Zaman Avustralya
Ailem

Hocaefendi, vefatının ikinci yılında dualar ve hatıralarla bir kez daha anıldı

adminzaman20 Ekim 20267 dk okuma
Paylaş
Hocaefendi, vefatının ikinci yılında dualar ve hatıralarla bir kez daha anıldı
Yazı Boyutu

Fethullah Gülen Hocaefendi, vefatının ikinci yıl dönümünde düzenlenen özel bir programla anıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Hocaefendi’nin Erzurum’un Korucuk köyünden Edirne ve İzmir’e, oradan da dünyanın farklı coğrafyalarına uzanan hayatı, özel animasyonlar ve arşiv görüntüleriyle anlatıldı. Edrine’den başlayan ve vefatına kadar süren yol arkadaşı  Prof. Dr. Suat Yıldırım, talebeleri Abdullah Aymaz, Dr. İsmail Büyükçelebi, Bahattin Karataş,  Harun Tokak, Hocaefendinin farklı  meziyetlerini ve hatıralarını dile getirirken, Hasan Aksoy İzmir’de açılan ilk ışık evinin ne gibi zorluklarla açıldığını, Emine Eroğlu ve Halide Çelebi ise yardımlaşma konusundaki teşviklerini anlattı.

ÖMRÜBOYUNCA YAŞAYARAK GÖSTERİDĞİ İSTİKAMET:

Yarım asrı aşkın yol arkadaşı yazar Abdullah Aymaz, “Hocaefendi bizlere yalnızca güzel hatıralar bırakmadı. Bir ömür boyunca yaşayarak gösterdiği bir istikamet, insanlığa hizmet etme aşkı ve gelecek nesillere taşınması gereken büyük bir mesuliyet bıraktı.” dedi. Aymaz, Hizmet Hareketi’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde istişare, ortak akıl, kardeşlik hukuku ve yenilenme çağrısında bulundu.

Fethullah Gülen Hocaefendi, 20 Ekim 2024’teki vefatının ikinci yıl dönümünde, hayatını, düşüncelerini, hizmet anlayışını ve geride bıraktığı hatıraları konu alan yaklaşık üç saatlik özel bir yayınla yâd edildi.

Metin Haboğlu’nun sunduğu ve Herkul.org, Hizmetten, Raindrops ile MC TV üzerinden canlı yayımlanan program, Hafız Harun Kul’un Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Program boyunca Hocaefendi’nin hayatının farklı dönemleri, yapay zekâ desteğiyle hazırlanan animasyonlar, arşiv kayıtları ve yakın şahitlerinin anlatımları eşliğinde izleyicilere aktarıldı.Anma programında, Gülen’in çocukluk yıllarını geçirdiği Erzurum’un Korucuk köyünden başlayan hayat yolculuğu, Edirne’deki ilk görev yılları, İzmir Kestanepazarı’nda yürüttüğü eğitim faaliyetleri, ilk öğrenci evleri ve Hizmet Hareketi’nin dünyanın farklı ülkelerine uzanan çalışmaları ele alındı.

ABDULLAH AYMAZ: “VEFA, EMANETİ GELECEĞE TAŞIYABİLMEKTİR”

Programda Hocaefendi’nin İzmir yıllarından itibaren talebeliğini yapan ve yarım asrı aşkın süre kendisine yol arkadaşlığı eden yazar Abdullah Aymaz Aymaz, Hocaefendi’nin vefatının ardından geçen iki yılda duyulan özlemi dile getirirken, geride bıraktığı hizmet anlayışının yaşatılması gerektiğini söyledi. Aymaz, konuşmasına şu sözlerle başladı:“Aziz ve kıymetli dostlarım, muhterem Hocaefendi’nin ebediyete irtihalinin üzerinden iki yıl geçti. İki yıldır gönüllerimizde onun hasreti, dualarımızda hatırası var. Fakat geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki Hocaefendi bizlere yalnızca güzel hatıralar bırakmadı. Bir ömür boyunca yaşayarak gösterdiği bir istikamet, insanlığa hizmet etme aşkı ve gelecek nesillere taşınması gereken büyük bir mesuliyet bıraktı. Onun hayatı, imanla ümidin, ilimle irfanın, sevgiyle fedakârlığın nasıl bir araya gelebileceğinin müşahhas bir misaliydi. Yaşayarak gösterdi. Bugün bize düşen sadece o güzel günleri hatırlamak değil. Asıl mesele, o günlerin ruhunu bugünün şartlarında nasıl yaşatacağımızdır. Çünkü vefa, hatıralara sahip çıkmak kadar emaneti hakkıyla geleceğe de taşıyabilmektir.”

“HİZMET, BELLİ ŞAHISLARA VE DÖNEMLERE BAĞLI DEĞİLDİR”

Hizmet Hareketi’nin temel değerlerine de değinen Aymaz, hareketin hiçbir zaman yalnızca belirli şahıslar, mekânlar veya dönemlerle sınırlı düşünülmediğini belirtti. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı dil ve kültürlerden insanların ortak değerler etrafında buluşmasının önemine işaret eden Aymaz, şunları söyledi:

“Aziz kardeşlerim, hizmet hiçbir zaman yalnızca belli şahıslara, belli mekânlara veya belli dönemlere bağlı bir hareket olarak düşünülmedi. O hizmetin özünde Allah rızası, insan sevgisi, güzel ahlak, eğitim, diyalog ve insanlığın huzuru için gayret gösterme düşüncesi vardı. Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında, farklı dillerden ve kültürlerden insanların bu değerler etrafında buluşması, bu düşüncenin ne kadar geniş ufuklara açıldığını göstermektedir.”

AYMAZ’DAN İSTİŞARE, ORTAK AKIL VE YENİLENME ÇAĞRISI

Konuşmasında değişen dünya şartlarına ve yeni nesillerin beklentilerine de dikkat çeken Abdullah Aymaz, Hizmet Hareketi’nin kendisini yenilemesi, istişareyi güçlendirmesi ve geçmişteki hatalardan ders çıkarması gerektiğini ifade etti.

Aymaz, Hocaefendi’ye vefanın yalnızca geçmişi hatırlamakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:  “Elbette zaman değişiyor, şartlar değişiyor. Yeni nesillerin soruları, beklentileri ve dünyaya bakışları da değişiyor. Bizlere düşen, bu değişimi bir endişe vesilesi olarak değil, kendimizi yenilemek ve daha faydalı hizmetler ortaya koymak için bir imkân olarak görmektir. Hocaefendi’nin üzerinde durduğu istişareyi, ortak aklı ve kardeşlik hukukunu daha da güçlendirmenin ona olan vefa borcumuzun bir gereği olduğu kanaatindeyim. Gerektiğinde kendimizi muhasebeye tabi tutabilmeli, birbirimizi dinleyebilmeli, hatalarımızdan da ders çıkarabilmeliyiz.Gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli miras sadece kurulmuş müesseseler değil; düşünebilen, üretebilen, vicdan sahibi ve insanlığa faydalı olmayı hayatının gayesi bilen insanlardır. Kırmadan konuşmak, incitmeden uyarmak, kardeşlikten vazgeçmeden yenilenmek hepimizin vazifesidir.”

 

“BİZDEN SONRA GELENLER NASIL BİR HİZMET ANLAYIŞI DEVRALACAK?”

Aymaz, konuşmasının devamında Hizmet Hareketi’nin geleceğine ilişkin önemli bir soru yöneltti. Gelecek nesillere daha kuşatıcı, katılımcı ve insanlığa faydayı esas alan bir anlayış bırakılması gerektiğini vurguladı.“Muhterem dostlarım, Hocaefendimizi anarken kendimize şu soruyu da sormalıyız: Bizden sonra gelenler bizlerden nasıl bir hizmet anlayışı devralacaklar? İnşallah daha kuşatıcı, daha katılımcı, daha açık; ilimde, ahlakta ve insanlığa faydalı olmada daha ileri gitmiş bir anlayış devralacaklar.Unutmayalım ki iyilik, onu yapan insanların ömürleriyle sınırlı değildir. Samimiyetle ekilen bir tohum, Allah’ın izniyle nice nesiller boyunca meyve vermeye devam edecektir. Rabbim muhterem Hocaefendimize gani gani rahmet eylesin. Onu Firdevs’iyle, cemaliyle müşerref kılsın. Rabbim birlik ve beraberliğimizi, uhuvvetimizi ve ihlasımızı muhafaza buyursun.”

Bağımsız Gazeteciliğe Destek Olun

Özgür basının yaşaması ve zulme uğrayanların sesinin duyulması için yayın hayatını sürdüren ZAMAN Avustralya'ya PATREON'dan yapacağınız destek çok kıymetli. Siz de bu sese güç katın!

Patreon'da Destek Ol
KORUCUK’TAN EDİRNE’YE, İZMİR’DEN DÜNYAYA UZANAN HAYAT HİKÂYESİ

Özel programda, Hocaefendi’nin hayatının önemli dönüm noktaları belgesel niteliğindeki animasyonlarla ekrana taşındı. Erzurum’un Korucuk köyündeki çocukluk yılları, ailesinden aldığı dinî eğitim, ilim tahsili ve gençlik döneminin ardından 1959 yılında Edirne’ye uzanan yolculuğu anlatıldı. Edirne Üç Şerefeli Camii’ndeki imamlık yılları, son derece mütevazı şartlarda sürdürdüğü hayatı, caminin pencere bölümünde kaldığı dönem ve öğrencileriyle kurduğu ilişkiler üzerinde duruldu.

Daha sonra İzmir Kestanepazarı’ndaki yıllara yer verildi. Hocaefendi’nin öğrenci yetiştirmek için yürüttüğü çalışmalar, küçük bir tahta kulübede geçirdiği günler, yaz kampları, ilk öğrenci evleri ve eğitim faaliyetlerinin gelişimi yakın şahitlerin hatıralarıyla aktarıldı. Programda, Hocaefendi’nin geçmiş yıllarda yaptığı sohbetlerden ve konuşmalardan seçilen bölümler de yayımlandı.

EDİRNE’DE EV ARKADAŞLIĞI VE HATIRALAR:

İlahiyatçı ve tefsir âlimi Prof. Dr. Suat Yıldırım, Edirne yıllarından itibaren tanıdığı ve bir dönem aynı evi paylaştığı Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ilmî kişiliğini ve eğitim anlayışını anlattı. Hocaefendi’nin vaazlarını sistemli dersler hâline getiren nadir din âlimlerinden biri olduğunu belirten Prof.Dr. Yıldırım, 1975’ten itibaren iman esaslarından İslam ahlakına, aile hayatından çocuk terbiyesine kadar pek çok konuyu yaklaşık 45 yıl boyunca ele aldığını söyledi. Yıldırım, özellikle camilerde düzenlediği soru-cevap toplantılarında binlerce soruya herhangi bir kaynağa başvurmadan verdiği cevapların üniversite gençliği üzerinde büyük etki bıraktığını ve farklı alanlarda eğitim gören öğrencilerin onun dersleri etrafında buluşmasına vesile olduğunu ifade etti.

 

YAKIN ŞAHİTLERİ HOCAEFENDİ’NİN BİLİNMEYEN YÖNLERİNİ ANLATTI

Anma programında ilahiyatçı Said Koşar, Hocaefendi’nin Allah ve Peygamber sevgisi üzerinde durdu. Koşar, onun dinî hayatında dua, gözyaşı, merhamet ve muhabbetin önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

Koşar, Hocaefendi’nin insanları etkileyen yönlerinden birinin de samimiyeti olduğunu ifade ederek, “Biz onun gözyaşlarına vurularak Hocaefendi’yi takip etmeye ve onu anlamaya çalıştık. O gözyaşlarından bir medeniyet kurmuştu.” dedi.

Hocaefendi’nin uzun yıllar yol arkadaşlığını yapan İsmail Büyükçelebi ise onun Kur’an-ı Kerim’e verdiği önemi anlattı. Büyükçelebi, öğrencilerin yalnızca Kur’an okumayı öğrenmelerinin değil, Kur’an’ın anlamını kavrayarak hayatlarına taşımalarının da Hocaefendi’nin temel hedeflerinden biri olduğunu söyledi.Büyükçelebi, “Hocamızın esas hedefi Kur’an-ı Kerim’i anlamak ve hayatımıza hayat yapmaktı.” ifadelerini kullandı.

Programda konuşan Bahattin Karataş da Hocaefendi’nin eğitim anlayışına dikkat çekti. Karataş, onun eğitim faaliyetlerini yalnızca Türkiye ile sınırlı görmediğini, farklı milletlere ve kültürlere ulaşmayı hedeflediğini kaydetti.

Harun Tokak, Hocaefendi’nin vefa anlayışını ve insanlara gösterdiği şefkati anlatarak, onu ve Bediüzzaman Said Nursi’yi yaralı turnaların yardımına koşan iki vefalı turnaya benzetti; her ikisinin de insanlığın yaralı gönüllerini tamir etmeye çalıştığını söyledi.

Emine Eroğlu, Hocaefendi’nin kadınların eğitim, meslek ve sosyal hayatta aktif rol almalarına verdiği önemi anlatarak, Hizmet Hareketi’nin kadınların toplumsal hayata katılmasına ve kendilerini geliştirmelerine önemli katkılar sağladığını ifade etti.

Halide Çelebi, Hocaefendi’nin yardımlaşma ve dayanışmaya verdiği önemi vurgulayarak, onun geride bıraktığı hizmet anlayışının, ihtiyaç sahiplerine el uzatmak, yoksullara destek olmak ve mazlumların yanında durmakla yaşatılabileceğini belirtti.

İlk öğrenci evlerinin kuruluşuna ilişkin hatıralar Hasan Özümcü tarafından paylaşılırken, Hocaefendi’nin günlük hayatına ve çalışma disiplinine ilişkin ayrıntılar da Serkan Gasimov’un anlatımıyla aktarıldı.

 

HATİMLERİN DUASI YAPILDI, MAZLUMLAR UNUTULMADI

Programın son bölümünde Hocaefendi’nin ruhuna ithafen okunan Kur’an-ı Kerim hatimlerinin duası yapıldı.Duada, Hocaefendi’nin yanı sıra vefat eden Hizmet Hareketi mensupları, hicret yollarında hayatını kaybedenler, cezaevlerinde bulunanlar, ailelerinden ayrı kalanlar ve dünyanın farklı bölgelerinde sıkıntı yaşayan insanlar için niyazda bulunuldu.Birlik, beraberlik, kardeşlik ve ihlasın korunması için yapılan duada, gelecek nesillerin yaşadıkları toplumlarda kendi değerlerini koruyarak yetişmeleri temenni edildi.

Yaklaşık üç saat süren anma programı, sunucu Metin Haboğlu’nun teşekkür ve veda konuşmasının ardından, sözleri İbrahim Sayar’a ait olan ve Ahmet Gül tarafından seslendirilen “Sevdiğim” adlı eserle sona erdi.Haboğlu, kapanış konuşmasında, “Bu akşam hatıraların içinde bir ömrün duraklarına uğradık. Kimi zaman hüzünlendik, kimi zaman tebessüm ettik, kimi zaman da hasretimizi tazeledik.” ifadelerini kullandı.Program, Hocaefendi’nin “Geçmiş gidiyor seneler, biz baharı beklerken” mısralarının hatırlatılması ve geride bıraktığı hizmet anlayışının yaşatılacağı mesajıyla tamamlandı.Burak Akif CAN-ZAMAN Avustralya

Bağımsız gazeteciliği desteklemek için bizlere Patreon ile destek olabilirsiniz
Uzun süredir beklenen ‘Uzakta kalan bir hayat’ Gazelle, Avrupa turnesindeSıradaki HaberUzun süredir beklenen ‘Uzakta kalan bir hayat’ Gazelle, Avrupa turnesinde3 Ekim 2026