MAZLUMDER, Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 73 yaşındaki ağır hasta mahpus Abdullah Tırpan’ın sağlık durumuna ilişkin Adalet Bakanlığı’na başvurarak infazının ertelenmesini ve sağlık durumuyla ilgili bilgi verilmesini talep etti.
Dernek tarafından Adalet Bakanlığı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilen başvuruda, 1953 doğumlu Abdullah Tırpan’ın cezaevi koşullarında yaşamını sürdüremeyecek derecede ağır diyabet hastası olduğu belirtildi. Başvuruda, Tırpan’ın şubat ayında koğuşunda bilincini kaybederek hastaneye kaldırıldığı, nöroloji servisine sevk edilmesine rağmen tedavisi için gerekli görülen manyetik rezonans (MRG) görüntülemesinin aradan geçen uzun süreye rağmen hâlâ yapılmadığı ifade edildi.
MAZLUMDER, sağlık kurulu ve Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarına göre Tırpan’ın ağır diyabete bağlı olarak gözlerinde, sinir sisteminde ve kaslarında ciddi hasarlar oluştuğunu belirtti. Resmi hastane raporlarında mahpusun ellerinde kas erimesi (atrofi) bulunduğu ve ancak bir kişinin aktif desteğiyle yürüyebildiğinin açıkça yazıldığına dikkat çekildi.
Buna karşın aynı raporların değerlendirme bölümünde Tırpan’ın “cezaevi koşullarında hayatını yalnız idame ettirebileceği” yönünde kanaat bildirilmesinin “akla ve vicdana aykırı” olduğu vurgulandı. Uzman raporlarına göre Tırpan’ın cezaevinde kendi başına yaşamını sürdürmesinin fiilen imkânsız olduğu kaydedildi.
Dernek, yaşam hakkını doğrudan tehdit eden bu çelişki nedeniyle Adalet Bakanlığı’ndan iki konuda açıklama istedi. Başvuruda, Abdullah Tırpan hakkında infaz erteleme süreci başlatılıp başlatılmayacağı ile ağır diyabet hastası, düşme riski taşıyan ve desteksiz hareket edemeyen mahpusun cezaevinde temel ihtiyaçlarının ve hastalığına uygun beslenmesinin yeterli şekilde karşılanıp karşılanmadığı soruldu.MAZLUMDER, hayati risk taşıyan sağlık durumu nedeniyle Abdullah Tırpan hakkında gerekli tedbirlerin ivedilikle alınmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmesini talep etti.
NE OLMUŞTU?
Uzun yıllar Tekirdağ’da köfte ve sucuk imalatı yapan ve kasap dükkanı işleten Abdullah Tırpan, 15 Temmuz’un ardından 16 Ağustos 2016’da gözaltına alınıp tutuklandı. Tırpan, Bank Asya’ya para yatırmak, dini yayınlara abone olmak, çocuklarını kapatılan okullara göndermek ve insani yardım bağışı yapmak gibi gerekçelerle Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.Ceza onanmasının ardından Tırpan, 25 Şubat 2025’te yeniden tutuklandı.
“VERGİ REKORTMENLERİ ARASINDA YER ALDIM”
Tırpan, 6 Mart 2018’de mahkemede yaptığı savunmada şunları söylemişti:
“Ben 65 yaşındayım. Ailemle birlikte işlettiğim bir aile şirketim vardı. Köfte ve sucuk ürettiğim imalathanem ve iki satış yerim bulunuyordu. Zaman zaman vergi rekortmenleri listesinde ilk on içinde yer aldım. 55 yıllık ticaret ve sosyal hayatımda hiçbir yüz kızartıcı suç işlemedim. Sabıkam yoktur.”
Tırpan, sağlığının da bu süreçte ciddi şekilde bozulduğunu belirterek suçlamaları reddetti.
AİHM’İN KHK’LI YALÇINKAYA VE YASAK KARARINA GÖRE HİÇBİRİ SUÇ DEĞİL
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 26 Eylül 2023’te açıkladığı KHK’lı öğretmen Yüksel Yalçınkaya ve 5 Mayıs 2026’da açıkladığı Şaban Yasak kararına göre, Bank Asya’ya para yatırmak, ByLock kullanmak, ankesörlü veya kontörlü telefonlardan aranmak, derneğe üye olmak, gazeteye abone olmak, çocukları kapatılan okullara göndermek, öğrenci evinde kalmak, öğrenclerle ilgilenmek ve dini sohbet vermek gibi günlük faaliyetler suç unsuru olarak değerlendirilemez.
AİHM, bu tür eylemlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesinde düzenlenen “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine aykırı olduğunu belirtiyor. AİHS’ne imza atan Türkiye’nin de bu kararlara uyma zorunluluğu bulunuyor.













