Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na bağlı Türk Tarih Kurumu’nda şube müdürü olarak görev yapan, KHK ile ihraç edildikten sonra bir süre cezaevinde kalan ve yargılandığı davadan beraat eden Hasan Balcı (67), Ankara’daki evinde hayatını kaybetti. Cezaevinde bulunan iki oğlunun cenazeye katılmasına ise son anda izin verilmedi.

Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na bağlı Türk Tarih Kurumu’nda şube müdürü olarak görev yaparken kanun hükmünde kararname (KHK) ile ihraç edilen Hasan Balcı, 67 yaşında Ankara’daki evinde hayatını kaybetti. 15 Temmuz’dan yaklaşık üç ay sonra tutuklanan Balcı’nın bir süre cezaevinde kaldığı, daha sonra yargılandığı davadan beraat ederek tahliye edildiği öğrenildi.Edinilen bilgilere göre, özellikle iki oğlunun cezaevinde bulunduğu süreçte ağır bir yaşam mücadelesi veren Balcı’nın, uzun yıllara yayılan mağduriyet ve yıpranma nedeniyle sağlık sorunları yaşadığı ifade edildi.
BERAAT ETTİ, ANCAK HAKLARI İADE EDİLMEDİ
Yargılandığı davadan beraat etmesine rağmen ne görevine dönebildi ne de iade-i itibar sağlandı. Yaklaşık 10 yıl süren bu sürecin Balcı üzerinde derin izler bıraktığı belirtilirken, ailesi ve yakınları yaşananların onu psikolojik ve fiziksel olarak tükettiğini dile getirdi.
EVLATLARINA SON GÖREV ENGELİ

Hasan Balcı’nın cenazesi, Ankara’nın Hasanoğlan ilçesinde gözyaşları içinde toprağa verildi. Ancak cenazeye damga vuran gelişme, cezaevinde bulunan iki oğlunun babalarına son görevlerini yerine getirmesine izin verilmemesi oldu.Ailenin, oğulların cenazeye katılabilmesi için gerekli başvuruları yaptığı ve nakil işlemleri için ücretlerin yatırıldığı, ancak defin günü sabah saatlerinde yetkililer tarafından “nakil yapılmayacağı” yönünde bildirimde bulunulduğu aktarıldı.Bu karar, cenazeye katılanlar arasında büyük üzüntü ve tepkiye yol açarken, aile yakınları bunun hem insani hem de dini bir hakkın engellenmesi olduğunu vurguladı.

“10 YILLIK ADALETSİZLİK UMUTLARI TÜKETTİ”
Cenaze töreninde konuşan bazı katılımcılar, yıllara yayılan hukuki süreç ve yaşanan mağduriyetlerin Balcı’yı derinden etkilediğini belirterek, “10 yıl süren adaletsizlik umutları tüketti” ifadelerini kullandı.İki oğlunu da asker olarak yetiştiren Balcı’nın ailesinin “vatansever” bir geçmişe sahip olduğu ifade edilirken, yaşanan sürecin yalnızca bir aileyi değil, benzer durumda olan çok sayıda insanı etkilediği kaydedildi.
İKTİDAR MEDYASI VE YARGI SÜRECİNE YÖNELİK TARTIŞMALAR
Hasan Balcı’nın isminin, darbe girişimine katıldığı iddialarıyla iktidar medyasında hedef gösterildiği, bu iddiaların ise “Adil Öksüz tarafından aranması” gerekçesine dayandırıldığı belirtildi. Ancak duruşma sürecinde Balcı ve ailesi, söz konusu telefon görüşmesinin gözaltı sürecinde avukat aramak amacıyla yapıldığını ifade etti.Mahkeme sürecinde anlatılanlara göre, oğullarından biri gözaltında bulunduğu sırada, aynı ortamda bulunan bir telefondan babasını aramak zorunda kaldı. Bu durumun daha sonra farklı şekilde yansıtıldığı ve dava sürecinde aleyhte kullanıldığı öne sürüldü.
BİR BABANIN ARDINDAN EN AĞIR TABLO
Hasan Balcı’nın vefatıyla birlikte geriye, yıllarca süren hukuki mücadeleler, iade edilmeyen haklar ve parçalanmış bir aile hikâyesi kaldı.Cenazede yükselen dualar ve gözyaşları arasında en ağır tablo ise değişmedi: Bir baba son yolculuğuna uğurlanırken, iki evladı demir parmaklıklar ardında bu vedaya katılamadı. burak AkifCAN- ZAMAN Avustralya, KHK TV,













