Avustralya, Yazarlar

‘Başörtülü bacım’ deyip, iç çamaşırlarına dadanan yobazlar!

HAFTANIN YORUMU

Adalet, adalet diyerek gelenler, çanına ot tıkadılar adalete dair ne varsa, mumla aranır oldu hukuk.

Adalet saraylarında adaletin kırıntısı yok.

Polis merkezlerinde emniyetten iz kalmadı.

Güvenlik merkezlerini güvensizlik işgal etmiş durumda.

Hiç şüphesiz, safderun kitleleri avlamak için dillere dolanan anlatımlardı, Dicle kenarı hikayeleri.

Hz. Ömer’in adaletinden dem vurup, kuzulara dadandı kurtlar, çakallar,.

Tüm değerleri yok ediyorlar, bir bir.

Anneler, yavrular, masumlar; bırakın adaleti, koca koca sırtlanların hedefinde.

Yargıç hırkasına bürünenler, canavarlaşmış.

Saray(!)lara sırtını dayayanlar, adaleti ayaklar altına aldı.

Genç kızlar, iffetli anneler, hanımlar, haysiyetsizlerin tacizine maruz kalıyor her gün.

CUMHURİYET’İN TACİZCİ YARĞIÇLARI!

Cumhuriyet’in, Başsavcısı İbrahim Keskin Bafra Başsavcısı iken gözaltında sorguladığı hamile suçbuz bir  hanımefendiye, “Evliliğin düzmece, eşinden hamile olduğuna inanmıyorum, sıra ne zaman bana gelecek.” iğrençliğini sergiliyor, taciz ediyor, kapağı açılmamış hakaretlerde bulunuyor.

Bu sapık zihniyetin goygoycuları da;“Cemaat kadınları, talimatla hamile kalıyor.” diyecek kadar insaftan uzak.

Meydanlarda Hizmet Hareketi mensuplarını hedef göstererek; “Bunların hanımları sizin helalinizdir” diyen şeytan kılıklı yandaşlar veya  ölüp gidenler asıl büyük mahkemede hesabını muhakkak verirler.

Goygoycular efsane dolaştırırken, onların tetikçi cübbelileri boş durur mu?

Taciz işkencesi ortaya saçılınca, elbirliğiyle ya inkar veya örtbas etmeye çalışıyorlar.

Hamile hanımefendiyi taciz eden ‘Keskin Yargıç’, Yargıtay Üyesi Hüsamettin Uğur’u darp eden gardiyanlarla ilgili işkenceyi de örtbas etti şimdilik.

‘Adalet reformu’ diye hikâyeler uydurulurken oluyor tüm bunlar.

Öyle ya, iktidarın küçük ortağı Perinçek, “Hhukuk siyasetin köpeğidir” demiş, sınıflarını belirlemişti.

Aslında, sadece ‘Hukuk Siyasete köpek’ olmamış, Yazar Mahmut Akpınar’ın ifadesiyle, ‘Pavyon fedaisi’ Saray beslemeli yargıçları, iffetli kadınlara namussuzluk yapacak kadar da kelpleşmiş.

Memleketin Adliye Sarayları(!) ne yazık ki böyle!

Uşak’ta gözaltına alınan genç kız öğrenciler çıplak aramadan geçirilip, o vaziyette otur kalk yaptırldı, ‘Yeni Türkiye’de!

KHK zulmüne karşı direnen Alev Şahin, paylaştığı mektupta, emniyette kadın polis tarafından (affedersiniz) “üst ve alt iç çamaşırlarının içine” elini sokarak, kendisine tacizde bulunuyor.

Ama ülkenin müteddeyinleri(!)nden çıt yok.

Muhafazakâr, dindar ahali lâl kesilmiş.

Tepki bir yana inkâr ediyorlar.

Bu ne denli bir vahşiliktir.

İnsan sıdkından ancak bu kadar sıyrılır.

ÜLKENİN SARAYLARI, ÜNİFORMALI TECAVÜCÜLER!

Ülkenin Emniyet Sarayları (!) böyle!

Batman’da, İpek Er’i iğfal ederek intihara sürükleyen ve ölümüne sebep olmaktan yargılanan Uzman Çavuş Musa Orhan, tutuklandıktan bir hafta sonra, ağababaları serbest bırktırdı.

Uzman Çavuş, elini kolunu sallayarak ayrıldı cezaevinden.

Kimseciklerden yine çıt çıkmadı.

Üniformalar kimlerin sırtında, kimler güvenliğimizi sağlamakta!

Vatandaşın güvenliğinden sorumlu güvenlikçilerin durumu da bu.

AKP’nin asker kökenli Milletvekili Şirin Ünal’ın, yatak odasında şüpheli şekilde ölü bulundu, Özbek asıllı Nadira Kadirova.

Onun da dosyası kapatıldı yandaş yargıçların eliyle.

Böylece gördük ki fâilin aidiyeti, bağlı bulunduğu particilik; koruma kalkanına dönüşmüş.

Vekilin bu caniliğini duyan yok, sözüm ona milletin vekili, pişkin pişkin dolaşmakta, milletin Meclisi’nde.

İnsaftan ve merhametten iz, eser yok.

Suçu kabul  etme  bir yana…

Pisliğini örterek, şirin! görünmeye çalışan bu zat, Camilerde ön saflarda.

Ayasofya’nın açılışında hem de ön sırayı kimseye kaptırmıyor.

Yaşanan trajediler, içimizi burkuyor.

İzlemekten usanılan  bu filmin kurgusu, senaryosu hep aynı.

Kostümler değişik ama sahne tıpatıp aynı, nobran bir oyunculuk sergileniyor…

Ömer’in adaletini getireceğiz’ diyerek, ümmeti aldatmaya devam edenler, ülkeyi ahlaksızlar arenasına çevirdiler.

HDP Kocaeli Milletvekili tek başına mücadele ediyor bu hak tanımazlarla.

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun emniyet, adliye ve cezaevleri üçgeninde çıplak arama işkenceleri ve ahlaksızlıkla ilgili dediği gibi; “Başörtüsü diye geldiler, insanların iç çamaşırlarını çıkarıyorlar.”

Aktivist, insan hakları savunucusu, hakşinas, Gergerlioğlu’nun mecliste dile getirdiği çıplak aramalar, büyük bir infial meydana getdi.

TEPKİ ÇIĞ GİBİ: ZENGİN’İN MUMU…

Sosyal medyada tepki çığ gibi.

Tarihe kapkara  ve talihsiz bir savunma olarak geçecek bir açıklama geldi.

Açıklamanın sahibi, yine bildik isim:

AKP’li başörtülü bacı!: Özlem Zengin.

Ülkeyi, terör arenasına çeviren bu arsızlar, “çıplak otur-kalk” arama utancını örtbas etmeye çalışıyorlar.

Cezaevlerinin, cenaze evlerine dönüştüğü ‘Modern Zindanları’ için ise: “Türkiye’deki cezaevleri dünya ile kıyaslanamayacak kadar şartları iyi.” diyecek kadar da ar damarı çatlamış.

Yakın ve geçmiş tarihi kirletenlerin kapkara sayfasına not düşelim bu sözleri.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Zengin’in, savunmasından bir kaç cümle:

“Ömer Faruk Gergerlioğlu kadar, Meclis’i terörize eden başka bir milletvekili görmedim.” diyor inkârcı müfteri.

Kabarık suçunu bastırmak için, lağım çukurundan çıkardığı F.TÖ sakızını ağzına alarak; “Çıplak arama olduğuna asla inanmıyorum, yok böyle bir şey. Bu bir FETÖ yöntemidir.

Ne münasebet, hem de bahsettiği kadınlar mütedeyyin kadınlar.

Bütün hayatı kadın mücadelesi ile geçmiş bir insanım, böyle bir şeye müsaade edebilir miyiz biz?

Bir kadının böyle aranmasına tahammül edebilir miyiz?

Akıl var, mantık var.

Bunları yaparak bir kampanyanın sesi oluyor.

Büyütüyorlar, TT yapıyorlar.

Ya nerede yaşıyor bu insanlar?

Böyle bir şey olabilir mi?

İnanılır gibi değil.

Bunlar kesinlikle yok, kasti bir siyasi propaganda var.”

Zengin’in, savunmasının özeti bu.

Sürekli kirli propaganda da bulundukları için, herkesi kendi gibi sanıyor bu Mekke müşriklerini aratmayan güroh.

Rahmet okutuyor Ebu Cehil’in tayfasına.

Ülkedeki çığılığı duymuyorlar.

Sırça saraylardaki bu feryatlar duyulmaz tabi ki…

Kadın ve genç kızlar, son 4-5 yıldan beri, emniyette, cezaevlerinde ve sorgu odalarında görmediği eza-cefa kalmadı.

Erkek polislerin olduğu ortamda, kurbağa gibi zıplatılıyorlar kadınları.

Otor-kalk yaptırılarak, onurları ayakların altına alınıyor.

Ama edebinden dolayı, yapılan iğrençliği dile getir(e)miyorlardı, iiffet abideleri.

İlk olarak, Uşak’ta genç kızlarla hayasız uygulamayla ortaya çıktı.

Ama gel gör ki, her zaman olduğu gibi; bu inkârcı müfteriler, ‘in-kalk’ iğrençliğini hem inkâr ediyor, hem de tüm bunları dile getirdiği için, Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi vicdanlı bir insanı itham ederek, ‘terörize’ etmekle suçluyorlar.

GERGERLİOĞLU KİMDİR?

Peki Gengerlioğlu  kimdir?

Tertemiz vicdandır, ahlaktır, mazlumun ve mağdurun sesi ve nefesidir.

Zulme uğrayanların aidiyetini ayırmaksızın Meclis’te, adliye koridorlarında, hakkı gasp edilen ve tartaklanan KHK’lıların meydanlarda yanında, dağda, bayırda ‘hak ve hukuk’diye  haykıran, tertemiz bir vicdandır, Gengerlioğlu.

Bir zamanlar Özlem Zengin, Hilal Kaplan gibi Saray’ın  “başörtülü bacılarına” da sahip çıkan adam gibi adamdır Gergerlioğlu.

Ne diyelim?

Gerçektekilerden, halktan, yaşananlardan kopar vicdansızlaşırsan bunlar dökülür dilinden.

Kalbiniz nasır bağlarsa, haktan koparsanız, Allah merhameti de, vicdanı da, insanlığı da alır yüreğinizden.

Reklam

DÖVİZ BİLGİLER