• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home AVRASYA

Esra Yurt’lara asit döktüren nobranların bıraktığı bayramlar!

Mayıs 24, 2020
in AVRASYA, Avustralya, VİDEO HABERLER, YAZARLAR
2
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş

 

Pek hüzünlü bir mübarek ayı ardımızda bıraktık.

Allahtan korkmaz, kuldan utanmaz bir yönetim ve devlet  anlayışı, Ramazan’ı da Bayram’ı da zehir ediyor. 

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ünlü şef Türkiye’den çekiliyor: Somer Sivrioğlu Sydney’e geri geliyor

Evet, ben bir Süleymanlıyım!

Başbakan Carroll’dan, Victoria’da güvenlik hamlesi: 200 yeni polis yedek gücü daha göreve alınacak

Demir parmaklıklar arkasında, bin bir hicranla bayramı geçirenler, hürriyetleri gasp edilmiş binlerce masum ve onlarla aynı hicranın cenderesindekiler, yani geride bıraktıkları…

Acıların hangi birini sayalım ki?

“Başörtülü bacım” dediler, ülkeyi açık cezaevine dönüştürerek, on binlerce hanımı zindanlara tıktılar.

Asit kuyularında insanlarını yakan, pervasız, zalim devlet anlayışı, ne yazık ki yeniden kol geziyor.

Ne bayram ne ramazan biliyor bu zalimlik.

Kadın, erkek, çocuk, yetişkin ayrımı bilmiyor bu nobran zihniyet.

Kinlerinin hududu yok.

 

Esra Yurt gibi iffetli kadınlara, genç kızlara kezzaplı işkence seansları düzenleyecek hadsizlikler yaşandı, yaşanıyor.

Gözaltında kadınlara yapılan işkenceler, oluşan yaralar, 1,5 yıl devam edecek kadar derin izler bırakmış.

Kim bilir daha ne derinler yaralar oldu ve oluyor?

Baksanıza, kabristanlara, ölülere dahi tahammülü kalmamış bunların.

Toprağın üstündekilere hayatı zehir eden, bugünkü köhnemiş anlayışın yeni yetmeleri, Lice’deki bir mezarlığa üç ayrı saldırı düzenleyerek, mezarlığı alt üst edip, kabir taşlarını tahrip  etmişler.

Mezarlığa gidenler, büyük bir tahribatla yüz yüze geliyorlar.

Daha önce de mezarlıklar iki kez bombalandığını belirten yöre sakinleri, devlet güçlerini işaret ediyorlar.

Diriye tahammülsüzlükleri tüm dünyaca bilenen bu zıvanandan çıkmışlar, ölülere bile tahammül etmiyorlar.

Kadim bir nobranlığın varlığını bilmeyen yok, ama bu denli pervasızlık görülmedi şu vakte kadar.

Bir canavarlık vardı zaten, ama canavarlıkta sınıf atlamalara şahit oluyor yöre insanı.

NE DEDİLER NE YAPTILAR!

Anlamaya çalışalım olan biteni:

‘Dindarız’ diyenler, dinbazlıklarıyla dinin tüm güzelliklerini, inceliklerini ve sevgisini hoyratça çarçur ettiler…

‘Kitabım Kur’an’ diyenler, Allah ve kelamını, seçim meydanlarına malzeme yapıp harcadılar…

‘Camiler kışlamız’ diyenler, mabetleri siyaset arenasına dönüştürdüler…

‘Müminler askerimiz’ dediler, camiyi ve cemaati birbirlerine kin duyar hale getirdiler…

‘Minareler süngü, kubbeler miğfer’ diye şiirden mağduriyet devşirenler, minareleri parti müziğiyle, kubbeleri parti flamalarıyla donattılar.

‘İlahi ordu’ dediler, peygamber ocağını kirli emellerinin ocağı haline getirdiler, milletin evlatlarını heba ettiler…

‘Elimde tüfenk, gönlümde iman’ dediler, kalpsiz, yüreksiz, duygusuz hissizler güruhlarına yol verdiler.

‘Dileğimiz din ve vatan’ dediler, inancı temelinden sarstılar, vatan sevgisini yerine sahte sevgiler ürettiler.

‘Ocağım ordu, büyüğüm Sultan’ dediler, memleketi Sultan’a esir kıldılar, tüm değerleri Saray’a paspas ettiler.

‘Analar ağlamasın’ dediler Ana-doludaki tüm anaların yüreklerini kora dönüştürdüler, yürekler yangın yerine dönüştü…Kimine Cumartesi kimine bilmem haftanın hangi günü diye isimlerle acıları yarıştırdılar.

‘Demokrasi’ dediler demokratikleşmenin kolu ve kanadını budadılar, güçler ayrılığının olmadığı, keyfi devlet anlayışını işler hale getirdiler…

‘Hür ve Özgür düşünce’ diye yola çıktılar, özgürlükleri ayaklar altına aldılar, yok ettiler…

 ‘Barış ve Kardeşlik’ diye ahdettiler, ama ne yazık ki kaba bir milliyetçilik anlayışıyla kardeşi kardeşe düşman haline getirdiler.

‘Tolerans ve Hoşgörü’ dediler, nefretin, düşmanlığın her türlüsünü pompalıyorlar.

‘Helal ticaret ve kazanç’ peygamber yolu diye, güzel güzel nutuklar attılar, sonra memleketin tüm maddi kaynaklarının, eş dosta peşkeş çektiler, talan ettiler…

‘Sandık asıl hakemdir’ dediler ama halkın iradesini, sandıklarda, milletin gözünün içine baka baka utanmadan çaldılar.

‘Hırsızlık haram, Allah’ın yasakladığı kötü bir ameldir’ dediler, ülke tarihinin en büyük yolsuzluğuna ve hırsızlığa imza attılar, tarihe 17-25 Aralık diye geçtiler.

‘Rüşvet mümin sıfatı değildir’ dediler, devlet çarkını bu tam aksi şekilde işlettiler, rüşvet olmaksızın selam dahi almaz oldular…

‘Ar, hayâ, namus’ dediler, iffetli insanların namusunu kirlettiler.

‘Hak ve hukuk’ dediler, ülke mahkemelerini, tarihinin en adaletsiz ve zalim kararlarına imza atan yargıçlarla doldurdular.

‘Milli irade’ dediler, milletin temsilcilerini zindanlara, onların yönettiği kurumları ise kıyımlarla, kayyımlara teslim ettiler.

‘Her türlü hile, hurdayı’ yok edeceğiz diyerek vaatlerde bulundular, ama tehdit, şantaj, zulüm ve zorbalıkta sınır tanımadılar.

‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’ dediler, önce komşu ve dış ülkelerle ‘sıfır sorun’ dediler, komşuluk ilişkilerini tırlarla taşıdıkları mühimmatlarla bombalayarak, sıfırladılar.

Sonra da içe dönüp, komşulardan ölüm listeleri oluşturdular, zulaladıkları silahlarla onları yok etme pervasızları ekranlarda arzu-endam ettiler.

‘Ramazan mübarek aydır, mevsimdir’ dediler, masum insanlara sahurda su bile vermediler, verdirmediler.

‘Bayram anlamlı gündür’ dediler, tüm bayramları, zindana attıkları bebeklere, çocuklu annelere, parçaladıkları ailelere, sürgüne mahkûm ettikleri mağdurlara zehir ettiler.

‘Yalan, bir lâfz-ı kâfirdir’ dediler, iftiranın tüm çeşitlerini, hilaf-ı beyanın her türlüsünü hayatlarını bir parçası, günlük konuşmalarının sermayesi yaptılar.

Hâsılı ne dedilerse, tersini yaptılar.

Tüm değerlerin üzerinde tepindiler…

Tarihte ender görülen bir kirli iktidar anlayışı sergilediler, sergilemeye devam ediyorlar.

Hem de güzel dinimiz İslam’ın tertemiz yüzünü siyasallaştırarak ve kirleterek yaptılar…

Böyle bir tablo karşısında, hangi bayramdan söz edilir ki?

 

HANGİ BAYRAMLARI ARZULUYORUM?

Nasıl bir bayram özlüyorum biliyor musunuz?

Ölümlerin yüceltilmediği, zindanların suçsuz günahsız insanlardan arındığı, çocukların ağlamadığı, sevgi ve saygınının hükümferma olduğu, insanların huzurla nefeslendiği, nefretin soluğunun kesildiği bir bayramı özlüyorum…

Ağlamaların dindiği, mağdurların ihkak-ı hakkı bildikleri, muhacirlerin yerlerine yurtlarına erecekleri bayramları diliyorum…

Baskı ve şiddet nedeniyle evlatların öksüz ve yetim bırakılmadığı, yalnızlığa mahkûm edilmediği, düşmüşlere kol kanat gerildiği, yardımlaşmak için insanların yarıştığı bayramlar…

Acıların son bulduğu,  insanların kucaklaştığı, dostluğun ve kardeşliğin dünyalık hırslara, politik menfaatlere kurban edilmediği, güvenin hakim olduğu bir bayramı diliyorum.

Dostlukların tüm canlılığıyla hayat sürdüğü, vefasızlığın olmadığı, alın teri ve emeğin karşılığını gördüğü bir bayramlar…

Aldatmaların unutulduğu, emeklerin karşılık bulduğu, babaların evlerine boynu bükük dönmediği bayramlar…

Anne ve babaların  gaybubet evlerinde  yaşamadığı, evlatlarına bolundan bayramlıklar sunduğu, çocukların sabahlarına neşeyle, şen uyunacakları bayramlar diliyorum…

Cömertliklerin coşkunlaştığı, muavenet yarışına herkesin katıldığı bayramları diliyorum…

Irk, renk, dil ayrımlarının olmadığı, yaşantısı, tercihleri ne olursa olsun herkesin aziz bilindiği bayramlar diliyorum.

Her türlü kötülüğün yüreklerimizi terk ettiği, iyiliklerin, hayırların güzelliklerin bizi baştan ayağa kuşatacağı bayramlar diliyorum…

Kurbanların, ramazanların, paskalyaların ve diğerlerin birbirine karıştığı, kaynaştığı günler diliyorum…

Komşusu aç içen, sair komşularını huzursuz eden, tehdit eden, gammazlayan değil, kucaklayan bayramlar diliyorum.

Mabetlerin mabet olacağı, teravihlerin teravih gibi olduğu, insanların gürül gürül mescitlere tüm saflıkları, duruluklarıyla kucaklaştığı bayramlar diliyorum…

Hâsılı gösterişlerden uzak, mertçe, yüreklice geçen, kuşkuların, korkuların son bulacağı, insanların güvenle birbirleriyle kaynaştığı “O eski bayramlar” diye hasret kaldığımız, bahar tadında neşe dolu bayramlar diliyorum…

Tüm dost ve arkadaşlarımın bayramını, bu hayali bile pek hoş dileklerle kutluyorum. e.cansever@zamanaaustralia.com.au 

PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

Bir garip Ramazan ve bir Bayram ki…

SONRAKİ HABER

Eski AKP’li Yeneroğlu: Çocuklarımın yüzüne bakamıyordum

BENZER HABERLER

Ünlü şef  Türkiye’den çekiliyor: Somer Sivrioğlu Sydney’e geri geliyor
AİLEM

Ünlü şef Türkiye’den çekiliyor: Somer Sivrioğlu Sydney’e geri geliyor

Ağustos 18, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

Evet, ben bir Süleymanlıyım!

Ağustos 18, 2026
Başbakan Carroll’dan, Victoria’da güvenlik hamlesi: 200 yeni polis yedek gücü daha göreve alınacak
Avustralya

Başbakan Carroll’dan, Victoria’da güvenlik hamlesi: 200 yeni polis yedek gücü daha göreve alınacak

Ağustos 17, 2026
Bondi terör saldırısıyla tarihi adım: 274 bin silahın toplanması hedefleniyor
Avustralya

Bondi terör saldırısıyla tarihi adım: 274 bin silahın toplanması hedefleniyor

Ağustos 17, 2026
Bahçeli; rest mi çekiyor, blöf mü yapıyor?
Manşet

Darbeci Erdoğan!

Ağustos 16, 2026
O bir Hakas kızı
Manşet

REŞHA

Ağustos 16, 2026
  • All
  • Manşet
Saray Rejimi’nden Furkan Cemaati Lideri Alparslan Kuytul’a tehdit
Manşet

Saray Rejimi’nden Furkan Cemaati Lideri Alparslan Kuytul’a tehdit

by adminzaman
Ağustos 18, 2026
0

Saray Rejimi'nin Danışmanı Oktay Saral yaptığı paylaşımda Alihan Kuriş ve geçmişteki dini yapılanmalarla ilgili göndermelerde bulunarak;" Senin de suyun yeterince...

Ünlü şef  Türkiye’den çekiliyor: Somer Sivrioğlu Sydney’e geri geliyor

Ünlü şef Türkiye’den çekiliyor: Somer Sivrioğlu Sydney’e geri geliyor

Ağustos 18, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!

Evet, ben bir Süleymanlıyım!

Ağustos 18, 2026
AKP, Menderes’i de ele geçirdi; ilk kutlayan butlan CHP oldu

AKP, Menderes’i de ele geçirdi; ilk kutlayan butlan CHP oldu

Ağustos 18, 2026
Tülay Hatimoğulları’ndan Sabahat Akkiraz’a ‘süreç’ protestosu

Tülay Hatimoğulları’ndan Sabahat Akkiraz’a ‘süreç’ protestosu

Ağustos 18, 2026
Sen misin TRT’nin propaganda dizisi ‘Asırlık Gece’yi eleştiren: “15 Temmuz şehidi”nin eşi de terörist oldu

Sen misin TRT’nin propaganda dizisi ‘Asırlık Gece’yi eleştiren: “15 Temmuz şehidi”nin eşi de terörist oldu

Ağustos 18, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM