Barış Bildirisi’ni imzaladıkları için ihraç edilen Barış Akademisyenleri’nin davalarında 10 yıldır somut adım atılmadı. 10 yılda 400 akademisyenden yalnızca 4’ünün göreve iadesi kesinleşti.
Ne diyor Murat Sevinç “Gerçi bir hukuk devleti olduğumuz için, daha bunun AYM’si, AİHM’i filan var. Nereden baksan 10-15 yıl içinde çözülür” ve ekliyor: Bir sorunun nedeni siyasi ise çözümü de siyasi olur. O gün gelene dek olup bitenin hukukla ilgisi varmış gibi yazıp çizmeye, KHK felaketini sık aralıklarla hatırlatmaya devam etmekten yanayım.ürkiye’de 89 üniversiteden 1.128 akademisyen ve araştırmacının imzaladığı ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı bildiri, 11 Ocak 2016’da kamuoyuna açıklanmıştı. Bu, bildiride 1128 kişinin imzası vardı.
Bildiri, 2015 seçimleri sonrasında artan şiddet ortamında Suruç ve Ankara Gar katliamları, Güneydoğu’da yürütülen operasyonlar ve insan hakları ihlallerine dikkat çekiyor, savaş politikalarından vazgeçilmesi ve barış içinde yaşama hakkının sağlanması çağrısında bulunuyordu.Açıklamanın ardından birçok üniversitede imzacı akademisyenler hakkında disiplin soruşturmaları başlatıldı, görevden uzaklaştırmalar ve sözleşme fesihleri geldi.
ODALARIN KAPILARINA ÇARPI İŞARETİ ATILDI
Kimi akademisyenler sabahın köründe evlerinden gözaltına alındı. Bazı fakültelerde odaların kapılarına çarpı işareti atıldı.Akademisyenler açık şekilde hedef gösterilmelerine rağmen destek imzalarıyla imzacı sayısı 2 bin 200’ü aştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademisyenlere hitaben “Alçak, cahil, vatan haini, terör örgütünün maşası, mandacı artığı” derken, organize suç örgütü lideri Sedat Peker de “Oluk oluk kan akıtacağız, akan kanlarınızla duş alacağız” diye akademisyenleri tehdit ediyordu.
SONRA OHAL İLAN EDİLDİ
Aynı yıl gerçekleşen 15 Temmuz 2016 darbe girişimi, ardından ilan edilen ve ülke genelinde 2 yıl süren OHAL hukukunun kararnameleriyle (KHK) 406 Barış Akademisyeni kamu görevinden ihraç edildi. Sözleşme yenilememe, baskı ve yıldırma politikalarıyla birlikte üniversitelerden uzaklaştırılan akademisyen sayısı 549’a ulaştı.
Pasaportları iptal edildi, gönüllü çalıştıkları kurumlarla ilişkileri kesildi, doçentlik başvuruları engellendi. Haklarında daha önce hiçbir dava yokken ‘örgüt üyeliği’ suçlamasıyla yargılandılar. Özel sektörde çalışmalarının önü kapatıldı, eşleri ve çocukları kamu görevlerine atanamadı.
İCAT EDİLEN OHAL KOMİSYONU SAHNEDE
Sonra ‘komisyon’ dönemi başladı. Görev süresi sürekli uzatılan, hukuki vasfı açık olmayan bir OHAL Komisyonu… 2017’de kurulup beş yıl görev yapan OHAL Komisyonu, günde ortalama 69 başvuru inceleyip 127 bin 292 dosya hakkında karar verirken, bunlardan yalnızca 17 bin 960’ında karar başvurucu lehine oldu. Başvuran Barış Akademisyenleri’nden sadece 3’ü için komisyon göreve iade kararı verdi.
‘Tüketilmesi gereken iç hukuk yollarından ilki’ olarak icat edilen bu komisyon sürecinden sonra idari yargıya ancak başvurulabildi.Kendisi de KHK ile ihraç edilen barış akademisyenlerinden olan Doç. Dr. Murat Sevinç, Diken’deki yazısında o süreci şöyle anlatıyor:
‘ACELE İŞE ŞEYTAN KARIŞIR, SİNDİRE SİNDİRE BAKTILAR DOSYALARA’
“İdare mahkemeleri yargılamayı aceleye getirmedi. Acele işe şeytan karışır, diye düşündüklerini tahmin ediyorum. Sindire sindire baktılar dosyalara. Benim iade kararım iki yılda çıktı, örneğin. Erken ve geç örnekler var. Yedi yılın ardından iade edilmiş oldum, buna mukabil yargı süreci tamamlanmadığı için halihazırda çeyrek KHK’lıyım. Dokuz yıl önce atılan 400 küsur meslektaşımızın bir kısmı da ‘çeyrek’ KHK’lı şu anda. Çoğu meslektaşımız idari yargıda ret aldı.
…Ömür biter yargı yolu bitmez! İlk derece ardından ‘bölge idare mahkemeleri’ne (BİM), yani istinafa gidildi. BİM’lerden özellikle biri, önüne gelen herkesi reddetti! İade edilen meslektaşlarımızdan bir kısmı bu BİM’e ‘düştüğü’ için iadelerinden kısa süre sonra yeniden görevden alındı. Söz konusu BİM’deki (üç hakimli) kararlar hep oy çokluğuyla verildi, bir üye karşıoy yazıp durdu.
İade edilen birinin BİM kararıyla yeniden görevden alınması, o kişinin ilk güne dönmesi, bir kez daha KHK’li olması ve aldığı cüzi tazminatı faiziyle iade etmesi anlamına geliyor.”
ÖYLE OLDU, BÖYLE OLDU 400 AKADEMİSYENDEN SADECE 4’Ü GÖREVE İADE EDİDİ
Bölge idare mahkemelerinde 91 davada iade kararı verilirken, 99 dosyada ret kararı çıktı. Ayrıca 164 davada herhangi bir karar verilmedi.Danıştay’da ise 12 davada karar verildi, 178 davada karar çıkmadı. Karar verilen dört davada iade kararı, üç davada ret kararı kesinleşti. Ayrıca beş dava ise Danıştay’ın istinaf mahkemesinden farklı yönde karar vermesi nedeniyle yeniden bölge idare mahkemelerinde görülüyor.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda (İDDK) bir dava, Danıştay kararına yapılan itiraz sonrası değerlendirme aşamasında bulunuyor.Anayasa Mahkemesi’nde ise üç dava bekliyor. Bilançoya göre bunlar da Danıştay’ın ret kararını onayladığı davalar.
Özetle -öyle oldu/ böyle oldu- barış bildirisine imza attıkları için üniversitelerden ihraç edilen Barış Akademisyenleri’nin davalarında 10 yıldır somut adım atılmadı. 10 yılda 400 akademisyenden yalnızca 4 akademisyenin göreve iadesi kesinleşti.
‘SORUN SİYASİ İSE ÇÖZÜMÜ DE SİYASİ OLUR’
Ne diyor Murat Sevinç “Gerçi bir hukuk devleti olduğumuz için, daha bunun AYM’si, AİHM’i filan var. Nereden baksan 10-15 yıl içinde çözülür sorun” ve ekliyor: Yargısal süreç hakkındaki bu özet bilgiyi mecburiyetten verdim. Bir sorunun nedeni siyasi ise çözümü de siyasi olur. Akademisyenler siyasi bir kararla atıldı. Dolayısıyla, eninde sonunda yine siyasi bir kararla görevlerine iade edilecekler. O gün gelene dek olup bitenin hukukla ilgisi varmış gibi yazıp çizmeye, KHK felaketini sık aralıklarla hatırlatmaya devam etmekten yanayım.