söylemeye başladı. Bizi bu yalanına alet etti.

Bunları Amerikan halkına aktarılmasına izin veremezdik” dediler.

İzleyicisinden özür diledi kanallar.

Yeni seçilen esmer Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in dediği gibi…

Umudu, birliği, nezaketi, bilimi ve hakikati seçti Amerikalı seçmen.”

Ve Biden, ABD’nin 46. Başkanı oldu!

Tam 74 milyon oyla, ülke tarihinin ‘en çok oy alan’ başkanı oldu.

Obama, 2008 seçimlerinde aldığı 69,4 milyon oyla rekor kırmıştı.

Ama Biden, bu rekoru da geçti.

Henüz resmi sonuç olmasa da.

Trump 214, Biden ise 290 delegeye ulaştı.

Beklentiler, diğer sandıklar da açılırsa, 306’ya ulaşılacağı yönünde.

Trump’da 4 yıl önce 307’ye ulaşmıştı.

Derdimiz, Jeo Biden, yani kişiler değil, kurallar, prensiplerdır.

Mesele;

iyi ile kötünün,

doğru ile yalanın,

hoşgörü ile nefretin,

kucaklama ile kavganın,

demokrasi ile diktatörlüğün

çoğulculuk ile tek sesliliğin,

kuşatıcılık ile ötekileştirmenin, ayrımının yapılması ve seçimidir…

Sandıkların sunduğu pek tabii saydığımız pozitif unsurlar oldu.

İyilik, kötülük oylandı, demokrasi ve iyilik kazandı.

Zira hukuk ve hukuksuzluğun seçimiydi bu aynı zamanda.

Joe Biden’in zafer konuşmasındaki şu güzel cümle oldukça anlamlıydı:

Haysiyeti geri getirme, demokrasiyi koruma savaşı, herkese adil bir şans verme savaşı.

Hırçın, medya ve yargıyla kavgalı; rakiplerine karşı kaba, lkesizdi Trump.

ABD ve dünya, o varken, demokrasiden uzaklaştı, demokrasi atmosferi çokça zehirlendi.

İtici, zehirli diliyle ülkesinin havasını zehirledi, pek tabii bu dilden tüm dünya etkilendi.

Seçimle derin bir ‘oh’ çekildi, soluklanma imkanı oluştu.

Irkçılık dalgası, yeni demokrasi duvarına toslayacak elbet.

Önümüzdeki dönemde olan biteni beraber görme şansı elde edeceğiz.

Bu açıdan, ABD seçimiyle birçok ilke de imza atıldı.

Mesela “öteki” olan Kamala Harris, ABD’nin ilk kadın, ilk siyahî ve ilk Hint kökenli başkan yardımcısı seçildi.

İlk göçmen kızı Beyaz Saray’a çıktı.

İlk kadın, Obama’dan sonra ikinci azınlık mensubu Harris.

Tüm bu artılara rağmen, Siyasal İslamcılar, Trump’ın yenilgisi için neden yas tuttular?

Neden ‘Osmanlı tokadı’ yemişe döndüler, Osmanlıcılık oynayan aklıevveller?

İslam dünyasına rağmen, ABD Büyükelçiliğini Küdüs’e taşıyarak, Mescid-i Aksa ve Müslümanlara adeta meydan okuyan Trump’a, bu aşkın kaynağını neyle izah edilebilir?

‘Ümmete ümit’ olduğunu söyleyenlerin, akçeli ilişkilerini elbette, bilmeyen yok.

Zerrab ve Halk Bankası eksenindeki rüşvet çarkını da.

İzmir depreminde evleri başlarına yıkılan vatandaşlara el uzatma yerine, Anadolu insanının vergilerini Trump’un kampanyasına aktarmak…

Şaşırdınız değil mi?

Evet, artık kıtalar ötesi seçim finansmanları yapıyoruz!?

Hadi Trump severlerin yasını bir nebze anlayışla karşılayalım.

Peki  bu kadar telaş ve korkuyu neye bağlamalı?

Politikayla ilgili meşhur bir sözle bitirelim:

Politikacılar, bebek bezine benzer, değiştirilmezse kokmaya başlar

Amerikalılar, Trump’ı değiştirdiler, sıra, Trumpvari ferman kesenlerde, Trump edalılarda…

Bu kaçınılmaz sondur, kötülük nihayet bulur, iyiliğin, erdemin yörüngesine oturur dünya.

Dünya,  güzelliğe, doğruluğa muhtaç.

Yaşlı gezegen, daha fazla kaldıramaz, kirlilikleri, zift ve karbondioksit pompalayanları.

Reklam

DÖVİZ BİLGİLER