SEVİNÇ ÖZARSLAN – Tr724
CHP Ankara eski milletvekili Levent Gök’ün sosyal medya hesabından dün yayımladığı görüntüyü izliyorum.
Tarih 18 Haziran 2014.
12 Eylül 1980 askeri darbesinin başındaki isim Kenan Evren 97 yaşında. Darbenin hayatta kalan diğer sanığı, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya ise 89 yaşında.
İkisi de hastanede. Evren Ankara GATA’da, Şahinkaya İstanbul GATA’da tedavi görüyor. Yargılandıkları 12 Eylül davasının karar duruşmasına hastane odalarından görüntülü sistemle bağlanıyorlar.
Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oktay Saday hükmü okuyor. Mahkeme iki sanığa önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası veriyor, ardından takdiri indirim uygulayarak cezalarını müebbet hapse çeviriyor.
Görüntüyü izlerken insanın zihninde ister istemez bugünün Türkiye’si beliriyor.
Çünkü karşımızdaki sıradan bir sanık değil.
Kenan Evren.
12 Eylül 1980’de yönetime el koyan, parlamentoyu fesheden, siyasi partilerin faaliyetlerini durduran askeri darbenin bir numaralı ismi.12 Eylül döneminde yüz binlerce insan gözaltına alındı, binlercesi cezaevine konuldu. Sağcısı, solcusu, ülkücüsü, sosyalisti… İnsanlar ağır işkencelerden geçirildi, idamlar yaşandı. Bir ülkenin üzerinden silindir gibi geçen o dönemin başındaki isim Kenan Evren’di.
Üstelik yaptıklarından pişman da değildi. 2011’de sağlık sorunları nedeniyle Ankara’daki lojmanında alınan ifadesinde, “Pişman mısınız?” sorusuna pişman olmadığını, aynı şartlar oluşsa yine aynı şeyi yapacağını söylemişti.Yıllar önce işkencelerin varlığını da kabul etmişti. 12 Eylül iddianamesinde, Evren’in 2006’da katıldığı bir televizyon programında cezaevlerindeki işkencelere engel olamadıklarını, insanların bu nedenle sakat kaldığını ve öldüğünü söylediği aktarılıyordu.
Ama devlet, bütün bunların sorumlusu olarak yargıladığı 97 yaşındaki Kenan Evren’i hasta yatağından kaldırmadı.GATA’da tedavisi sürerken mahkemeye hastane odasından katılmasını sağladı. Evren ve Şahinkaya, yataklarında yastıklarına yaslanmış halde haklarındaki müebbet hapis kararını dinlediler.
Bir insanın işlediği suçun ağırlığı onun yaşını ve hastalığını ortadan kaldırmaz. Hukuk intikam değildir. Devletin görevi, suçlama ne kadar ağır olursa olsun insan onurunu korumaktır.
Evren 10 Mayıs 2015’te, 98 yaşında GATA’da hayatını kaybetti. Tahsin Şahinkaya da yaklaşık iki ay sonra 90 yaşında öldü. Haklarındaki mahkûmiyet kararı temyiz aşamasında kesinleşmedi ve ölümlerinin ardından dava düştü.
Şimdi bir de bugünün Türkiye’sindeki cezaevlerine bakın.
Kamuoyunun “Köfteci Abdullah Amca” olarak tanıdığı 73 yaşındaki Abdullah Tırpan’a, Sincan Cezaevi’ndeki 89 yaşındaki esnaf Erol Şengök’e, İzmir Buca Cezaevi’ndeki 71 yaşındaki yazar Ali Ünal’a…
Hiçbiri bir askeri darbenin lideri değil.
Parlamentoyu feshetmediler, anayasayı ortadan kaldırmadılar, tanklara emir vermediler, ülke yönetimine el koymadılar.
Ama 15 Temmuz’un ardından yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklandılar ve ileri yaşlarına, hastalıklarına rağmen cezaevinde tutuluyorlar. Onlar gibi çok sayıda yaşlı ve ağır hasta insan bugün cezaevlerinde yaşam mücadelesi veriyor.
İnsanın aklı işte burada duruyor.
Üstelik hikâyenin çarpıcı bir başka tarafı daha var.
Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkındaki soruşturma, 12 Eylül 2010 referandumunda Anayasa’nın geçici 15. maddesinin kaldırılmasının ardından başladı. Evren’in ifadesi sağlık durumu nedeniyle evinde alındı.
12 Eylül iddianamesini hazırlayan dönemin özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin, Evren ve Şahinkaya’nın “ilerlemiş yaşları ve sağlık durumlarını” özellikle dikkate aldı; tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerinden birinin uygulanmasını istedi.
Savcılık, Türkiye’nin en ağır darbelerinden birinin iki sanığı için bile çok temel bir hukuk ilkesini gözetiyordu: Suçlama ne kadar ağır olursa olsun yaş ve sağlık durumu yok sayılamaz.
Tarihin garip cilvesi, 15 Temmuz’dan sonra ortaya çıktı.
12 Eylül soruşturmasında görev alan bazı yargı mensupları bu kez kendileri sanık oldu. İddianameyi hazırlayan Kemal Çetin önce açığa alındı, ardından meslekten ihraç edildi. Kenan Evren’in ifadesinin alınması sürecinde görev yapan dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Hüseyin Görüşen tutuklandı ve daha sonra 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Evren ve Şahinkaya hakkındaki müebbet hapis hükmünü okuyan Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oktay Saday ise görevini sürdürdü, daha sonra emekli oldu. Saday, 2019’da 69 yaşındayken akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.
Türkiye’nin yakın tarihi bazen gözünüzün önüne öyle sahneler çıkarıyor ki, yıllar sonra yan yana koyduğunuzda insan ne söyleyeceğini bilemiyor.
Bir tarafta Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır askeri darbelerinden birinin lideri var. Diğer tarafta yıllar sonra darbeyle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan yaşlı insanlar… Onların hastalıklarının cezaevinde ağırlaşmasını, hastane ile cezaevi arasında gidip gelmelerini, ailelerinin tahliye çağrılarını konuşuyoruz.
Türkiye’nin adalet anlayışı Kenan Evren’den Abdullah amcaya giderken nasıl bu kadar geriye gidebildi?
Levent Gök’ün yayımladığı o birkaç dakikalık görüntü bu yüzden yalnızca 12 Eylül davasının arşiv kaydı değil, bugünün Türkiye’sine tutulmuş bir ayna gibi.
Kenan Evren 10 Mayıs 2015’te 98 yaşında GATA’da hayatını kaybetti. Hakkındaki hüküm kesinleşmeden öldüğü için aldığı müebbet hapis cezası infaz edilmedi.
Ama belki bugün geride bıraktığı en çarpıcı görüntülerden biri, bir hastane yatağında mahkemenin kararını dinlediği o birkaç dakikadır.
İnsan onuru iktidara, döneme, suçlamaya ve sanığın kim olduğuna göre değişmez.
Kenan Evren’e gösterilen şey merhamet değildi.
Ayrıcalık hiç değildi.
Hukuktu.
Ve bir ülkede hukuk, Kenan Evren’e var da Abdullah amcaya yoksa, orada tartışılması gereken artık Abdullah amcanın ‘suçu’ değil, adaletin kendisidir.












