Darbe gecesi telefon trafiğini bur müddet Avustralya’da görev yapan MİT’çi Sadık Üstün sağladığını belirten Gazeteci Said Sefa; “15 Temmuz gecesi yaşanan gelişmelere baktığımızda, Binali Yıldırım’ın koruma ekibine ulaşan bilgiler, Hulusi Akar’la yapılan görüşmeler ve Sadık Üstün’ün yürüttüğü telefon trafiği aynı zaman diliminde karşımıza çıkıyor. Sadık Üstün ile Binali Yıldırım’ın bildiklerinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini düşünüyorum.”dedi.

Burak Akif CAN- ZAMAN Avustralya
Gazeteci Sadit Sefa, Asım Yıldırım’ın ASM TV’de hazırlayıp sunduğu “Konuşma Zamanı” programında, 15 Temmuz’a ilişkin çelişkilere dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gazeteci Sefa, aradan geçen on yıla rağmen olayın birçok yönünün hâlâ aydınlatılamadığını savunurken, özellikle MİT’te görev yapan ve Hizmet Hareketi’ne yönelik operasyonlarla anılan ve darbe sürecinden bir müddet sonra Avustralya Büyükelçiliğinde de görev yapan Sadık Üstün ile dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın sahip oldukları bilgilerin, 15 Temmuz’a ilişkin tartışmalı başlıkların açıklığa kavuşmasında önemli rol oynayabileceğini ileri sürdü.Program boyunca Sadık Üstün’ün rolünden Adil Öksüz’e, emir-komuta zinciri tartışmalarından Binali Yıldırım’ın açıklamalarına kadar birçok başlık ele alındı.

İşte Said Sefa’nın sorulara verdiği cevaplar:
Kurgu Darbesinin 10. yılı geride kaldı. Sizce aydınlatılması gereken karanlık noktalar neler ve size göre 15 Temmuz neydi?
15 Temmuz 4 dörtlük bir darbe. Parlamenter sistemi yıkıp saray rejimini kuran önemli bir darbe. Türkiye’de başkanlık sisteminde kurulup bu düzeni bu düzeni sağlayacak olan çok önemli bir darbedir. Ama askeri darbe değil. İçinde askerin de istihbaratın da olduğu, daha çok sivil yapılanmaların yer aldığı bir darbedir. Yani Erdoğan yapılanmasından bahsediyorum.
Neden önemli ve başarılı bir darbe olarak görüyorsunuz?
Çok önemli bir darbedir. Peki 15 Temmuz’dan sonra ne olmuştur? 15 Temmuz darbesine göre birileri bertaraf edilmeliydi. Kumpasın içerisine çekilmeliydi. Çekildiler. Bertaraf edilmeliydi. Edildiler.
Erdoğan bunu kimlerle ve nasıl yaptı?
2017’den sonra birlikte hareket ettikleri devlet içerisindeki farklı o ulusalcı faşist çevrelerden de birileri bertaraf edilmeliydi. 2017’de onları da bertaraf ettiler. TSK’nın yapısı değiştirilmeliydi. Yapısını değiştirerek bunu da başardılar. Alternatif yayın yapan bütün medya kuruluşları bertaraf edilmeli, kapatılmalıydı. Bunu yaptılar. Sivil toplum örgütlerinden tutun da siz farklı derneklere kadar vakıflara kadar onlara itiraz edebilecek olanlar kapatılmalıydı, bunu yaptılar. Mala mülke çökmeliydiler, çöktüler. Alternatif sermaye grupları oluşmuştu. Alternatif sermaye gruplarının tamamının boğazı sıkılmalıydı, bunu da yaptılar.
Muhalefeti kontrol altına alınmalıydılar. Kontrollü bir muhalefete dönüşmeliydi. “Yeni Kapı Ruhu” gibi ortak bir söylem geliştirilmeliydi.Yeni devlet anlayışına göre bunu yaptılar. Parlamenter sistem tamamen yıkılması gerekiyordu, yaptılar. Türk tipi başkan dedikleri bir başkanlık sistemi getirilmeliydi, bu sistemi getirdiler. Kısacası bütün kurumların tamamı bir şirket gibi yönetilmeliydi ve burada sorgusuz sualsiz bir kişiye bağlanmalıydı ve bu kişi herhangi bir denetime tabi tutulmamalıydı, bunu da yaptılar. Bundan daha başarılı bir darbe ben bilmiyorum. Görmedim yani. 1980 darbesi bu kadar başarılı değil. Çünkü 6 sene sonra yıkıldı yerle bir oldu.
980 darbesiyle 15 Temmuz arasındaki temel fark sizce nedir?
Yani 6 yıl sonra Turgut Özal başbakan olarak başbakanın işaret etmiş askerin işaret etmiş olduğu kişi başbakan olamadı. Özal geldi bambaşka bir şey oldu. 15 Temmuz’un 10. yılına baktığınızda darbenin son derece başarılı bir darbe olduğunu görmüş oluyorsunuz. Bu bir darbedir. 15 Temmuz dört dörtlük bir darbedir. Hem de çok güzel tezgahlanmış bir darbedir.
Bu darbenin başında kimlerin bulunduğunu düşünüyorsunuz?
Başında da Erdoğan’ın olduğu, Ha Fidan’ın, Hulusi Fidan’ın, Hulusi Akar’ın olduğu ve devlet içerisindeki farklı kurumların, yapıların eski derin devletin de bazı düzen düzeneklerinin olmuş olduğu son derece başarılı bir darbe ve rejim de bunun üzerine inşa edilmiştir.
“SADIK ÜSTÜN KAMUOYUNUN TANIMADIĞI BİR İSİMDİ. ONU ÖNEMLİ KILAN NEYDİ?”
Hemen her programda Sadık Üstün ismini özellikle öne çıkarıyorsunuz. Bu ismi neden bu kadar kritik görüyorsunuz?
Çünkü bana göre 15 Temmuz’u yalnızca o gece yaşanan askerî hareketlilik üzerinden okumak eksik kalır. Asıl bakılması gereken, o geceye giden süreçtir. Bu süreçte bazı askerleri emir-komuta zinciri içerisinde bir hareket olacağına inandıran isimlerden birinin Sadık Üstün olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle 15 Temmuz’u anlamaya çalışırken bu ismi görmezden gelmek mümkün değildir.
Kamuoyu uzun yıllar Sadık Üstün’ü tanımadı. Sizce onu bu dosyada önemli kılan unsur neydi?
Sadık Üstün, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden albay olarak emekli olduktan sonra MİT’te görev yaptı ve Hakan Fidan’la birlikte çalıştı. Ancak bu bilgi kamuoyuna yansımamıştı. 15 Temmuz’dan sonra Zekai Aksakallı’nın yaptığı açıklamalarla Sadık Üstün’ün MİT’teki görevi gündeme geldi. Bana göre bu ayrıntı son derece önemlidir. Çünkü olayın merkezindeki isimlerden biri olmasına rağmen uzun süre kamuoyunun dikkatinden uzak kaldı.
Bu süreçte yer alan askerlerin Sadık Üstün’ün MİT’teki görevinden haberdar olduğunu düşünüyor musunuz?
Hayır. Ben askerlerin büyük bölümünün bunu bildiğini düşünmüyorum. Tezgâhın içerisine çekilen insanların önemli bir kısmı, Sadık Üstün’ün MİT Müsteşarlığında görev yaptığından haberdar değildi. Bana göre bu ayrıntı, yaşananları anlamak açısından kritik öneme sahiptir.

“SADIK ÜSTÜN’E NASIL BİR ROL BİÇİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?”
Sadık Üstün’e geleceğe ilişkin önemli vaatlerde bulunulduğunu söylüyorsunuz. Neye dayanarak böyle bir değerlendirme yapıyorsunuz?
Benim kanaatime göre Sadık Üstün’e, Hakan Fidan’dan sonra MİT’in ikinci ismi olacağı, hatta uygun şartlar oluşursa MİT Müsteşarlığı görevine gelebileceği yönünde bir beklenti oluşturuldu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden MİT’e geçen birçok isim açısından bu makam son derece önemlidir. Sadık Üstün’ün de kendisini bu göreve uygun gördüğünü düşünüyorum.
Darbe gecesi Sadık Üstün’ün yürüttüğü telefon trafiğini neden bu kadar önemli görüyorsunuz?
Çünkü o gece çok yoğun bir telefon trafiği yaşandı. Benim dikkat çektiğim hususlardan biri de budur. Sadık Üstün’ün yaptığı görüşmelerin hem HTS kayıtlarıyla hem de konuşma içerikleriyle önemli bilgiler taşıdığı kanaatindeyim. Bu nedenle, 15 Temmuz’un karanlıkta kalan yönlerini anlamak isteyenlerin bu görüşmelere dikkatle bakması gerektiğini düşünüyorum.

“AKIN ÖZTÜRK DAHA EVİNDEYKEN NASIL DARBENİN LİDERİ İLAN EDİLDİ?”
Sizi şüphelendiren ayrıntılardan biri de Akın Öztürk’le ilgili telefon görüşmeleri. Burada neyi kastediyorsunuz?
Benim dikkat çektiğim nokta şu: Akın Öztürk henüz evindeyken, bazı telefon görüşmelerinde darbenin bir numarası olarak gösteriliyor. Bana göre bu son derece dikkat çekici bir ayrıntıdır. Çünkü bu durum, bazı senaryoların çok önceden hazırlanmış olabileceği yönünde soru işaretleri doğuruyor.

“SADIK ÜSTÜN İLE BİNALİ YILDIRIM’IN YOLU NEREDE KESİŞİYOR?”
Sadık Üstün’den söz ederken sık sık Binali Yıldırım ismini de anıyorsunuz. Bu iki isim arasındaki bağlantı nedir?
15 Temmuz gecesi yaşanan gelişmelere baktığımızda, Binali Yıldırım’ın koruma ekibine ulaşan bilgiler, Hulusi Akar’la yapılan görüşmeler ve Sadık Üstün’ün yürüttüğü telefon trafiği aynı zaman diliminde karşımıza çıkıyor. Bu nedenle bu isimlerin bildikleri ve yaşanan sürece ilişkin sahip oldukları bilgiler, 15 Temmuz’un aydınlatılması açısından önem taşıyor. Sadık Üstün ile Binali Yıldırım’ın bildiklerinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini düşünüyorum.
Erdoğan, Binali Yıldırım ve dönemi bilen AKP’liler neden muhalif gazetecilerin karşısına çıkmıyor?
Ben de tam onu söyleyecektim.Mesela Erdoğan’ın uzun zamandan beri hiçbir muhalif gazetecinin karşısına çıkmadığını biliyoruz. Binali Yıldırım’ın Bana bağlı olan MİT başkanı Hakan Fidan’ı bana bağlı ama o gece bana haber vermedi. Aradım ulaşamadım dediği yayından sonra bir yayına çıkmışlığı da yok.AKP’lilerin ya da o dönemi çok iyi bilenlerin hiçbirisinin yayınlara çıkıp da konuşmuşluğu yok. Gazetecilerin çağrısı, muhalif gazetecilerin çağrılarına hiçbirisi cevap vermiyor.Eğer dediğiniz gibi yürekleri olsa bu planın gerçekten de bir darbe vardı da biz bunu önledik demiş olsalar göğüslerini gere.
Bütün bu çelişkilerden sonra 15 Temmuz’un tek aydınlık tarafı olarak neyi görüyorsunuz?
Yani aydınlık tarafı yok ki bu hadisenin. Tek aydınlık tarafı var, dediğim gibi dört dörtlük bir darbedir bu. Parlamenter sistemi ve Cumhurbaşkanlığı yıkıp, Saray rejimini kurmak için yapılmış bir darbe.
Cemaat neden AKP rejimi tarafından tasfiye edildi? Cemaatin nefret objesi hâline getirilmesi bu planın bir parçası mıydı?
Darbenin cemaatle ilgisi yok. Türkiye gibi ülkeler uzun zamandan beri yurt dışındaki derin yapılarla da bağlantılı beraber çalıştıkları için içinde bulundukları jeopolitik konum itibariyle bir siyaset belirlemek durumundalar. Yani algıları oluşturmaya çalışanlar algının merkezine öyle bir şekilde yerleştiriyorlar ki cemaat meselesini herkes dolaylı veya doğrudan onu konuşmak zorunda kalıyor. Yani bir nevi aslında bilinçli bir kara propaganda çalışmasıdır bu.
Bu kadrolar Hizmet Hareketi’ne ait oldukları için mi, yoksa büyük plana karşı çıktıkları için mi tasfiye edildi?
Büyük plan içerisinde yer almadıkları için tasfiye edilmiş kadrolar bunlar. Satın alamadılar bu kadroyu. Bertaraf edilmeniz için de çok büyük bir suçla iltisaklı gösterilmeniz lazım. Çok büyük bir suçla iltisaklı gösterilebilmeniz için de devlet içerisindeki bazı kadrolarından sizinle aynı ideolojiye sahip olanların çok büyük bir suça girdiğini ispatını ortaya koymuş olmanız lazım. O yüzden işte bu darbe olayları oldu.
Geçmişte darbecilerin ailelerine ve yakınlarına nasıl davranıldı?
Çocuklarına, eşlerine, şirketlerine karışıldı mı? Karışılmadı.
Maaşları, emeklilik maaşları bile ailelerine verilmeye devam edildi.
Sen bunların çoluğuna, çocuğuna, eşine, sivil ayağı, bilmem ne medyasına karışıyorsun yani.
Ne oluyor yani? Bunların ne alakası var bu şeyle?
Türkiye’nin geçmiş darbeleriyle karşılaştırıldığında nasıl bir çelişki görüyorsunuz?
Türkiye’deki darbeciler başarılı olunca zaten tepeye geldiler. Hulusi Akar 1980 darbesinde görevde yüzbaşıydı, 15 Temmuz’da Genelkurmay Başkanı oldu. Kenan Evren başarılı olunca darbeci. 1960’taki darbeciler gelmediler mi iktidara?
Darbeye katıldığı iddia edilen sekiz bin kişiyle on binlerce kişinin tasfiye edilmesi arasındaki çelişki nedir?
Saray rejimi diyor ki 15 Temmuz akşamı darbe yaptılar.
Peki kaç kişiler?
Sağdan, soldan, üstten, arkadan topluyoruz, çıkarıyoruz.
Ortalama 8 bin kişi darbeye katılmış.
Öyle mi?
Öyle.
Peki sadece TSK’dan 24 bin kişi niye tasfiye ettiniz?
Emniyetten de bir o kadar attınız. Niye siz 8.000 kişiye bakarak darbeci diyorsunuz da 52 bin polis ve askere bakarak darbeci değil demiyorsunuz. Darbeye katılmamışsa niye işten attınız?
Darbeyi engelleyen kişilerin de aynı yapıdan olduğunun söylenmesi nasıl bir çelişki oluşturuyor?
Diyorlar ki, o gece görev yapan 8 bin askerin tamamı darbeye kalkışmadı.
Peki ne olmuş?
Bu 8 bin kişinin içinde, Genelkurmay’da darbeci olduğunu düşündüğü askerlerle çatışanlar da var. İçlerinden darbeyi engellemeye çalışanlar da var.
Erdoğan’ın uçağındaki iki pilottan birinin Cemaatten olduğu, Erdoğan’ın kurtulmasında görev alan pilotların da aynı yapıdan olduğu söyleniyor.
Genelkurmay’daki baskını engellemeye çalışanların da Cemaatten olduğu, en kritik noktalarda darbeye katılanların da aynı yapıdan olduğu ifade ediliyor. Peki siz neden, darbeyi engellemeye çalışanlara bakarak “Bu yapı darbeyi engelledi.” demek yerine; darbeye katıldığı iddia edilenlere bakarak “Bu yapı darbecidir.” diyorsunuz? Olmuyor. Oturmuyor. Ne kadar zorlarsa tutmuyor bu çelişki.
15 Temmuz’un karanlık taraflarının ötesinde aydınlık bir tarafı var mı?
Yani siz karanlık tarafları diyorsunuz da 15 Temmuz’un aydınlık tarafı yok zaten.
Hulusi Akar’ın görevine devam etmesini ve ardından Millî Savunma Bakanı olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kendi askerlerim tarafından esir alındım denilen kişi bir Genelkurmay Başkanı askeri teamüllere göre eğer asker tarafından esir alınmışsa zaten rütbesi sökülmesi lazım. Bunun yerine neden Genelkurmay Başkanlığına devam edilip bir de Milli Savunma Bakanı haline getirildi? Neresinden tutarsanız elinizde patlıyor.
Darbeyi önlediklerini söyleyen isimler neden mahkemelere ve Meclis Komisyonu’na çıkmadı?
Darbeyi cemaat yaptı, biz de karşı çıktık.
Karşı çıktıysanız hani dizilerde, filmlerde göğsünüzü gere gere gelsenize mahkememde anlatsanıza. Meclis komisyonun önüne anlatsanıza. Niye kaçıyorsunuz komisyondan? Niye kaçıyorsunuz mahkemelerden? Mahkemeyi geç. Niye muhalif bir gazetecinin karşısına çıkamıyorsunuz? Neden 15 Temmuz’da araştırılsın teklifi milletin meclisinde AKP ve MHP oylarıyla reddediliyor?
Meclis Komisyonu raporunu hazırlıyorsunuz ama ortadan kayboluyor. Kendi elemanlarınıza, istediğiniz şekilde anlattırıyorsunuz her şeyi. Buna rağmen komisyon raporunu kaybediyorsunuz ortadan. Ortada komisyon raporu yok. Çünkü içinde bir sürü çelişki var. Her sene bir açıklama yapıyorsunuz. Her yıl yaptığınız açıklama bir önceki açıklamaları yalanlayacak şekilde ortaya çıkıyor.












