Fethullah Gülen Hocaefendi, vefatının ikinci yıl dönümünde düzenlenen özel bir programla anıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Hocaefendi’nin Erzurum’un Korucuk köyünden Edirne ve İzmir’e, oradan da dünyanın farklı coğrafyalarına uzanan hayatı, özel animasyonlar ve arşiv görüntüleriyle anlatıldı. Edrine’den başlayan ve vefatına kadar süren yol arkadaşı Prof. Dr. Suat Yıldırım, talebeleri Abdullah Aymaz, Dr. İsmail Büyükçelebi, Bahattin Karataş, Harun Tokak, Hocaefendinin farklı meziyetlerini ve hatıralarını dile getirirken, Hasan Aksoy İzmir’de açılan ilk ışık evinin ne gibi zorluklarla açıldığını, Emine Eroğlu ve Halide Çelebi ise yardımlaşma konusundaki teşviklerini anlattı.

ÖMRÜBOYUNCA YAŞAYARAK GÖSTERİDĞİ İSTİKAMET:
Yarım asrı aşkın yol arkadaşı yazar Abdullah Aymaz, “Hocaefendi bizlere yalnızca güzel hatıralar bırakmadı. Bir ömür boyunca yaşayarak gösterdiği bir istikamet, insanlığa hizmet etme aşkı ve gelecek nesillere taşınması gereken büyük bir mesuliyet bıraktı.” dedi. Aymaz, Hizmet Hareketi’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde istişare, ortak akıl, kardeşlik hukuku ve yenilenme çağrısında bulundu.
Fethullah Gülen Hocaefendi, 20 Ekim 2024’teki vefatının ikinci yıl dönümünde, hayatını, düşüncelerini, hizmet anlayışını ve geride bıraktığı hatıraları konu alan yaklaşık üç saatlik özel bir yayınla yâd edildi.
Metin Haboğlu’nun sunduğu ve Herkul.org, Hizmetten, Raindrops ile MC TV üzerinden canlı yayımlanan program, Hafız Harun Kul’un Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Program boyunca Hocaefendi’nin hayatının farklı dönemleri, yapay zekâ desteğiyle hazırlanan animasyonlar, arşiv kayıtları ve yakın şahitlerinin anlatımları eşliğinde izleyicilere aktarıldı.Anma programında, Gülen’in çocukluk yıllarını geçirdiği Erzurum’un Korucuk köyünden başlayan hayat yolculuğu, Edirne’deki ilk görev yılları, İzmir Kestanepazarı’nda yürüttüğü eğitim faaliyetleri, ilk öğrenci evleri ve Hizmet Hareketi’nin dünyanın farklı ülkelerine uzanan çalışmaları ele alındı.

ABDULLAH AYMAZ: “VEFA, EMANETİ GELECEĞE TAŞIYABİLMEKTİR”
Programda Hocaefendi’nin İzmir yıllarından itibaren talebeliğini yapan ve yarım asrı aşkın süre kendisine yol arkadaşlığı eden yazar Abdullah Aymaz Aymaz, Hocaefendi’nin vefatının ardından geçen iki yılda duyulan özlemi dile getirirken, geride bıraktığı hizmet anlayışının yaşatılması gerektiğini söyledi. Aymaz, konuşmasına şu sözlerle başladı:“Aziz ve kıymetli dostlarım, muhterem Hocaefendi’nin ebediyete irtihalinin üzerinden iki yıl geçti. İki yıldır gönüllerimizde onun hasreti, dualarımızda hatırası var. Fakat geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki Hocaefendi bizlere yalnızca güzel hatıralar bırakmadı. Bir ömür boyunca yaşayarak gösterdiği bir istikamet, insanlığa hizmet etme aşkı ve gelecek nesillere taşınması gereken büyük bir mesuliyet bıraktı. Onun hayatı, imanla ümidin, ilimle irfanın, sevgiyle fedakârlığın nasıl bir araya gelebileceğinin müşahhas bir misaliydi. Yaşayarak gösterdi. Bugün bize düşen sadece o güzel günleri hatırlamak değil. Asıl mesele, o günlerin ruhunu bugünün şartlarında nasıl yaşatacağımızdır. Çünkü vefa, hatıralara sahip çıkmak kadar emaneti hakkıyla geleceğe de taşıyabilmektir.”
“HİZMET, BELLİ ŞAHISLARA VE DÖNEMLERE BAĞLI DEĞİLDİR”
Hizmet Hareketi’nin temel değerlerine de değinen Aymaz, hareketin hiçbir zaman yalnızca belirli şahıslar, mekânlar veya dönemlerle sınırlı düşünülmediğini belirtti. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı dil ve kültürlerden insanların ortak değerler etrafında buluşmasının önemine işaret eden Aymaz, şunları söyledi:
“Aziz kardeşlerim, hizmet hiçbir zaman yalnızca belli şahıslara, belli mekânlara veya belli dönemlere bağlı bir hareket olarak düşünülmedi. O hizmetin özünde Allah rızası, insan sevgisi, güzel ahlak, eğitim, diyalog ve insanlığın huzuru için gayret gösterme düşüncesi vardı. Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında, farklı dillerden ve kültürlerden insanların bu değerler etrafında buluşması, bu düşüncenin ne kadar geniş ufuklara açıldığını göstermektedir.”
AYMAZ’DAN İSTİŞARE, ORTAK AKIL VE YENİLENME ÇAĞRISI
Konuşmasında değişen dünya şartlarına ve yeni nesillerin beklentilerine de dikkat çeken Abdullah Aymaz, Hizmet Hareketi’nin kendisini yenilemesi, istişareyi güçlendirmesi ve geçmişteki hatalardan ders çıkarması gerektiğini ifade etti.
Aymaz, Hocaefendi’ye vefanın yalnızca geçmişi hatırlamakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Elbette zaman değişiyor, şartlar değişiyor. Yeni nesillerin soruları, beklentileri ve dünyaya bakışları da değişiyor. Bizlere düşen, bu değişimi bir endişe vesilesi olarak değil, kendimizi yenilemek ve daha faydalı hizmetler ortaya koymak için bir imkân olarak görmektir. Hocaefendi’nin üzerinde durduğu istişareyi, ortak aklı ve kardeşlik hukukunu daha da güçlendirmenin ona olan vefa borcumuzun bir gereği olduğu kanaatindeyim. Gerektiğinde kendimizi muhasebeye tabi tutabilmeli, birbirimizi dinleyebilmeli, hatalarımızdan da ders çıkarabilmeliyiz.Gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli miras sadece kurulmuş müesseseler değil; düşünebilen, üretebilen, vicdan sahibi ve insanlığa faydalı olmayı hayatının gayesi bilen insanlardır. Kırmadan konuşmak, incitmeden uyarmak, kardeşlikten vazgeçmeden yenilenmek hepimizin vazifesidir.”
“BİZDEN SONRA GELENLER NASIL BİR HİZMET ANLAYIŞI DEVRALACAK?”
Aymaz, konuşmasının devamında Hizmet Hareketi’nin geleceğine ilişkin önemli bir soru yöneltti. Gelecek nesillere daha kuşatıcı, katılımcı ve insanlığa faydayı esas alan bir anlayış bırakılması gerektiğini vurguladı.“Muhterem dostlarım, Hocaefendimizi anarken kendimize şu soruyu da sormalıyız: Bizden sonra gelenler bizlerden nasıl bir hizmet anlayışı devralacaklar? İnşallah daha kuşatıcı, daha katılımcı, daha açık; ilimde, ahlakta ve insanlığa faydalı olmada daha ileri gitmiş bir anlayış devralacaklar.Unutmayalım ki iyilik, onu yapan insanların ömürleriyle sınırlı değildir. Samimiyetle ekilen bir tohum, Allah’ın izniyle nice nesiller boyunca meyve vermeye devam edecektir. Rabbim muhterem Hocaefendimize gani gani rahmet eylesin. Onu Firdevs’iyle, cemaliyle müşerref kılsın. Rabbim birlik ve beraberliğimizi, uhuvvetimizi ve ihlasımızı muhafaza buyursun.”













