İzmir’de Hizmet Hareketi Cemaatine yönelik davalar kapsamında 6 yıl 10 ay hapis cezası verilen Kur’an-ı Kerim öğretmeni Zeynep Çoban’ın 20 Şubat’ta tutuklandığı ortaya çıktı.
Halen Denizli T Tipi Kadın Cezaevi’nde bulunan Çoban’ın, İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Bank Asya’ya para yatırmak, dini sohbetlere katılmak, bu sohbetlerde Kur’an-ı Kerim okumak ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 4 Mart 2020’de 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldığı öğrenildi.
İlk olarak 5 Mayıs 2017’de gözaltına alınan Çoban, beş gün sonra tutuklandı. Yaklaşık yedi ay cezaevinde kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Hakkındaki hüküm istinaf ve Yargıtay tarafından da onanan Çoban, 20 Şubat 2026’da cezasının infazı için kendisi giderek teslim oldu.
MAHKEMEDE SUÇLAMALARI TEK TEK REDDETTİ
14 yaşında bir kızı, 6 yaşında bir oğlu bulunan Zeynep Çoban, 2017 yılında o dönem başkanlığını Aytaç Ballı’nın yaptığı İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmalarda hakkındaki suçlamalara ayrıntılı şekilde cevap verdi.
Açıköğretim Fakültesi’nde iki yıl ilahiyat eğitimi aldığını, babasının imam olduğunu ve müftülüklere bağlı Kur’an kurslarında öğretici olarak görev yaptığını anlatan Çoban, herhangi bir cemaatle bağının bulunmadığını söyledi. Dini sohbetlere, yardım amaçlı yapılan kermeslere ya da kahvaltılara katılmadığını, hiçbir maddi yardımda bulunmadığını ve Zaman gazetesine aboneliğinin olmadığını belirten Çoban, bugüne kadar Fetullah Gülen’in vaaz ya da sohbetlerini de dinlemediğini ifade etti.
“BENİ SADECE KUR’AN OKUDUM”

Dosyada suçlama konusu yapılan ev toplantılarıyla ilgili de açıklama yapan Çoban, “Ara sıra N.C.‘nin evine Kur’an okumaya gittim fakat orada ne amaçla toplandıklarını bilmiyorum. Ben ilahiyat okuduğum için beni Kur’an okumak için çağırdılar.” dedi.
“FAİZSİZ BANKACILIK NEDENİYLE BANK ASYA’DA HESAP AÇTIM”
Bank Asya hesabına ilişkin iddiaları da reddeden Çoban, hesabı herhangi bir talimat üzerine değil, faizsiz bankacılık sistemi nedeniyle açtığını belirtti.Oturdukları bölgede hırsızlık olaylarının sık yaşandığını söyleyen Çoban, bu nedenle bankada hesap açtığını, yatırdığı paranın da yaklaşık 3 bin 500 lira gibi düşük bir meblağ olduğunu ifade etti.
“MADDİ DURUMUM NEDENİYLE ÇALIŞMAK ZORUNDAYDIM”
Hakkındaki çalışma hayatına ilişkin iddialara da değinen Çoban, İzmir Güzelbahçe Yamanlar Koleji’nde Kur’an-ı Kerim öğretmeni olarak görev yapmadığını, yalnızca bir yıl Din Kültürü usta öğreticisi olarak çalıştığını söyledi.Maddi sıkıntılar nedeniyle çalışmak zorunda kaldığını belirten Çoban, birden fazla ilçe müftülüğüne iş başvurusunda bulunduğunu, aynı dönemde Yamanlar Koleji’ne de başvurduğunu anlattı. Çocuğunun da iddia edildiği gibi Yamanlar Koleji’nde değil, Yumurcak Dünyası Anaokulu’nda eğitim gördüğünü ifade etti.
Savunmasının sonunda ise hakkındaki suçlamaları reddeden Çoban, “Ben hiçbir terör örgütüne üye değilim. Böyle bir yapıya maddi ya da manevi desteğim olamaz. Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum ve beraatimi talep ediyorum.” sözleriyle mahkemeden beraatini istedi.
YENİDEN YARGILAMA TALEBİ REDDEDİLDİ
İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesi, “üyelik” suçlamasıyla 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Zeynep Çoban’ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Karslı ve Diğerleri Kararı sonrasında yaptığı yargılamanın yenilenmesi başvurusunu reddetti. Mahkeme, başka başvurucular hakkında verilen AİHM ihlal kararlarının, aynı hukuki durumda bulunan kişiler açısından doğrudan yeniden yargılama sebebi oluşturmayacağını belirterek talebin “kabule değer olmadığına” hükmetti. Ayrıca infazın durdurulması istemi de reddedildi.
Kararda, AİHM’in başka kişiler hakkında verdiği ihlal kararlarının, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi kapsamında ne “yeni delil” ne de “yeni olay” sayılabileceği ifade edildi. Mahkeme, AİHM kararının yalnızca ilgili başvurucular bakımından sonuç doğurduğunu, bu nedenle Zeynep Çoban’ın dosyasında yeniden yargılama koşullarının oluşmadığını belirtti.
Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Zeynep Çoban ile aynı hukuki durumda bulunan başvurucuların dosyalarında, Bank Asya hesabı, dini sohbetlere katılma ve benzeri “kriter” olarak adlandırılan olguların suçun unsuru gibi değerlendirilmesini hem adil yargılanma hakkının hem de “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin ihlali olarak değerlendirdi. Mahkeme, suçun maddi unsurları ortaya konulmadan bu kriterlere dayanılarak otomatik mahkûmiyet kurulamayacağını vurguladı. Karar, benzer dosyalar açısından emsal niteliği taşıyor.













