“Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Edeb 31; Müslim, Îmân 74)
“Kişiye günah olarak her duyduğunu söylemesi yeterlidir.” (Müslim, Mukaddime,5)
***
İranlı bir müderris, talebelerine şöyle demiş: “Ben nezaketi bir ağaçtan öğrendim. Ben ona tekme attım, o bana meyve verdi.”
Daha ne desin?
***
Kim olduklarını bilmiyorum. Bazen doğrudan, bazen dolaylı vuruyorlar. Kimi kendi adıyla, kimi sahte kimliklerle.
Kimi yutkunarak, kimi köpürerek konuşuyor. Ama ben o ağacın yolundayım. Tekme atanlara meyve vermeye çalışıyorum.
Küstahlara tebessümle, hoyratlara selamla, samimi olanlara ise teşekkür ve dua ile karşılık veriyorum.
***
Yanlış anlaşılmasın, konuşulmasın demiyorum. Bilakis konuşulsun, konuşalım. Ama bir farkla: Bilen konuşsun!
Çünkü her söz hakikat üretmez; bazen sadece gürültü yapar ve hakikatı gizler.
***
Şunu düşünüyorum: Nezaketimi kaybettiğim an, kaybederim. Bu yüzden ağacın terbiyesiyle hareket etmeye çalışıyorum.
İşin aslına bakarsanız cevap veriyorum ama susarak. Susmanın da bir cevap olduğunu bilmeyenlere artık diyecek sözüm kalmıyor.
Bağımsız Gazeteciliğe Destek Olun
Özgür basının yaşaması ve zulme uğrayanların sesinin duyulması için yayın hayatını sürdüren ZAMAN Avustralya'ya PATREON'dan yapacağınız destek çok kıymetli. Siz de bu sese güç katın!