Gazeteci Cevheri Güven, eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin yeniden başlatılan soruşturmayı değerlendirdi. Güven, dosyada bugüne kadar yeterince araştırılmadığını öne sürdüğü Adli Tıp süreci, cezaevi görüntüleri ve Kozinoğlu’nun ölümünden önce hazırladığı belirtilen notlara dikkat çekti.
Güven’in anlatımının merkezinde, Kozinoğlu’nun ölümünün doğal nedenlerle gerçekleşmediği ve olayın arkasında farklı devlet içi gruplar arasındaki hesaplaşmanın bulunduğu iddiası yer aldı.
“Duruşmada konuşmaya hazırlanıyordu”
Güven’e göre Kozinoğlu, ölümünden yaklaşık 10 gün sonra duruşmaya çıkacaktı. Cezaevinde bulunduğu dönemde yaklaşık bin sayfalık not hazırladığını ileri süren Güven, bu notlarda MİT yönetimi ve dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında ağır suçlamalar bulunduğunu savundu.
Güven, Kozinoğlu’nun ölümünden yaklaşık iki hafta önce MİT görevlileri tarafından cezaevinde ziyaret edildiğini ve tahliye edilmemesi halinde bildiklerini açıklayacağını söylediğini ifade etti.Kozinoğlu’nun MİT’e ayrıca “Tertibe son vermezseniz konuşacağım” içerikli bir mektup gönderdiğini belirten Güven, ölümün zamanlamasının bu nedenle önemli olduğunu söyledi.
Hakan Fidan ile Kozinoğlu arasında gerilim
Güven, Kaşif Kozinoğlu ile dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan arasında kurum içinde ciddi bir gerilim bulunduğunu belirtti.Kozinoğlu’nun Özel Kuvvetler geçmişine sahip deneyimli bir MİT mensubu olduğunu belirten Güven, Fidan’ın istihbarat teşkilatının içinden gelmemesini eleştirdiğini ve otoritesini kabul etmediğini kaydetti.
Güven ayrıca Kozinoğlu’nun Afganistan’dan Türkiye’ye getirilmesi, savcılığa gönderilmesi ve Beşiktaş Adliyesi’ne girişinde görüntülenmesinin de araştırılması gerektiğine dikkat çekti. Kozinoğlu’nun normalde MİT mensuplarının kullandığı korunaklı giriş yerine gazetecilerin bulunduğu bölüme yönlendirildiğini ve böylece yüzünün kamuoyuna teşhir edildiğini anlattı.
Otopsiyle ilgili en dikkat çekici bilgi
Güven’in yayınındaki en önemli başlıklardan biri Kozinoğlu’nun otopsisiydi.Güven, otopsiye katılan bir kardiyoloğun Kozinoğlu’nda kalp krizini destekleyen bulgu görmediğini söyledi. Söz konusu doktorun, kalp damarlarının ayrıntılı biçimde incelenmesini istediğini ve damar tıkanıklığının ölümcül seviyede olmadığını belirlediğini aktardı.
Ancak Güven’e göre bu kardiyolog, nihai raporun imzalanması aşamasında dosyadan çıkarıldı. Yerine Adli Tıp uzmanı Sermet Koç imza attı. Güven bu nedenle otopsinin varsa kamera kayıtlarının çıkarılması ve otopsiye hangi doktorların fiilen katıldığının belirlenmesi gerektiğini söyledi.
2012 yılında hazırlanan resmi Adli Tıp raporunda ise Kozinoğlu’nun ölüm nedeni kronik iskemik kalp hastalığı olarak belirlenmiş, zehirlenmeye ilişkin bulguya rastlanmadığı bildirilmişti.
Kan ve doku örnekleriyle ilgili “hırsız”lık
Güven’in üzerinde durduğu bir diğer başlık, Kozinoğlu’ndan toksikolojik inceleme amacıyla alınan kan ve doku örnekleriydi.Bu örneklerin Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi’ne gönderildiğini belirten Güven, kısa süre sonra kuruma bir firari hükümlünün girdiğine dikkat çekti.
Güven, Ankara’daki açık cezaevinden firar ettiği belirtilen kişinin İstanbul’daki Adli Tıp Kurumu’na girerek yüksek güvenlikli bölümlere kadar ulaşmasının olağan olmadığını savundu.Dönemin açıklamalarında bazı cüzdanların çalındığının belirtildiğini hatırlatan Güven, asıl araştırılması gereken konunun Kozinoğlu’na ait kan ve doku örneklerine müdahale edilip edilmediği olduğunu söyledi.
Güven, yeniden açılan soruşturmada Kozinoğlu’nun mezarından alınan örneklerle 2011’den kalan numunelerin DNA karşılaştırmasının yapılmasını önerdi.
Hablemitoğlu suikastıyla bağlantı
Güven, Kozinoğlu’nun ölümünü Necip Hablemitoğlu suikastından bağımsız değerlendirmedi.Hablemitoğlu cinayetine ilişkin davada eski Özel Kuvvetler mensubu Ahmet Tarkan Mumcuoğlu hakkında suçlama bulunduğunu hatırlatan Güven, Mumcuoğlu’nun olay sırasında Kazakistan’da görevli görünmesine rağmen gizlice Türkiye’ye getirildiği iddiası üzerinde durdu.
Hablemitoğlu iddianamesinde de Mumcuoğlu’nun cinayet öncesinde Kazakistan’dan Türkiye’ye geldiği ve Hablemitoğlu’nu öldüren kişi olduğu ileri sürülüyor. Bu suçlamalar henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü niteliği taşımıyor.
Güven, Kaşif Kozinoğlu’nun aynı dönemde MİT’in Orta Asya yapılanmasında görev yaptığını hatırlatarak Mumcuoğlu’nun bölgedeki hareketlerinden haberdar olabileceğine dikkat çekti.Bu nedenle Kozinoğlu’nun Hablemitoğlu suikastının arka planına ilişkin önemli bilgilere sahip olduğunu savundu.
Hasan Atilla Uğur bağlantısı
Güven’in üzerinde en fazla durduğu isimlerden biri de Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’ndeki koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur oldu.Kozinoğlu’nun geçmişte Kurtlar Vadisi dizisiyle ilgili hazırladığı bir MİT raporunda Hasan Atilla Uğur’un adına yer verdiğini belirten Güven, iki isim arasında eskiye dayanan bir gerilim bulunduğunu aktardı.
Güven ayrıca Hablemitoğlu dosyasında da Uğur’un adının çeşitli iddialarda geçtiğini belirterek iki dosyanın birlikte incelenmesi gerektiğini savundu.Yeniden açılan Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Atilla Uğur gözaltına alındıktan sonra ev hapsi şeklindeki adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Koğuştaki yeni görüntüler
Güven, soruşturma kapsamında yeniden gündeme gelen cezaevi kamera kayıtlarının da önemli olduğunu söyledi.Görüntülerde Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı sırada koğuşun ortak bölümündeki ışığın bir süre kapalı kaldığını, ardından koğuş arkadaşlarının hareketlerinin görüldüğünü belirten Güven, Kozinoğlu’nun kullandığı bardakla ilgili görüntülerin de incelenmesi gerektiğini öne sürdü.
Savcılık da yeni soruşturma kapsamında Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı dakikalardaki kamera kayıtlarını ve koğuş arkadaşlarının hareketlerini yeniden inceliyor.
Kurtlar Vadisi tartışması
Güven, soruşturmanın Kurtlar Vadisi Pusu dizisine uzanan bölümüne de değindi.Dizide Kozinoğlu’na benzetilen “Kazım Kaşifoğlu” adlı karakterin ölümünün gerçek olaydan önce ekrana geldiği yönündeki anlatımın doğru olmadığını söyledi.
Güven’in aktardığı kronolojiye göre 10 Kasım 2011’de yayımlanan bölümde Kaşifoğlu karakteri ölümle tehdit edildi. Kaşif Kozinoğlu 12 Kasım’da rahatsızlandı ve hayatını kaybetti. Dizideki karakterin öldürüldüğü bölüm ise 8 Aralık 2011’de, yani Kozinoğlu’nun ölümünden haftalar sonra yayımlandı.
Güven bu nedenle dizinin ölümü önceden göstermediğini, ancak tehdit sahnesinin zamanlamasının araştırılabileceğini belirtti.
Güven’den Hakan Fidan hakkında ağır suçlamalar
Cevheri Güven, yayınında bütün bu olayları Hakan Fidan’a bağlayan çok daha ağır iddialar da dile getirdi.Güven, Kozinoğlu’nun duruşmada yapacağı açıklamaların Fidan açısından ciddi sorunlar çıkaracağını hatırlattı ve Kozinoğlu’nun ölümünün ardından yürütülen süreçte dönemin MİT yönetiminin rolünün araştırılması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca Hakan Fidan’ın Hasan Atilla Uğur ve eski devlet içi yapılanmalarla dönem dönem işbirliği yaptığını, Kozinoğlu dosyasındaki bazı bilgilerin bu nedenle yıllarca adli makamlara aktarılmadığını belirtti.
Güven bu ifadelerini, “Eski derin devlet kadar yeni derin devlet de bu dosyada yakalandı” sözleriyle özetledi.Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma ise halen devam ediyor. Savcılık; cezaevindeki olayları, sağlık ekiplerinin müdahalesini, eski Adli Tıp bulgularını ve Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin 2012 yılında verilen takipsizlik kararını yeniden inceliyor. TR724












