• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Gündem

Ahmet Altan’ın son kitabı The Guardian’da

Mart 25, 2019
in Gündem, ZULÜM GÜNLÜĞÜ
0
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

Simon Callow* 

Bazı kitaplar hakkında eleştiri yazısı yazmak insana küstahlık gibi gelir. Bu da onlardan biri. Kitap kendisini öyle bir berraklık, eminlik ve bilgelikle anlatıyor ki hakkında söylenmesi gereken tek şey var: Onu okuyun. Sonra yeniden okuyun. Kısa bir kitap bu, bazıları iki sayfadan daha uzun olmayan bölümlere ayrılmış, her bölüm yazarın cezaevinde tecrübe ettiği bir olayı anlatıyor.

Harikulâde damıtılmış saf bir metin ama bilgiçlik taslamıyor; Altan, en zor anlarda bile, duruluğunu ve saydamlığını asla kaybetmiyor, rüyalar nasıl capcanlıysa öyle capcanlı, ki — İngilizceye çevrilmiş olan diğer kitapları, Osmanlı Kuarteti’nin muhteşem ilk cildi Kılıç Yarası Gibi ile hayali unsurlarla bezenmiş suç romanı Son Oyun’a bakarak hüküm verecek olursak – bu canlılık onun diğer eserlerinin de özelliği. I Will Never See the World Again’e (Dünyayı Bir Daha Görmeyeceğim) bakarak hüküm vermek gerekirse, onu kurtaran ve kurtaracak olan şey de bu.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cezaevindeki KHK’lı öğretmen için acil yardım çağrısı

Nazlı Ilıcak’tan 2016 sonrası ilk röportaj: “15 Temmuz hâlâ benim için bir muamma”

30 milyonluk skandala 350 bin TL ödül:Diyanet, doğrudan sorumlu şahsı Avrupa’da görevle ödüllendirdi

Gözaltına alınması onun için sürpriz olmadı. Ön saflardaydı. Kürtlerin eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan ve yayımlandığı Milliyet gazetesinde çok okunan bir makalenin yazarı olarak daha 1995’te yirmi ay hapis cezası almış, cezası ertelenmiş ve 12 bin dolar para cezasına mahkûm edilmişti. 2007’de hicivli bir gazete olan Taraf’ı kurdu ve orada bir yıl sonra “Ah Ahparik” başlıklı bir yazı yazdı. Bu yazı nedeniyle, Türk Ceza Yasası’nın “Türklüğün aşağılanmasını” suç sayan acımasız 301’inci maddesince yargılandı, ancak o zaman hapse girmedi. Ne kadar korunmasız bir durumda olduğunu bildiği için silah taşımayı alışkanlık haline getirdi.

Muhalefet Altanların aile mesleğidir: Ahmet’in babası, polemikçi bir gazeteci, romancı, editör ve milletvekili olan Çetin de daha eskilerdeki bir baskı rejimi tarafından, yaklaşık yarım asır önce gözaltına alınmıştı. Polis onu almaya geldiğinde baba Altan onlara çay ikram etmişti ama reddetmişlerdi. “Rüşvet değildir” demişti hoş bir şekilde, “İçebilirsiniz.” Bu şaka pek de iyi karşılanmamıştı. Kırk beş yıl sonra Ahmet kendisini almaya gelen polislere aynısını tekrarlamış; onlar da aynı şekilde bundan hoşlanmamışlar. Her koşulda şaka yapabilmek neredeyse akıl almaz bir soğukkanlılık göstergesidir. Ahmet de adil bir yargılanma ihtimalinin hiç olmadığını biliyordu; mahkûm olacağının kararı peşinen verilmişti.

Artık bir daha sevdiğim kadını öpemeyecek, çocuklarıma sarılamayacak, dostlarımla buluşamayacak, sokaklarda yürüyemeyecektim… bir daha sucuklu yumurta yiyemeyecek, bir kadeh içki içemeyecek, bir lokantaya gidip balık ısmarlayamayacaktım, güneşin doğuşunu göremeyecektim.

Onu hapishaneye götüren arabada, polis ona bir sigara uzatmış. Altan, “Ben, sadece gergin olduğum zamanlar sigara içiyorum” demiş. Söylediğine göre, bu kelimelerin nereden geldiği hakkında hiçbir fikri yokmuş. Fakat bu kelimeler onun hayatını değiştirmiş. “Yaşanan olayların, sizi saran tehlikelerin, sizi kuşatan gerçeklerin sizden beklediği davranışlar, sözler vardır, o davranış kalıplarına uymadığınızda, beklenmedik işler yapıp, beklenmedik sözler söylediğinizde bizzat gerçeğin kendisi afallayıp zihninizin isyankâr dalgakıranlarına çarparak parçalanıyor.” Bu içgörü – “Gerçek beni ele geçiremedi. Ben gerçeği ele geçirdim” – Altan’a daha sonra olan şeylere göğüs germe kuvveti vermiş. Bu yeteneğin, mesleği olan romancılığın bir uzantısı olduğunu görmüş: Alternatif bir gerçeklik yaratmak. I Will Never See The Worl Again (Dünyayı Bir Daha Görmeyeceğim) hapishane hakkında olduğu kadar yazarlık hakkında da bir kitap, fakat her şeyden ziyade özgürlük hakkında, hayal gücünün kullanılmasıyla ortaya çıkan özgürlük hakkında bir kitap.

Altan’ın özgürlüğünü ve düşünsel bağımsızlığını koruması kolay olmamış: Siz ne kadar metanetli olursanız olsun, hapishane doğası gereği insanı felce uğratabilen bir yerdir.

“Birkaç saat içinde beş yüz yıllık bir mesafeyi aşmış, Ortaçağ’ın Engizisyon zindanlarına varmıştım.” Duyuların mahrumiyeti insanın derhal kafasını karıştırır: Oscar Wilde gibi Altan da zamanın anlamını yitirdiğini keşfeder. “Kafeste ışık ve hava hiç değişmiyordu. Her dakika bir diğerinin aynısıydı. Sanki zaman nehrinden bir kol ayrılıp bir setin önünde birikerek bir göl oluşturmuştu. O kıpırtısız gölün dibinde oturuyorduk.”

Mahkemeye götürüldüğünde yönünü yitirmişlik duygusu devam ediyormuş. Yargıçlar, Kafka’nın elinden çıkmış gibiymişler fakat Kafka’da da olduğu gibi, barbar ya da gaddar değil ama tuhaf, hayrete düşürücü ve gerçeküstüymüşler. Altan, ilk başta kendisine bildirildiği gibi darbe girişimini destekleyen “subliminal mesajlar” gönderdiği için değil, darbeye girişime iştirak ettiği için gözaltına alındığını öğrenmiş. Suçlamanın neden değiştiği kendisine sorulan yargıç havadan sudan bahsedercesine şöyle demiş: “Bizim savcılar bilmedikleri kelimeleri kullanmayı seviyorlar.”

Altan serbest bırakılıp evine gönderilmiş; daha sonra o akşam yeni bir gözaltı kararı çıkarılmış, hapishaneye dönmüş ve kapısında “Bayan Reviri” yazan bir hücreye atılmış. Anayasa Mahkemesi’nin mahkumiyetini reddetmesine dayanan bir temyiz süreci başlatmış: Kararı beklerken, “zihninin gölgeli kıvrımlarında kımıldanan, umudun beslediği solgun ve titrek hayalleri” kafasından uzaklaştırmaya çalışmış. Beklerken yıllar önce yazdığı romanı Kılıç Yarası Gibi’de, bir karakterin hakkında verilecek hükmü beklediği sahnenin aynısını yaşadığının farkına varmış.

Yıllar önce, edebiyatla hayatın birbirine değdiği, sınırları belirsiz, esrarengiz ve puslu arazide dolaşırken kendi kaderimle karşılaşmış ama onu tanımamışım, onu bir başkasının kaderi sanarak anlatmışım… Romanla hayatın, gerçekle yazılanın birbirine dolandığı, birbirinin kılığına girdiği, birbirini taklit ettiği, birbiriyle yer değiştirdiği baş döndürücü, uğultulu bir girdabın derinlerine doğru sürüklendiğimi hissediyorum.

Hüküm verilir: Ağırlaştırılmış müebbet.

Bir daha dünyayı ve avlu duvarlarıyla sınırlanmamış bir gökyüzünü göremeyeceğim. Hades’e gidiyorum. Kendi kaderini yazan bir kader tanrısı gibi yürüyorum karanlığın içine doğru. Kahramanımla birlikte karanlığın içinde kayboluyoruz.

Ama bir süre sonra hayal gücü Altan’ı kurtarır:

Odysseus gibi kahramanlıklarım ve korkaklıklarım olacak, dürüstlüklerim ve kurnazlıklarım olacak, yenilgilerim ve zaferlerim olacak, ancak ölümle bitecek bir maceram olacak… Çatırdayan bir gemi duruyor hücrenin ortasında… Ve güvertesinde çelişkiler içinde bir Odysseus.

Nefes kesici bir anda, kendi kendine şunu düşünür:

Anlatmak için ne güzel bir görüntü. Hayaletimsi ışıkta beyazlaşmış bir gölge gibi kıpırdayan elimi uzatıp bir kalem çekiyorum. Ben karanlıkta da yazabilirim. Koca bir fırtınayla çatırdayan bir gemiyi avuçlarımın içine alıp yazmaya başlıyorum. Demir kapı arkamdan kapandı…

Altan’ın avukatlarına verdiği notlar arasında yer alan kâğıtlardan derlenen ve arkadaşı Yasemin Çongar tarafından – harikulâde bir şekilde – İngilizceye çevrilen I Will Never See the World Again  (Dünyayı Bir Daha Görmeyeceğim) son derece tatmin edici bir biçeme sahip. Bu bir Geceyarısı Ekspresi değil, Ölü Evinden Notlar değil, ve De Profundis değil. Bir bakıma bunların hepsini gölgede bırakıyor. İnsanın içinde var olan, her şeyden çok da hayal gücüyle tetiklenen kudretin ışıltılı bir kutlaması bu kitap. Yaratıcılık sürecini anlatışı olağanüstü, kavranması daima zor olan bu fenomenin en mükemmel yapılmış analizlerinden biri. Ve bu kitap maneviyatın da zaferi. “Beni hapse koyabilirsiniz ama beni hapiste tutamazsınız” diyor Altan son cümlelerinde, “Bütün yazarlar gibi ben de duvarları rahatça geçecek bir sihrin sahibiyim çünkü.” Evet: Ama yeter artık. Altan hâlâ hapiste. Nobel Ödülü’nü kazanmış seksen kişi bu durumu protesto etti, sonuç alamadı. Altan’ı oradan söküp almak için yeri göğü birbirine katmalıyız. **

PAYLAŞTweet
ÖNCEKİ HABER

İslamiyet incelse de kopmaz

SONRAKİ HABER

HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Cumhur İttifakı, Susurluk ve beyaz toros ittifakıdır

BENZER HABERLER

Cezaevindeki KHK’lı öğretmen için acil yardım çağrısı
Manşet

Cezaevindeki KHK’lı öğretmen için acil yardım çağrısı

Ocak 30, 2026
AİHM: Nazlı Ilıcak’ın başvurusunu mümkün olan en kısa sürede inceleyeceğiz!
Gündem

Nazlı Ilıcak’tan 2016 sonrası ilk röportaj: “15 Temmuz hâlâ benim için bir muamma”

Ocak 30, 2026
30 milyonluk skandala 350 bin TL ödül:Diyanet, doğrudan sorumlu şahsı Avrupa’da görevle ödüllendirdi
Gündem

30 milyonluk skandala 350 bin TL ödül:Diyanet, doğrudan sorumlu şahsı Avrupa’da görevle ödüllendirdi

Ocak 29, 2026
AKP’li Ali Yerlikaya’dan soykırım bilançosu: 46 ilde her meslekten 82 kişiyi daha tutukladık!
Manşet

AKP’li Ali Yerlikaya’dan soykırım bilançosu: 46 ilde her meslekten 82 kişiyi daha tutukladık!

Ocak 29, 2026
Adalet, Türkiye’de can çekişiyor: AYM Başkanı Kadir Özkaya, Cezayir’de adalete ve ahlaka dönüşü anlattı
Gündem

Adalet, Türkiye’de can çekişiyor: AYM Başkanı Kadir Özkaya, Cezayir’de adalete ve ahlaka dönüşü anlattı

Ocak 28, 2026
Türkiye’nin seçimi, dünya basınında: Erdoğan ve AKP’ye gerçek bir seçim tokadı atıldı
Gündem

Erdoğan’ın yıllık koruma gideri, 104,4 bin asgari ücret, 146 bin emekli maaşıyla eşit 

Ocak 28, 2026

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • All
  • Manşet
Avustralya Ulusal İmamlar Konseyi’den resmi başvuru: İsrail Cumhurbaşkanı’nın ziyaret iptal edilsin
Avustralya

Avustralya Ulusal İmamlar Konseyi’den resmi başvuru: İsrail Cumhurbaşkanı’nın ziyaret iptal edilsin

by zmnaus
Ocak 31, 2026
0

Avustralya Ulusal İmamlar Konseyi (ANIC)  Başkant Canberra’da, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Avustralya ziyaretinin iptal edilmesi ve kendisine vize verilmemesi için...

TÜRKİYE’NİN BEYİN GÖÇÜ RAPORU: İKİ YILDA 113 BİN KİŞİ YURT DIŞINA GÖÇ ETTİ

Almanya’dan en çok sınır dışı Türkiye’ye:Fiilen 2 bin 297 kişiye sınır dışı

Ocak 31, 2026
Kobani’ye gönderilen yardım TIR’ları Suruç’ta engellendi

Kobani’ye gönderilen yardım TIR’ları Suruç’ta engellendi

Ocak 31, 2026
50 yıllık arkadaşı Ahmet Turan Alkan’ı anlatan Türküne: Zorbalığa, baskıya, biat etmeye zorlayan düzene isyan etti

50 yıllık arkadaşı Ahmet Turan Alkan’ı anlatan Türküne: Zorbalığa, baskıya, biat etmeye zorlayan düzene isyan etti

Ocak 30, 2026
Şam ve SDG arasında varılan anlaşma: PKK, Suriye dışına çıkarılacak

Şam’la askeri ve idari entegrasyon anlaşması

Ocak 30, 2026
Cezaevindeki KHK’lı öğretmen için acil yardım çağrısı

Cezaevindeki KHK’lı öğretmen için acil yardım çağrısı

Ocak 30, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM