Anayasa Mahkemesi, Veysel Kuşçu başvurusunda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
Resmi Gazete’nin bugün sayısında yer alan karara göre, terör suçları bakımından yurt dışına çıkış yasağındaki 7 yıllık azami sürenin istinaf ve temyiz aşamalarını da kapsadığı vurgulandı. Karara göre adli kontrol azami süre hesabında, sadece yasağın konduğu tarih esas alınmalı. Mahkemeler, bugüne kadar “İstinaf ve temyiz süreleri dikkate alınmaz!” şeklinde keyfi yorumlarla kanundaki 7 yıllık azami süreye uymuyorlardı.
KARAR NE ANLAMA GELİYOR?
Devlet bir kişiye “Yurt dışına çıkamazsın!” tedbiri koyduysa, bunun 7 yıllık üst sınırı sadece ilk mahkeme sürecinde değil, istinaf ve temyiz dahil tüm dava boyunca hesaplanacak. Yani dosya üst mahkemelerde bekliyor diye bu süre sıfırlanmayacak ya da uzayıp gidemeyecek. Bu süre dolduktan sonra da kişi ‘o yasağı ihlal etti’ diye yeniden tutuklanırsa, AYM’ye göre bu tutuklamanın hukuki dayanağı yok…
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun Veysel Kuşçu başvurusuna ilişkin kararı, adli kontrol tedbirlerinin süresi bakımından yeni bir sınır çiziyor. Resmî Gazete’de bugün yayımlanan kararın resmi kaydına göre başvuru, yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirine uyulmaması üzerine verilen tutuklama nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindi. AYM, bu başvuruda Anayasa’nın 19. maddesi kapsamındaki hakkın ihlal edildiğine karar verdi.
Kararın öne çıkan yönü, terör suçları kapsamında uygulanan yurt dışına çıkış yasağındaki 7 yıllık azami sürenin nasıl hesaplanacağına ilişkin değerlendirme oldu. Bugün yayımlanan karar özetlerine göre AYM, yerel mahkemelerin “dosya kanun yolunda olduğu sürece süre işlemez” yaklaşımını benimsemedi; hükümden sonra istinaf ve temyizde geçen sürenin de azami süre hesabına dahil edilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Aynı özetlerde, başvurucu yönünden 7 yıllık sürenin dolduğu tarihten sonra artık geçerli bir adli kontrol yükümlülüğü kalmadığı, bu nedenle bu tedbirin ihlali gerekçesiyle verilen tutuklama kararının hukuki dayanağının bulunmadığı aktarıldı.
Kararda AYM’nin, dosya kanun yolu aşamasındayken ilk derece mahkemesinin CMK 100 kapsamında tutuklama kararı vermesine açık bir yasal dayanak bulunmadığı sonucuna vardığı görülüyor. Karar metnindeki ifadeyle, verilen tutuklama kararının “kanuni bir dayanağının bulunmadığı” sonucuna ulaşıldı. Mahkeme, başvurucuya net 167 bin TL manevi tazminat ödenmesine de hükmetti.













