• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Manşet

‘Işık evler’ mi, ‘ışık insanlar’ mı?

Eylül 11, 2026
in Manşet, YAZARLAR
9
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş

Işık Evler’i konuşurken asıl soru şu: Bina mı önemli, yoksa o binada yetişen insan mı? Yıllardır “Işık Ev” deyip geçiyoruz; ama Hocaefendi’nin kastettiği aslında ev değil, o evde yetişen insandı. Bugünün genci 1990’ların genci değil; soruları, kimlik arayışları ve özgürlük talepleri bambaşka. Rehberlik makamla değil, güvenle ve ahlakla yürür; genci yönetmek değil, yetişmesine refakat etmektir. Onun için diyorum: Işık Evlerden önce Işık İnsanlar.

2026 Eylül ayındayız. Okullar açıldı. Üniversiteler yeni eğitim dönemine başladı. Gençler yeniden sınıflarına ve kampüslere dönüyor. Hizmet gönüllülerinin yıllardır kullandığı ifadeyle ‘yeni sezon’ da başlamış oldu.

Geçtiğimiz günlerde Hollanda başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden yaklaşık birçok rehberle bir araya geldik. Konumuz “Işık Evler”di. Sohbete hazırlanırken Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bu konuda yazdığı üç makaleyi; “Işık Evler 1”, “Işık Evler 2” ve “Dünden Bugüne Işık Evler” yazılarını yeniden okudum. Yıllardır bildiğim, defalarca okuduğum metinlerdi. Ama bu defa başka bir gözle baktım.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avustralya İstihbarat Başkanı Burgess: 9 ayda 16 terör planını engelledik

Saray Rejimi’den, Süleymanlılar soruşturmasını gündemde tutan TR724’ü susturma girişimi

Bakan Wong: Kayıp 38 Avustralyalıyı bulmak için uzman drone ekibi gönderiyoruz

Neden mi? Çünkü aradan yıllar geçti. Dünya değişti. Türkiye değişti. Hizmet’in içinde bulunduğu şartlar değişti. Gençler değişti. Bizler değiştik.

Okurken zihnime takılan soru şuydu: Hocaefendi “Işık Ev” derken acaba gerçekten evi mi anlatıyordu? Kanaatimi hemen söyleyeyim: Hayır, Hocaefendi’nin asıl anlattığı evden çok, o evde yetişen insandı.

Burada Arap dilinde ve belâgatta bildiğimiz bir kullanım hatırıma geliyor: ‘Mahal zikredilir, hâl kastedilir.’ 

Bazen mekânı söylersiniz; fakat maksadınız o mekânda meydana gelen hâl, oluşan atmosfer ve yetişen insandır. Kur’an’da da bunun benzeri ifade biçimleri vardır. Dolayısıyla “Işık Ev” denildiğinde gözümüzün önüne hemen üç-beş üniversite öğrencisinin kaldığı bir apartman dairesi gelmemeli. O da var elbette. Fakat o, işin mahalli. Asıl mesele orada meydana gelen hâl. Daha açık söyleyeyim: Mevzu mekân değil, o mekândaki insanlar.

Nûr sûresinin 35, 36 ve 37. ayetlerine bir bütün olarak bakın. Önce “Allah göklerin ve yerin nurudur” buyuruluyor. Ardından “Nûrun alâ nûr — nur üstüne nur.”

Sonraki ayette “Allah’ın yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evler” geliyor. Ama Kur’an orada durmuyor. Hemen arkasından o evlerin içindeki insanı anlatıyor: “Öyle insanlar vardır ki ne ticaret ne alışveriş onları Allah’ı anmaktan, namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten alıkoyar.”

Nur, ev ve insan… Nur yani ışık.

Bence Işık Evler meselesini bugün yeniden düşünürken bu üçlü bize çok şey söylüyor. Işık duvarda, boyada, mobilyada, kapının üzerindeki isimde aranmaz. Işık, o evde yetişen insanın aklına, kalbine, ahlakına ve hayatına sirayet ediyorsa anlam kazanır.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Işık Evleri anlatırken kullandığı kelimelerden biri “mektep”. Bana göre üzerinde durulması gereken kelime de bu. Mektep deyince ne anlıyoruz?

Her şeyden önce aklın fonksiyonel kılındığı bir yerdir mektep. Düşünen, sorgulayan, okuyan, araştıran, üreten insanın yetiştiği bir yer.

İkincisi kalp. Namaz, dua, Kur’an, evrâd u ezkâr, Allah ile irtibat… İnsanın iç dünyasını ihmal etmeyen bir eğitim mahalli.

Üçüncüsü ahlak. Doğruluk, emanet, kul hakkı, temizlik, sözünde durmak, insana saygı. Bir genç yıllarca bizim evlerimizde kalmış ama sözünde durmayı öğrenememişse, emanete riayet etmiyorsa, insanlara tepeden bakıyorsa, beraber çalıştığı insanların hukukuna saygı göstermiyorsa orada ciddi bir eksiklik var demektir.

Dördüncüsü de şahsiyet; karakter ve kişilik inşası. Hayatın içinde başkalarıyla birlikte yaşamayı öğrenmek. Farklı insana tahammül etmek. Sorumluluk almak. Problem çözmek. Kendi ayakları üzerinde durmak. Evet, bu dört ana unsur mektebin vazifesidir.

Işık Evler de mektep metaforuyla anlatıldığına göre, demek ki o mektebin mezunu; namazını kılan ama aynı zamanda düşünen, imanlı ama aynı zamanda mesleğinde başarılı, ahlaklı ama aynı zamanda içinde yaşadığı toplumla ilişki kurabilen, kendi kimliğini korurken başkasının kimliğine de saygı duyan, insanlığa faydalı olmayı hayatının bir parçası hâline getiren insandır.

İşte mesele burada bugüne geliyor. 1990’ların Türkiye’sindeki öğrenci evi ile 2026’nın Hollanda’sındaki, Almanya’sındaki, Belçika’sındaki, Amerika’sındaki öğrenci evi aynı olmak zorunda mı?

Kanaatimce hayır. Çünkü zaman değişti. Coğrafya değişti. Üniversite değişti. Aile değişti. Genç değişti. Bizim çocuklarımız artık birkaç dil konuşuyor. Türkiye ile ilişkileri bizim ilişkimiz gibi değil. Kimlik sorunları var. Din hakkında soruları var. Hizmet hakkında soruları var.

15 Temmuz’dan sonra yaşananlar hakkında soruları var. Hocaefendi hakkında soruları var. Otoriteyi, itaati, ferdiyeti, özgürlüğü sorguluyorlar. Kadın-erkek ilişkilerinden cinselliğe, LGBT tartışmalarından alkol ve uyuşturucuya, sosyal medyadan yapay zekâya kadar bizim gençliğimizde karşılaşmadığımız bir dünyanın içinde yaşıyorlar.

Bu şu demek: 2026’nın gençlerine 1995’in cevaplarını ezberleterek 2030’ların insanlarını yetiştiremeyiz. O zaman Işık Ev’in şeklinden çok ruhunu korumak zorundayız.

Zaten tarihî kök olarak Dârü’l-Erkam’a baktığımızda da bunu görürüz. Dârü’l-Erkam bir bina projesi değildi. İlk Müslümanların Kur’an öğrendikleri, imanlarının derinleştiği, şahsiyet kazandıkları, kardeşliği öğrendikleri ve dışarıdaki hayata hazırlandıkları bir ortamdı. Dârü’l-Erkam’dan bugüne taşınacak olan şey evin metrekaresi veya oturma düzeni olamaz. Taşınacak olan ruhtur.

Bu sebeple bugün “Kaç tane evimiz var?” sorusundan önce başka soruları daha çok ön plana çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum. O evlerde kalan gençlerin zihnine ne oluyor? Kalbine ne oluyor? Ahlakına ne oluyor? Şahsiyeti gelişiyor mu? Kendi kararlarını verebilen bir insan mı oluyor, yoksa sürekli birilerinin kendisi adına karar vermesini bekleyen bir insan mı? Soru sorabiliyor mu? İtiraz edebiliyor mu? Yanlış yaptığında gelip rahatça konuşabiliyor mu?

Tam da burada bana göre rehberlik anlayışımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Rehber, mentör ya da belletmen dediğimiz kişi Işık Ev’in müdürü değildir. Komutanı veya birlikte kaldığı gençlerin özel hayatlarını kontrol eden müfettişi hiç değildir. Rehber, adı üzerinde, yol arkadaşıdır; ağabeydir, abladır, rol modeldir.

Avrupa’dan arkadaşlarla yaptığım sohbette söyledim, bir kere de burada yazayım: Rehberin talebeler üzerindeki otoritesi makamından değil, ahlakından gelir. Yaşını başını almış bir genç rehberini niçin dinlesin? “Ben senin rehberinim” dediği için mi? Hayır. Onu sevdiği, ona güvendiği, bir derdini anlattığında ertesi gün o derdin başkalarının önüne gelmeyeceğini bildiği, hata yaptığında kendisini yargılamayacağına ve mahkûm etmeyeceğine inandığı için.

Ve belki hepsinden önemlisi, rehber ağabey ve ablasının söylediği şeyleri yaşadığını gördüğü için. Şöyle özetleyebilirim: Rehberlik insanı yönetmek değil, insanın yetişmesine refakat etmektir.

Burada geçmişte yaptığımız bazı uygulamaları da yeniden düşünmekten korkmamalıyız. Herkesi aynı kalıba sokmak mümkün olmadığı gibi doğru da değildir. Allah insanları farklı kabiliyetlerde, farklı mizaçlarda, farklı ilgi alanlarında yaratmış. Herkesi aynı insan yapmaya çalışırsanız bir müddet sonra şahsiyet yetiştiren mektep, şahsiyet törpüleyen bir mekâna dönüşebilir.

Hizmet’in geleceğinde ihtiyacımız olan insan, iradesini bir başka insana teslim etmiş insan olamaz. Allah karşısındaki ferdî sorumluluğunun farkında olan, düşünen, tercihte bulunan, gerektiğinde “Ben burada farklı düşünüyorum” diyebilen ama bunu edep ve ahlak içinde yapabilen hür şahsiyetlere ihtiyacımız var.

Bir başka husus daha. Işık sadece evin içinde kalıyorsa orada da bir problem var demektir. O evde yetişen genç üniversitedeki arkadaşına nasıl davranıyor? Gayrimüslim sınıf arkadaşı onun ahlakından ne görüyor? Komşusuyla ilişkisi nasıl? Yaşlılara yardım ediyor mu? Çevre konusunda duyarlı mı? Gönüllü hizmetlere katkı sağlıyor mu? Mülteciye el uzatıyor mu? Farklı dinlerden, kültürlerden ve hayat tarzlarından insanlarla konuşabiliyor mu? Bu soruların cevapları, nasıl bir insan yetiştirildiğini görmek bakımından önemli.

Hasılı: Işık Evler bir araçtır. Amaç; aklını fonksiyonel biçimde çalıştıran, imanı kâmil, Rabbiyle irtibatı sağlam, evrensel ahlakî umdeleri hayatına taşıyan ve yaşadığı toplumun insanlarıyla beraber olup o topluma katkı sunan insanlar yetiştirmektir. Daha kısa bir ifadeyle, esas olan Işık Evler değil, Işık İnsanlardır; Işık Evler aracılığıyla Işık İnsanlar yetiştirmektir.

Bu açıdan yukarıda ifade ettiğim gibi bugün Hizmet’in geleceğini konuşurken kaç evimiz var, kaç öğrencimiz var, kaç program yaptık sorularının yanına keyfiyete yönelik soruları da koymamız lazım. Evet, kaç ev, kaç öğrenci, kaç program soruları önemsiz değil; ama tek başına yeterli de değil. Onun için sayıdan önce keyfiyet, faaliyetten önce şahsiyet, görünürlükten önce samimiyet diyorum.

Yeni bir eğitim yılına girerken Işık Evleri yeniden konuşacaksak meseleyi buradan konuşalım derim. Eski modelleri aynen tekrar edip edemeyeceğimizi tartışmak yerine, o modelin hangi insanı yetiştirmek istediğini konuşalım. Çünkü araçlar değişebilir. Değişmelidir de. Coğrafyaya göre değişir, zamana göre değişir, insanın ihtiyacına göre değişir. Ama amaç değişmez:

Aklı aydınlık, kalbi Allah’la irtibatlı, ahlakı sağlam, ferdiyeti gelişmiş ve yaşadığı topluma faydalı insan. Işık Ev derken muradımız buysa, o zaman ışığı apartman dairesinde aramayacağız; insanda arayacağız. Bir apartman dairesini kiralamakla Işık Ev kurmuş olmayız. Ama orada Allah’ın hatırlandığı, ilmin konuşulduğu, soruların korkmadan sorulduğu, insanın insan yerine konulduğu, kardeşliğin yaşandığı, ferdiyetin korunduğu, ahlakın güzelleştiği ve oradan çıkan insanın yaşadığı topluma fayda sunduğu bir atmosfer meydana gelmişse, ister adına Işık Ev deyin ister başka bir şey, maksat gerçekleşmiş demektir.

Sözün özü, insan ışık olursa kaldığı ev de aydınlanır. Eskilerin güzel bir sözü var: “Şerefü’l-mekân bi’l-mekîn.” Yani bir mekânın şerefi, kıymeti ve anlamı, içinde bulunan insanladır. Işık Evleri de böyle okumak lazım. Bir apartman dairesine “Işık Ev” adını vermek o mekânı kendiliğinden ışıklı hâle getirmez. Evet, Şerefü’l-mekân bi’l-mekîn… Işık Ev’in ışığı duvarından, kapısından, tabelasından gelmez; içinde yetişen insandan gelir. Onun için son sözüm şu: Işık Evlerden önce Işık İnsanlar.

Tags: ahmet kurucanHİZMET HAREKETİIşık evlerIşık insanlar
PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

Avustralya İstihbarat Başkanı Burgess: 9 ayda 16 terör planını engelledik

BENZER HABERLER

Avustralya İstihbarat Başkanı Burgess: 9 ayda 16 terör planını engelledik
Avustralya

Avustralya İstihbarat Başkanı Burgess: 9 ayda 16 terör planını engelledik

Eylül 11, 2026
Saray Rejimi’den, Süleymanlılar soruşturmasını gündemde tutan TR724’ü susturma girişimi
Gündem

Saray Rejimi’den, Süleymanlılar soruşturmasını gündemde tutan TR724’ü susturma girişimi

Eylül 11, 2026
Bakan Wong: Kayıp 38 Avustralyalıyı bulmak için uzman drone ekibi gönderiyoruz
Avustralya

Bakan Wong: Kayıp 38 Avustralyalıyı bulmak için uzman drone ekibi gönderiyoruz

Eylül 11, 2026
Sınırsız kontenjan
Manşet

Kendi kendiyle yarışma nasıl olur?

Eylül 11, 2026
KHK hukuksuzluğu sürgüne zorluyor: Datça’da 9 gözaltı, iki çocuk da var
Manşet

KHK hukuksuzluğu sürgüne zorluyor: Datça’da 9 gözaltı, iki çocuk da var

Eylül 10, 2026
İzmir’de tutuklanan kız öğrenciler üç aydır iddianame bekliyor
Manşet

İzmir’de tutuklanan kız öğrenciler üç aydır iddianame bekliyor

Eylül 10, 2026
  • All
  • Manşet
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

‘Işık evler’ mi, ‘ışık insanlar’ mı?

by Ahmet Kurucan
Eylül 11, 2026
0

Işık Evler’i konuşurken asıl soru şu: Bina mı önemli, yoksa o binada yetişen insan mı? Yıllardır “Işık Ev” deyip geçiyoruz;...

Avustralya İstihbarat Başkanı Burgess: 9 ayda 16 terör planını engelledik

Avustralya İstihbarat Başkanı Burgess: 9 ayda 16 terör planını engelledik

Eylül 11, 2026
Saray Rejimi’den, Süleymanlılar soruşturmasını gündemde tutan TR724’ü susturma girişimi

Saray Rejimi’den, Süleymanlılar soruşturmasını gündemde tutan TR724’ü susturma girişimi

Eylül 11, 2026
Bakan Wong: Kayıp 38 Avustralyalıyı bulmak için uzman drone ekibi gönderiyoruz

Bakan Wong: Kayıp 38 Avustralyalıyı bulmak için uzman drone ekibi gönderiyoruz

Eylül 11, 2026
Sınırsız kontenjan

Kendi kendiyle yarışma nasıl olur?

Eylül 11, 2026
KHK hukuksuzluğu sürgüne zorluyor: Datça’da 9 gözaltı, iki çocuk da var

KHK hukuksuzluğu sürgüne zorluyor: Datça’da 9 gözaltı, iki çocuk da var

Eylül 10, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM