Cumartesi Anneleri 1097’nci hafta buluşmasında, 30 yıldır haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu. “Bir JİTEM’ci Edirne yakınlarındaki Çadırkent’te sorgulandığını, işkenceyle öldürüldüğünü ve bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını anlattı. Suçun faillerinin isimlerini verdi” diyen Cumartesi Anneleri, tüm itiraflara rağmen etkin soruşturma yürütülmediğine dikkat çekti.
özaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri bu hafta da meydandaydı.Kayıp yakınları 1097. haftada, kamuoyuna yine Galatasaray Meydanı’nı çevreleyen barikatların önünden seslendi. Cumartesi Anneleri, 1 Nisan 1996’dan beri kendisinden haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu.Açıklamada, 45 yaşındaki Talat Türkoğlu’ndan 30 yıldır haber alınamadığı, bir JİTEM’cinin itiraflarına rağmen etkin soruşturma yürütülmediği ve AİHM’in Türkiye’yi mahkum ettiği anlatıldı.
CUMARTESİ ANNELERİ: TALAT TÜRKOĞLU NEREDE?
Kayıp yakını Sebla Arcan’ın okuduğu açıklama şu şekilde: “1097.haftamızda bu adaletsizlik ikliminde oğlunun akıbetini öğrenemeden, bir mezara sahip olamadan, ona vedasını edemeden aramızdan ayrılan Ziyneti Annemizin bıraktığı yerden soruyoruz: Talat Türkoğlu nerede?
‘İSTANBUL’DAN EDİRNE’YE KADAR TAKİP EDİLDİ’
Sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu, İstanbul Avcılar’da yaşıyordu. 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. Bu takip, Edirne’de kaldığı günler boyunca da sürdü.
1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı. O günden sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.Ailesinin, İnsan Hakları Derneği’nin ve Uluslararası Af Örgütü’nün tüm başvuruları sonuçsuz bırakıldı. Resmî makamlar, Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını iddia etti; nerede olduğuna dair hiçbir bilgi vermedi.
JİTEM’Cİ İTİRAF ETTİ, ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ
1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın itirafları basına yansıdı. Açık, Talat Türkoğlu’nun eşkâlinden kişisel eşyalarına kadar ayrıntılı bilgiler verdi; Edirne yakınlarındaki Çadırkent’te sorgulandığını, işkenceyle öldürüldüğünü ve bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını anlattı. Suçun faillerinin isimlerini verdi.Bu ayrıntılı itiraflara rağmen etkin bir soruşturma yürütülmedi. Ailenin yaptığı başvurular, “kovuşturmaya yer olmadığı” kararlarıyla karşılandı.
AİHM, TÜRKİYE’Yİ MAHKUM ETTİ
İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme, devletin Talat Türkoğlu’nun yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğine ve etkili bir soruşturma yürütmediğine hükmederek Türkiye’yi mahkûm etti.
Ancak bu karar da hakikatin ortaya çıkarılmasına yetmedi. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda ise diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildi. Böylece Talat Türkoğlu dosyasında, gerçeğe ulaşmanın önüne bir duvar daha örüldü.Bizler bu karanlığı kabul etmiyor, Devleti yönetenlere bir kez daha sesleniyoruz: Gözaltında kaybetmelerle yüzleşmek, yalnızca geçmişle ilgili değildir. Bugünümüz ve geleceğimiz için bir sorumluluktur.Kaç yıl geçerse geçsin, Talat Türkoğlu için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”













