Ağıralioğlu, KHK’lı bir ailenin çocuğu olan Yusuf Tarık Gül’ün cenazesinde iktidar temsilcilerinin yer almamasını “empati yoksunluğu” olarak niteleyerek, “Ailesi KHK’lı diye yok sayılan bir çocuğun acısına sırt çeviren siyasi irade, hangi toplumsal yaraya çare olabilir?” dedi.
Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu, Kahramanmaraş’taki okul katliamında hayatını kaybeden Yusuf Tarık Gül’ün (11) cenazesine hiç bir AKP’li bakan ya da siyasetçinin katılmamasına tepki gösterdi. Ağıralioğlu, “Alesi KHK’lı diye bir çocuğun ölmesine rağmen sanki vefat etmemiş gibi, yokmuş gibi muamele görmesi… Bu nedir yani! Bu kadar duygusunu, kalbini yitirmiş, bu kadar sorumluluktan kopmuş bir siyasi irade hangi sorunumuza nezaret edecektir bizim?” dedi.
Ağıraloğlu, düzenlediği basın toplantısıyla gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Siyasette yaşanan sorunlara değindi, 50+1 sisteminin değişmesi gerektiğini anlattı. “Baştan başlayayım; Meclis’i etkin hale getirmenin yolu şudur; 50+1 değişecek. Bakanlar Meclis’e karşı sorumlu olacak. Meclis’in bütçe hakkı olacak. Meclis’in gensoru hakkı olacak. Yani bütçe hakkı olmayan Meclis, Meclis değildir.” ifadesini kullandı.
Siyasetteki empati yoksunluğuna işaret eden Ağıralioğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Vefat eden yahut onların aileleriyle empati duygusunu yitirmiş siyaset… Aslında hep aynı şeyden bahsediyoruz. 50+1’le bozulan, daha önce de tenkitlerimiz vardı, düzeltilsin istiyorduk ama son dönem karnesine razı olmadığımız bir mekanizmayla böyle acılara karşı bizim hissettiğimiz acıları toplumla paylaşırken sorumluluk makamında uygun görmediğimiz bir takım açıklamalara sebep olan bir şey. Vefaatlarında çocuklarımıza deniyor ki, “Onlara haklarınızı helal ediyor musunuz?” Empati yoksunluğunun açık tezahürü.
Biz çocuklarımıza hakkınızı sorulacağı yerde, böyle bir şeye maruz kalsak çocuklarımız bizi bağışlasın demek zorunda olan insanlarız. Evlatlarımız bizi bağışlasın. Onları teneffüsle, zil sesiyle, mutlulukla, huzurla okumaya, hayatlarını planlayabilme imkanıyla onları buluşturmayı başaramadık. Bizi bağışlasınlar. 10-11 yaşındaki çocuklarımız vazifelerimizi yapmadık diye ölümü tattılar, arkadaşlarının öldüğünü gördü çocuklarımız.
Efendim çocukların yaşadıkları sorunları konuşurken sorumluluk makamında olanların aidiyetler üzerinden bu sorunları konuşmaya heves etmesi, kiminin seküler, kiminin modern, kiminin Atatürkçü olması üzerinden bilek güreşi yapmaya heves edilmesi… Efendim, ailesi KHK’lı diye bir çocuğun vefat parantezinde olmasına rağmen sanki vefat etmemiş gibi, yokmuş gibi muamele görmesi… Bu nedir yani! Bu kadar duygusunu kalbini yitirmiş, bu kadar sorumluluktan kopmuş bir siyasi irade hangi sorunumuza nezaret edecektir bizim. Tam olarak bahsettiğimiz şey budur.”













