Başkanlığını Hızır Aslıyüksek’in yaptığı Adli Tıp Kurumu ile Tekdirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi, 73 yaşındaki hasta ve yaşlı mahpus, köfteci Abdullah Tırpan‘a verdikleri raporlarla hastayı bile bile ölüme gönderiyor.
BİRÇOK KRONİK HASTALIĞI OLMASINA RAĞMEN…
Tekdirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’nin 7 Mayıs 2026’da hazırladığı sağlık kurulu raporunda, Tırpan’ın çok sayıda kronik rahatsızlığı bulunmasına rağmen cezaevinde kalamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılmadı.Raporda Tırpan’a diyabetik artropati, Tip 2 diyabet, diyabetik polinöropati, hipertansiyon, astigmatizma ve hipermetropi tanıları konulduğu belirtildi. Raporda ayrıca nörolojik komplikasyonlar ve fiziksel rehabilitasyon gerektiren sağlık sorunlarına dikkat çekildi.
Buna rağmen raporun sonuç bölümünde, Abdullah Tırpan’ın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16/2 maddesi kapsamında değerlendirilmediği ifade edildi. Raporda, cezaevi koşullarında hayatını yalnız sürdürebileceği ve infazının devam edebileceği görüşüne yer verildi.
Sağlık kurulu raporuna şu doktorlar imza attı: Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burhan Bilgin, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Can Ertam, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuğba Akyüz Kaymakcı, İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aslı Karademir, Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Deniz Varlık Gümüş, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Onur Sanağ. Kurul başkanlığını ise Op. Dr. Mehmet Ali Serdar Sönmez yürüttü.

GÜNLÜK İHTİYAÇLARINI TEK BAŞINA YAPAMAMASINA RAĞMEN…
Adli Tıp Kurumu’nun 17 Aralık 2025’te hazırladığı raporda ise, Abdullah Tırpan’ın cezaevinde kalamayacak düzeyde “ağır hastalık” veya “tek başına hayatını sürdürememe” hali bulunmadığı yönünde görüş bildirdi.Adli Tıp Kurumu 11. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporda, Tırpan’ın diyabet, polinöropati, denge bozukluğu ve yürüme güçlüğü gibi çeşitli sağlık sorunlarının bulunduğu belirtildi. Raporda, her iki üst ekstremitede kas güçsüzlüğü olduğu, yardımla merdiven çıkabildiği ve günlük ihtiyaçlarını zorlukla karşıladığı ifade edildi.
Buna rağmen kurul, mevcut sağlık durumunun 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16. maddesi kapsamında değerlendirilmediğine karar verdi. Raporda, düzenli poliklinik kontrolleri ve tedavisinin cezaevi koşullarında sürdürülebileceği savunuldu. Oysa aynı kurul, 28 Şubat paşalarının cezaevinde kalamacağına dair rapor vermişti.


NE OLMUŞTU?
Uzun yıllar Tekirdağ’da köfte ve sucuk imalatı yapan ve kasap dükkanı işleten Abdullah Tırpan, 15 Temmuz’un ardından 16 Ağustos 2016’da gözaltına alınıp tutuklandı. Tırpan, Bank Asya’ya para yatırmak, bazı yayınlara abone olmak, çocuklarını kapatılan okullara göndermek ve yardım bağışı yapmak gibi gerekçelerle Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.Ceza onanmasının ardından Tırpan, 25 Şubat 2025’te yeniden tutuklandı.
“VERGİ REKORTMENLERİ ARASINDA YER ALDIM”
Tırpan, 6 Mart 2018’de mahkemede yaptığı savunmada şunları söylemişti:
“Ben 65 yaşındayım. Ailemle birlikte işlettiğim bir aile şirketim vardı. Köfte ve sucuk ürettiğim imalathanem ve iki satış yerim bulunuyordu. Zaman zaman vergi rekortmenleri listesinde ilk on içinde yer aldım. 55 yıllık ticaret ve sosyal hayatımda hiçbir yüz kızartıcı suç işlemedim. Sabıkam yoktur.”
Tırpan, sağlığının da bu süreçte ciddi şekilde bozulduğunu belirterek suçlamaları reddetti.
AİHM’İN KHK’LI YALÇINKAYA VE YASAK KARARINA GÖRE HİÇBİRİ SUÇ DEĞİL
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 26 Eylül 2023’te açıkladığı KHK’lı öğretmen Yüksel Yalçınkaya ve 5 Mayıs 2026’da açıkladığı Şaban Yasak kararına göre, Bank Asya’ya para yatırmak, ByLock kullanmak, ankesörlü veya kontörlü telefonlardan aranmak, derneğe üye olmak, gazeteye abone olmak, çocukları kapatılan okullara göndermek, öğrenci evinde kalmak, öğrenclerle ilgilenmek ve dini sohbet vermek gibi günlük faaliyetler suç unsuru olarak değerlendirilemez.AİHM, bu tür eylemlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesinde düzenlenen “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine aykırı olduğunu belirtiyor. AİHS’ne imza atan Türkiye’nin de bu kararlara uyma zorunluluğu bulunuyor.SEVİNÇ ÖZARSLAN | TR724












